{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/139 <br>KARAR NO\t: 2024/170<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t:...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br><br>\t... Mahkemesinin ...  tarih, ...  Esas- ...Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine dosya incelendi.<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.06.2023 tarihinde ...Müdürlüğümüz hizmet sahası dahilinde, davalı ... Belediyesi'ne ait “... yapılan altyapı çalışmaları sırasında ... Belediyesi adına çalışma yapan ...müvekkil şirkete ait FO kablolarına zarar verildiği, müvekkil şirketin  haksız fiil nedeniyle faiz hariç 42.091,00-TL zarara uğradığını, bu olay saha amirleri tarafından tespit edildiği, davalılara da ayrı ayrı bildirimde bulunulduğu, ancak görüşmelerin sonuçsuz kalması neticesinde ...başvuru numarası ile başvurulduğu ve ... arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma sağlanamadığını, hasar verdiğini ve şirket yetkilileri ve kolluk tarafından durum tespit edilmesine rağmen bugüne kadar hiçbir ödeme yapmayarak, müvekkil şirketinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, bu durum kasıtlı olarak müvekkil şirketi zarara uğratmaya yönelik hareket ettiklerinin kanıtı olmakla tedbir almamaları neticesinde uğramış olduğu zararı gidermemeleri de kötü niyetli olduklarının bir göstergesi olduğunu, ortaya konan maddi zararın yanında ıslahlar için müvekkil şirket ciddi bir emek ve özveri harcadığını, Borçlar Kanunun 49. Maddesine göre: “Kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür.” denildiğini, bu nedenlerdir ki davalıların müvekkil şirket zararını gidermeleri zaruri olduğunu, tüm bu nedenlerle ; bu dava konusu olayda da davalıların kasten ve hukuka aykırı fiilleri söz konusu olduğunu, müvekkil şirket bu eylem neticesinde toplam 42.091,00-TL maddi olarak kayba uğradığını, bunun tazmin edilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili 03/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde tazminat davasının haksız fiil nedeniyle doğduğunu iddia ettiğini, kural olarak tazminata hükmedilebilmesi için haksız eylemden dolayı ortaya çıkmış bir zararın varlığının şart olduğunu, aksi halde sorumluluktan bahsedilmesi mümkün  olmadığını, Haksız fiil sorumluluğu, bir başkasına verilen zararın giderilmesi yükümlülüğünü ifade etiğini, haksız fiilden doğan borç ilişkisi nedeniyle tazmin sorumluluğunun doğabilmesi için zarar, kusur, hukuka ve ahlaka aykırılık ve nedensellik bağı unsurları arandığını, somut olayda haksız fiil nedeniyle tazminat isteminin unsurları oluşmadığını, olaya gerek fail gerekse de şerik olarak katılmadığımızdan davacıya karşı gerçekleştirilmiş bir haksız fiil ve/veya olaya bağlı herhangi bir sorumluluğu olmadığını, Hasar tespit tutanağında müvekkil şirket yetkilisinin imzası bulunmadığını, bu itibarla, davacının dava dilekçesindeki hususlar belgeler bağlamında çökmüş olduğunu, karşılığı dahi bulunmadığını belirtmiştir. <br>Davalı vekili 05/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafından \"17.06.2023 tarihinde ...Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde, ... Belediyesi'ne ait ... yapılan alt yapı çalışmaları sırasında ....'nin FO kablolarına zarar vermesi\" iddiasıyla müvekkil idare aleyhine 42.091,00 TL tazminat davası açıldığını, İşbu davada husumet, zamanaşımı, usul, esas yönünden itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. Şöyle ki; davalı müvekkil idare tarafından ihale edilen ve diğer davalı müteahhitin üstlendiği yol yapımı sırasındaki kazı çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait kabloların zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili ... yöneltilen dava yönünden yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesini,  idarenin davacının zararının illiyet bağı bulunmadığını , işbu davanın müvekkil idare aleyhine idari yargıda açılması gerektiğinden görev itirazında bulunduğunu, beyan ederek davanın usulden reddine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>\tİlk Derece Mahkemesinin 26/09/2024 tarihli kararında:<br>\"1- Davanın HMK 114 1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK  115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİnceleme konusu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 17.06.2023 tarihinde ... Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde, davalı...Belediyesi’ne ait ‘...nda yapılan  altyapı çalışmaları sırasında ... Belediyesi  adına çalışma yapan ... tarafından  müvekkili şirkete ait FO kablolarına zarar verildiğini,   müvekkili  şirketin  haksız fiil nedeniyle faiz hariç 42.091,00-TL  zarara uğradığını, bu olay akabinde şirket zararının davalılara üst yazı ile bildirildiğini, davalılar tarafından zararlarının giderilmediğini, yargılama esnasında davalı ... Belediyesi yönünden yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle davanın   usulden reddine karar verilmişse de ;  \"dava konumuz sözleşme dışı müvekkili şirkete karşı gerçekleşen haksız fiildir. Bu halde taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sözleşme hükümlerinin incelenmeden, davalı Belediyenin bir kamu tüzel kişisi olduğu ve  anılan tüzel kisiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Belediye organlarının eylem ve islemleri de kamusal nitelikte olduğu ve kamu hizmeti kavramı çerçevesinde yer aldığından,\" davalarını haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde reddettiğini,  mahkemenin gerekçesinin sadece tarafların yani davalıların kendi aralarındaki iç ilişkilerde hüküm ifade edebileceğinden haksız fiil ... Belediyesi tarafından bizzat işlenmemiş olsa bile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde söz konusu zarardan davalıların müstereken ve müteselsilen sorumlu olmaları gerekirken benzeri şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, daha önce zararlarının tazmini nedeniyle idare mahkemesinde açmış oldukları tam yargı davasının reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, hal böyle iken adli yargı yerinde açmış oldukları davalar usulden reddedilirken idare mahkemesinde açmış oldukları tam yargı davalarının da idari işlem sayılmadığından reddedildiğini, her iki durumda müvekkili şirketin mağdur edildiğini, sonuç olarak davalının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk hallerinden olduğunu, bu nedenlerden dolayı ... Mahkemesinin ... Tarih ve ... E. ... K sayılı ilamına ilişkin  istinaf yoluna başvurularının kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; haksız fiile konu eylemin idarenin kamu hizmetine ilişkin idari eylem niteliğinde  sayıldığını, bu halde, idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine; idarece herhangi bir hakka haksız müdahalede bulunulduğu, plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak zararın tazmini davalarının haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre çözümünün ise adli yargı yerine ait olacağını, tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı müvekkili idare tarafından ihale edilen ve diğer davalı müteahhitin üstlendiği yol yapımı sırasındaki kazı çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait kabloların zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, müvekkili ... Belediyesi'ne yöneltilen dava yönünden yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin  yasalara ve hukuka uygun olduğunu,  bu nedenlerden dolayı ... Mahkemesi ... E., ... K. Ve ... tarihli kararına karşı  istinaf başvurusunun reddine karar verilerek, vekâlet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE<br>\tDava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tH.M.K'nun 342-e maddesine göre istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesinin zorunlu olduğu, yine HMK.nun 355. maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır. 6100 sayılı HMK 353 maddesi gereğince duruşma yapılmaksızın incelemeye geçilmekle;<br>\tİlk derece mahkemesince davanın yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tDavacı vekili, davalı ... sorumluluğunda gerçekleştirilen alt yapı çalışmaları sırasında müvekkili şirkete ait FO kablolarına zarar verildiğini ileri sürerek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.<br>\tDavalı ... Belediye Başkanlığı bir kamu tüzel kişisi olup eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Belediye organlarının eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de davalı Belediye’nin hizmet kusuruna ilişkindir.<br>\tİdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması şeklinde tanımlanmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.<br>\tBuna göre kamu hizmeti görmekle yükümlü olan idareler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar, niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi uyarınca idari yargı mahkemelerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir. (HGK.4.11.2015 Tarih 2015/17-86 E-2364 K  dosya)<br>\tGörev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, hizmet kusuruna dayanılarak belediye aleyhine açılan bu davada yargı yolu caiz olmadığından HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay HGK, 17.12.2019, 2017/4-1688 E. - 2019/1374 K. )<br>\tYukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tH Ü K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>\t1-İnceleme konusu kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-İstinaf yargılaması için yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa ilk derece mahkemesince iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 27/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f54bf61fbec07035","SID":"2471795b6ca4c26a"}}