{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/769 <br>KARAR NO:2024/1244<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/450 Esas, 2020/560 Karar<br>TARİHİ:09/12/2020<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ :18/12/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi sebebiyle itiraz iptali talebi olup; mahkemece davada talebin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasında 25/07/2016 tarihli sözleşme ile ... Projesinde 8 adet asansör satımı ve montajı sözleşmesi yapıldığını, daha sonra 13/10/2016 ve 17/10/2016  tarihli iki adet porotokol yapıldığını, müvekkilinin işi yapıp teslim ettiğini ancak bir kısım ödemelerin yapılmadığını, bunun üzerine ... sayılı takip dosyasında icra takibi yaptıklarını ancak davalının itirazı üzerine durduğunu beyanla, itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalının adresinin “...Pendik/İSTANBUL” olup, HMK’nun 6. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri ve İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri yetkili olduğunu, öncelikle yetki itirazımızın kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin ana yüklenicisi olduğu ... Projesi inşaatı kapsamında, 8 adet asansörün davacı şirketçe temin, montaj ve teslimi hususunda, davacı ile 25.07.2016 tarihli Asansör Montaj Sözleşmesi imzalandığını, 25.07.2016 tarihli Asansör Montaj Sözleşmesi’ne konu bazı asansörlerin teknik özelliklerinde birtakım değişiklerin yapılması ve buna ilişkin bedel revizyonları hakkında 13.10.2016 tarihli ve 17.10.2016 tarihli iki adet ek protokol imzalandığını, 25.07.2016 tarihli Asansör Montaj Sözleşmesi’nin “İşin Teslim Süreleri” başlıklı 3. maddesinin 4. Paragrafında; “…yüklenici, sözleşmede belirtilen her türlü teknik ve ticari hususların yerine getirilmesini ve teknik proje çizimlerinin işveren tarafından onaylanmasını müteakip, asansör, malzemelerinin siparişini verecektir. Malzemeler iş programı dâhilinde, işin montajının yapılacağı şantiyeye getirilecektir. Yüklenici, avans ödemesinin yapılmasını ve işverenin mimari projelerini göndermesini müteakip 15 (onbeş) iş günü içerisinde teknik proje çizimlerini hazırlayacak ve onay için işverene sunacaktır. İşveren, yüklenicinin verdiği teknik proje çizimlerini, çizimlerin işverene teslim tarihinden itibaren, 7 (yedi) işgünü içerisinde yazılı olarak onaylayarak yükleniciye geri verecektir işveren, teknik proje çizimlerinin işveren tarafından yazılı olarak onaylanmasına müteakip 8 ay içinde işi bitirmeyi, sözleşmeye uygun olarak monte etmeyi, işler vaziyette işverene teslim etmeyi kabul ve taahhüt eder.” hükmü yer aldığını, davacı şirket tarafından sunulan projenin onay tarihi 01.10.2016 olduğundan, sözleşmenin  3. maddesine göre, asansörlerin temin, montaj ve müvekkil şirkete teslimi için son tarih 29.05.2017 olduğunu, buna göre davacı şirketin, sözleşme kapsamında üstlenmiş olduğu edim ve yükümlülüklerini sözleşme ile belirlenen süre içerisinde yerine getirmediğini, davacı şirkete ayrıca iyiniyetle 4 ay kadar ek süre tanındığını, ana işveren ...tarafından da, yükümlenen asansör imalatlarının en geç 01.08.2017 tarihine kadar tamamlanması yönünde kesin direktif verildiğini, davacı şirketin, edim ve yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak da yerine getirmediğini, tarafların da mutabık olduğu bağımsız asansör denetleme şirketi... firması tarafından inşaat alanında gerekli incelemeler yapılarak 29.01.2018 tarihinde yangın-itfaiye asansörünün kontrolü ve 21.02.2018 - 26.02.2018 tarihlerinde yolcu ve yük asansörlerinin “Asansör Kontrol Raporu” başlıklı raporlar kapsamından da görüleceği üzere, davacı tarafça inşa edilen asansör ve asansör sistemlerin çok sayıda eksiklik ve uygunsuzluğun bulunduğu ve yeşil etiket almasının mümkün olmadığı değerlendirmeleri yapıldığını, davacı şirket uhdesindeki işleri tamamlayıp geçici kabule hazır hale getiremediği için, 25.07.2016 tarihli Asansör Montaj Sözleşmesi’ne konu asansörlerin geçici kabulleri ancak 02.04.2018 tarihinde tamamlanabildiğini, Montaj Sözleşmesi’nin “İşin Teslim Süreleri” başlıklı 3. maddesinin 10. Paragrafında;  “…yüklenici, kendi sorumluluğu dâhilinde ve kendi kusurundan kaynaklanan herhangi bir sebeple iş programında verilecek ara terminlere uyamaması veya belirlenen sürede işi tamamlayamaması veya şantiyenin yüklenici nedeniyle durması, işi geçici kabule hazır hale getirememesi halinde, gecikilen her bir gün için 850$/Gün cezai şart ödeyecektir. İş bu cezai şart sözleşme tutarının %10’unu geçemez. Ancak işverenin tüm hakları saklıdır.” hükmü yer aldığını, müvekkili şirket tarafından davacıya 01.08.2017 – 26.01.2018 tarihleri arasına ilişkin olarak toplamda 178 gün süre için ve 850,00 Dolar/gün olmak üzere gecikme cezası işletildiğini ve 151.300,00 Dolar tuttuğunu ancak aynı madde hükmü uyarınca, gecikme cezası üst sınırının sözleşme bedelinin %10’unu geçemeyeceği kararlaştırıldığı için; 558.000,00 Dolar(sözleşme bedeli) x %10 = 55.800,00 Dolar üzerinden gecikme cezası bedeli davacı tarafa fatura edildiğini, davalı tarafından ayrıca, 23.01.2019 tarihinde davacı şirketin hesabına 50.301,98 Dolar (305.526,87 TL) ödeme yapılıp, davacının hesap bakiyesi sıfırlandığını, bu durumda davacının davalı şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, dava konusu alacak “likit” olmayıp, alacağın mevcudiyetinin belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğini, alacağın likit olmadığı ve alacağın mevcudiyetinin belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği kabul edilmekte ve neticeten icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğinin Yargıtay kararlarında belirtidiğini, davacının icra inkâr tazminatı talebinin her halükârda reddine karar verilmesi gerektiğini, beyanla davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, alınan bilirkişi raporunda; davacı taarfından alt yüklenici çelik işi yapan firmanın geç bulunması, imalat ve montajın gecikmesi, birer kuyuda eksik elemanla çalışılarak işin yapılması nedeniyle davacıdan kaynaklı gecikme olduğu, işin yapılıp teslim edildiği ve geçici kabulün yapıldığı, resen düzeltilen kur farkı ve taraf hesaplarına göre davacının yaptığı işten kaynaklı bakiye alacağının 56.152,90USD olduğu, ceza faturasının sözleşmeye göre kesildiği ve 55.800USD olması gerektiği, akdi faizin yıllık %9 olduğu belirtildiği,Taraflar 25/07/2016 tarihli arasındaki Sözleşmeye göre, davalı taraf sözleme tarihinden itibaren dört ay içerisinde davacıya yer teslimi yapacak aksi halde davacı yüklenicinin iş bitirme süresi buna göre uzayacaktır. Yüklenici yer tesliminden sonra projeyi 15 gün içinde çizip davalıya sunacak ve davalı işveren yedi gün içinde onaylayacak, bu süreden itibaren iş sekiz ay içerisinde bitirilecektir. Aksi halde davacı yüklenici günlük 850 USD ama en fazla sözleşme bedelinin %10'u oranında ceza ödeyecektir. 558.000 USD + KDV bedelli Sözleşmeye göre ödemeler, 131.688USD peşinat, 197.525 USD üç adet asansör gümrüğe gelince, 197.525 USD kalan beş asansör gümrüğe gelince, 65.984 USD geçici kabul sonrasında ve kalan 65.818 USD asansörlere yeşil etiket alınınca davacıya ödeneceği, ödeme, ödemenin yapıldığı tarihteki ... bankası satış kuru üzerinden yapılacağı, gecikme halinde aylık faiz oranı %0,75' olacağı, 13.10.2016 tarihli protokol ile asansör ve teknik değişiklikler yapılmış, 8000 USD + KDV fiyat farkı ödeneceğinin belirtildiği, bu protokole göre işin teslim tarihi bundan itibaren  sekiz ay sonra dolacağı, bu tarihin 13/06/2017 tarihine denk geldiği, 17.10.2016 tarihli protokol ile bir adet yük asansörünün niteliğinin değiştirilmesinde karar kılındığı, bu nedenle de 2500 USD + KDV ödeme yapılacağının belirtildiği ,davalı tarafın, 131.688 USD 05/08/2016'da, 131.683,33 USD 03/03/2017'de, 263.356,07 USD 28/03/2017'de, 2.104.50 USD 26/09/2017'de ve 17.368,25 USD 18/10/2018 tarihinde davacıya ödediği, dolayısıyla ödeme planına uygun bir ödeme gerçekleşmediği, işin geçici kabulü 02/04/2018'de yapıldığı, yeşil etiketin 12/03/2018'de alındığı,Yer teslim tutanaklarına göre davalı tarafından beş kuyuyu 30/05/2017 tarihinde davacıya teslim ettiği görülmüştür. Buna proje için 15 gün + onay süresi 7 gün + teslim tarihi 8 ay süre eklendiğinde 22/02/2018 tarihi işin en geç bitim tarihi olduğu, geçici kabul 02/04/2018'de yapıldığına göre 39 günlük bir gecikme yaşandığı, sözleşmeye göre yer tesliminin zamanında yapılmadığı, protokollerle değişikliklerin davalı tarafça istendiği için yapıldığı ve bunun da işin uzamasına sebebiyet verdiği, işin gecikmesinin sadece davacıdan değil, davalıdan da kaynaklandığı, kuyu yer teslimlerinin süresinde yapılmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarından da anlaşıldığı üzere yazılı olmasa da gecikmeyi tarafların karşılıklı kabul ettiği, bu durumda davalının 39 günlük gecikme nedeniyle cezai şart talep etmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, bu kadar büyük bir iş için kabul edilebilir bir gecikme olduğu, mevsim itibarıyla da gecikme yaşanmasının olası olduğunun değerlendirildiği,Bilirkişi tarafından, ödemelerin yapıldığı tarihteki kur farkı düzeltmeleri de usulüne uygun yapılıp tespit edilen alacak miktarı davacının talep ettiği asıl alacak miktarından fazla olduğu görüldüğü, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verildiği, her ne kadar davacı taraf takip talebinde işlemiş faiz talebinde de bulunmuş ise de, belirlenmiş kesin bir vade olmadığına göre, davalının temerrüdünün takip ile oluştuğunun kabulü gerektiği, bir çok Yargıtay kararında da bu doğrultuda kararlar verildiği, bu nedenle davacının işlemiş faiz talebinin reddine, sadece asıl alacak yönünden taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 55.614,62 USD yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takipten itibaren yıllık %9 faiz üzerinden devamına, geri kalan 658,23 USD işlemiş faiz yönünden talebin reddine, alacağın likit ve itirazın haksız olması nedeniyle takdiren %20 üzerinden hesaplanan 63.511,89 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.Davalı vekili istinafında; mahkemenin kuyu teslim belgelerini yok sayarak kuyu tesliminin davacıya 30.05.2017 tarihinde yapıldığı kabulünden hareket ettiğini, davacının 178 gün gecikmesi bulunduğunu, 13.10.2016 ve 17.10.2016 tarihli protokollerin işin teslim süresine bir etkisi olmadığını, sözleşme süresinin 3. Maddenin 4. Paragrafında düzenlendiğini, buna göre davacı şirket tarafından sunulan projenin onay tarihinin 01.10.2016 olduğunu, proje tarihinden teslim için kararlaştırılan 8 ay  sürenin 29.05.2017 tarihinde dolduğunu, raporlarda kuyu teslim tarihleri, çelik işleri başlangıç tutanaklarının tarihi değil, sonrasında imzalatılan kuyu teslim tutanak tarihleri olarak işli olduğunu, sözleşme süresinin başlangıç tarihinin çelik işleri için tutulan kuyu teslim tutanaklarının tarihi olması gerektiğini, ilk 2 kuyunun yer teslimi 21.02.2017 tarihinde geri kalan 3 kuyunun yer tesliminin ise 13.03.2017 tarihinde yapıldığını, bu tarihlerde çelik imalat işine başlandığını, geçici kabulün 02.04.2018 tarihinde yapıldığını, mahkeme yer tesliminin zamanında yapılmadığını gerekçesiz olarak kabul ettiğini, davacı firma sözleşmeye uygun malzeme siparişi vermediğini, üretimi tamamlamadığını, gecikmenin asıl sebebinin davacıdan kaynaklandığını, her e-postada, her toplantı tutanağında gecikme cezasının işletileceğinin bildirildiğini, gecikmenin karşılıklı olarak kabul edilmediğini, gecikmenin sebebinin davacı şirket olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, raporun değerlendirmeye alınmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasıdır. Davacı Taşeron, Davalı Yüklenicidir.Davacı vekili müvekkilinin 25.07.2016 tarihli sözleşme ile... projesinde 8 adet asansör yapım ve montajı üstlendiğini ve yükümlülüklerini yaptığını, 13.10.2016 ve 17.10.2016 tarihli ek protokollerle birkaç farklı uygulama kararlaştırılıp, yapıldığını, bir kısım iş bedeli ödenmediğinden müvekkilinin faturaya dayalı alacağını talep etmiştir.Davalı vekili, teslimin 29.05.2017'de yapılması gerektiğini, teslim süresini 4 ay daha uzattıklarını böylece teslimin 01.08.2017 tarihinde yapılması gerektiğini, davacının süresinde teslimi gerçekleştirmediğini, geçici kabulün 02.04.2018 tarihinde yapıldığını, 01.08.2017-02.04.2018 arasında 178 gün gecikme cezası olarak 55.600 Dolar davacıya fatura kesildiğini, davalı tarafından davacıya 23.01.2019 tarihinde 305.526,97 TL. ödendiğini ve davacının alacağının kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, yer teslim tutanaklarına göre davalı tarafından beş kuyuyu 30/05/2017 tarihinde davacıya teslim ettiği görülmüştür. Buna proje için 15 gün + onay  süresi 7 gün + teslim tarihi 8 ay süre eklendiğinde 22/02/2018 tarihi işin en geç bitim tarihi olduğu, geçici kabul 02/04/2018'de yapıldığına göre 39 günlük bir gecikme yaşandığı, sözleşmeye göre yer tesliminin zamanında yapılmadığı, protokollerle değişikliklerin davalı tarafça istendiği için yapıldığı ve bunun da işin uzamasına sebebiyet verdiği, işin gecikmesinin sadece davacıdan değil, davalıdan da kaynaklandığı, kuyu yer teslimlerinin süresinde yapılmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarından da anlaşıldığı üzere yazılı olmasa da gecikmeyi tarafların karşılıklı kabul ettiği, bu durumda davalının 39 günlük gecikme nedeniyle cezai şart talep etmesinin  hakkaniyete aykırı olduğu, bu kadar büyük bir iş için kabul edilebilir bir gecikme olduğu, bilirkişi tarafından, ödemelerin yapıldığı tarihteki kur farkı düzeltmeleri de usulüne uygun yapılıp tespit edilen alacak miktarı davacının talep ettiği asıl alacak miktarından fazla olduğu görüldüğü, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.Somut olayda sözleşmenin 3. Maddesinde yüklenici avans ödemesinin yapılmasını ve işverenin mimari projeleri göndermesini müteakip 15 iş günü içerisinde teknik proje çizimlerini hazırlayacak ve onay için işverene sunacaktır. İşveren yüklenicinin verdiği teknik proje çizimlerini teslim tarihinden 7 iş günü içinde yazılı onaylayarak 8 ay içinde işi bitirmeyi, sözleşmeye uygun monte etmeyi işler vaziyette işveren teslim etmeyi yüklenmiştir.Sözleşmenin 15. Maddesinde işverence yapılacak işler düzenlenmiştir. Söz konusu maddede onaylı proje çiziminde olduğu gibi 3 duvarının kapalı ve asansör yüklerini taşıyıcı nitelikte kuyunun oluşturulması ...Kuyu dibinin suya karşı izolasyonlu ve temiz olması sağlanmalı ...Kuyuda su bulunduğunun tespit edilmesi halinde montaja başlanmayacağı...düzenlenmiştir. Bu maddeye uygun şekilde kuyuların oluşturulması ve davacı taşerona teslim edilmesi Davalı yüklenicinin sorumluluğundadı Dosya kapsamındaki tutanaklara göre asansör kuyularının 30.05.2017 tarihinde Davacı taşerona teslim edildiği sabittir.Bu hal karşısında ilk derece mahkemesinin, sözleşmeye göre yer tesliminin zamanında yapılmadığı, protokollerle değişikliklerin davalı tarafça istendiği için yapıldığı ve bunun da işin uzamasına sebebiyet verdiği, işin gecikmesinin sadece davacıdan değil, davalıdan da kaynaklandığı, kuyu yer teslimlerinin süresinde yapılmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmalarından da anlaşıldığı gerekçesiyle davacıdan 39 günlük cezai şart istenemeyeceğini kabul etmesi ve davanın kısmen kabulüne karar vermesi dosya kapsamına, hukuka ve usule uygundur.Davalının icra inkar tazminatı hakkındaki istinaf talebine gelince; dosya kapsamındaki alacak mahkemece yapılan yargılama neticesinde, alınan rapor ile tespit edilmiştir. Eldeki davada alacak likit durumda değildir. Bu sebeple yerel mahkemenin icra inkar tazminatı talebini reddetmesi gerekirken, alacağı likit değerlendirip, icra inkar tazminatına hükmetmesi hatalı olmuştur. İcra inkar tazminatının reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, icra inkar tazminatı yönünden yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1 - Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2 - İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2020 tarih ve 2019/450 Esas, 2020/560 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3 - Davanın KISMEN KABULÜ ile,4 - Davalının ... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 55.614,62 USD yönünden İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden ve takipten itibaren yıllık %9 faiz üzerinden DEVAMINA, geri kalan 658,23 USD işlemiş faiz yönünden talebin REDDİNE, 5 - Davacının icra inkar tazminat taleplerinin REDDİNE, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN:1 - Alınması gereken 21.692,48 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.795,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.896,53 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2 - Davacı tarafından yatırılan 3.795,95 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3 - Davacı tarafından yapılan toplam 1.608,93 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 1.340,77 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4 - Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5 - Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 50.809,51 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>6 - Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.758,50  TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN:1 - Davalı tarafından yatırılan 5.423,12‬ TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2 - Davalı tarafından yapılan 162,10  TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 37,90 TL posta gideri olmak üzere toplam 200,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı taraftan alınarak, davalı tarafa VERİLMESİNE, 3 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4 - Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 18/12/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6631a10e4ec73a3a","SID":"724d816956bbaed1"}}