{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1157 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2137<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/03/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/83 Esas - 2024/194 Karar  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ \t: 13/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 13/12/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/03/2024 gün ve 2023/83 Esas - 2024/194 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, 29.11.2015 tarihinde, dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken ... sayılı motosiklet ile çarpıştığını, motosiklette yolcu olarak bulunan müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, davacının daimi sakatlığa maruz kalıp kalmadığı, kalmışsa derecesi, gerçek zararının miktarının tarafların kusur oranlarına göre ehil ve uzman bilirkişilerce saptanması ve herhalükarda davalı şirketin sorumluluğunun azami olarak poliçe teminatı ile sınırlı olacağının dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>DAİREMİZİN BİRİNCİ KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacı vekilinin 17.09.2019 tarihli duruşmada \"Mahkemenizdeki yargılama başladıktan sonra biz davalı ... Sigorta A.Ş.'den müvekkilimin istemiş olduğu tazminat miktarını aldık, şu aşamada herhangi bir alacağımız kalmamıştır. Karşı taraftan herhangi bir talebimiz yoktur. Yargılama giderlerinin üzerimizde bırakılmasını talep ediyoruz\" şeklinde beyanda bulunduğu, verilen bu beyanın teyidi amaçlı 08.10.2019 tarihli duruşmada davacı vekilinin imzalı beyanının alındığı, her ne kadar davacı vekili tarafından 17.09.2019 tarihli duruşmadaki beyanın sehven verildiği yönünde yazılı ve sözlü olarak beyanda bulunulmuş ise de, davacı vekilinin bu beyanın kendisi tarafından verilip verilmediği yönünde bir sonraki celse imzalı alınan beyanında bu beyanın kendisi tarafından verildiğinin imzalı olarak beyan edilmesi neticesinde, istem konusu edilen tazminat tutarlarının artık davacı tarafından dava dışı olarak tahsil edildiği yönünde ortaya sonuç çıktığı kanaatine varıldığı, vekil beyanı göz önünde bulundurulduğunda bu beyanın doğruluğunun teyit amaçlı olarak araştırma yapılmasına gerek görülmediği, söz konusu beyanın davacı tarafı bağladığı, bu kapsamda açılan davanın dava dışı harici tahsil ile son bulduğu gerekçesiyle, esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Mahkemece 20.11.2019 tarihli ek karar ile, miktar itibariyle kesin olarak karar verildiği ve bu kararın davacı tarafça istinaf edildiği, istinafa konu edilen hükmün miktar itibariyle 2019 yılı için belirlenen istinaf parasal sınırının altında kaldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>Karar ve ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>DAİREMİZİN BİRİNCİ KALDIRMA KARARI : Dairemizin 2020/699 E. 2020/573 K. Sayılı kararı ile; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi gerektiği, 17.09.2019 tarihli duruşmada davacı vekili \"mahkemenizdeki yargılama başladıktan sonra biz davalı ... Sigorta A.Ş'den müvekkilimin istemiş olduğu tazminat miktarını aldık şu aşamada herhangi bir alacağımız kalmamıştır, karşı taraftan herhangi bir talebimiz yoktur yargılama giderlerinin üzerimizde bırakılmasını talep ediyoruz\" şeklinde imzasız olarak beyanda bulunduğu, 18.09.2019 tarihli beyan dilekçesinde duruşmada sehven beyanda bulunulduğunu, dava konusu tazminat talepleriyle ilgili olarak davalı sigorta şirketinden tazminat ödemesi alınmadığını beyan ettiği, 08.10.2019 tarihli duruşmada ise, \"Geçen celseki beyan tarafımıza aittir. Bu şekilde beyanda bulunmuştum ancak her ne kadar beyanımda karşı taraftan herhangi bir tazminat talebimiz yoktur ve tazminat miktarını aldık demiş isem de karşı taraftan aldığımız bir tazminat tutarı yoktur. Bunu sehven yaptık\" şeklinde imzalı olarak beyanda bulunduğu, davacı vekilinin davanın konusuz kaldığına ilişkin 17.09.2019 tarihli duruşmadaki beyanının hataya dayalı olduğunu iddia ettiğinden, davacının buna dair delilleri toplanıp, davalı tarafça ödeme yapılıp yapılmadığı da araştırılmak suretiyle, davacı vekilinin beyanının hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı tartışılarak karar verilmek üzere HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİNİN BİRİNCİ KALDIRMA KARARI SONRASI VERDİĞİ KARARIN ÖZETİ: Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı üzerine davalı sigorta şirketi ile feri müdahil ... Sigorta A.Ş.'ye ayrı ayrı müzekkere yazıldığı, davacı tarafa herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulduğu, 08.10.2020 tarihli duruşmada feri müdahil vekili tarafından davacı tarafa ödeme yapılmadığının belirtildiği, davalı tarafça da ödemeye yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı;  Ege ATK'dan alınan 14.09.2017 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik oranın %26, iyileşme süresinin 6 ay olarak belirlendiği; davacı vekillince sunulan talep artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatının 960,14 TL olarak, kalıcı iş göremezlik tazminatının 194.679,46 TL olarak talep edildiği, aktüer bilirkişi tarafından TRH 2010 tablosu ve %10 artırım %10 iskonto uygulanarak hazırlanan 27.08.2021 havale tarihli raporda davacının bakiye geçici iş göremezlik zararının 960,14 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı alacağının ise 430.646,73 TL olduğu, dava dışı sürücü ... tarafından önceden ödenen ve güncelleştirilen 7.535,00 TL'nin mahsubu sonrası 423.111,73 TL olacağı, böylelikle davacının toplam maddi tazminat alacağının 424.071,87 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin police teminat limiti olan 290.000,00 TL sorumluluğunun bulunduğu, ceza soruşturmasının uzlaşma ile sonuçlandığı, dava dışı sürücü ... tarafından maddi ve manevi zararlar kapsamında davacıya 12.500,00 TL ödeme yapıldığı, bunun 5.000,00 TL'sinin maddi geri kalan tutarının manevi zarara ilişkin alındığının belirtildiği, SGK tarafından geçici iş göremezlik zararına esas teşkil edecek şekilde davacıya 29.11.2015-14.04.2016 tarihleri arasında toplam 4.583,84 TL tazminat ödendiği, araç sürücüsü tarafından soruşturma aşamasında maddi tazminat yönünden 5.000,00 TL tutarında ödeme yapılmış ise de, davacının maddi tazminat tutarının karşılanmadığı, her ne kadar kaldırma kararı sonrası alınan raporda davacının geçici iş göremezlik tazminatı alacağının, kendisine yapılan ödemenin güncelleştirilmeksizin düşülmesi neticesinde bakiye 960,14 TL olduğu belirtilmiş ise de, ödeme tarihi ve dava tarihi göz önüne alındığında bu tutarın güncelleştirilmesi gerektiği, ödenmesi gereken 5.543,98 TL'nin fazlasının SGK tarafından davacıya ödendiği, dolayısıyla geçici iş göremezlik tazminat talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, sürekli maluliyetten kaynaklı tazminat alacağının önceden ödenen ve güncelleştirilen bedelin mahsubu neticesi 423.111,73 TL olmasına rağmen, sigorta şirketinin sorumluluk limitinin 290.000,00 TL olduğu, ayrıca bu 290.000,00 TL'nin 289.039,86 TL'sinin tahsilinin talep edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, 289.039,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>DAİREMİZİN İKİNCİ KALDIRMA KARARI : Dairemizin 23.01.2023 tarihli,  2022/309 E. 2023/107 K. sayılı ilamı ile, CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verileceği, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağı; davalı vekilinin yargılama sırasında davacının sigortalı ile uzlaştığını, uzlaşma nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini savunarak davanın reddini istediği; dosyadaki uzlaşma raporu incelendiğinde, davacının maddi ve manevi kayıpları karşılığında 12.500,00 TL karşılığında uzlaştığı; uzlaşma raporunda CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca zarar görenin (müştekinin) ayrıca hukuk davası açamayacağı hususunda bir ihtarata yer verilmemiş olmakla, hukuk mahkemesinde dava açma hakkını ortadan kaldırıcı şekilde uzlaşmanın gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle de ilk derece mahkemesince işin esasına girilmesinin yerinde olduğu; Ne var ki, haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerektiği; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının iş göremezlik oranının tespitine ilişkin rapor alındıktan ve raporun tebliğine müteakip rapora itirazlar giderildikten sonra, davacının bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında progresif rant yöntemi kullanılmasıyla hazırlanacak aktüerya ek raporu alınması gerekirken, kaza tarihinde geçerli olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre hazırlanan maluliyet raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.    \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KALDIRMA KARARI SONRASI VERDİĞİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Dairemizin  23.01.2023 tarihli,  2022/309 E. 2023/107 K. sayılı ilamı doğrultusunda Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 20.03.2023 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ise 141 gün olarak belirtildiği, bu raporda belirlenen maluliyet durumu ile dosya kapsamında daha önce alınan maluliyet raporu arasında ciddi fark olduğundan davacı yönünden hak kaybı yaratmamak ve itirazları karşılamak üzere İstanbul ATK İkinci İhtisas Kurulunadan alınan 27.09.2023 tarihli raporda davacının kaza sebebiyle kalıcı iş göremezliğinin bulunmadığının tespit edildiği; geçici iş göremezlik süresinin ise 9 aya kadar uzayabileceği yönünde mütalaada bulunulduğu; Mahkemenin 2020/260 E. 2021/856 K. sayılı hükmünün sadece davalı tarafından istinaf edildiği, istinaf ilamından sonra kazandırılan 20.03.2023 tarihli Ege ATK raporunda geçici iş göremezliğin 141 gün olduğu, 27/09/2023 tarihli İstanbul ATK raporunda ise geçici iş göremezliğin 9 ay olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, Ege ATK'nın 14.09.2017 tarihli raporuna karşı davacı tarafça itirazda bulunulmadığı gibi sonradan kazandırılan 20.03.2023 tarihli rapora da itirazda bulunulmadığı, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik kapsamında kazandırılan 20.03.2023 tarihli raporda fazlaya ilişkin kısmın davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğundan davacının 135 gün süre ile geçici iş göremezlik yönünden zarar süresinin olduğu yönünde kanaat oluştuğu; söz konusu iş göremezliğe ilişkin davacı yanın 5.543,98 TL tutarında tazminat hakkı bulunmakta ise de SGK tarafından yapılan 4.583,84 TL'lik ödeme ile birlikte dava dışı sürücü tarafından yapılan 2.500,00 TL'lik ödeme göz önüne alındığında geçici iş göremezlik maddi zararının karşılandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, 27.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda, \"Kişinin muayene edilmek üzere Kurulumuza gönderilmesi halinde, dosyanın yeniden değerlendirilebileceği'' şeklinde görüş bildirildiğini, bu doğrultuda müvekkilinin muayene edilmek üzere kurula sevk edilmesi gerektiğini, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 14.09.2017 tarihli raporunda müvekkilinin Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre sürekli iş göremezliğinin %26, iyilşeme süresinin 6 ay olarak tespit edildiğini; 20.03.2023 tarihli raporda ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik gereğince müvekkilinin sürekli iş göremezliğinin bulunmadığının tespit edildiğini, iyileşme süresinin ise 141 gün olarak bildirildiğini, alınan raporlarda bu kadar büyük bir çelişki yaratacak derecede fark olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun müvekkilinin gerçek durumunu yansıtmadığını, müvekkilinin muayene için kurula sevkinin ardından yeniden İstanbul ATK Genel Kurulu'ndan maluliyet raporu alınması gerektiğini; Müvekkilinin sigorta şirketlerinden herhangi bir ödeme almadığını, ancak soruşturma dosyası kapsamında dava dışı sürücü ... ile 12.500,00 TL karşılığında uzlaştığını, ancak kusurlu sürücü tarafından yapılan ödemenin müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını, uzlaşma tutanağında dahi belirtilmemişken, ödenen bu tutarın 2.500,00 TL'sinin geçici iş göremezlik ödemesi olduğunun ve geçici iş göremezlik zararının karşılandığının kabulünün hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanan yolcunun, kazaya sebebiyet veren karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından sürekli ve geçici iş gücü kaybından doğan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, Dairemizin 23.01.2023 tarihli 2022/309 E. 2023/107 K. sayılı kaldırma ilamı üzerine, Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 20.03.2023 tarihli raporda, kaza tarihinde yürürlükte olan  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, davacı tarafın itirazı üzerine mahkemece ATK 2. İhtisas Dairesinden alınan 25.09.2023 tarihli raporda da aynı şekilde davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bu raporlardaki tespit doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan her iki raporun da davacının fiziki muayenesi yapılmaksızın düzenlenmiş olduğu, özellikle ATK 2. İhtisas Dairesinin 25.09.2023 tarihli raporunda kişinin muayene edilmek üzere kurula gönderilmesi halinde, dosyanın yeniden değerlendirilebileceğinin de belirtilmiş olduğu dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacının ATK 2. İhtisas Dairesine sevki ile gerekli muayene ve tetkikleri sağlanarak, davacının dava konusu kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerindedir.  <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2024 tarihli 2023/83 E. 2024/194 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, <br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a446066a85643cf","SID":"428d406fea4a2d7c"}}