{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1481 <br>KARAR NO: 2024/1836<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/06/2023<br>NUMARASI: 2023/216 Esas -  2023/535 Karar<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle,  Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkillerinin sicilden terkin edilen ... Tic. A.Ş. isimli şirkette pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri olduğunu, davaya konu şirketin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... ticaret sicil numarası ile sicile kayıtlı olduğunu, söz konusu şirketin, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince son 5 yıl olağan genel kurulunun yapılmaması nedeniyle münfesih sayılarak 14.04.2015 tarihinde re’sen terkin edildiğini, ihyası istenen şirketle dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. ŞTi arasında 24.10.2022 yapılan araç satış sözleşmesi gereğince, ... Tic. A.Ş adına kayıtlı olan ..., ... , ..., ..., ... plakalı  araçların ... şirketine devredilmesi gerektiğini, bu sözleşme gereğince araçların üzerinde mevcut olan hacizler nedeniyle araçların devredilemediğini, hacizlerin kaldırılmasından sonra araçların bu şirkete devredileceğinin belirtildiğini, yine şirketin terkin tarihi itibariyle borçları mevcut olup şirkete karşı açılan ve devam eden dava ve icra takiplerinin bulunduğunu, davaya konu şirkete terkine ilişkin olarak usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı gibi resen terkine ilişkin ilanlarında usulünce yapılmadığını belirterek  re’sen terkin olunan ... Tic. A.Ş. 'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ticaret Sicili Müdürlüğü TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi\" ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ... Ticaret Anonim Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; “Aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılmaması“ gerekçeleriyle resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 14.04.2015 tarihinde yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, müvekkili tarafından söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğini ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun  kabul edilmesi gerektiğini ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilinin eksik bir işleminden bahsin dahi mümkün olmadığını,   müvekkilinin, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasın gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağın savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \"Yapılan yargılama, toplanan deliller uyarınca davacıların bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, sicilden terkin edilen şirketin resen terkin işleminden önce açılmış ve devam eden davasının bulunduğu, yine vergi daireleri nezdinde ödenecek borçları olup adına kayıtlı araçların devir işlemleri içinde ihyasının gerektiği, davacının talebinin TTK Geçici 7. maddesi koşullarını taşıdığı, bunun yanında usulsüz terkin ile dava açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine de HMK'nın 326. Maddesi gereği  yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken TTK Geçici 7.maddesi uyarınca resen terkin olan ... Nak.ve Tic.AŞ.nin halen adına kayıtlı olan ..., ..., ..., ... ve ... plaka sayılı araçların satış ve devir işlemlerinin tamamlanması, şirketin İstanbul Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi, İstanbul Kozyatağı Vergi Dairesi, Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine olan borçlarının ödenmesi, Küçükçekmece 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/336 E.(yeni esası 2020/92 E.2022/260 K.sayılı dosyası)sayılı dosyasında verilen kararın icrasına ilişkin İstanbul Anadolu ...İcra Müd. ... E.ve Bakırköy ...İcra Müd. ... E.sayılı takip dosyasında devam eden işlemlerle sınırlı olarak ihyasına, şirketin Ticaret Siciline tesciline, kararın Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmamış olmasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, mevzuat gereğince dava konusu edilen şirketi sicilden terkin eden davalının davanın açılmasında, kanun gereği zorunlu işlem tesis eden taraf olmak (yasal hasım olmak) dışında, davanın açılmasına sebep verdiğinden bahsedilemeyeceğini, Mevzuat gereğice işlem yapan davalının yaptığı işleminin de hukuka uygun olduğunu, mezkur hüküm kapsamına giren şirketin/kooperatifin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından, bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından), buna ilişkin yazılı beyanın, davalı müdürlükçe verilmesi gerektiğini, re’sen terkin kapsamına giren dava konusu şirkete ve şirket yetkilisine de, ihtar gönderilmiş ve şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarımızdaki adreslerine gönderilen ihtar yazıları, adres yanlış olduğu gerekçesi ile iade edildiğini, mahkeme kararında belirtildiği gibi gerekli tebligatın eksik yapılması söz konusu olmayıp bir an için dava kabul dahi edilse, davalı aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu şirketin, \"sınırlı olmak üzere ihyasına\" karar verilmesine rağmen tasfiye memuru atanmadığını, TTK m. 547/2 gereğince, sınırlı olarak ihyasına karar verilen şirketlerin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması Kanun'un bir gereği olduğu gibi zorunluluk arz ettiğini, beyanla İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davalı aleyhine yüklenen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilen şirketin derdest dava dosyası nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar vermiş, tasfiye memuru atanması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf  yasa yoluna başvurmuştur. TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler. TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. TTK geçici 7/15. Maddesinde düzenlenen Hak düşürücü ancak yasa da düzenlenen geçerli bir terkin işlemine yönelik açılacak davalarda öngörülmüş olup  somut olayda olduğu gibi geçerli bir terkin işlemi bulunmayan  haller TTK'nın geçici 7 maddesinde  öngörülen hak düşürücü süreye tabii olmadığı gibi henüz yeni bir yasal düzenleme yapılmasa da AYM'nin 22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi  iptal edilmiştir. 23/5/2024 tarih ve 7511sayılı kanunun 16 maddesi  ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine \"...Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz\" düzenlemesi eklenmiştir. TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan  sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde Derdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için TTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Somut olayda davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından davaya konu  şirketin 30/12/2012 gün ve ... sayılı resmi gazetede yayınlanan \"Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin\"  Tebliğ'in 5. maddesinin 1-ç bendi uyarınca 14/04/2015 tarihinde münfesih olmaları nedeniyle  TTK geçici 7. Madde kapsamında Ticaret Sicil Gazetesinde gerekli ilan yapılarak süresi içerisinde bir başvuru yapılmadığından sicil kaydı resen terkin edilmiştir. Sicilden terkin edilen şirketin vergi borçları olduğu adına kayıtlı araçların bulunduğu ve yine şirket  terkin edilmeden önce açılan derdest dava ve icra takibi bulunduğu  görülmüştür. Davalı ... sicil Müdürlüğü dosya sunulan; yasanın amir hükmü uyarınca terkin edilen şirketin kayıtlı son adresine ve şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yapıldığına ilişkin herhangi bir mazbata/belge sunulmadığı gibi sicil dosyasında da davaya konu şirkete yapılan tebligatın iade edildiğine ilişkin sicil müdürlüğü tarafından düzenlenen belgeyi destekleyecek mahiyette herhangi bir mazbata-belge de sunulmamış ve sicil dosyasında da rastlanılmamıştır. Buna göre yasa hükmünde öngörülen ihtar koşulunun yerine getirildiği hususu, davalı tarafça ispat edilememiştir. Davacının devam eden dava dosyası ve icra takibi ve üzerine kayıtlı araçların tasfiyesi ve vergi borçlarının ödenmesi işlemleri nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı mevcut olup, terkin edilen şirket yönünden ihya koşulları oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi verilmesinde  bir  isabetsizlik görülmemiştir. Ancak re'sen sicilden terkin edilmiş şirketler bakımından ihya kararı verilmesi halinde\tderdest dosya işlemlerine hasren ihya edilen münfesih konumda olan şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılması için TTK 547/2 maddesi uyarınca  tasfiye memuru atanması (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2022 tarih 2022/2187 E. 2022/3135 K.) ve davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından, kararın kaldırılmasına derdest dava dosyasındaki işlemlere hasren şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline ve ilanına ,şirket yetkilisi davacı ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye ücreti takdirine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücretinin takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; istinafa konu ilk derece mahkemesi kararının   HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA; 1-Davanın KABULÜNE; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken TTK Geçici 7.maddesi uyarınca resen terkin olan ... Nak.ve Tic.AŞ.'nin halen adına kayıtlı olan ..., ..., ..., ... ve ... plaka sayılı araçların satış ve devir işlemlerinin tamamlanması, Şirketin İstanbul Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi, İstanbul Kozyatağı Vergi Dairesi, Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine olan borçlarının ödenmesi, Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2009/336 E. (yeni esası 2020/92 E.2022/260 K.sayılı dosyası)sayılı dosyasında verilen kararın icrasına ilişkin İstanbul Anadolu ... İcra Müd. ... E.ve Bakırköy ...İcra Müd. ... E.sayılı takip dosyasında devam eden işlemlerle sınırlı olarak İHYASINA, 2-Tasfiye memuru olarak (TC:...) davacı ...'in atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, 3-Kararın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilanına, 4-Karar harcı 427,60 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 346,9 TL harcın davacıdan alınarak hazine adına irad kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK 333 .maddesi  ve  Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafın istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  18/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"71ca6c17ffd27f90","SID":"b67a95ef261da7a9"}}