{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/867 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2135<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31.01.2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/833 Esas 2024/80 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) <br>KARAR TARİHİ\t: 13.12.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13.12.2024<br><br>\tİzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31.01.2024 tarih 2023/833 Esas 2024/80 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davalı şirketin 28.07.2005 tarihinde iki ortaklı olarak kurulduğunu, halen ortaklarının 500'er payla dava dışı ..., ..., ... ve 510 payla müvekkili ... olduğunu, şirketin faaliyet alanının gastroenteroloji dalında tıbbi hizmet olduğunu, müvekkilinin göz doktoru, diğer ortakların ise gastroenteroloji uzmanı olduğunu, müvekkili dışındaki üç ortağın şirkette doktor olarak çalıştıklarını, diğer ortakların \"biz çalışıyoruz biz kazanıyoruz\" anlayışı ile çalıştıklarını, 26.02.2014 tarihinde diğer tüm ortakların oyları ile müdürlüğün müvekkilinin elinden alındığını, diğer ortakların müdür olarak görev yapmaya devam ettiklerini, 2015 yılında son genel kurulun yapılması sonrasında müvekkili dışındaki ortakların genel kurul yapmadıklarını, kendi lehlerine, müvekkili ve şirket aleyhine usulsüz işlemlerle menfaat sağladıklarını, çok yüksek miktarda maaş, prim adı altında kendilerine menfaat sağlayarak şirketin kâr etmesine engel olduklarını, bu şekilde kendilerine örtülü kâr payı dağıttıklarını, şirket ana sözleşmesinin 12. maddesi ve  TTK'nun 625. maddesi gereğince faaliyet raporu, bilanço, kâr ve zarar cetvellerini tanzim etmediklerini, müvekkilinin bilgi alma hakkını kısıtladıklarını, müvekkili ve şirket ile diğer ortaklar arasında birden çok davanın görülmekte olduğunu, ihtiyati tedbir kararına ve uyarılarına rağmen 16.03.2019 tarihinde müdürler ortakları toplayarak sözde genel kurul toplantısı yaptıklarını, bu toplantının iptali için İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/239 E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu davanın konusunun 08.08.2019 tarihinde kayyım tarafından yapılan genel kurul toplantısı olduğunu, kayyım tarafından yapılan bu toplantının aynı dönemlere ilişkin mükerrer bir genel kurul toplantısı olduğunu, yapılmasının hukuka aykırı olması nedeniyle toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, toplantı tutanağının 5, 9, 13, 17 numaralı bentlerinde müdürlerin ibrasına yönelik karar alındığını, müdürler ... ve ...'nun birbirleri için, 2016, 2017 ve 2018 yılları görev yapan müdürler ... ve ...'ın ise birbirleri için TTK'nun 619 (1) maddesine aykırı olarak oy kullandıklarını, oysa müdürlerin ibrası için yalnız müvekkili ve bir ortağın oy kullanabileceğini, oy çokluğu ile ibraya ilişkin 5, 9, 13, 17 nolu kararların iptal edilmesi gerektiğini, toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığını, TTK'nun 414. maddesine aykırı olarak çağrı yapıldığını, bunun yanında müvekkiline gönderilen postanın müvekkiline ulaşmadığını, müvekkilinin toplantıdan bir gün öncesinde haberdar olduğu için genel kurulda alınan kararlara ilişkin evrakları şirket merkezine gidip inceleyemediği gibi bu konuda kendilerine ayrıntılı bilgi verilmediğini, yönelttikleri sorulara açıklayıcı olmayan cevaplar verildiğini, kayyım tarafından hazırlanması gereken faaliyet raporu ve gelir gider tablolarının müdürler tarafından hazırlandığını, rapor ve tablolarda usulsüzlükler olabileceğini, müvekkilinin bu konuda olumsuz oy kullandığını, müvekkilinin ortaklar arasındaki uyuşmazlığı giderecek nitelikte gündeme üç madde eklenmesini talep etmesine rağmen oy çokluğuyla talebinin reddedildiğini, ticaret şirketlerinin amacının gelir sağlamak olup ortakların temel hakları olan kâr payı alma hakkından mahrum bırakılamayacağını, müvekkili dışındaki ortakların elde ettikleri gelirleri prim vs. farklı adlar altında kendilerine dağıttıklarını, kalan cüzi net dönem karını şirket bünyesinde bıraktıklarını, ne kararda ne de faaliyet raporlarında kâr dağıtılmamasının haklı bir sebebe dayandırılmadığını iddia ederek,  TTK'nun 447. maddesi ve diğer maddeleri gereğince 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantısının yokluğunun tespitine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde belirtilen sebeplerle 2, 4, 5, 6, 8, 9, 10, 12, 13, 14, 16, 17, 18 nolu kararların yokluğuna veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP \t: Davalı vekili, davacının suç isnatları ve iddiaların İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1480 E. ve İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1497 E. sayılı dosyalarında dava konusu olduğunu ve bu dosyalarda cevabının verildiğini, müvekkili şirketin yasal mevzuata uygun olarak 16.03.2019 tarihinde 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısını yaptığını, genel kurul kararının ilan edilip davacıya 21.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ve toplantının 16.03.2019 tarihinde davacı vekilinin de katılımıyla yapıldığını, davacının bu toplantının iptali talebiyle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/239 esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda beş nolu kararın iptaline, diğer talepler yönünden reddine karar verildiğini, davacının şirketi yönetilemez hale getirmeyi ve kendi hissesini diğer ortaklara yüksek bedelle satmayı amaçladığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1480 E. sayılı dosyasından aldığı \"Genel Kurul Yapılması İçin Kayyım Tayinine\" ilişkin ara kararının hatalı olması nedeni ile kararı istinaf ettiklerini, kayyımın görevini geç de olsa yerine getirip 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısını 08.08.2019 tarihinde yaptığını, davacı tarafın iddiasının aksine hakkında ibra kararı verilecek ortağın bu kararın alınmasında oy hakkını kullanmadığını, genel kurul çağrısının davacının şirkete bildirdiği ve daha önceki davet mektuplarının gönderildiği adreste yapıldığını, ilan tarihi olan 24.07.2019 ile toplantı tarihi olan 08.08.2019 arasında da iki haftalık süre bulunduğunu, kayyıma dilekçe verip kayyım adını önerenin de davacı olması sebebiyle toplantıdan haberi olmadığı iddiasının samimi olmadığını, davacı tarafın kayyım tarafından belirlenen gündemde yer almayan konuların gündeme eklenmesi talebinin reddine ve kâr dağıtılmamasına ilişkin alınan kararın şirketin borçlarının ödenmesinin amaçlanması nedeniyle hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, TTK'da aynı yıl içinde birden fazla genel kurul toplantısı yapılmasına engel bir hükmün düzenlenmediği gibi, davaya konu toplantının mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararı uyarınca görevlendirilen kayyım tarafından gerçekleştirildiği, kayyım tarafından ortaklara çağrıların yapıldığı, çağrı yapılmamış olsa dahi tüm ortakların katılımı ile genel kurul toplantısının çağrısız olarak yapılmasının mümkün bulunduğu, somut davaya konu toplantının bütün ortakların katılımı ile gerçekleştirildiği, bu nedenlerle toplantının ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu iddiasının haklı görülmediği; davacı vekili tarafından İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2018/1480 E. sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de bu davanın şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası olduğu, bu davanın sonucunun eldeki davayı etkilemeyeceği, eldeki davanın konusunun İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan görevlendirme nedeniyle kayyım tarafından yapılan toplantı olduğu, bu toplantının mükerrer toplantı sayılmasının mümkün bulunmadığı, davaya konu 08/08/2019 tarihli genel kurul toplantısının İzmir 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen ihtiyati tedbir kararı gereği görevlendirilen kayyım tarafından şirketin bütün ortaklarının ve temsilcilerinin katılımı ile yapıldığı; Davacı tarafça, gündeme madde eklenmesinin reddine ilişkin 2 nolu gündem maddesinin iptali talep edilmiş ise de, genel kurul toplantısına tüm ortakların katılmış olması ve toplantının çağrısız yapılması karşısında gündeme madde eklenmesine ilişkin teklifin kabulü için bütün ortakların olumlu oy vermeleri gerektiği, somut olayda davacının teklifinin oy çokluğu ile reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait faaliyet raporlarını ve gelir gider hesaplarının gündemin 4, 8, 12 ve 16 nolu kararları ile oy çokluğu ile onaylanmasına ilişkin kararın iptali talep edilmiş ise de bu maddelerde alınan kararların iptali için usulü ve yasal bir gereklilik görülmediği; Gündemin 6, 10, 14 ve 18 nolu kâr payı dağıtılmaması konusunda alınan kararların iptali talep edilmiş ise de, kâr payı dağıtılmaması yönünde oy çokluğu ile alınan kararların şirketin mali durumuna uygun olduğu, şirket müdürlerinin ibrasına yönelik 5, 9, 13 ve 17 nolu kararlarının davacının red oyuna karşılık diğer yönetici ortakların kabul oyuna bağlı olarak çoğunlukla alındığı, Ticaret sicil kayıt örneğinden ortaklardan ... ve ...'ün münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları ve her birinin 500 pay sahibi oldukları, davacının 510 payının bulunduğu, dördüncü ortak ...'nun da 500 payının bulunduğu, söz konusu kararlarda şirket yöneticisi olmayan ortak dışında yönetici her iki ortağın da birbirlerinin ibrası konusunda olumlu oy kullandıkları, TTK'nun 619/1 maddesi gereğince herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanların müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları, buna göre alınan kararlarda oy kullanabilecek ortakların davacı ile yönetici olmayan ortak ... olduğu, yönetici ortakların kullandıkları oylar mahsup edildiğinde yöneticilerin ibrası konusunda alınan kararlar için oylamanın ortak ...'nun 500 kabul oyuna karşılık davacının 510 paylı ret oyu ile ibraya ilişkin kararların usul ve yasaya aykırı olarak alındığı ve yöneticilerin ibra edilmediği, her ne kadar davanın bu maddelerinin iptaline yönelik isteminin açıklanan nedenle kabulüne karar verilmesi gerekse de, mahkemece maddi hata sonucu sehven davanın bütünüyle reddine ilişkin hüküm verildiği, hükmün değiştirilmesinin mümkün bulunmaması nedeniyle kısa karar tekrar edilerek davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ\t: Dairemizin 28.09.2023 tarihli  2021/249 E. 2023/1483 K. sayılı ilamı ile; ilk derece mahkemesince asıl davaya yönelik kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davanın reddine karar verildiği, karar gerekçesinde ise şirket müdürlerinin ibrasına yönelik 5, 9, 13 ve 17 nolu kararların oylanması sırasında yönetici ortakların birbirlerinin ibrası konusunda olumlu oy kullandıkları, TTK'nun 619/1 maddesi gereğince herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanların müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacakları, ibraya ilişkin kararların usul ve yasaya aykırı olarak alındığı, bu maddelerin iptaline yönelik istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken maddi hata sonucu davanın bütünüyle reddine karar verildiği, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmamak adına bu durumun sadece gerekçe kısmında açıklandığı hususlarının belirtildiği; tefhim edilen hüküm ile gerekçe arasında çelişki bulunduğu, bu durumun kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle resen de gözetilmesi gerektiği, HMK 298/2. maddesi gereği gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağından mahkemece hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasında çelişki olmayacak şekilde bir karar verilmesi gerektiği; 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca asıl davada kısa karar ile gerekçe arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tDAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dava konusu toplantıya katılan yönetici ortakların kendilerinin veya bir başka yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanmalarının mümkün olmadığı, yönetici ortak ...'ın toplantıya konu tüm mali yılların tamamı yönünden, ...'ün 2015 yılında görevinin başlamış olması nedeniyle, yine toplantıya konu her dört yıl için oy kullanmasının mümkün olmadığı; yönetici ortak ...'nun yönetim görevinin yalnız 2015 yılı içinde 27/02/2014 ve 03/11/2015 tarihleri arasında gerçekleşmiş ise de 2015 yılı için oy kullanmasının mümkün bulunmadığı, 2016, 2017 ve 2018 yılları için oy kullanabileceği, payının 500/2010 olduğu, davacının payının 510/2010 olması karşısında 2016, 2017 ve 2018 yılları yönünden yönetici ortaklar ... ve ... için yapılan oylamalarda yalnız ...'nun oy kullanabilmesine göre kararın 500 olumlu oya karşılık davacının 510 ret oyu nedeni ile yönetici ortakların ibra edildikleri yönünde alınmasının mümkün bulunmadığı, buna göre bütün yöneticiler yönünden alınan ibra kararının kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olduğu, toplantı tutanağının 5, 9, 13 ve 17. maddeleri ile yönetici ortakların ibra edilmelerine ilişkin genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği; Davaya konu tutanağın 5, 9, 13 ve 17. maddeleri ile alınan ve yokluk hükmüne tabi bulunan kararlar dışındaki diğer dava konusu kararların, toplantı ve karar nisabı ile niteliği yönünden yokluk hükmüne tabi olmadıkları; bu kararların iptal edilip edilemeyeceği yönünden yargılama ve değerlendirme yapıldığı; İptale tabi kararlar yönünden davanın TTK'nun 445. maddesinde ön görülen hak düşürücü süre içinde açıldığı; TTK'nun 446 (1/a) maddesi uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için ret oyu kullanmış ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına kaydettirmiş olmaları gerektiği; genel kurul tutanağında davacının dava konusu ettiği, iptale tabi gündem maddeleri için ret oyu kullandığı gibi muhalefet şerhlerini de kaydettirdiği, TTK'nun 446(1/a). maddesindeki dava şartlarının yerine getirildiği; gündeme madde eklenmesinin reddine ilişkin 2 nolu gündem maddesinin iptali talep edilmiş ise de, genel kurul toplantısına tüm ortakların katılmış olması ve toplantının çağrısız yapılması karşısında gündeme madde eklenmesine ilişkin teklifin kabulü için bütün ortakların olumlu oy vermeleri gerektiği, somut olayda davacının teklifinin oy çokluğu ile reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın bu maddenin iptali isteminin reddine karar vermek gerektiği; 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait faaliyet raporlarını ve gelir gider hesaplarının gündemin 4, 8, 12 ve 16 nolu kararları ile oy çokluğu ile onaylanmasına ilişkin kararın iptali talep edilmiş ise de davacı dışında diğer ortakların bu kararlara karşı olumsuz oy kullanmadıkları, kararların oy çokluğu ile alınabilecek nitelikte kararlar olduğu, her ne kadar davacı tarafça raporları ve hesapları inceleme imkanının bulunmadığı iddia edilmiş ise de, davacıya genel kurul gündemi ve ilgili belgelerin posta yolu ile tebliğ edildiği, davacının olumsuz oy kullanma hakkını genel kurulda kullandığı; Gündemin 6, 10, 14 ve 18 nolu kâr payı dağıtılmaması konusunda alınan kararların iptali talep edilmiş ise de; bilirkişiler tarafından yapılan tespit ve hesaplamalar çerçevesinde söz konusu kararlarda kâr payı dağıtılmaması yönünde oy çokluğu ile alınan kararların şirketin mali durumuna uygun olduğu, davacı tarafın 6, 10, 14 ve 18 nolu kararlara yönelik iddialarının haklı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı şirketin 08/08/2019 tarihinde yapılan 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları Olağan Genel Kurulu Toplantı Tutanağının 5, 9, 13 ve 17. maddelerinde şirket müdürlerinin oy çokluğu ile ibra edilmesine ilişkin alınan genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine, toplantı tutanağının 5, 9, 13 ve 17. maddelerine ilişkin kararlar dışındaki dava konusu tüm kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, olağan genel kurul toplantısının yılda 1 kez yapılması gerektiğini, davalı şirket yetkilileri kayyım atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı sonrası acele ile hukuka aykırı olarak kayyımdan önce 16.03.2019 tarihli genel kurul  toplantısını yaptığını, tarafımızdan 16.03.2019 tarihli  genel kurul toplantısı aleyhine hala kesinleşmemiş yokluk ve iptal talepli davasının devam ettiğini; Genel kurul toplantısının mükerrer olduğunu, yılda birden fazla olağan genel kurul toplantısı yapılamayacağını, ancak olağanüstü genel kurul toplantısı yapılabileceğini, her iki genel kurul toplantısının gündeminin de kararlarının da mükerrer olduğunu; Genel kurul toplantılarına çağrının TTK'nın 617. maddesinin atfı ile TTK'nın 414. maddesine göre yapılacağını, pay defterinde yazılı pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazetelerin iadeli taahhütlü mektupla bildirileceğini, çağrının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yayımlanan ilanla yapılacağını, genel kurul toplantı çağrısının kayyım tarafından yapılması gerekirken, yetkileri elinden alınan şirket yetkilileri tarafından gönderilmiş olduğunu, taahhütlü mektubu kayyım göndermiş olsaydı dahi, müvekkiline tebliğ edilemediğini, iade döndüğünü, ilanın usulüne uygun şekilde yapılmadığını, geç yapıldığını, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait  faaliyet raporunun ve gelir/gider hesaplarının onayına ilişkin verilen 4, 8, 12 ve 16 numaralı kararların iptali gerektiğini; Kayyım tarafından hazırlanmayan faaliyet raporları ve gelir gider raporlarının onayı için oylama yapılamayacağını, bu sebeplerle 2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ilişkin faaliyet raporularının ve gelir/gider hesaplarının onayına ilişkin kararın iptali gerektiğini; Kâr payı dağıtılmaması kararının iptali gerektiğini, sözde faaliyet raporları incelendiğinde 2015-2017-2018 yıllarında net dönem karı varken, şirket zarar etmediği ve ciddi bir yatırım yapılması ihtiyacı da olmadığından kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın kanuna aykırı olduğunu, şirketin geçmiş yıllar karları toplamının 1.025.212,45 TL olduğunu, hayatın olağan akışına göre böyle bir şirketin 15 senedir yalnızca 1.025.212,45 TL kar etmesinin düşünülemeyeceğini, şirketin hem iyi yönetilemediğini, hem de kârın diğer 3 ortağa maaş, prim ve huzur hakkı  adı altında dağıtıldığını, müvekkilinin gündeme madde eklenmesi yönündeki talebinin reddi kararının iptali gerektiğini, dava açıldıktan sonra 22.09.2021 tarihli genel kurul toplantısı yapıldığını, bu olağan genel kurul toplantısında alınan müdürlerin ibrasına ilişkin kararın, faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun müzakeresinin ertelenmesinin reddine ilişkin karar ve faaliyet raporu, bilanço ve gelir tablosunun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br> \tGEREKÇE\t:  Dava, limited şirket genel kurul toplantısının yokluğunun tespiti, mümkün olmaması halinde genel kurul kararlarının yokluğu veya iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı ... tarafından, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1480 E. sayılı dosyasında, davalı şirketin ortakları (eldeki davada dava dışı) ..., ... ve ... aleyhine şirket yöneticilerinin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemiyle açılan davada 15.03.2019 tarihli ara karar ile şirket genel kurul toplantısı yapılması konusunda dava dışı ...'un kayyım olarak atanmasına karar verildiği; ancak bu kararın ertesi günü 16.03.2019 tarihinde şirketin 2015, 2016, 2017, 2018 yılları olağan genel kurul toplantısının davacı vekilinin katılımıyla gerçekleştirildiği; Bu toplantıda alınan kararlardan bir kısmının iptali istemiyle davacı ... tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/239 E. Sayılı dosyasında dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda (eldeki davanın açıldığı tarihten sonra) 21.11.2019 tarihli kararla toplantının yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin reddine, müdürlerin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın iptaline karar verildiği; bu arada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1480 E. sayılı dosyasında atanan kayyım tarafından 08.08.2019 tarihinde eldeki davanın konusunu oluşturan genel kurul toplantısının yapıldığı anlaşılmıştır. <br>\tTaraflar arasındaki uyuşmazlık, 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantı çağrısının usul ve yasaya uygun olarak yapılıp yapılmadığı, bu toplantıda alınan kararların 16.03.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar ile mükerrerlik oluşturup oluşturmadığı, bu nedenle yok hükmünde olup olmadığı, toplantıda alınan kararların iptalini gerektirir sebeplerinin var olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>\t“Yokluk”; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği amirdir. Bir başka ifade ile  genel kurul kararlarının iptali istemli davada yokluk ve butlan hallerinin bulunup bulunmadığı resen incelenmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK 12.03.2008 tarih ve 2008/11-246 E. -  2008/239 K., Yargıtay 11. H.D 26.09.2019 tarih ve 2018/835 E. - 2019/5869 K, 22.10.2020 tarih ve  2019/1366 E -  2020/4391 K. sayılı ilamı).<br>\tDava konusu 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantısından önce yapılan 16.03.2019 tarihli genel kurul toplantısının şirketin 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılması amacıyla gerçekleştirildiği, ancak bu toplantıdan bir gün önce İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1480 E. sayılı dosyasında şirkete tedbiren kayyım atandığı, davacı tarafından 16.03.2019 tarihli toplantının yoklukla malul olduğunun tespiti ile alınan kararların iptali istemiyle dava açıldığı; bunun üzerine kayyım tarafından yine şirketin 2015-2016-2017-2018 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılması amacıyla bu kez dava konusu 08.08.2019 tarihli genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği; 08.08.2021 tarihli toplantının kayyım tarafından gerçekleştirilmesi ve önceki genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için dava açılmış olması birlikte gözetildiğinde, her iki toplantıda alınan bazı kararların mükerrer olması ve gündemin benzer olmasının, kendiliğinden genel kurulu ve alınan kararları geçersiz hale getirmeyeceği sonucuna varılmıştır. <br>\tDavalı bir limited şirket olup, 6102 sayılı TTK'nın 617/3. maddesi gereğince toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirkete ilişkin hükümler kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanır. TTK. 414/1 maddesi gereğince genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. TTK'nın 445. maddesine göre toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,  Yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. Bu açıklamadan anlaşılacağı üzere olağan genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı verir.<br>\tTTK'nın 416. maddesi uyarınca bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarında biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler. Buna göre, tüm ortaklar toplantıda hazır bulunmazsa veya toplantı sırasında ortaklardan biri dahi toplantıyı terk ederse toplantı nisabı sağlanmamış olur, bunun müeyyidesi yokluk olup hak düşürücü süreye tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. <br>\tSomut olayda, dava konusu 08.08.2019 tarihli genel kurulu toplantısına çağrının 24.07.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ayrıca davacıya iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekilince çağrının müvekkilinin eski adresine tebliğ edildiği iddia edilmiş ise de, yeni adresin davalı şirkete bildirildiğine dair bir kanıt sunulmamıştır. Öte yandan, dava konusu 08.08.2019 tarihli toplantının tüm ortakların asaleten katılımı ile gerçekleştirildiği, davacının toplantının yapılmasına açık bir itirazının bulunmadığı, çağrıya ilişkin usule aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun kanıtlanamadığı, bu nedenle toplantıya davetin usulüne uygun şekilde yapılmaması nedeniyle yok hükmünde olduğunun ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmıştır. <br>\t6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerin genel kurul kararlarına ilişkin 620. maddesinde kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı düzenlenmiştir. Şirket esas sözleşmesinde ve Kanun’da ibraya ilişkin kararlarda özel bir nisap öngörülmemiştir. Bu durumda ibraya ilişkin kararlarda da toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alınması yeterlidir. Yine aynı Kanun’un genel kurulda oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesi uyarınca şirket yönetimine katılmış bulunanların ibraya ilişkin kararlarda oy kullanamayacağı düzenlenmiştir. Dava konusu genel kurul toplantısına katılan ortaklardan, davacı dışında kalan ortaklar işbu genel kurulda ibra edilen şirket müdürleri olduğu ileri sürülmektedir. Dava konusu genel kurul toplantısında 5 nolu kararda, 2015 yılı Ocak - Kasım aylarında görev yapan müdür ..., ... ve ...'ün, davacının olumsuz rağmen birbirleri hakkında olumlu oy vererek ibra kararı aldıkları, 9 nolu kararda 2016 yılında görev yapan müdür ... ve ...'ün, davacının olumsuz oyuna rağmen, ...'nun olumlu oyu ve birbirleri hakkında olumlu oy vererek ibra kararı aldıkları; 13 nolu kararda 2017 yılında görev yapan müdür ... ve ...'ün, davacının olumsuz oyuna rağmen, ...'nun olumlu oyu ve birbirleri hakkında olumlu oy vererek ibra kararı aldıkları; 17 nolu kararda 2018 yılında görev yapan müdür ... ve ...'un, davacının olumsuz oyuna rağmen, ...'nun olumlu oyu ve birbirleri hakkında olumlu oy vererek ibra kararı aldıkları, bu ibra kararlarının TTK'nın 619. maddesine aykırı olduğu, ibra yönünden 2015 yılı için sadece davacının, 2016, 2017 ve 2018 yılları için ise davacının ve bu yıllarda yönetici olmayan ...'nun oy haklarının bulunduğu, ortakların pay miktarları gözetildiğinde ibralara ilişkin dava konusu maddelerin iptaline karar verilmesi gerektiğine dair ilk derece mahkemesi gerekçesi yerindedir. <br>\tİlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait faaliyet raporlarının ve gelir gider hesaplarının onayına ilişkin 4, 8, 12 ve 16 nolu kararların iptalini gerektiren bir usulsüzlüğün tespit edilemediği, gündeme madde eklenmesinin reddine ilişkin 2 nolu madde bakımımdan da herhangi bir iptal nedeninin tespit edilmediği, kâr payı dağıtılmaması hakkındaki 6, 10, 14 ve 18 nolu kararlar bakımından 2018 yıl sonu kapsamında şirketin öz varlığının kaydi manada müspet  2.017.408,12 TL olduğu, bu öz varlık içerisinde yer alan 502.500,00 TL'lik sermayenin tamamen ödendiği, aktiflere plase edildiği, mevcut özvarlık dikkate alındığında sermaye kaybının söz konusu olmadığı, ancak şirketin geçmiş kârlarını tamamen ödeyecek varlığının mevcut olmadığı, ayrıca ortaklara borçların bulunduğu, bu hali ile şirketin kâr payı dağıtacak nakdinin bulunmadığı ve şirketin kâr payı dağıtmama yönündeki kararın mali durumuna uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının ise 07.09.2020 tarihli ek raporda karşılandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin sair hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.    <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL peşin  alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3ada1e69cde7314f","SID":"74c4ad0a1113e388"}}