{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/448 <br>KARAR NO: 2024/1922<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2021<br>NUMARASI: 2020/920 Esas - 2021/1216 Karar<br>DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 7.519,50-USD alacak istemli icra takibi yapıldığını, ancak müvekkilinin davalıya borcu olmayıp, aksine müvekkilinin malları zamanında teslim edilmediğinden zarara uğradığını, davalının 03.05.2020 tarihli e-postada malların 08.05.2020 tarihinde ulaşacağı bildirilmesine rağmen sonrasında malların 11.05.2020 tarihinde teslim edileceğini e-posta ile bildirdiğini,müvekkilinin davalı ile 45.000-USD üzerinden anlaştığını ve ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafından 52.519,50-USD bedelli yeniden fatura düzenlendiğini, buna rağmen davalı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, icra dosyasında müvekkilinin ... Bankasındaki hesabından 68.848,47-TL tahsil edildiğini, istirdat davası açma şartlarının gerçekleştiğini belirterek, müvekkilinin 7.519,50-USD borcun olmadığının tespiti ile haciz tehdidi altında haciz ihbarnamesi sonucunda ödenen 68.848,47-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; hizmet bedeli olarak davalıya 22.05.2020 tarihli 52.519,50-USD tutarlı fatura düzenlendiğini, fatura ödenmediğinden davalıya aynı tarihli ihtarname ile faturanın gönderildiğini, davalının 01.06.2020 tarihli cevabi ihtarnamesinde alacağın 45.000-USD olduğunu ve bu tutarı ödediğini belirttiğini, davacıya bakiye 7.519,50-USD borcun ödenmesinin bu kez 05.06.2020 tarihli ihtarname ile ihtar edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine de takibin başlatıldığını, tarafların 45.000-USD üzerinden anlaştıkları iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı ile malların tahmini varış tarihi 06.05.2020 olmak üzere 28.04.2020 tarihinde anlaşıldığını, malların çıkış yeri Hong Kong'daki Covid-19 kısıtlamalarına rağmen yükün 06.05.2020 tarihinde uçabileceğine dair detay ve konşimentonun 04.05.2020 tarihinde onay için davacıya sunulduğunu, davacının da aynı tarihde e-posta ile onay verdiğini, 05.05.2020 tarihinde 52.519,50-USD bedelli faturanın e-posta ile davacıya iletildiğini, davacının ise aynı tarihte varış sonrası ödeme yapılacağını bildirdiğini, tarafların bu bedelde anlaştıklarını, malların 06.05.2020 tarihinde taşınarak 08.05.2020 tarihinde varış noktası olan Frankfurt'a ulaştığını, malların varış yerinde acenteye başvurulmadan müvekkilinin onayı alınmadan navlun ücreti ödenmeden alıcısı tarafından teslim alındığını, müvekkilinin de navlun ücretini alabilmek için derhal ödenmesi kaydıyla navlunda indirim yapacağını davacıya ileterek 04.05.2020 tarihli 52.519,50-USD tutarlı faturayı iptal edip 12.05.2020 tarihli 45.000-USD tutarlı faturayı düzenlediğini, davacı bu faturayı ödemediğinden 45.000-USD tutarlı faturayı iptal ederek 22.05.2020 tarihli 52.519,50-USD faturayı düzenleyerek davacıya e-posta ile gönderdiğini, davacının kısmi ödeme yapması üzerine de bakiye 7.519,50-USD'nin tahsili için takip başlatıldığını, davacıya ilk günden Covid-19 nedeniyle gecikme olabileceğinin iletildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalı tarafça davacı tarafa 3 adet fatura düzenleyip ikisini iptal ettiği ve 3. fatura üzerinden tahsilat yaptığı, davacı taraf sadece 2. faturayı kabul etmekle bu fatura bedelini aşan 3. faturadaki farkın tahsilinin haksız olduğuna ilişkin istirdat davası açtığı, davalı tarafça düzenlenen 04.05.2020 tarihli 52.519,50-USD tutarındaki faturanın davalı tarafça indirim yapılarak iptal edildiği ve  12.05.2020 tarihli 45.000-USD tutarındaki faturayı düzenlediği, söz konusu  faturanın davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davalının ve davacının ticari defterinin dava tarihi itibarı ile bakiye vermediği, davalı taraf daha sonrasında tek taraflı olarak 22.05.2020 tarihli 52.519,50-USD tutarındaki  faturayı düzenlemiş olup, davalının icra takibine her iki fatura arasındaki fark olann 7.519,50-USD için takip başlatığı, davalı tarafından davacıya fiyat arttırımı konusunda bildirimde bulunulmadığı gibi,onayı alınmadığı, davacının davalıya borçlu olmadığı halde 68.848,87-TL icra dosyasına fazla ödeme yaptığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıya ödenen 68.848,87-TL'nin 27/10/2020 tarihinden itibaren yasal faiz  işletilerek davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; müvekkilinin navlun teklifini 28.04.2020 tarihinde e-posta ile karşı tarafa ileterek navlun ücretinin peşin alınacağını davacıya bildirdiğini, sözleşmenin 28.04.2020 tarihinde bu şekilde kurulduğunu, 06.05.2020 tarihinde gerçekleşecek uçuştan bir gün önce 05.05.2020 tarihinde davacı şirkete müvekkili şirket çalışanınca gönderilen e-posta ile 04.05.2020 tarihli 52.519,50-USD bedelli birinci fatura iletilerek ödeme talep edildiğini, davacı şirket yetkilisinin ise aynı tarihte gönderdiği e-posta ile varış gerçekleştikten sonra ödeme yapılacağını ilettiğini ve faturaya itirazda bulunmadığını,tarafların 52.519,50-USD navlun bedelinin peşin ödenmesi hususunda anlaştıklarını, ancak varış yerinde alıcının navlun ücreti ödemeden malı teslim aldığını, alacağını hiç alamama ihtimali ile karşı karşıya kalan müvekkilince derhal ödeme yapılması kaydıyla navlun ücretinde iskonto yapacağını davacıya ileterek 04.05.2020 tarihli 52.519,50-USD bedelli faturanın iptal edildiğini, iptal edilen bu  fatura yerine ise 12.05.2020 tarihli 45.000-USD bedelli ikinci faturanın düzenlendiğini ve derhal ödeme yapılması kaydıyla 12.05.2020 tarihli e-posta ile davacıya iletildiğini,navlun ödenmeden yük teslim alındığı için zorunlu olarak 45.000-USD'ye kadar iskonto yapıldığını, ancak indirime rağmen davacının erken ödeme yapmadığını,ihtarname gönderilince kısmi ödeme yaptığını, iskontoya rağmen davacı tarafça ödeme yapılmadığından iskontonun iptal edildiğini, iskontolu fatura ödenmediğinden başta anlaşılan 52.519,50-USD üzerinden 22.05.2020 tarihli fatura düzenlenerek davacıya e-posta ile gönderildiğini, davacının kısmi ödeme yapması üzerine de bakiye 7.519,50-USD'nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, müvekkiline maliyeti yaklaşık 52.000-USD olan bir taşıma işi için 45.000-USD'ye anlaşma yapılmasının ticaret kurallarına aykırı olduğunu, ayrıca icra dairesinden müvekkiline gönderilen tutar 62.125,65-TL olup müvekkilinin ancak gönderilen bu tutarla sorumlu tutulabileceğini, icra dairesi tarafından kesilen tahsil ve cezaevi harcından müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, icra tehdidi altında tahsil edilen alacağın istirdatı istemine ilişkindir. İİK'nın 72/7 maddesi hükmüne göre, “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.” Bu hükme göre kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi, maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, menfi tespit davası açmamış ve borç da cebri icra tehdidi altında ödenmiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir. Somut olayda; davalı tarafça 22.05.2020 tarihli 52.519,50-USD tutarlı fatura bakiyesi 7.519,50-USD alacağın tahsili için davacı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı ve takibin kesinleştiği, takip konusu alacağın icra dairesince gönderilen haciz ihbarnamesi ile ferileriyle birlikte 68.848,87-TL olarak davacının banka hesabından tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça; davalı şirket ile taşıma konusunda 45.000-USD üzerinden anlaşmalarına rağmen davalının anlaşmaya aykırı olarak 52.519,50-TL tutarlı fatura düzenlediği, ayrıca taşıma konusu malların davalı tarafından zamanında teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradıkları, 45.000-USD taşıma bedelinin davalıya ödenmiş olması nedeniyle bakiye borçlarının bulunmadığı ileri sürülerek, davalının tahsil ettiği 7.519,50-USD karşılığının istirdatı talep edilmiştir. Davacı tarafça hava yolu ile yapılan taşımadaki gecikme nedeniyle zarara uğradıkları ileri sürülmüş ise de; taşımanın gerçekleştirildiği 2020 yılı mayıs ayında tüm dünyayı etkileyen covid-19 pandemisi nedeniyle hükümetlerce alınan tedbirler ve kısıtlamalar nedeniyle taşıma ve havacılık sektöründe gecikme ve iptaller yaşandığı herkesin malumu olup, davalı tarafça da yazışmalarda bu hususun göz önünde bulundurulması davacıya ihtar edilmiş olmakla, davacının gecikmeye dayalı zarar iddiası yerinde değildir. Taraflar arasında yapılan e-posta yazışmaları ile kurulan taşıma ilişkisinde, davalının davacıya ait emtianın Hong Kong'dan Frankfurt'a hava yolu ile taşınmasını üstlendiği, 28.04.2020 tarihindeki e-posta yazışmalarına göre tarafların 8,50-USD/kg olarak anlaştıkları, taşınan emtia ağırlığı 5.305 kg olduğundan bedelin 45.092,50-USD'ye tekabül ettiği, aynı tarihte davalı tarafından gönderilen sonraki e-postada 11,25-USD/kg ve 29.04.2020 tarihli e-postada ise 10,87-USD/kg üzerinden devam edilebileceğinin bildirildiği, davalı taşıyıcı tarafından 04.05.2020 tarihinde 52.519,50-USD üzerinden fatura düzenlenerek 05.05.2020 tarihinde e-posta ile davacıya gönderilip ödenmesinin talep edildiği, davacı tarafça da varış gerçekleştiğinde ödeme yapılacağının bildirildiği, sonraki süreçte davalı taşıyıcı tarafından davacıya gönderilen 12.05.2020 tarihli e-posta ile 8,50-USD/kg (45.092,50-USD) ile 2.604-USD lokal masraflar olarak anlaşma teklif edildiği ve 12.05.2020 tarihli 45.000-USD bedelli faturanın düzenlenerek aynı tarihte e-posta ile davacıya gönderildiği, 18.05.2020 tarihinde davalı tarafından 45.000-USD tutarlı faturanın davacıya gönderilerek ödeme talep edildiği, ödeme yapılmaması üzerine 22.05.2020 tarihli e-postada ödemenin yapılmamış olması nedeniyle indirimli faturanın iptal edildiği ve ilk teklifte geçerli 52.519,50-USD tutarlı faturanın düzenlendiğinin bildirildiği, davacı tarafça 45.000-USD ödemenin 01.06.2020 tarihinde yapıldığı görülmektedir.Dolayısıyla taraflarca taşıma bedeli konusunda ilk olarak 45.092,50-USD üzerinden anlaşıldığı, sonraki süreçte bedelin yükseltildiği, davacının da buna açıkça karşı çıkmadığı, ancak yaşanan aksaklıklar sonucunda davalının 12.05.2020 tarihinde iskonto yaparak navlun bedelini 45.000-USD'ye düşürdüğü, ödemenin yapılmaması üzerine de bu 45.000-USD tutarlı faturayı iptal ederek tekrar önceki bedel olan 52.519,50-USD üzerinden fatura düzenlediği anlaşılmakta olup, davalının iskontolu bedel teklifinin davacı tarafından kabulü ve buna ilişkin faturanın düzenlenmesinden sonra, faturanın ödenmemesi nedeniyle yasal yollara başvurulması gerekirken, davalının tek taraflı olarak bu faturayı iptal etmesi davacı açısından bağlayıcı olmayıp, taşıma ilişkisinin 45.000-USD üzerinden kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu bedel de icra takibi öncesinde davacı tarafından ödenmiştir. Diğer yandan istirdat davasının kabulü halinde, davacının icra tehdidi altında ödemiş olduğu icra harç ve giderleri ile birlikte tüm paranın davacı borçluya ödenmesine karar verilmesi gerekmekte olup, davalı vekilinin müvekkilinin icra harçlarından sorumlu tutulamayacağı yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının bakiye borcunun bulunmadığı, icra tehdidi altında fazladan ödeme yapıldığı sabit olmakla, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 4.703,07-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.176-TL harcın mahsubu ile kalan 3.527,07‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 11-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7be2ed9952e117b","SID":"3d23ddec558965a7"}}