{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1778 <br>KARAR NO: 2024/1876<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/05/2024<br>NUMARASI: 2024/57 E.  -  2024/533  K.<br>DAVANIN KONUSU: Zayi Belgesi Verilmesi<br>Zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davacının ... Mahallesi ... Sk. No:.. adresinde İnşaat işi ile faaliyet gösterdiğini, davacıya ait ... Mahallesi ... Sokak No:.. Çatalca/İstanbul adresindeki işyerinde 21.12.2023 tarihinde su baskını nedeniyle davacının oğlunun İtfaiyeye müracaat ettiğini, itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu ve davacının oğlunun suyu tahliye ettiklerini ancak bu su baskını nedeniyle davacının iş yeri tamamen su gördüğünden bu yerde mevcut olan dava konusu tüm defter, fatura ve sair belgelerin zarara uğradığını iddia ederek,  2013 -2014 -2015 -2016 -2017 -2018 -2019 -2020 -2021 -2022  yıllarına ait tüm defter, fatura ve sair belgelerin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...talep eden tarafından  iptali istenen defter ve kayıtların  dava dışı ...Ltd. Şti'ye ait olduğu, ...'in kendi adına dava açtığı, ...'in ...Ltd. Şti ortağı ya da yetkilisi de olmadığı bu durumda talep edein bu davada aktif husumet ehliyetine haiz olmadığı anlaşıldığından davacının davasının aktif husumete ilişkin  dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.( Yargıtay 11.hukuk dairesi' nin 02/05/2017 tarih 2015/15331 esas 2017/2581 karar sayılı ilamı ) ... \" gerekçesiyle davanın aktif husumete ilişkin  dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davanın aktif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, müvekkilinin ticari işletmesinde bulunan ve su baskını nedeniyle zarar gören ticari defterlerin zayi olması nedeniyle TTK'nın 82. maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesine dair müracaatta bulunulduğunu, mahkemenin ret gerekçesinde iptali istenen defter ve kayıtların dava dışı ... Ltd. Şirketi'ne ait olduğu, davacının kendi adına dava açtığı, şirketin yetkilisi ya da ortağı olmadığı bu durumda aktif husumet ehliyetine haiz olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, müvekkilinin vergi mükellefi anlamında şahıs mükellefi olduğunu, evrakların ...... Ltd Şirketi ve ... AŞ Şirketinin olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin o tarihlerde şirketin kurucu ve ortağı olduğunu, vergi mükellefi olarak sorumluluğun devam ettiğini, mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmaksızın aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararının yerinde olmadığını, SGK kurumundan gerekli bilgi ve belgelerin istenmesi gerektiğini, müvekkilinin zayi belgesi almasında hukuki yararının olduğunu, davacı olarak taleplerinin ...Ltd Şirketi olarak sehven yazıldığını, talep eden  şahsa zayi belgesi verilmesinin talep edildiğinin  dava dilekçesinden görüldüğünü iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve  talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 82/7. maddesi gereğince  zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda talebin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 82/1. maddesi gereğince, \"Tacir, ticari defterlerini, envanterleri, finansal tablo, bilanço ve faaliyet raporlarını, aldığı mektupları (bir ticari işe ait yazışmaları), gönderdiği mektup suretlerini, kayıtlara esas olan belgeleri, sınıflandırılmış şekilde saklamakla yükümlüdür.\" Saklama süresi on yıl olup sürenin başlangıcı da kanunda belirtilmiştir (TTK m.82/5-6). Defter ve belgelerin saklanması yükümü, gerçek kişi tacirlerde ticaretin terk edilmesinden sonra sürdüğü gibi, tacirin ölümü halinde mirasçılar bakımından da devam eder. Mirasın resmi tasfiyesi veya tüzel kişiliğin sona ermesi durumlarında, defter ve belgeler Sulh Hukuk Mahkemesince saklanır (TTK m.82/8). Saklanması gereken defter ve belgeler, saklama süresi içinde, yangın, deprem, su baskını gibi bir afet veya hırsızlıktan dolayı zayi olursa, tacirin (ölmüşse mirasçılarının), durumu öğrendikten itibaren 30 gün içerisinde işletmenin olduğu yerdeki mahkemeye başvurarak zayi belgesi alması gerekir. Kanun’da “isteyebilirler” denmiş ise de bu bir zorunluluk niteliğindedir. Zayi belgesi için açılan dava, çekişmesiz yargı işidir (TTK m.82/7). Tacirin yukarıda bahsedilen  kanun maddesinden yararlanabilmesi için ticari defter ve belgelerinin korunabilmesi amacıyla gerekli dikkati ve ihtimamı göstermiş olması gerekmektedir. Ayrıca, ziya durumunun tacirin iradesi dışında meydana gelmesi zorunludur. Somut olayda, davacı gerçek kişi adına açılan davada, iş yerine ait adreste 21.12.2023 tarihinde su baskını nedeniyle ticari defter, fatura ve sair belgelerin zarara uğradığını iddia ederek zayi belgesi verilmesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinin açıklamalar kısmında vekil, müvekkilinin ... Mahallesi Dr.... Sk. No: adresinde inşaat işiyle faaliyet gösterdiğini belirtmiştir. Herhangi bir şirket unvanına yer verilmemiştir. Dilekçeye ekli olarak 23.12.2023 tarihli Çatalca İtfaiye Grup Amirliğine ait tespit raporunda garaj içerisinde yerden yaklaşık 20 cm yüksekliğinde su dolduğu ve vatandaşın suyu kendisinin tahliye ettiği, bu seviyedeki eşyaların ve çeşitli evrakların ıslanmak suretiyle zarara uğradığı belirtilmiştir. İtfaiye tespit raporundaki olay yeri adresi, dava dilekçesinde belirtilen davacı adresi olarak ifade edilen ... Mahallesi Dr. ... No:.. adrestir. Mahkeme tarafından, davacı şahısla ilgili olarak ticaret  sicil kayıt bilgileri, vergi dairesi cevabı yazıları dosya içerisine celp edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Odasına ait belge örneğinde , İstanbul Avcılar adresinde mevcut dava dışı ...Taahhüt San.ve Tic Ltd. Şirketi bilgileri mevcuttur. Söz konusu sicil kaydında, adı geçen şirketin münferiden müdürünün ... olduğu, davacı ...'in ise eski ortak ve münferiden müdürlerden olduğu anlaşılmaktadır. Ancak eldeki dava, adı geçen şirkete ait defterlere ilişkin değildir.  Mahkemece, ön inceleme duruşmasında, talebin dava dilekçesinde belirtilmeyen ... Şirketine ait fatura ve sair belgelerin zayine ilişkin olduğu tespiti sonrasında davacı vekilinin zapta geçen beyanı sonrasında karar verilmiştir. Mahkeme tarafından davacı vekilinden HMK'nın 31. maddesi kapsamında dava dilekçesindeki talebi ile firma sicil kayıtları arasındaki çelişki açıklattırılmamıştır. Verilen karar dava dilekçesindeki taleple ilgili değildir. Talep konusu yapılmayan dava dışı şirket bilgileri kapsamında karar verildiği anlaşılmaktadır. Dilekçede belirtilen  davacının inşaat işi ile ilgili herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Hüküm HMK'nın 297 ve ilgili mevzuat hükümlerine  uygun değildir. Çünkü davacı gerçek kişi eski ortağı ve yetkilisi olduğu İstanbul Avcılar adresindeki şirkete ait defter ve belgeleri için değil, Çatalca adresindeki su baskını sonucunda zayi olduğu belirtilen inşaat işine ait defter ve belgeler için zayi belgesi verilmesi talebinde bulunmuştur. Diğer taraftan, mahkemece, aktif husumet ehliyetinin dava şartı olarak değerlendirilmesi de usule aykırıdır. Zira taraf sıfatı, yani davacı ve davalı sıfatı, dava şatlarından olan taraf ve dava ehliyetlerinden farklıdır. Taraf sıfatı, dava şartlarından değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararını kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;  HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b40faec244c67a25","SID":"5fb70cce51682517"}}