{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/917 <br>KARAR NO: 2024/1859<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 27.03.2024<br>NUMARASI: 2024/137 Esas - 2024/357 Karar<br>DAVA: Şirket paylarının tespiti- pay defterine tescili- kâr payı alacağı.<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/81085 numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, iddianame hazırlanarak dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildiğini, yapılan yargılama kapsamında müvekkili hakkında 21.02.2020 tarihli mahkümiyet kararı verildiğini, kararın istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini akabinde müvekkili ... nın 19/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin büyük hissedar olduğunun sabit olduğunu, müvekkillerinin murisinin vefatı üzerine Büyükçekmece ... Noterliği 09/12/2022 tarihli ... yevmiye nolu mirasçılık belgesi alındığını beyanla müvekkillerinin mirasçılık payları oranında hisselerinin şirket pay defterlerine işlenmesi ve veraset intikal vergisinin tayin ve ödenmesi için 2022 yılı bilanço suretinin taraflarına bildirilmesini, pay defterine işlenen nisap oranı üzerinden geçmiş dönem kâr paylarının hesaplanarak ayrı ayrı müvekkillerin hesaplarına ödenmesini dava ve talep etmiştir.  Davalı vekili, savunmasında özetle; İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2017/353 D. İş numaralı kararı ile 647 Sayılı KHK'nın 19. Maddesi uyarınca müvekkili şirkete TMSF kayyım olarak atandığını, davacıların murisi ..., müvekkili şirket hissedarlarından olduğunu, 20.11.2022 tarihinde vefat ettiğini ancak ...'nın hisseleri üzere el konulduğunu ve müsadare edildiğini, davacılar tarafından ileri sürülen iddia ile taleplerin hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın usul ile esastan reddedilmesi gerektiğini, esas nitelik teşkil eden TMSF'nin aldığı Yönetim Kurulu kararının açık olduğunu, davacıların murisi ...'nın ölümünün payları etkilemediği, paylar hakkında müsadere kararının devam ettiği hatta sanık müdafiinin de bu hususu kabul ile müsadere yönünden talepte bulunduğunu, davacıların taleplerine ilişkin kayyım heyeti tarafından alınan hiçbir karar olmadığını, huzurdaki davanın dava şartının oluşmaması nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yerel Mahkeme'nin, genel kurul yerine geçerek davacılara kar payı dağıtılmasına şeklinde hüküm tesis edilmesi hukuka aykırı olacağını, davacıların bu alacak talepleri bakımından doğrudan dava açması hukuken mümkün olmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin mevcut olmaması ve dava şartının oluşmaması nedeni ile huzurdaki davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın görevsizlik nedeni ile usulden reddedilmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını,  iddialarını hiçbir somut bilgi ve belgele ile ispat edemeyen davacılara, geçmiş dönem kar paylarının ödenmesinin hukuken mümkün olmadığını beyanla anılan nedenlerle davanın husumet, görevsizlik, dava şartı yokluğu ve davacıların aktif husumet yokluğuna ilişkin itirazlarıuyarınca usulden reddedilmesine, aksi halde davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davacıların murisi olan ...'nin davalı şirket ortağı olduğu, İstanbul 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli, 2017/353 D.iş sayılı kararı ile 647 sayılı KHK'nın 19. Maddesi kapsamında davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığı, davacıların murisi olan ... hakkında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/40 Esas, 2020/53 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyet ve şirket hissesi üzerinde müsadere kararı verildiği, karar temyiz aşamasındayken murisin öldüğü, ceza yargılamasının halen devam ettiği anlaşılmakla davacıların şirket hissedarı olduklarının tespiti bakımından Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan herhangi bir ihtilafın olmadığı, kaldi ki TTK'nın 596. Maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin şirket tarafından açıkça ve süresinde reddedilmedikçe kendiliğinden geçtiği, davalı şirket tarafından davacıların mirasçılığına veya pay sahipliklerine ilişkin itirazda bulunulmadığı, uyuşmazlığın ceza mahkemesince şirket yönetimine TMSF'nin kayyım olarak atanmasının ve müsadereye ilişkin kararın henüz kesinleşmemesinden kaynaklandığı, ayrıca kar payı dağıtılması kararının münhasıran limited şirket ortaklar kuruluna ait olduğu buna ilişkin bir karar alınmadan mahkemeden kar payı dağıtılmasının da talep edilemeyeceği, davacıların bu aşamada; ceza dosyası kesinleşmeden ve kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul kararı olmaksızın dava açmalarında hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine ve davalı yararına maktu vekalet ücretine (emsal olarak Yargıtay 11. HD. 10/04/2023, 2021/7762 Esas, 2023/2193 Karar sayılı ilamı) karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin söz konusu “TTK'nın 596. maddesi uyarınca mirasa dayalı pay geçişlerinin şirket tarafından açıkça ve süresinde reddedilmedikçe kendiliğinden geçtiği,” yerinde bit tespit olup müvekkilerinin kendiliğinden hissedar olduğunun sabit olduğunu,  Davacıların müvekkil resmi olarak mirasçı sıfatları haiz olduğu mahkeme tarafından sabitlenmiş olmasına rağmen hukuki yarar yokluğuyla davanın reddinin hukuka aykırı olduğunu, Şirket malvarlığının söz konusu dava pay sahibinin menfaatini ilgilendiren bir konu olduğunu ve bu husustaki iddiasını ileri sürmekte pay sahibinin hukuki yararı bulunduğunu, yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun hukuki sebebine dayanan taleplerin pay sahibi tarafından ileri sürülebileceğini, Sonuç olarak; CMK'nın 133/3 hükmüne göre kayyum kararına karşı ilgililerin TMK ve TTK hükümlerine dayanarak dava açılabileceği, davalı cevaplarının davanın esası ile hiçbir ilgisi olmadığını,  dolayısı ile somut dava sebeplerine, somutlaştırılmış, bilgi-izahat-açıklama-rapora dayanan bir cevap verilmemiş olduğunu, bu hali ile davanın haklılığının açık olduğunu, aksini ispat etmek durumda olan davalının, herhangi bir veri/delil/kayıt sunamadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıların mirasçılık payları oranında davalı şirkette  pay sahibi olduklarının tespiti ile şirket pay defterine paylarının işlenmesi, davacıların payları oranında geçmiş dönem kâr paylarının tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacılar  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar,  murisleri ... Kavurmacının davalı şirket hissedarı olduğunu, aleyhine  İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada mahkumiyetine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi tarafından düzeltilerek İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, iş bu kararın da temyiz edildiğini, temyiz aşamasında  ...nın 19/11/2022 tarihinde vefat ettiğini, yargıtay tarafından düşme kararı verileceğini, aynı zamanda müsadere kararının da bozulmasının umulduğunu ileri sürerek, ... Kavurmacının davalı şirketteki hisselerinin miras payları oranında davacı murislere geçmesi nedeniyle pay defterine işlenmesi ve geçmişe dönük kar payı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesi gerekçesinde işaret edildiği üzere, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun \"Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra\" başlığı ile belirtilen 596. maddesinde \"(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer. 2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır. 3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez. 4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır.\", düzenlemesi mevcuttur. Yine ilk derece mahkemesi gerekçesinde vurgulandığı üzere, davacılar murisinin şirket ortağı olduğu, vefatı ile davacıların şirkette pay sahibi olacakları hususları reddedilmemektedir. Murisin yargılandığı davada verilen ve henüz yargıtay aşamasında olan mahkumiyet kararı kapsamında murisin şirket paylarının müsaderesine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmediği de ihtilafsızdır. Bu durumda   ceza davası sonucu eldeki davaya etkili olacağından bekletici mesele yapılması gerekir. Kabule göre de kâr payı alacağı bakımından esasa girilip değerlendirme yapıldıktan sonra bu kalam alacak talebi bakımından da davanın usulden reddine karar verilmesi usule aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararını kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,  2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 12.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f8f3db0bda0c1fb8","SID":"14045f477a6f33b4"}}