{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1935 - 2024/2133<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1935 <br>KARAR NO\t: 2024/2133<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/135 E.  -  2022/15 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2021/135 E. - 2022/15 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  davalılardan ... A.Ş.'nin 2019/95071 sayılı “...\" ibareli markanın tescili için ... nezdinde gerçekleştirdiği başvuruya, müvekkili tarafından \"...\" asli unsurlu markalarına istinaden itiraz edildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2021-M-2058 sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, 2008-M-3101 sayılı TÜRKPATENT kararı ile “...” markasının tanınmış marka statüsüne ulaştığını, müvekkillerinin itiraza mesnet “...” ibareli markaları ile davalının başvuru konusu “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı tarafından markasındaki “...” asli unsuruna eklenen “...” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katmadığını, davalı başvurusunun müvekkilleri markaları ile aynı ve ilintili sınıflarda yer alan birebir aynı mallar için 05, 16, 17 ve 21.sınıflarda ve müvekkilinin markalarının tescilli olduğu 35. sınıfın tüm alt sınıflarını da kapsayan hizmetler ile doğrudan ilintili mallar yönünden tescil edilmek istendiğini, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, “...” markası tanınmış marka olduğundan davalı başvurusunun her halükarda tüm mal ve hizmetler için reddedilmesi gerektiğini, davalının “...” marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2021-M-2058 sayılı kararının iptali ile 2019/95071 sayılı “...\" markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili,  bir bütün olarak ele alındığında, taraf markalarının karşılaştırılacak derecede benzer olmadığını, her ne kadar taraf markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alıyor ise de, başvuruya eklenen “...” ibaresinin, anılan markayı bir bütün olarak davacı markalarından yeterince farklılaştırdığını, başvuru markası ile davacı markaları arasında karıştırılacak derecede benzerlik bulunmadığı gibi, davalı markasının davacı markalarının çıkarlarına zarar vermesi ve itibarından haksız yararlanmasının düşünülemeyeceğini, davacı vekilinin tanınmışlığa dayanılarak başvuru markasının tescil edilmemesi yönündeki iddialarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, davacı yanın itiraza konu \"...\" ibareli markaları ile müvekkilleri şirketin başvuru konusu \"...” markasının ayırt edilebilir derecede farklı olduğunu, davacının markasını tescil ettirdiği sınıf ile müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıfların da farklı olduğunu, davacı yanın \"...” markası ile müvekkillerinin “...” markasının tescili ve tescile konu sınıfları dikkate alındığında tüketiciler ve 3. kişiler nezdinde herhangi bir bağlantı olmadığının açıkça görüleceğini, davacı yanın kötü niyetli olduğunu, “...” markası üzerinde müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, “...” ibareli birden fazla markanın sahibi olduğunu, bu ibareyi kullanarak seri marka oluşturma amacı taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu 2019/95071 sayılı davalı şirket markasının kapsamındaki dava konusu edilen 05., 16., 17. ve 21. sınıflarda yer alan malların tamamının, davacı şirketin başvuru aşamasında itirazlarına dayanak yukarıda listelenen markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer olduğu, davaya konu 2019/95071 sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza dayanak 2014 13651, 2014 13650, 2014 03131, 2012 04987, 2009 45261, 2003 26045, 2007 31020, 2007 31018, 2007 31016, 2007 31015, 183594, 174582 sayılı markaları arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı markasının, SMK’nun 6/4 ve 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, dosya kapsamında kötü niyet iddiasına dayanak bilgi ve belgeye rastlanamadığı, davalı Şirket yönünden kazanılmış hak şartlarının gerçekleşmediği, TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 17.03.2021 tarih ve 2021-M-2058 sayılı kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TÜRKPATENT YİDK'nın 2021-M-2058 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları bütünsel olarak bıraktıkları intiba bakımından ele alındığında, davacının itiraza mesnet markaları ile başvuru markası arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek şekilde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>\tDavalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmadığını, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, mahkemece davalı Şirket'in müktesep hakkının bulunmadığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı Şirket benzer sınıflarda tescilli markasının kullanmadığından, kullanmadığı markalarına dayalı olarak marka korumasından yararlanamayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: :Dava, YİDK kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirket'in, 2019/95071 sayılı \"... \" ibareli markanın 5,16,17,21. sınıf mallarda tescili için davalı ... başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca taraf markalarının benzer görülmediği ve itirazın reddedildiği, davacının bu karara itirazının ise, YİDK'nin 17/03/2021 tarih ve 2021-M-2058 sayılı kararıyla reddedildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10/05/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı ve davalı Şirket lehine müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu \"...\"  ibareli başvuru markası ile davacının \"...\" ibareli 2014 13651, 2014 13650, 2014 03131, 2012 04987, 2009 45261, 2003 26045, 2007 31020, 2007 31018, 2007 31016, 2007 31015, 183594, 174582 sayılı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik <br>bulunmadığı, bir bütün olarak düz yazı karakteriyle oluşturulan ve şekil unsuru içermeyen dava konusu başvurunun tertip tarzı itibariyle davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkarılmadığı, bu itibarla SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında işaret benzerliği koşulunun gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmış ve ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği ve davalının müktesep hakkının bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması gerekli görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin ve davalı Şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 13/01/2022 gün ve 2021/135 Esas - 2022/15 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL’nin düşümü ile kalan 368,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan 220,70-'er TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan ayrı ayrı alınarak davalılara verilmesine,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,\t\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cdd5a9e160c03a4","SID":"9809b7342e0aed0d"}}