{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/2934 <br>KARAR NO: 2024/3550<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2024<br>NUMARASI: 2021/639 E - 2024/403 K<br>Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2021/819 Esas sayılı dosyasında; <br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar arasında 21.02.2013 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkili ve dava dışı ..., ... İnşaat firmasındaki ve ... Kırgizistan Cumhuriyeti adresinde yapıldığını ve yapımı devam etmekte olan alışveriş merkezi, lüks konut ve gayrimenkul yatırım projesindeki (... &... projesindeki) hak ve hisselerini sözleşmede kararlaştırılan devir bedeli karşılığında ve sözleşme koşullarının yerine getirmesi koşuluyla davalı ...’na devrettiğini,  sözleşmenin 2.1 maddesinde devir bedeli olarak ... tarafından 35.000.000 USD müvekkili ...’a ve 4.000.00000 USD de ...’a ödeneceğini, yine sözleşmenin 1.2 maddesinde ... İnşaat firması üzerindeki ...’da bulunan tapuların müvekkiline devredileceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 2.2 maddesinde vadeleri ve ödeme şekli sözleşme ekinde belirtilmiş olan 7.500.000 USD ve 27.500.000 USD’lik 41 adet senedin ... tarafından ciro edilerek müvekkiline verileceğini, senetlerin ...’a verileceğinin senetlerin elden tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2.3 maddesinde ise, ... veya üçüncü bir kişinin ... projesi için veya bu proje teminat gösterilerek toplamda 10.000.000 USD’den fazla kredi kullanamayacağının, ...’un ya da müvekkili ...’un onayı olmaksızın bu tutardan fazla kredi kullanılması halinde 10 milyon USD’yi aşan kısım kadar cezai şartı ...’a ödeyeceğinin belirtildiğini, yine sözleşmenin 5. maddesinde ... tarafından proje için 10 milyon USD üzerinde kredi kullanılması halinde sözleşmenin 2.3 maddesinin devreye gireceğinin belirtildiğini, aynı hükümde ...’un onayı ya da yazılı rızası olmaksızın 1 milyon USD üzerinde borçlanılması veya 10 milyon USD’den daha fazla kredi kullanılması halinde ...’nun ve ... Ltd.Şti’nin müştereken ve müteselsilen müvekkili ... ve ...’a cezai şart olarak ve senet bedellerine ilave olarak, henüz vadesi gelmemiş senet tutarı kadar ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, yine sözleşmenin 6. maddesinde ... İnşaat tarafından Ek de belirtilen tapuların devredilmesi için  müvekkiline ya da belirteceği kişiye vekalet verileceğinin belirtildiğini, müvekkili ve dava dışı ...'un, 21.02.2013 tarihli sözleşme uyarınca gerekli yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına karşın davalıların sözleşmede üstlenilen yükümlülükleri yerine getirmediğini, buna göre, sözleşmede belirtilen vadelerde senetler ödenmediğini, sözleşme ekinde belirtilen tapular devredilmediğini ve vekalet verilmediğini, ayrıca söz konusu proje için davalının, müvekkilinden ve ...’dan yazılı onay alınmaksızın en az 40.000.000 USD kredi kullandığının tespit edildiğini,,başka bir projenin birlikte üstlenilmesi halinde borcunu ifa edeceğini bildirmesi üzerine müvekkilinin bu talebi kabul ettiğini ve davalılar ile 26.5.2014 tarihli sözleşme imza edildiğini, söz konusu sözleşmenin 1. maddesinde sözleşmenin konusunun ... projesinin tarafların hisseleri nispetinde ortak olarak yapmaları ve paylaşmaları olduğunu, sözleşmenin 2. maddesinde ortaklık yapısının %60 ..., %30’unun ... ve %10’unun ...’a ait olduğu, tarafların dilerse bu ortaklık yapısını koruyarak inşaatı ... İnşaat şirketi üzerinden de yapabileceğinin belirtildiğini, söz konusu sözleşmenin 3.1.1 maddesinde projenin yapılması için gerekli kredinin çıkarılması ve inşaatı yapan şirkete ya da ... şirketine ödenmesi yükümlülüğünün ...’na verildiğini, sözleşmede kredinin 6 aylık süre zarfında çıkarılması karşılığında davalılara %30 hisse verildiğini, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde hisselerinde müvekkiline iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ...’nun kredi yükümlülüğü 30 milyon USD olarak belirlendiğini, ancak bu tutarın 40 milyon USD’ye kadar çıkabileceğinin, 30 milyon USD’nin üzerinde kredi sağlanmaması halinde gerekli olan tutarın hisseleri oranında ortaklar tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, söz konusu sözleşmenin 3.2 maddesinde davalı ...’nun elde edeceği gelirlerin hissesi oranında sözleşme ekindeki senetlerden doğan borcuna mahsup edileceğinin, senetlerin yediemin olarak ...’a teslim edileceğinin, ...nun 6 ay içinde kredi çıkaramaması halinde senetleri ...’un ...’a iade edeceğinin, kredi çıkarılması halinde senetlerin ... tarafından ...’na iade edileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3.3.2 maddesinde ...’na 25.000.000 USD gelir garanti edildiğinden, bunun karşılığında sadece 2.000.000 USD ödeneceği 23.000.000 USD tutarındaki senetlerin ise ...’na iade edilmiş olduğu için ödenmiş sayılacağının belirtildiğini, sözleşmenin 3.4.2 maddesinde sözleşme konusu projeye ... tarafından kredi çıkarılamadığı takdirde müvekkilinin senetleri ...’dan iade alacağı ve müvekkilinin senedi işleme koyma hakkının mevcut olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin 4.1 maddesinde ...’nun projeye kredi çıkarması halinde sözleşmenin yürürlükte kalacağı ve ...’un ...’ndan olan alacakları hariç birbirlerini ibra ettiğinin, ancak ... tarafından kredi çıkarılmaması veya herhangi bir sebeple yürürlüğe girmemesi veya fesih olması halinde tarafların ibrasının ortadan kalkacağının ve önceki sözleşme hükümlerinin yürürlükte olacağı ve aynen geçerli olacağının kararlaştırıldığını, sözleşme hükümleri uyarınca davalıların 26.5.2014 tarihli sözleşme ile ... projesine en az 30.000.000 USD kredi çıkarması karşılığında 21.02.2013 tarihli sözleşme uyarınca müvekkiline olan 35.000.000 USD’den bakiye kalan borcun, taşınmaz devir borçlarının ve yine cezai şart yükümlülüklerinin koşula bağlı olarak ibra edildiğini, ancak kredi çıkarılmaması halinde ... & ... projesine ilişkin 21.02.2013 tarihli sözleşme hükümlerinin aynen geçerli olacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin, sözleşmelerden kaynaklı gerekli yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına karşın davalılarca sözleşmede üstlenilen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davalılara herhangi bir ödeme olmaksızın 26.5.2014 tarihli sözleşme gereği iade edilen 23.000.000 USD tutarındaki senetlerin de davalılar tarafından müvekkiline iade edilmediğini, 21.02.2013 ve 26.5.2014 tarihli sözleşmeler ekinde belirtilen tapuların müvekkiline devredilmediğini, bunun yanında, 26.5.2014 tarihli sözleşmede kararlaştırılan kredi sağlama koşulunun davalılarca gerçekleşmemesi nedeniyle yürürlüğe giren 21.02.2013 tarihli sözleşmede 10 milyon USD’den fazla kredi kullanılması nedeniyle müvekkili lehine kararlaştırılan cezai şart ve ödenmemiş senetlerden kaynaklı cezai şart alacağı da aynen geçerliliğini koruduğunu, davalılara borçlu temerrüdüne son vermeleri ve borcunu ifa etmesi gerektiği hususunda Üsküdar ... Noterliğinin 16 Ekim 2020 tarihli ihtarının gönderildiğini, söz konusu ihtarnamede sözleşme hükümlerinin hatırlatıldığını ve müvekkilinin kanundan ve sözleşmeden doğan her türlü hakları, cezai şart istem hakkı ile Türk Ceza Kanunu uyarınca suç duyurusunda bulunma hakkı saklı olmak üzere, söz konusu ihtarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde müvekkiline olan borçları için, asıl alacak için şimdilik 12.224.000 USD , fazladan kullanılan kredi nedeniyle cezai şart alacağı için şimdilik 30.000.000.USD ve yine ödenmemiş senet tutarı olan cezai şart alacak kalemi için şimdilik 21.244.872.USD, sözleşme gereği devretmekle yükümlü oldukları ancak devredilmeyen ve vekalet de verilmeyen taşınmazlar için şimdilik 5.000.000 USD olmak üzere toplamda 63.468.872 USD'nin 26.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte yedi gün içinde müvekkilinin hesabına nakden ödenmesi aksi halde her türlü hukuki, cezai ve yasal hakların kullanılacağı ihtaren bildirildiğini, ancak davalıların, söz konusu ihtara verdikleri Beyoğlu ... Noterliğinin 26 Ekim 2020 tarihli cevabi ihtarnamesinde müvekkilinin talep ettiği alacak kalemlerinin tamamını reddettiklerini, davalılar tarafından söz konusu sözleşmelerin ihlal edilmediği, borçların ifa edildiği senetlerin ödendiği ve geri alındığı, cezai şart ve taşınmaz devir borçlarının olmadığının ileri sürüldüğünü, davalıların 21.02.2013 ve 26.05.2014 tarihli protokolleri kabul ettiklerini, ancak borçlarını inkar yolunu tercih ettiklerini, davalıların 26.5.2014 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca herhangi bir bedel ödemeksizin iade aldıkları senetleri ödenerek geri aldıklarını ileri sürdüklerini, davalıların, 26.5.2014 tarihli protokolden kaynaklı 6 ay içinde 30 milyon USD kredi çıkarma borcu ve taşınmazı devir borçları başta olmak üzere sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini ifa etmediklerini, protokol gereği 23.000.000 USD tutarında iade aldıkları senetleri ...’a teslim etmediklerini ve bu şekilde 26.5.2014 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca 21.2.2013 tarihli protokol hükümlerinin tekrar yürürlüğe girmesine sebebiyet verdiklerini, Davalının 21.2.2013 tarihli sözleşme uyarınca 10.000.000 USD’nin üzerinde kredi alarak cezai şartın doğmasına neden olduğu da banka ve şirket kayıtları ile ispatlanacağını beyanla: davanın kabulü ile müvekkilinin 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacağı için şimdilik 80.000 USD, taşınmaz bedeli alacağı için şimdilik 20.000 USD ve yine davalılar tarafından söz konusu protokollere aykırı davranılması nedeniyle doğmuş olan cezai şart alacağının ve sair alacaklarına karşılık şimdilik 20.000 USD alacağının, 26.05.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak devlet bankalarının Amerikan doları için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte, fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 27/09/2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle: fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak üzere, davaya konu 80.000 USD tutarındaki asıl alacak taleplerini ıslah yoluyla 12.920.000 USD artırarak, asıl alacak taleplerini toplamda 13.000.000 USD’ye yükselttiklerini, yine 14.6.2022 tarihli beyan dilekçeleri ile kısmi dava olarak görülmesini talep ettikleri 19.000 USD tutarındaki cezai şart alacaklarını ıslah yoluyla 12.981.000 USD artırarak toplamda cezai şart alacaklarını 13.000.000 USD’ye yükselttiklerini ve yine davaya konu alacaklar için faiz taleplerini de 26.5.2014 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere 2013 tarihli sözleşmenin 2.4 maddesinde belirtildiği şekilde günlük onbinde üç (%0.03) döviz mevduat faizi olarak hesaplanması, bu faizin devlet bankalarının Amerikan doları için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından daha az olması halinde ise bu oran üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 25.01.2013 tarihinde taraflar aralarındaki ortaklığın sonlandırılmasına yönelik \"Ön Protokol\" imzalandığını, işbu Ön Protokol ile; Protokol dışında tarafların birbirlerinden hiçbir borç ve alacağının olmadığı ve ana sözleşmenin 10 gün içerisinde Av. ... tarafından Protokol baz alınarak hazırlanıp imza edileceğinin düzenlendiğini, dava konusu 21.02.2013 tarihli protokol ile tarafların ... İnşaat'taki resmiyette yer almayan pay sahiplikleri belirlenerek gerçekte % 5 davacıya ve % 47,5 dava dışı ...'a ait olan hisselerin ... tarafından yapılacak ödemeler karşılığında ...'na devrinin düzenlendiğini, bu kapsamda; ... tarafından ...'a toplam 4.000.000 USD'ın protokol kapsamında sekiz adet senet ile elden ödeneceğini, ... Projesindeki AVM'nin 01.09.2013-31.09.2014 tarihleri arasındaki kira gelirinin aylık ortalamasının 550.000 USD'nin altına düşmesi durumunda düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %1, kira gelirinin aylık ortalamasının 500.000 USD'den aşağı olması durumunda düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %1.5 düşüleceği, kira gelirlerinin aylık ortalamasının 450.000 USD'nin altında olması durumunda, düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %2 düşüleceğini, ... İnşaat ile ilgili ortaya çıkacak vergi ödemelerinin, ... ve ...'a yapılacak ödemelerden mahsup edilmek üzere ... tarafından yapılacağını, mahsuplaşma yönteminin 2.1.maddede belirtilen şekilde gerçekleştirileceğini, ödeme günü gelen senetlerin elden nakit olarak ödeneceği ve ödeme ile birlikte ...'na teslim edileceğini, ...'nun ... için 10.000.000 USD'yi aşacak şekilde kredi kullanması halinde kalan senet vadelerinde iyileştirme yapılacağını, ...'tan onay alınmadan çekilen kredinin 10.000.000 USD'yi aşan kısım kadar cezai şartın ...'a ödeneceğini, ... ve ... Ltd'nin, ... projesinde kiralama ve satışlardan elde edilecek toplam vergi sonrası karın %2,S'ini ...'a ödeyeceği, ... projesindeki tüm konut ve daireler satılıncaya kadar her ay ...'a 10.000 USD aylık ücretin ... Ltd ve/veya ... İnşaat tarafından ödeneceğini, söz konusu maaşların toplamının ... projesinden ...'a isabet edecek kar payından mahsup edileceğini, ...'a kar payı ödemesinin kendisine ödenen maaşlar toplamı düşüldükten sonra yapılacağı hükümleri yer aldığı,işbu Protokolün imzalanmasından sonra ... ve ... Ltd Şti, ... Projesi kapsamındaki faaliyetlere tüm hisselerin resmi ve gerçek sahibi olarak devam ettiğini, 10.04.2013 tarihinde proje kapsamında inşa edilmiş olan AVM açılmışsa da Kırgız İmar Bakanlığı tarafından iskan ruhsatı olmadığı gerekçesiyle projenin mühürlenmesi sebebiyle AVM üzerinde inşa edilen rezidans dairelerinin satışının durduğunu, yine, davacı ve dava dışı ... tarafından 2013 tarihli protokol ile aylık 550.000 USD olmak üzere taahhüt etmiş olunan kira gelirleri de 30.09.2013 ve 30.09.2014 tarihleri arasında taahhüt edilenin çok altında gerçekleştirildiğini, dava dilekçesinde belirtilen 2014 tarihli protokol taslağı yalnızca görüşme aşamasında kalmış olup, yürürlüğe de girmediğini, davacının sunduğu suret üzerindeki müvekkilinin imzası ile ilgili de ciddi şüpheler bulunmakta olup, kuvvetle muhtemel imzanın müvekkile ait olmadığını, 27.09.2018 tarihinde ... ve dava dışı ..., müvekkilinin 21.02.2013 tarihli Protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi iddiası ile tek hakem olarak belirlenen Av. ...'na başvurduğunu, 22.10.2018 tarihinde hakemin reddi davası ikame ettiklerini, İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/998 E. 2018/1200 K. Sayılı 13.12.2018 tarihli karan ile hakemin reddi dava kabul edilerek mahkeme tarafından hakem sürecinin sona erdirildiğini, davaya konu edilen tüm alacaklar ın zamanaşımına uğradıklarını, zamanaşımı definde bulunduklarını beyanla davacı tarafın haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Dava İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/819 ESAS sayılı dava dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında 21.02.2013 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkili ve dava dışı ..., ... İnşaat firmasındaki ve ... Kırgizistan Cumhuriyeti adresinde yapılmış ve yapımı devam etmekte olan alışveriş merkezi, lüks konut ve gayrimenkul yatırım projesindeki hak ve hisselerini sözleşmede kararlaştırılan devir bedeli karşılığında ve sözleşme koşullarının yerine getirmesi koşuluyla davalı ...’na devrettiğini, sözleşmenin 2.1 maddesinde devir bedeli olarak ... tarafından 35.000.000 USD dava dışı ...’a, vadelerde 2.000.000 USD ve vadelerde 2.000.000 USD olmak üzere toplamda 4.000.00000 USD de müvekkiline ödeneceğinin, yine sözleşmenin 2.5 maddesinde ... ve ... Ltd., ...- ... projesinde kiralama ve satışlardan elde edilen toplam vergi sonrası karın %2,5 ını, sözleşmedeki 2.1.2 ve 2.1.3 maddelerindeki ödeme haricinde ayrıca ...’a ödeyeceğinin, hesaplamanın ...’a yapılan ödemeler düşülmeksizin davalılar tarafından müteselsilen yapılacağının belirtildiğini, Sözleşmenin 2.2 maddesinde vadeleri ve ödeme şekli sözleşme ekinde belirtilmiş olan senetlerin ...’a verileceği senetlerin elden tahsil edileceği, sözleşmenin 4.1 maddesinde ise müvekkilin ... İnşaat firmasının %1 hissesine sahip olacağının, söz konusu hisseye ait kar ödemelerinin sözleşmedeki diğer ödemelerle ilgisinin olmadığının, hissenin sermaye artırımı ile azaltılamayacağının kararlaştırıldığını, Sözleşmenin 2.3 maddesinde ise, ... veya üçüncü bir kişinin ... projesi için veya bu proje teminat gösterilerek toplamda 10.000.000 USD’den fazla kredi kullanamayacağını, müvekkilinin ya da ...’un onayı olmaksızın bu tutardan fazla kredi kullanılması halinde 10 milyon USD’yi aşan kısım kadar cezai şartı ...’a ödeyeceği, yine sözleşmenin 5. maddesinde ... tarafından proje için 10 milyon USD üzerinde kredi kullanılması halinde sözleşmenin 2.3 maddesinin devreye gireceğinin belirtildiğini, aynı hükümde müvekkilinin onayı ya da yazılı rızası olmaksızın 1 milyon USD üzerinde borçlanılması veya 10 milyon USD’den daha fazla kredi kullanılması halinde ...’nun ve ... Ltd.Şti’nin müştereken ve müteselsilen ... ve müvekkiline cezai şart olarak ve senet bedellerine ilave olarak, henüz vadesi gelmemiş senet tutarı kadar ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, Sözleşmenin 2.6 maddesinde ise, ...-... projesindeki tüm konutlar ve daireler satılıncaya kadar her ay müvekkiline 10.000 USD aylık ücret ödeneceği, projenin büyük bir kısmının satılmış olmasından sonra küçük bir kısmı kalırsa bu kısmın kar hesaplamasından sonra ve maaşın hangi tarihten itibaren durdurulacağını tarafların birlikte karar vereceğinin belirtildiğini, taraflarca bu konuda herhangi bir karar alınmamasına karşın, davalılar sözleşmenin bu hükmü uyarınca yapmaları gereken aylık ödemeleri yapmamış olup, müvekkilinin birikmiş maaş alacağının da mevcut olduğunu, davalıların 21.2.2013 tarihli protokol uyarınca ... İnşaat firmasının %1 hissesini müvekkiline devrettiklerini, Sözleşmenin 4.1 maddesinde ...’un %1 paya sahip olduğu, sözleşmenin 4.2 maddesinde ...’un bu payının azaltılamayacağı, sözleşmenin 4.3 maddesinde protokolün imza tarihinden itibaren 30 gün içinde ... şirketinin genel kurul yapacağı ve ...’u yönetim kuruluna seçeceği, aynı sözleşmenin 4.4 maddesinde ortakların kararları oybirliği ile alacağı, ayrıca 1.000.000 USD üzerindeki sözleşmeler ve kefaletlerde, borçlanmalarda ...’un onayının alınmasının zorunlu olduğunun düzenlendiğini, başka bir projenin birlikte üstlenilmesi halinde borcunu ifa edeceğini bildirmesi üzerine müvekkili ve dava dışı ...'un bu talebi kabul ettiğini ve davalılar ile 26.5.2014 tarihli ikinci bir sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 1. maddesinde sözleşmenin konusunun ... projesinin tarafların hisseleri nispetinde ortak olarak yapmaları ve paylaşmaları olduğunun, sözleşmenin 2. maddesinde ortaklık yapısının %60 ..., %30’unun ... ve %10’unun ...’a ait olduğunun, tarafların dilerse bu ortaklık yapısını koruyarak inşaatı ... İnşaat şirketi üzerinden de yapabileceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 3.1.1 maddesinde projenin yapılması için gerekli kredinin çıkarılmasının ve inşaatı yapan şirkete ya da ... şirketine ödenmesi yükümlülüğünün ...’na verildiğini, Sözleşmede Kredinin 6 aylık süre zarfında çıkarılması karşılığında davalılara %30 hisse verildiğinin, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde hisselerin de dava dışı ...’a iade edileceğinin kararlaştırıldığını, ...’nun kredi yükümlülüğü 30 milyon USD olarak belirlendiğini, ancak bu tutarın 40 milyon USD’ye kadar çıkabileceğinin, 30 milyon USD’nin üzerinde kredi sağlanmaması halinde gerekli olan tutarın hisseleri oranında ortaklar tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, söz konusu sözleşmenin 3.2 maddesinde davalı ...’nun elde edeceği gelirlerin hissesi oranında sözleşme ekindeki senetlerden doğan borcuna mahsup edileceğinin, senetlerin yediemin olarak müvekkiline teslim edileceğinin, ...nun 6 ay içinde kredi çıkaramaması halinde senetleri müvekkilinin ...’a iade edeceği, kredi çıkarılması halinde senetlerin ... tarafından ...’na iade edileceğinin kararlaştırıldığını, Sözleşmenin 3.3.2 maddesinde ...’na 25.000.000 USD gelir garanti edildiğinden, bunun karşılığında sadece 2.000.000 USD ödeneceği 23.000.000 USD tutarındaki senetlerin ise ...’na iade edilmiş olduğu için ödenmiş sayılacağının belirtildiğini, Sözleşmenin 3.4.2 maddesinde sözleşme konusu projeye ... tarafından kredi çıkarılamadığı takdirde dava dışı ...’un ekte bulunan senetleri müvekkil ...’dan iade alacağı ve senedi işleme koyma hakkının mevcut olduğunun belirtildiğini, Sözleşmenin 4.1 maddesinde ...’nun projeye kredi çıkarması halinde sözleşmenin yürürlükte kalacağının ve ...’un ...’ndan olan alacakları hariç birbirlerini ibra ettiğinin, ancak ... tarafından kredi çıkarılmaması veya herhangi bir sebeple yürürlüğe girmemesi veya fesih olması halinde tarafların ibrasının ortadan kalkacağının ve önceki sözleşme hükümlerinin yürürlükte olacağının ve aynen geçerli olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3.6 maddesinde müvekkilinin hissesi oranında projeden kar elde edeceğinin ve yine 4.2 maddesinde müvekkilinin ... sözleşmesinden doğan hak ve alacaklarının işbu sözleşmeden bağımsız ve saklı olduğu, söz konusu sözleşmeden doğan borçların ... tarafından belirtildiği şekilde yapılacağının düzenlendiğini,davalılara borçlu temerrüdüne son vermeleri ve borcunu ifa etmesi gerektiği hususunda Beşiktaş ... Noterliğinin 21 Ocak 2014 tarihli ... ve ... nolu ihtarnamelerinin gönderildiğini, söz konusu ihtarnamede 21.2.2013 tarihli protokolün 2.1.2 ve 2.1.3 maddeleri uyarınca 2.000.000 USD’nin iki işgünü içinde ödenmesinin talep edildiğini, müvekkili tarafından davalılara gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin 21 Ocak 2014 tarihli ve ... nolu ihtarnamesinde, hakeme gönderilen cevap dilekçesinden borcun ödenmeyeceğinin anlaşıldığının, tarafına yapılan ödemelerin ... şirketi ortaklığı için yapıldığının, hesaplamaların kötü niyetli şekilde yapıldığının ve fazla ödeme gösterildiğinin, 21.2.2013 tarihli sözleşmeden kaynaklı alacaklarının iki gün içinde ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, davalıların 26.5.2014 tarihli protokolden kaynaklı 6 ay içinde 30 milyon USD kredi çıkarma borcu, müvekkiline kar payı ve aylık maaş ödeme borcu başta olmak üzere sözleşmedeki diğer yükümlülüklerini ifa etmediklerini, protokol gereği iade aldıkları senetleri teslim etmediklerini ve bu şekilde 26.5.2014 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca 21.2.2013 tarihli protokol hükümlerinin tekrar yürürlüğe girmesine sebebiyet verdiklerini,  davalının 21.2.2013 tarihli sözleşme uyarınca 10.000.000 USD’nin üzerinde kredi alarak cezai şartın doğmasına neden olduğunun da banka ve şirket kayıtları ile ispatlanacağını, davalıların, müvekkiline %2,5 oranındaki kar payı alacağını ödemediği gibi, hisse devrinden kaynaklı 4.000.000 USD borcu ve aylık 10.000 USD maaş ödemelerini de yapmadığını beyanla: müvekkilinin 21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacağı için şimdilik 10.000 USD, ödenmeyen maaş alacakları için şimdilik 2.000 USD, kar mahrumiyeti alacağı için şimdilik 1.500 USD, yine davalılar tarafından söz konusu protokollere aykırı davranılması nedeniyle doğmuş olan cezai şart alacağı ve sair alacaklarına karşılık şimdilik  1.500 USD alacağının, 26.05.2014 tarihinden itibaren, taraflar arasındaki 2013 tarihli protokolün 2.4 hükmü uyarınca hesaplanacak günlük onbinde 3 (%0.03) döviz mevduat faizi, fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde ;25.01.2013 tarihinde taraflar aralarındaki ortaklığın sonlandırılmasına yönelik \"Ön Protokol\" imzalandığını, işbu Ön Protokol ile; Protokol dışında tarafların birbirlerinden hiçbir borç ve alacağının olmadığının ve ana sözleşmenin 10 gün içerisinde Av. ... tarafından Protokol baz alınarak hazırlanıp imza edileceğinin düzenlendiğini, dava konusu 21.02.2013 tarihli Protokol ile tarafların ... İnşaat'taki resmiyette yer almayan pay sahiplikleri belirlenerek gerçekte %5 davacıya ve %47,5 dava dışı ...'a ait olan hisselerin ... tarafından yapılacak ödemeler karşılığında ...'na devrinin düzenlendiğini, bu kapsamda; ... tarafından ...'a toplam 4.000.000 USD'ın protokol kapsamında sekiz adet senet ile elden ödeneceğinin, ... Projesindeki AVM'nin 01.09.2013-31.09.2014 tarihleri arasındaki kira gelirinin aylık ortalamasının 550.000 USD'nin altına düşmesi durumunda düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %1, kira gelirinin aylık ortalamasının 500.000 USD'den aşağı olması durumunda düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %1.5 düşüleceğinin, kira gelirlerinin aylık ortalamasının 450.000 USD'nin altında olması durumunda, düşen her 10.000 USD için ...'a ödenen 2.000.000 USD'den %2 düşüleceğinin, ... İnşaat ile ilgili ortaya çıkacak vergi ödemelerinin, ... ve ...'a yapılacak ödemelerden mahsup edilmek üzere ... tarafından yapılacağının, mahsuplaşma yönteminin 2.1.maddede belirtilen şekilde gerçekleştirileceğinin,ödeme günü gelen senetlerin elden nakit olarak ödeneceği ve ödeme ile birlikte ...'na teslim edileceğinin, ...'nun ... için 10.000.000 USD'yi aşacak şekilde kredi kullanması halinde kalan senet vadelerinde iyileştirme yapılacağı, ...'tan onay alınmadan çekilen kredinin 10.000.000 USD'yi aşan kısım kadar cezai şartın ...'a ödeneceğinin, ... ve ... Ltd'nin, ... projesinde kiralama ve satışlardan elde edilecek toplam vergi sonrası karın %2,S'ini ...'a ödeyeceğinin, ... projesindeki tüm konut ve daireler satılıncaya kadar her ay ...'a 10.000 USD aylık ücretin ... Ltd ve/veya ... İnşaat tarafından ödeneceğinin, söz konusu maaşların toplamının ... projesinden ...'a isabet edecek kar payından mahsup edileceğinin, ...'a kar payı ödemesinin kendisine ödenen maaşlar toplamı düşüldükten sonra yapılacağının yer aldığını, işbu protokolün imzalanmasından sonra ...'nun ve ... Ltd Şti'nin, ... Projesi kapsamındaki faaliyetlere tüm hisselerin resmi ve gerçek sahibi olarak devam ettiklerini,2014 tarihli Protokol taslağının yalnızca görüşme aşamasında kalmış olup, yürürlüğe de girmediğini, davacının sunduğu suret üzerindeki müvekkilinin imzası ile ilgili de ciddi şüpheler bulunmakta olup, kuvvetle muhtemel imzanın müvekkiline ait olmadığını, 27.09.2018 tarihinde ... ve dava dışı ...'un, müvekkilinin 21.02.2013 tarihli Protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi iddiası ile tek hakem olarak belirlenen Av. ...'na başvurduğunu, 22.10.2018 tarihinde hakemin reddi davası ikame edildiğini, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/998 E. 2018/1200 K. Sayılı 13.12.2018 tarihli karan ile hakemin reddi davasının kabul edilerek mahkeme tarafından hakem sürecinin sona erdirildiğini, dava konusu Protokollerin ilgili maddeleri ve Protokol içerikleri incelendiğinde Protokollerin konusunun ortaklar arasındaki hak, yükümlülük ve alacakların belirlenmesi olduğunun açık olduğunu, buna istinaden TBK'nın 147/4.maddesinde ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki alacaklara ilişkin olarak 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağının sabit olduğunu, zamanaşımı hesaplaması da göz önüne alındığında TBK 147/4.maddeye göre alacağın zamanaşımı süresi dolduğundan işbu davanın zamanaşımı defi sebebiyle reddinin gerektiğini, 2013 tarihli protokol gereği davacıya verilen tüm senetlerin, müvekkili tarafından elden ödenerek teslim alındığını, senetlerin müvekkili tarafından iade alındığı davacının da kabulünde olduğunu, protokolde ödemelerin elden yapılacağının açıkça düzenlenmiş olup, TBK m. 104'e göre borç senedi müvekkiline geri iade edilmiş olduğundan borcun sona erdiğini, aksini iddia eden davacının iddia ettiği alacağı kesin delillerle ispat etmesinin gerektiğini beyanla: davacı tarafın haksız ve mesnetsiz taleplerinin reddine karar verilmesi talep etmiştir. Mahkemece, \"1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/639 esas sayılı dosyasında ve Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/819 esas sayılı dosyasında davalıların zamanaşımı itirazının reddine, 2-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/639 esas sayılı dosyasında ve Birleşen İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/819 esas sayılı dosyasında her iki davanın ayrı ayrı sabit olmadığından reddine\" karar vermiştir. Kararı asıl dosya davacı vekili ile birleşen dosya davacı vekili ayrı ayrı istinaf etmiştir. Asıl ve birleşen dosya davacı vekilleri ayrı ayrı istinaf dilekçesinde dava dilekçesindeki beyanlarını ve bilirkişi raporuna itirazlarını  da  tekrar ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Asıl davada;21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacak,taşınmaz bedeli alacağı  ile  cezai şart alacağı ve sair alacakların,birleşen davada ise ;21.02.2013 tarihli ve 26.05.2014 tarihli protokollerden doğan asıl alacak ile  ödenmeyen maaş alacakları, kar mahrumiyeti alacağı,cezai şart alacağı ve sair alacaklarının tahsili  talep edilmiştir. Asıl ve birleşen davada  istinaf taleplerinin incelenmesinde; Elektronik ortamda yapılacak tebligatlara yönelik olmak üzere konuya ilişkin emsal nitelikli  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/12-547 E.2020/924 K.sayılı ilamında; \"Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz eden borçlu ... Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekiline elektronik tebligat yolu ile tebliğ edildiği görülmektedir.28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 1. fıkrasında (1/g) baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, 4. fıkrasında ise elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.Anılan maddeye dayanılarak hazırlanan ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenleyen Elektronik Tebligat Yönetmeliği 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.  Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 3. maddesinde; \"Elektronik tebligat: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmeliğe uygun olarak elektronik ortamda yapılan tebligat,Elektronik tebligat adresi:PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresi,UETS: Tebligat Kanunu ve bu Yönetmelik uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemlerini yürütmek amacıyla PTT tarafından kurulan, işletilen ve güvenliği sağlanan sistem,Zaman damgası:5070 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde tanımlanan zaman damgası\"olarak tanımlanmıştır. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nda ise \"Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı  ifade eder.\"şeklinde belirtilmiştir.Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5/ğ. maddesinde tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar arasında \"Baro levhasına yazılı avukatlar\" gösterilmiştir. Yönetmeliğin 6. maddesinde elektronik tebligat adresi alma zorunluluğuna tabi olanlar için yapılacak başvuru, 8. maddesinin 1. fıkrasında PTT'nin başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacağı ve UETS’ye kaydedeceği, elektronik tebligatın hazırlanması ve muhataba ulaştırılmasını düzenleyen 9. maddesinde tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercinin, elektronik tebligat mesajını hazırlayarak, UETS’ye teslim edeceği, UETS'nin elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştıracağı, elektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.  Görüldüğü üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde muhatabın elektronik tebligatı tebellüğ etmiş sayılacağı tarihe ilişkin özel bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre \"Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik  adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.\" Bunun sonucu olarak elektronik tebligatta tebellüğ tarihi elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmayıp, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu olmaktadır. Böylelikle, muhatabın kayıtlı elektronik posta hesabını kontrol etmemek suretiyle tebliğin sonuçlarını geciktirmesi ihtimali söz konusu olmayacaktır  7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemeye benzer bir düzenleme de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A maddesinin 2. fıkrasında yer almakta olup, \"..Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır...\" şeklindedir. Bu düzenlemenin Anayasaya aykırılığı iddiası ile yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/144 esas sayılı kararında; itiraz konusu kuralın muhataplara öncelikle elektronik posta adreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklediği, bu yükümlülüğe beşer günlük aralıklarla uyulduğu takdirde hukuki yollara başvuru süresi yönünden herhangi bir hak kaybı olmayacağı, muhatabın elektronik posta adresini her gün ya da beş günden daha az aralıklarla kontrol etmesi hâlinde ise tebliğin yapılmış sayılacağı tarihten de önce tebligattan haberdar olunacağı için süre yönünden bir hak kaybı yaşanmayacağı gibi bu sürenin birkaç gün daha uzamasının söz konusu olacağı belirtilerek  düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında; Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz eden borçlu ... Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekiline yapılan elektronik tebligatın incelenmesinde; \"Tarih 11.03.2020 Muhatap hesabına teslim edilmek üzere UETS tarafından teslim alındı, 11.03.2020  Tebligat alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına) başarılı bir şekilde konuldu, 16.03.2020 Tebligat alıcının hesabına iletilmesine müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik olarak okundu sayıldı\" şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmektedir.Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtildiği üzere UETS elektronik tebligat mesajını zaman damgasıyla ilişkilendirerek 11.03.2020 tarihinde muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştırmış olup,  elektronik yolla tebligat muhatabın elektronik  adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından Bölge Adliye Mahkemesi kararının 16.03.2020 tarihinde borçlu vekiline tebliğ edildiği, yasal süre geçtikten sonra 15.06.2020 tarihinde temyiz dilekçesi verildiği ve aynı tarihte harç yatırıldığı anlaşılmaktadır.Hâl böyle olunca, borçlu vekilinin temyiz isteminin 5311 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 364. maddesinin 2. fıkrası ile HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 352. maddesi uyarınca süreden reddine\" dair 24.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. HMK.nun 345/1 maddesinde  istinaf yoluna başvuru süresi iki hafta olduğu, HMK.nun 104/1 maddesinde ise adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacağı hususları düzenlenmiştir. Elektronik ortamda yapılacak tebligata ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 06/12/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9.maddenin 6. fıkrasına göre, elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar ise anılan yönetmeliğin 5. maddesinin 1.fıkrasında düzenlenmiş olup, buna göre baro levhasına kayıtlı olan avukatlara tebligatın elektronik olarak yapılması zorunludur. Adalet Bakanlığı tarafından anılan Yönetmelik uyarınca hazırlanan Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi ile İlgili Teknik Kriterlere İlişkin Usul ve Esaslar düzenlemesinin \"Deliller\" başlıklı 5. maddesinin ilgili kısımları şu şekildedir: \" (1) UETS süreci işleyişi içerisinde aşağıdaki deliller oluşturulacaktır. a. Tebligat kabul edildi (SubmissionAcceptanceRejection:Acceptance): Gelen iletinin gerekli kontroller sonrası muhatap hesabına teslim edilmek üzere UETS tarafından teslim alındığının delilidir. b-Tebligat kabul edilmedi (SubmissionAcceptanceRejection:Rejection): Gelen tebligatın içinde virüs olması, gönderici tarafından hazırlanan paketteki özet değerinin UETS’ye gelen paketin özet değeri ile tutarsız olması, gönderilebilecek ileti büyüklüğünden daha büyük değerde ileti gönderilmiş olması gibi durumlarda, UETS tarafından gönderinin kabul edilmediğine dair üretilen delildir. c-Tebligat teslim edildi (DeliveryNonDeliveryToRecipient:Rejection): Tebligatın alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına)başarılı bir şekilde konulduğuna veya sadece PTT UETS Bilişim sistemi ile hesap sahibinin bilişim sistemi arasındaki entegrasyon ile tebligatlarını alan hesap sahiplerine başarılı bir şekilde aktarıldığına dair oluşturulan delildir. d-Tebligat teslim edilmedi(DeliveryNonDeliveryToRecipient:NonDelivery): Tebligatın alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına) konulamadığına veya sadece entegrasyon ile tebligatlarını alan hesap sahiplerine 24 saat içinde başarılı bir şekilde aktarılamamasına dair oluşturulan delildir. e-Tebligat okundu (RetrievalNonRetrievalByRecipient:Retrieval): Tebligatın, alıcısı tarafından açıldığında oluşturulan delildir. f-Tebligat okundu kabul edildi(RetrievalNonRetrievalByRecipient:RetrievalTimeout): Tebligatın, alıcının hesabına iletilmesini müteakip mevzuat gereği belirlenen süre sonunda otomatik oluşturulan delildir.\" İlgili yönetmelik uyarınca elektronik mesajın tamamı iletilmeden delil kaydı oluşturulmamaktadır. Tebligat muhatabı tebligatı açtığında delil kaydı oluşturulmaktadır. Bakanlık düzenlemesi uyarınca söz konusu delil kaydı, tebligatın alıcısı tarafından okunduğu anlamına gelmektedir.( Y.4.HD 2022/1187 E-2020/4264 K,) 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na  getirilen ek madde 7-a uyarınca Baro levhasına yazılı avukatlar da dahil olmak üzere belirli kişilere elektronik yolla tebligat yapılması zorunlu hale gelmiştir. Elektronik yolla yapılacak tebligatlara ilişkin usul ve esaslar ise yönetmelikte  belirlenmiştir.  Anılan düzenleme  açıkça, elektronik yolla gerçekleştirilen tebligatların, muhatap tarafından okunup okunmadığına bakılmaksızın, tebligatın adrese ulaştığı tarihten itibaren beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağını öngörmektedir. Dosya kapsamından gerekçeli kararın asıl dosya ve birleşen dosyada  her iki  davacı vekiline ayrı ayrı  UETS yoluyla tebliğ edildiği, her iki davacı vekili  yönünden 14/08/2024 tarihinde tebligatın  alıcı için ayrılmış tebligat alanına (hesabına)başarılı bir şekilde konulduğu, tebligatın, alıcının hesabına iletilmesine müteakip 19/08/2024  tarihinde otomatik olarak okunmuş sayıldığı, asıl dosya davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunun 06/09/2024,birleşen dosya davacı vekili tarafından ise istinaf başvurusunun 05/09/2024 tarihinde yapılarak istinaf dilekçelerinin ayrı ayrı  dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 9.maddenin 6. fıkrasına göre, elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı düzenlemesine göre, asıl ve birleşen dosya davacıları vekili  yönünden  tebligatın 19/08/2024  tarihinde okunmuş sayıldığı ve iki haftalık istinaf başvuru süresinin asıl ve birleşen dosyada  davacılar için  02.09.2024 tarihinde dolduğu, bu haliyle sürenin son gününün adli tatile denk gelmemesi nedeniyle HMK'nın 104/1 maddesinin uygulama alanı bulmadığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada istinaf süresi geçtikten sonra kararın istinaf edilmesi nedeniyle,başvurunun süresinde olmadığı gözetilerek HMK 345, 346, 352/1-c maddelerine göre asıl ve birleşen  davada davacıların  istinaf talebinin ayrı  ayrı  reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl ve birleşen davada her iki davacının istinaf başvurusunun HMK 345, 346, 352/1-c maddesi gereğince ayrı ayrı reddine, Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edenlere isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesinleşince istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca  gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc851b5c9ee01f72","SID":"13970d4449314d6b"}}