{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/817 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1838<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                               \t: 06/10/2021 <br>NUMARASI\t\t: 2019/1233 Esas - 2021/758 Karar<br>DAVA             \t\t: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t\t: 12/12/2019<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarihli, 2019/1233 Esas ve 2021/758 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankayla davalı şirketin borçlu, diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla taraf oldukları genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden kullandırılan taksitli ticari kredi borçlarının ödenmemesi nedeniyle davalılara kat ihtarnamesi düzenlenerek tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen  borcun ödenmediğini, bunun üzerine davaya konu icra takibinin yapıldığını, davalıların borca, faize ve alacağın diğer ferilerine haksız ve kötü niyetli itiraz etmeleri nedeniyle takibin durduğunu, müvekkilinin alacağının defter ve kayıtlarıyla sabit olduğunu, talep edilen akdi faiz, temerrüt faizi, masraflar ve tüm fer'ilerin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, 6102 sayılı TTK 8. maddesi gereğince  ticari işlerde temerrüt faizi oranının serbestçe belirlendiğini, TBK'nun 88 ve 120. maddelerindeki sınırlamaların ticari kredilerde uygulanmasının mümkün olmadığını, alacağın likit ve muayyen olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, genel kredi ve teminat sözleşmesinin ilgili maddesi gereğince teminat mektuplarının nakden depo edilmesinin gerektiğini, genel kredi sözleşmesine göre davacı banka tarafından davalı şirket lehine verilen iki teminat mektubu olup muhatap Aliağa Gümrük Müdürlüğü'ne verilen 67240000201 numaralı ve 258.000,00-TL bedelli kesin teminat mektubu ve muhatap ... A.Ş.'ye verilen ... numaralı ve 15.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun iade edilmemiş ve halen mer'i durumda olduğunu, mer'i teminat mektuplarının depo edilmesinin her zaman istenebileceğini bildirdiğini, davalıların itirazının iptali ile takibin 1.706.845,07-TL asıl alacak, 12.232,38-TL akdi faiz, 611,60-TL akdi faizin %5 gider vergisi, 107.531,23-TL temerrüt faizi, 5.376,56-TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi, 2.604.12-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 1.835.200,96-TL alacak ile  fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla temerrüt tarihinden  itibaren asıl alacak için yıllık %40,50 faiz ve %5 oranında BSMV'si ile halen iade edilmeyen mer'i mektup tutarları toplamı olan 273.000,00-TL'nin nakdi teminat olarak depo edilmesi yönünden devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. <br>CEVAP:<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin İİK. nun 58. maddesindeki usule uygun yapılmaması nedeniyle geçerli bir icra takibi olmadığını, borcun sebebini oluşturan belgelerin tebliğ edilmediğini, teminat istenmesine ilişkin bölüm için takip talebinin yönetmeliğin 18. maddesine uygun düzenlenmediğini, bu durumun icra müdürlüğünce dikkate alınmadan ödeme emri düzenlendiğini, bu konuyla ilgili yaptıkları şikayetin  İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/116 esas sayılı dosyasında incelendiğini, itirazın iptali davasının görülebilmesi için ortada geçerli bir icra takibi bulunmasının gerektiğini, müvekkillerinin davacıya hem asıl alacak hem de fer’ileri yönünden herhangi bir borçları olmadığını, davacı tarafın alacaklı olduğunu kanıtlayacak belgeleri icra ve dava dosyasına sunmadığını, bu nedenle kanıtlayamadığı davasının reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkilinin, davacının borcun sebebi olarak gösterdiği 2017 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle davacıya borçlu olmadığını, ödeme emri ekindeki hesap özetinin müvekkiline tebliğ edilmemesi ve müvekkilinin borçlu şirketin yöneticisi ya da ortağı olmadığından borç miktarını hesaplamasının mümkün olmamasına bağlı olarak müvekkili bakımından alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini bildirdiğini, davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine, davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; takip talebinde müvekkili yönünden 15.000,00-TL teminat mektubu bedeli ile bu bedele ilişkin faiz ve ferilerinin talep edilmesine rağmen dava dilekçesinde müvekkilinin borcun tamamından sorumlu tutulduğunu, davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle icra dosyasında talep edilmeyen alacaklardan müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 17/02/2017 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, icra dosyasında müvekkiline alacağın dayanağı olan belgelerin gönderilmediğini, bu nedenle itiraz ettiklerini, müvekkilinin hangi gerekçe ile sorumlu tutulduğunun anlaşılamadığını, dava dilekçesinde de bu konu ile ilgili yeterli bir açıklama bulunmadığını, bu nedenle itirazlarının haklı olarak yapılmış olması nedeniyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini,  davacı tarafın, bilerek gerçek alacak üzerinde bir alacak talep ettiği için kötü niyetli olduğunu, %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesi gerektiğini, talep edilen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, bu oranı haklı kılan bir sözleşme ya da hukuki düzenlemenin bulunmadığını, müvekkili hakkındaki takibe konu tüm alacaklar yönünden davanın reddinin gerektiğini, davanın kabulü düşünülse bile müvekkilinin ancak 15.000,00-TL ve ferilerinden sorumlu olabileceğini bildirdiğini, davanın reddine, davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ile .... ....Şirketi cevap dilekçesi sunmadıkları gibi duruşmalara da katılmamışlardır.<br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"....Davanın kısmen kabulü ile; davaya konu İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10340 sayılı dosyasında davalılar ... ile davalı şirketin borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile; takibin ödeme emrinde talep edilen nakdi alacaklar için davalılar ... ile ... ...Şirketi yönünden 1.706.845,07-TL asıl alacak, 89.229,31-TL  işlemiş temerrüt faizi, 4.836,19-TL faizin %5 gider vergisi, 2.604,12-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 1.803.514,69-TL alacak ile işleyecek faiz için  hükmedilen asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %32,448 oranında, TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, davacı tarafın  davalılar  ... ile davalı şirket yönünden nakdi alacaklar için  fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, icra inkar tazminatına konu ödeme emrinde nakdi alacak olarak talep edilen ve hükmedilen 1.803.514,69-TL  toplam alacağın %20'si oranındaki 360.702,93-TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve davalı şirketten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davaya ve icra takibine konu 258.000,00-TL bedelli ve dava sonrasında tazmin edilen teminat mektubu hakkında davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davaya ve icra takibine konu 258.000,00-TL bedelli ve dava sonrasında tazmin edilen teminat mektubu hakkında davalı şirket hakkında açılan davanın kabulü ile, ödeme emrinde talep edilen 273.000,00-TL gayri nakdi alacak içinde yer alan 258.000,00-TL bedelli, davaya ve icra takibine konu teminat mektubunun 27/01/2020 tarihinde tazmin edilerek nakde dönüşmüş olduğu dikkate alınarak 258.000,00-TL nakde dönüşen davacı alacağı yönünden davalı şirketin itirazının iptali ile 258.000,00-TL alacağın tazmin edildiği tarih olan 27/01/2020 tarihinden, tahsil tarihine kadar işleyecek yıllık %32,448 oranında ve TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, ödeme emrinde talep edilen 273.000,00-TL gayri nakdi alacak içinde yer alan ve dava tarihinden sonra muhatabı tarafından iade edilen 15.000,00-TL bedelli teminat mektubu hakkında davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine; davalılar ... ve ...'ın kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine....\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  işbu takip ve davaya konu kredi bir ticari kredi olup 6102 sayılı TTK. 8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı serbestçe belirlenebilmekte olduğunu, müvekkili banka alacağının kaynağını oluşturan sözleşmelerin maddeleri incelendiğinde, müvekkili bankanın ticari kredilerinde belirlenen faiz oranları nezdinde TBK'nın 88. ve 120. maddelerinin  uygulanmayacağını, nihayetinde tarafların faiz oranlarını belirleme serbestisi içerisinde olduklarının görüldüğünü, bu nedenle raporda yasaya uygun olmayan şekilde belirlenen temerrüt faiz oranı nedeniyle kat ihtarnamesinin tebliği ile hesaplanan temerrüt faiz oranı da etkilenmiş olmakla bu rakamların kabulüne yönelik kurulan hükmün hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili banka tarafından takip talebinde akdi faiz istenmediğinden takiple bağlı kalınarak bu faiz tutarının istenemeyeceği ve hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği yönündeki gerçeğe ve hukuka aykırı yaklaşımın kabulüyle mahkeme tarafından bu yönde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, nitekim, takip talebinde belirtilen temerrüt faizi alacak kalemi, dava dilekçelerinde revize edilip detaylandırılarak daha düşük miktardaki akdi faiz taleplerinin ileri sürüldüğünü, bilirkişinin incelemede dikkate alması gereken tutar, işte bu dava dilekçelerinde talep ettikleri tutarlar olduğunu, öyleyse akdi faizin davacı tarafça istenemeyeceğini ve hesaplamaya dahil edilemeyeceğine dair bilirkişi görüşünde maddi ve hukuki gerçeğe uyarlılığının olmadığını, gerek bilirkişi raporu gerekse de bu raporun onaylanması mahiyetindeki mahkeme kararının bu yönden de yanlış, usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda \"Genel Kredi Sözleşmesi\" nin \"Teminat Mektubu, Garanti ve Kontrgaranti Kredisi Kullandırılması\" başlıklı 9.10 maddesinde ve diğer ilgili maddelerinde, Teminat Mektubu bedelinin depo edilmesinin kefillerden talep edilebileceğine dair açık hükme  rastlanmadığından bahsedildiğini, ne var ki aynı sözleşmenin \"Kredinin Müteselsil Kefalet Karşılığı Kullandırılması ve Müteselsil Kefillerin Sorumluluğu\" başlıklı 10.13 maddesinde \"Banka, bu sözleşmeye dayalı olarak müşteri lehine düzenlenen teminat mektubu, garanti, kontrgaranti veya lehine açılan ithalat akreditifleri (vadeli akreditif dahil) veya ithalat kabul ve aval kredileri ile banka veya muhabirlerince kabul edilen veya aval verilen poliçeler nedeniyle bankanın da sorumlu olduğu tutarların müteselsil kefiller tarafından depo edilmesini talep etmeye yetkilidir.\" denilmek suretiyle,  teminat mektubu depo bedellerinin müteselsil kefillerden talep edilebileceğinin belirtildiğini, re'sen gözetilecek neden ve gerekçelerle; İİK m. 36 uyarınca icranın geri bırakılmasına, taleplerinin kabulü ile kararın izah edilen yönlerden ve müvekkili banka aleyhine olan kısımlarının  kaldırılmasına  karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icar takibine vaki itirazın iptali davasıdır.  <br>Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu, itirazın iptali davasının konusunun, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacının da itirazla duran takibin devamını sağlamak olduğu, itirazın iptali davasının; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğu, davanın takibe bağlılığının alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2023 tarihli, 2022/4848 Esas - 2023/6750 Karar sayılı) takip talebinde yalnızca işlemiş temerrüt faizinin takibe konu edildiği, işlemiş akdi faizin ise takip konusu yapılmadığı, takipte istenilmeyen işlemiş akdi faizin dava dilekçesinde dava konusu yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin işlemiş akdi faiz yönünden istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında birden fazla genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı tespit edildikten sonra, temerrüt faiz oranının belinlenmesinde 17.02.2017 tarihli sözleşmenin 11. maddesinin b bendindeki temerrüt halinde bankanın mezvuat gereği TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceği yönündeki hükümden hareketle, temerrüt faiz oranının %32,448 olarak belirlenip, bu oran üzerinden temerrüt faizi miktarının hesaplandığı,  sözleşmede müteselsil kefillerin gayri nakdi alacaklardan sorumlu bulunduklarına dair açık bir hüküm bulunmadığından davalı müteselsil kefillerin teminat mektubundan sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığının belirlendiği, mahkemece anılan bilirkişi raporuna itibar edilerek aynı gerekçelerle hüküm kurulduğu görülmektedir. <br>Davacı banka tarafından gönderilen genel kredi sözleşmelerinin incelenmesinde;  davalı asıl borçlu ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile davacı banka arasında 2.000.000,00 TL Kredi Limiti 23.08.2007 tarihli \"Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi\" düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin 2.000.000,00 TL kefalet limiti ve müteselsil kefil sıfatıyla davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı,  mahkemece bu sözleşmenin tüm sayfaları temin edilmediğinden, temerrüt faiz oranı, teminat mektubu depo bedeli yönünden sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi mümkün olmamıştır.<br>Davalı asıl borçlu ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile davacı banka arasında 2.000.000,00 TL kredi limiti 03.07.2012 tarihli \"Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi\" düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin 2.000.000,00 TL kefalet limiti ve müteselsil kefil sıfatıyla davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından imzalandığı, 04.06.2014 tarihli sözleşme ile kredi ve kefalet limitinin 2.000.000,00 TL arttırılarak 4.000.000,00 TL'ye yükseltildiği görülmüştür. Anılan sözleşmenin temerrüt başlıklı 11.b maddesinde \"müşterinin kullanmış olduğu tüm kredilere bankaca uygulanan kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihi itibariyle en yüksek olan kredi faiz oranına %50 ilavesi bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edilebileceğini, temerrüt faiz oranının tespitinde, TL borç için, müşterinin TL kredilerine uygulanan kredi faiz oranlarının en yüksek olanının %50 fazlasının uygulanacağının\" öngörüldüğü görülmüştür. <br>Davalı asıl borçlu ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile davacı banka arasında 3.000.000,00 TL kredi limitli 17.02.2017 tarihli \"Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi\" düzenlendiği, söz konusu sözleşmenin 3.000.000,00 TL kefalet limiti ve müteselsil kefil sıfatıyla davalılar ... ve ... tarafından imzalandığı görülmüştür. Anılan sözleşmenin temerrüt başlıklı 11.b maddesinde \"temerrüt halinde bankanın mezvuat gereği TCMB'ye bildirdiği kredi faiz oranlarından muacceliyet tarihinde yürürlükte olan en yüksek faiz oranına, bu oranın %30 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi tatbik edileceği\", Müteselsil Kefillerin Sorumluluğuna ilişkin sözleşmenin 10.13 maddesinde \"bankanın bu sözleşmeye dayanarak müşteri lehine düzenlendiği teminat mektubu nedeniyle sorumlu olduğu tutarların müteselsil kefiller tarafından depo edilmesini talep hakkı bulunduğu\" kararlaştırılmıştır.  <br>Dosya kapsamından, davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında birden fazla genel kredi sözleşmesi bulunduğu, davalılardan ... ve ...'ın tüm genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının olduğu, davalılar ... ve ...'ın ise yalnızca 23.08.2007 tarihli ve 03.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı asıl borçlu şirkete birden fazla kredi kullandırıldığı, davacı banka tarafından davalı asıl borçluya 19.12.2017 tarih ve 67240000201 sayılı 258.000,00 TL'lık teminat mektubu ile 19.02.2013 tarih ve 80610000637 sayılı 15.000,00 TL'lık teminat mektubu verildiği, 19.12.2017  tarihli teminat mektubunun dava açıldıktan sonra tazmin edildiği ve nakdi alacağa dönüştüğü, 19.02.2013  tarih teminat mektubunun ise dava açıldıktan davacı bankaya iade edildiği anlaşılmakla birlikte, dosya içeriğinden ve alınan bilirkişi raporundan kredilerin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı ve teminat mektuplarının hangi sözleşmelere istinaden verildiği tespit edilememiştir.<br> Bu durumda mahkemece öncelikle dava konusu kredilerin ve teminat mektuplarının hangi sözleşmelere istinaden verildiğinin belirlenmesi ve o sözleşmelerde, temerrüt faiz oranına ilişkin hükümlerin tatbiki ile temerrüt faizi miktarının hesaplanması, davalı gerçek kişilerin o sözleşmelerde kefaletinin ve teminat mektubu deposu talebi yönünden açık hüküm bulunup bulunmadığına göre (17.02.2017 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesinin müteselsil kefillerin 10.13 maddesinde teminat mektubu depo bedeli yönünden sorumluluklarının bulunduğuna ilişkin açık düzenleme dikkate alınarak)  sorumluluklarının tespiti gerekir. Ayrıca, yargılama sırasında davacı bankaya iade edildiği tespit edilen 19.02.2013 tarihli 15.000,00 TL'lık teminat mektubu yönünden dava konusuz kaldığından, bu istek yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı hükmü kurulup, dava tarihinde davacı bankanın bu talep hakkında dava açmakta haklı olup olmadığı belirlenerek tarafların yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluklarının tespiti gerekirken, anılan teminat mektubunun depo edilmesi talebi yönünden  davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine şeklinde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.<br>O  halde  mahkemece   konusunda   uzman   bir  bilirkişiye   banka  kayıtları   üzerinde inceleme yaptırılarak dava konusu kredilerin ve teminat mektuplarının dosyaya sunulan sözleşmelerden hangisinden kaynaklandığının tespit ettirilmesi, buna göre o sözleşmedeki temerrüt faiz oranının belirlenerek temerrüt faizi miktarının hesaplanması, teminat mektupları depo bedeli yönünden davalı gerçek kişilerin kefaletinin ve kefalete dayalı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yönlerinden irdeleme yaptırılarak ayrıntılı ve  denetime elverişli bir rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün ortadan kaldırılması gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2021 tarihli, 2019/1233 Esas ve 2021/758 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b88f398bdf74949","SID":"a8c5c160f20eafbd"}}