{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/943 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2185<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/51 Esas - 2021/221 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: FSEK Tecavüzün Ref'i Manevi Tazminat<br>KARAR TARİHİ \t: 19/12/2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 19/12/2024<br>                      <br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk  Mahkemesince verilen 27/10/2021 gün ve 2020/51 Esas 2021/221 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t\t\t\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacının bir takım sanat eserlerini 18/04/2019 tarihinden itibaren ...'nde sergilediğini, davalı tarafın galeride katalog çekimleri yaptığını ve müvekkilinin sanat eserlerini kendi katalog ve reklam filmlerinde ana unsurlardan biri olarak kullandığını, müvekkilinin fikri haklarına tecavüz gerçekleştirdiğini belriterek davalı şirketin internet platformlarına erişimin engellenmesini, 21.300 Euro davaya konu altı eserin emsal sözleşme bedeli tazminatını, 5.000 Euro manevi tazminat ve kazancın iadesi olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100 TL talep ve dava etmiştir.  <br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacının sunduğu hak sahipliği evraklarından, telif hakkı talep edilen eserlerin tek hak sahibinin ... olmadığını, ... isimli şahsın da bu eserlerin hak sahiplerinden biri olduğunu, ...'nın huzurdaki davanın davacılarından biri olmadığını kendi adına dava açılması için Davacı ...'e herhangi bir yetki de vermediğini davacının tek hak sahibi olmaması nedeniyle, eserler üzerinde diğer hak sahibi ... ile zorunlu dava arkadaşı olarak dava açması gerektiğini, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği eserlerinin sergilendiği ...'nin sahibi olan şirketten mezkur yerin fotoğraf çekimleri için kullanılması hususunda izin aldıklarını, davacıdan haberi olduğu anda da görselleri kaldırdıklarını, tecavüzün devam etmediği için tecavüzün ref'i taleplerinin olmaması gerektiğini, davacının eserlerinin galeriden satın alınması durumunda Galericinin, satım bedelinin % 15'ini komisyon bedeli olarak alacağı şekilde sözleşmelerinin mevcut olduğunu, bu durumunda davacının eserlerini salt sergilensin diye değil, ticari menfaat elde etmek için galeride sergilediği için davanın reddini talep etmiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu fotoğraflarlarla ilgili olarak, ... ile davacı arasındaki sözleşme ve davacının kişisel websitesinde de dava konusu fotoğrafların yer alması dikkate alındığında davacının davaya konu fotoğraflarının FSEK 11’deki karine çerçevesinde  eser sahibi olduğu, davacının eserlerinin yer aldığı sergide davacının fotoğraflarının arka fon olarak kullanılıp davalı ürünlerinin reklamının yapılmasının davacı eser sahibinin mali haklarından FSEK 22 çerçevesinde çoğaltma, FSEK 24 çerçevesinde temsil, FSEK 25  çerçevesinde iletim hakkının ihlalini oluşturduğu, davalı kullanımlarında davacının eser sahibi olarak belirtilmemesi nedeniyle FSEK 15’ye düzenlenen manevi haklardan eser sahibi olarak belirtilme hakkının ihlal edildiğini, davacı her ne kadar davaya konu eserlerin satış bedellerini emsal <br>bedel olarak sunmuş ise de burada satış olmayıp reklamda görüntülerin arka fon olarak kullanımı şeklinde olmakla kullanımın şekli, eserin niteliği, sayısı, süresi, reklama katkısı gibi kriterler birlikte değerlendirildiğinde 6 eser için eser başına 1.500 TL’den 9.000 TL olduğu ve davacının bu bedelinin FSEK 68 çerçevesinde  3 katı tutarında tazminat talep edebileceği, davacı maddi tazminat olarak FSEK m.68 hükmü uyarınca ref bedelinin (telif tazminatı) ve FSEK 70/3 hükmü uyarınca tecavüz nedeniyle temin edilen karın iadesi talebinde bulunmasına karşın, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 veya FSEK.m.70.f.3 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam <br>bedelin, istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olup, bu bedellerden hangisi yüksek ise ona hükmedileceğini, ayrıca 68. madde uyarınca tazminata hükmedildiğinde taraflar arasında varsayımsal sözleşme kurulacağından ref talebinin yerinde olmadığını, davacı eserlerinin davalı reklamında arka fon olarak kullanımının reklam çekiminden elde edilecek kara etkisinin hesabının mümkün olamayacağından, bu çerçevede karın iadesine ilişkin hesaplamanın TBK 50 ve 51 çerçevesinde yapıldığı, anılan hükümler çerçevesinde hükmedilecek maddi tazminatın ortalama olarak 10.000 TL olacağı, eylemlerin yeri ve ağırlığı dikkate alınarak davacı lehine FSEK.m.68 uyarınca 3 katı tazminat olan 27.000 TL'nin uygun olduğu, tarafların sosyal ekonomik durumu, eylemin ağırlığı zarar miktarı dikkate alınarak 10.000 TL manevi tazminatın takdirine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, bilirkişi raporuna yapılan itirazlarıyla ek rapor  talebinde bulunmalarına karşın, itirazlarının dikkate alınmadığını, eksik rapora göre hüküm kurulduğunu, döviz cinsinden (Euro) taleple bulunmalarına karşın, TL üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, TBK'nun Madde 99 düzenlemesinin buna cevaz verdiğini, ayrıca, HMK Madde 26 kapsamındaki \"taleple bağlılık ilkesi\" gereğince dava dilekçesindeki davacının döviz cinsinden talebi doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, takdir edilen değerlerin, somut olayın gerektirdiğinden çok daha az olmasının yanı sıra; sanatın tabiatına aykırı olarak, her bir sanat eseri için aynı bedelin belirlenmiş olmasının raporun bedel yönünden hatalı olduğunu gösterdiğini, sanat eserinin tabiatı gereği her birinin kıymetinin birbirinden farklı olup, davaya konu 6 eserin her biri için aynı bedelin belirlenmesinin hatalı olduğunu, ayrıca, belirlenen miktarların, eserlerin sözleşme emsal bedelleri göz önüne alındığında kabul edilemez derecede az olduğunu, ortada emsal sözleşme bedelleri mevcut iken bu şekilde bir değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, davaya konu eserler üzerindeki tek hak sahibinin davacı olduğunu, ...'nın davaya konu eserler üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını, eserlerin izinsizce kullanıldığı katalog ve reklam filmlerinin ... giyim markası adı altında yayınlandığı, buna ilişkin internet sitesinde tüm iş ve işlemler için  \"İletişim\" kısmında muhatap olarak .... A.Ş. yer alması nedeniyle pasif husumetin bulunduğunu, müvekkilinin eserlerinin bulunduğu katalog ve reklamların aynı gün toplandığı iddiasının gerçek olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>\tDavalı vekili, yerel Mahkemece bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin baz alındığı, raporda yer alan aleyhe değerlendirmelere yönelik itirazlarına yer verilmediği, davacının sunduğu hak sahipliği evraklarından, telif hakkı talep edilen eserlerin tek hak sahibinin davacı olmadığı, ... isimli şahısın da bu eserlerin hak sahiplerinden biri olduğu, davacının aktif husumetinin bulunmadığı, raporda hak sahipliği hususunda yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, diğer taraftan müvekkili şirketin mekanda reklam amaçlı fotoğraf çekimi yaparak bir katalog meydana getirdiği, ancak tüm katalog ve reklamları aynı gün toplayıp yayından kaldırdığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/280 D.iş sayılı dosyasına davacı tarafça sunulan talep dilekçesinde de youtube kanalı üzerinden yayınlandığı iddia olunan videonun hiç bir şekilde oynatılamadığı ve görüntülerin silindiğinin bizzat davacı tarafından da belirtildiğini, müvekkilinin hiçbir surette görüntüleri yaymadığını, iletip çoğaltmadığını, bu sayılan eylemler gerçekleştirilmediğinden eser sahibinin ismini belirtmesinin de gereği olmadığını, buna bağlı olarak ihlal edilen herhangi bir manevi hak söz konusu olmadığını, müvekkil Şirketin, davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği eserlerinin sergilendiği ...'nin sahibi olan Şirketten mezkur yerin fotoğraf çekimleri için kullanılması hususunda izin aldığını, bu nedenle söz konusu mekanda fikri hakların konusu olabilecek eserlerin sergilenip sergilenmediği ya da fotoğraf çekiminin yapılması durumunda eser sahiplerinin haklarına halel gelip gelmeyeceğini kontrol etmekle mükellef olmadıkarını, bu konuda hassasiyet göstermesi ve ilgili mekanı kullanma hususunda izin vermemesi gereken galerinin sahibi olan şirket olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir kar elde etmediğini, mezkur eserleri reklamlarında da fiilen kullanmadığından herhangi bir ref bedeline de hükmedilmemesi gerektiğini, davaya konu eserlere ilişkin görüntülerin umuma arz edilmediğini, aynı gün toplandığını, bu nedenle ref tazminatı ile ilgili aleyhe herhangi bir hesaplama yapılmaması gerektiğini, umuma dahi arz edilmeyen reklamlarda ve kataloglarda ilgili görüntülerin arka fon olarak kullanıldığını, aleyhe bir değerlendirme durumunda dahi çok cüzi bir bedele karşılık gelmesi gerektiğini, karın iadesi yönündeki taleple ilgili aleyhe yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, mezkur görüntüler sayesinde elde edilen bir gelir söz konusu olmadığını, davacının herhangi bir manevi zarar görmediğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>\tGEREKÇE :Dava, FSEK kapsamında güzel sanat eseri niteliğindeki fotoğraflar üzerindeki mali ve manevi hakların davalı tarafından ihlali nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini ile tecavüzün men'i istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.  <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. <br>\tSomut olayda davacının sanat eseri niteliğindeki fotoğraflarının ...'nde sergilediği sırada, davalı tarafça galeride katalog çekimleri yapıldığı ve davacının söz konusu sanat eserlerinin izinsiz olarak reklamlarda ve kataloglarda arka fon görüntüsü olarak kullanıldığı gerekçesiyle davacının FSEK 68. Maddesi uyarınca maddi ve manevi zararların giderilmesi ve tecavüzün men'i talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>\tDava dilekçesi incelendiğinde davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin döviz olarak, kazancın iadesi yönündeki talebini ise ve TL olarak hüküm altına alınmasını istemesine karşın, mahkemece davacının istemlerinin TL olarak hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.  <br>\t6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un \"Yabancı para borcunda faiz\" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir.<br>\tDavacının, TBK'nun 99. maddesi uyarınca alacağını yabancı para olarak ödenmesinin talep edilebileceği, bu durumda alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği, davacının tercih hakkını kullanarak borcun Euro üzerinden ödenmesini istediği anlaşılmakla, dava dilekçesindeki talebe uygun olarak talebin Euro cinsinden hüküm altına alınması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, diğer taraftan taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itiraz ederek, ek bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmalarına karşın, mahkemece tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde ek rapor alınmamasında da isabet bulunmadığı, bu yönlerden taraf vekillerinin istinaf itirazlarının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilerek, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>2-İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/10/2021 gün ve 2020/51 Esas 2021/221 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbdaddac748bea57","SID":"a8a3218891a4a890"}}