{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/918 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2053<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/03/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/459 E. 2024/194 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 04.12.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.12.2024<br>\t<br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2024 tarih 2023/459 E. 2024/194 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 01/09/2015 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Konuk Sokak üzerinden gelip Zafer Caddesi Sanayi istikametine dönüş esnasında sürücü ...'in sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikleti ile Zafer Caddesi Özerinden gelip BP Kavşağı istikametine seyir halinde iken Zafer Caddesi üzerinde İl Tarım Kooperatifi önünde otomobile çarpmamak için motosiklet sürücüsünün sola kırmasıyla kaldırıma çarpması neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında sürücü olarak bulunan davacının ağır derecede yaralandığını, kaza sonucunda davacının Urla Devlet Hastanesi'nda tedavi gördüğünü, söz konusu kazanın Urla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmasının yürütülmekte olduğunu, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu bulunduğunu, ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketinde kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi bulunduğunu, davacının belirtilen kazadan kaynaklı geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalıdan tazminine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 28/05/2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davacı için talep ettiği 100 TL kalıcı işgöremezlik tazminatını 26.003,24 TL daha artırarak, toplam 26.103,24 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 100,00 TL geçici işgöremezlik tazminatını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi  ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, 6704 Sayılı Kanun gereği dava açılmadan önce sigorta şirketlerine başvuru şartının bulunduğunu, buna göre, zarar görenlerin sigorta kuruluşu  15 gün içerisinde bir yanıt vermez veya karşılıklı anlaşma sağlanamazsa, dava açma veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma hakkına sahip olacağını, yargılamaya konu somut olayda, davacılar vekili tarafından dava öncesinde eksik belgelerle  müvekkil şirkete başvuruda bulunulduğunu, başvuruya ilişkin müvekkil şirketi tarafından verilen cevapta; eksik belgelerin iletilmesinin talep edilmiş olduğunu buna rağmen karşı tarafça eksik belgelerin  müvekkil şirkete iletilmek yerine haksız yere huzurdaki davanın açıldığını, işbu sebeple müvekkil şirkete geçerli bir başvuru yapılmaksızın huzurdaki davanın ikame edilmiş olduğunu, 6704 sayılı kanun gereği başvuru şartı yerine getirilmeksizin açılan işbu davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazaya ilişkin kusur oranlarının tespiti adli tıp kurumu vasıtasıyla yapılması gerektiğini, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde kusur oranına ilişkin geçerli rapor gönderilmediğini ve kazanın ne şekilde meydana geldiğinin anlaşılamadığını ayrıca trafik sigortasının sigortalı aracın işleteninin üçüncü kişilere verdiği maddi zararın poliçe limitlerinin ve sigortalının kusuru oranında tazmini amacı ile oluşturulmuş bir sigorta türü olup, somut olayda da müvekkil şirketin sorumluluğunun belirlenebilmesi için öncellikle aracın kusur durumunun tespitinin gerektiğini, bununla birlikte kusur oranına ilişkin raporların Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınması gerektiğini ve tespit edilecek hukuki duruma göre de karar verilmesi gerektiğini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, müvekkili olan şirketin geçici iş göremezlik zararından kaynaklanan tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarının tespit edilerek müvekkili olan şirket tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacı vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olup, reddi gerektiğini, davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine, haksız açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01/09/2015 günü saat 09:00 sıralarında Zafer Caddesi üzerinde seyir halinde olan davacı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki plakasız motosikletin gidiş istikametine göre sağ tarafından, Konuk Sokak üzerinden gelerek sola dönüş için manevra yapan sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçeli ile sigortalanan ... plakalı otomobille çarpışmasıyla motosikletin kaldırıma çarpması sonucu davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının meydana geldiği, Ege Üniversitesi ABD raporuna göre davacının  %3,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak ve 9 ay süreyle geçici iş göremezliğe neden olacak şekilde yaralandığı, meydana gelen kazada soruşturma dosyası içinde mevcut bulunan trafik bilirkişi raporu ile İstanbul ATK'dan alınan kusur raporu çeliştiğinden mahkemece Ankara Karayolları Fen Heyetinden alınan ve çelişkiyi gideren kazanın oluş şekline uygun kusur raporunda belirtilen gerekçelerle sigortalı sürücü ...'ın %75 oranında asli  kusurlu, davacı sürücü ...'in ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, davacının yaralanması nedeniyle talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının, %25 kusur oranından indirim yapıldığında 32.629,05 TL olduğu, davacının ıslah dilekçesi ile 26.103,24 TL sürekli iş göremezlik talebinde bulunduğu, taleple bağlı kalınması gerektiği, davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve  91. maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, kaza ve poliçe tanzim tarihinin yeni genel şartların yürürlüğe girdiği 01/06/2015 tarihinden önce olması nedeniyle aktüer bilirkişi hesap raporunda esas alınan hesaplama yönteminin Yargıtay uygulamaları ile benimsenen esaslara uygun ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacı, geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş ise de, geçici iş göremezlik süresi içinde çocuk olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle kazanç kaybına uğradığından söz edilemeyeceğinden koşulları oluşmayan geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla davacının sürekli iş göremezlik talebinin kabulü ile  26.103,24 TL sürekli iş göremezlik tazminatın talep gibi dava tarihi olan 17/08/2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,  geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ve Dairemizin kaldırma kararı uyarınca, 01/09/2015 günü saat 09:00 sıralarında Zafer Caddesi üzerinde seyir halinde olan davacı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki plakasız motosikletin gidiş istikametine göre sağ tarafından, Konuk Sokak üzerinden gelerek sola dönüş için manevra yapan sigortalı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçeli ile sigortalanan ... plakalı otomobille çarpışmasıyla motosikletin kaldırıma çarpması sonucu davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının meydana geldiği, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak hazırlanan Ege Üniversitesi ABD raporuna göre davacının %2 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayacak ve 9 ay süreyle geçici iş göremezliğe neden olacak şekilde yaralandığı, meydana gelen kazada soruşturma dosyası içinde mevcut bulunan trafik bilirkişi raporu ile İstanbul ATK'dan alınan kusur raporu çeliştiğinden mahkememizce Ankara Karayolları Fen Heyetinden alınan ve çelişkiyi gideren kazanın oluş şekline uygun kusur raporunda belirtilen gerekçelerle sigortalı sürücü ...'ın %75 oranında asli  kusurlu, davacı sürücü ...'in ise %25 oranında tali kusurlu olduğu, istinaf ortadan kaldırma gerekçesi dikkate alınarak progresif rant (%10 artırım ve iskonto) yöntemi ve TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” esas alınarak yapılan 08/12/2023 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki hesaplamaya göre davalı lehine oluşan usuli müktesep hak gözetilerek ve davacının müterafik kusuru dikkate alınarak yaralanması nedeniyle talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 23.358,36 -TL olduğu, usuli kazanılmış hak kurumunun, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirildiği, öğretide kabul gördüğü ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline geldiği, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade ettiği, 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09/05/1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliğinin HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürdüğü, Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararına uyan mahkemenin, ortadan kaldırma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorunda olduğu, çünkü, mahkemenin ortadan kaldırma kararına uyması ile ortadan kaldırma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğduğu, (Yargıtay 4. HD’nin 02/03/2022 tarihli 2021/9364 esas, 2022/3790 karar sayılı, 19/09/2022 tarihli 2022/7066 esas, 2022/10603 karar sayılı emsal ilamları), buradan hareketle mahkememizin ilk kararını yalnızca davalının istinaf ettiği ve ilk hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, 2020 tarihli ilk aktüer hesap raporundaki veriler esas alınarak yapılması gerektiğinden aktüer bilirkişinin 08/12/2023 tarihli ek raporundaki hesaplama usuli kazanılmış hak gözetilerek yapıldığından hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu davacının sürekli iş göremezlik zararının 23.358,36 -TL olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı isteğini 26.103,24 TL ‘ye yükselttiği, davalı sigorta şirketinin KTK.nın 85 ve  91. Maddeleri uyarınca meydana gelen zarardan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği ve zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davacı, geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş ise de, geçici iş göremezlik süresi içinde çocuk olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle kazanç kaybına uğradığından söz edilemeyeceğinden koşulları oluşmayan geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının geçici iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının reddine, davacının sürekli iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının kısmen kabulü ile 23.358,36 -TL sürekli iş göremezlik tazminatın dava tarihi olan 17/08/2017 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. \t<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanırken asgari ücret artışı baz alınmadan hazırlanan raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya ve yüksek yargı kararlarına aykırı olduğunu, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, bu nedenle, Dairenin ortadan kaldırma kararından sonra asgari ücrette meydana gelen artışların usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde olup tazminat hesabında gözönünde tutulması gerektiğini, bozmadan sonra meydana gelecek artışları önceden bilme olanağı olmadığından önceki karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olmasının karşı taraf yararına bu açıdan usuli kazanılmış hak doğurmayacağını, mahkemece hükme esas alınan 08/12/2023 tarihli rapor ile geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmadığını, davacının kaza tarihinde çocuk olsa da geçici iş göremezlik tazminatı talep edebileceğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatının da hesaplanıp davalıdan tahsiline karar verilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE : Dava, 01.09.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının karşı araç ZMMS sigortacısından tahsiline istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının geçici iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının reddine, davacının sürekli iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının kısmen kabulü karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.\t<br>\tYerel Mahkemece, dairemiz kaldırma kararında belirtildiği şekilde aktüerya bilirkişiden TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %10 arttırım %10 iskonto yapılarak progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit olunan %2 sürekli iş göremezlik raporu esas alınarak tazminat hesabı yapılması için ek rapor alınmış, alınan ek raporda; davacının teminat limiti dahilinde talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarı 23.358,36 TL olarak hesaplandığı, davanın geçici iş göremezlik tazminatı yönünde tazminat koşullarının oluşmadığından geçici iş göremezlik tazminatı hesaplamasının yapılmamış olduğu  görülmüştür. <br>\tDavacının istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; ''Usulü kazanılmış hak'' müessesi üzerinde durulması önem arzetmektedir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 30.05.2023 tarih 2023/4354 Esas 2023/7237 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessesenin kanuni bir dayanağı bulunmayıp 1960'dan günümüze Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk hukuk sistemine girmiştir. Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, “yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanımumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde davacının %25 oranındaki maluliyetine göre yapılan hesaplama doğrultusunda mahkemece sürekli iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının kabulü ile 26.103,24 TL'nin tahsiline dair ilk kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizce maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığı belirlenerek verilen kaldırma kararından sonra, evvelce alınan maluliyet raporunda davacının %2 oranında maluliyeti olduğunun tespiti ile, her ne kadar Yargıtay 17.  H.D'nin yerleşmiş içtihatlarına göre hüküm tarihine en yakın tarih ve gerçek zarar kriterine göre hüküm kurulması, davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve progresif rant tekniği kullanılmak suretiyle hesaplanarak karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yerel Mahkemenin ilk kararının davalı tarafça istinaf edilmiş olması ve ilk hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak olarak kabul edilmesi gerekmekle, kaldırma kararımızdan önce alınan aktüer hesap raporundaki veriler esas alınmak suretiyle alınan aktüerya bilirkişinin 08/12/2023 tarihli ek raporundaki hesaplamanın usuli kazanılmış hak olduğu yönündeki değerlendirmede herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından  davacının sürekli iş göremezlik istemine ilişkin tazminat davasının 23.358,36 TL 'nin tahsiline yönelik kararı yerindedir, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. <br>\tDavacı vekilinin efor kaybı tazminatı yönünden istinaf nedeninin incelenmesinde, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2017 tarih 2015/3443 Esas 2017/9234 sayılı içtihatında da belirtildiği üzere, efor tazminatı olarak tarif edilen durumun sürekli maluliyetin varlığı halinde göz önüne alınması gereken bir husus olup, tedavi müddeti boyunca mahrum kalınan herhangi bir kazancı bulunduğuna, gelir getirici işte çalıştığına dair delil sunulmayan davacı (küçük) yönünden Mahkemece geçici iş göremezlik zararının bulunmadığının gözetilmesi de yerinde görülmüştür. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,\t\t\t\t\t\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aeaa54dd63addebb","SID":"c5f96e0182a3f2b7"}}