{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/3654 <br>KARAR NO: 2024/3543<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 07/11/2024<br>NUMARASI: 2024/393 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali -Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemenin  evveliyatı olan İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/328 Esas,  2022/566 Esas sayılı dosyasına sunulan 11/08/2022 havale tarihli ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait kauçuk plastik ürünleri imaları ve ticareti ile uğraştığı iş yerinin olduğunu, elektrik enerjisini, perakende elektrik satış şirketi olan ... Satış A.Ş.'den temin ederek, şirket tarafından tahakkuk ettirilen aylık elektrik faturalarını düzenli ödediğini, davacının aleyhine 25/07/2022 tarihinde davalı şirket çalışanlarının, davacının bilgisi olmadan Kaçak/Usulsüz Elektrik Kullanım Tutanağı düzenlenerek davacıya 802.955,13 TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, faturanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya fatura kesilmeden bir buçuk ay önce davalı şirket tarafından davacının elektrik sayacının değiştirildiğini, 47 günlük süre içen tahakkuk ettirilen miktarın küçük ölçekli bir iş yeri olan müvekkilinin kullanmasının fiziken mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesiyle gerçeğin ortaya çıkacağını, ancak davalı elektrik kurumunun elektrik enerjisini kesme baskısı oluşturarak bu bedeli tahsil etmeye çalıştığı, müvekkilinin bu borcu ödemeye gücünün bulunmadığını, 05//08/2022 son ödeme tarihli 802.955,13 TL'lik kaçak elektrik faturasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar teminat mukabilinde elektrik enerjisinin kesilmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/328 E. Sayılı dosyasının 12/08/2022 tarihli ara kararı ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin teminatlı olmak şartıyla KABULÜ ile, İİK'nın 72/2 maddesi hükmü gereğince, dava konusu 802.955,13 TL'nin takdiren %25'i oranında, toplam 200.738,78 TL teminatın, Mahkememiz veznesine nakten yatırılması veya bu miktarda kesin süresiz ve muteber banka teminat mektubunun Mahkememiz veznesine depo edilmesi şartı ile; davaya konu 05/08/2022 son ödeme tr.li 802.955,13 TL'lik kaçak elektrik enerjisi tüketiminden kaynaklı fatura bedeline ilişkin, Mahkememiz işbu davası sonuçlanıncaya kadar, davacının ... elektrik abonelik sözleşmesiyle kullandığı elektrik hizmetinin KESİLMEMESİNE dair, İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE....\" karar verilmiştir. Daha sonra İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/328 E. Sayılı dosyasında görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi sonrası İstanbul BAM 3. HD'nin 11/07/2023 tarih ve 2023/1747 Esas 2023/2172 Karar sayılı ilamında \"... borcun dayanağını oluşturan dava konusu  tutanağın davacının\" ... Mah. ... sk. ... San.Sit. ... Blok Dük: ... Bayrampaşa/ İstanbul\" adresinde faaliyet gösteren ... nolu hizmet noktasındaki İŞYERİ hakkında düzenlendiği , ayrıca davacı İstanbul  Matbaacılar ve Ciltciler Sanatkarlar Esnaf Odası'na kayıtlı olup buna göre \"tüketici \" vasfı bulunmadığı, uyuşmazlığın \"tüketici işlemi\"nden doğmadığı, netice itibariyle iş bu davada Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığı  anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi görevli iken  Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle usulden red hükmü kurulması isabetsiz olmuştur.\" gerekçesiyle Mahkememizce verilen kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrası dosyanın Mahkememizin 2023/204 Esas sayısına kaydının yapıldığı ve yargılamaya işbu esas üzerinden devam edildiği görülmüştür. Davacı ... tarafından bu kez açılan itirazın iptaline yönelik İstanbul 18.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/420 E.sayılı dava dosyasının 19/10/2022 tarihli kararla; \"-Mahkememizin 2022/420 Esas sayılı bu dosyasının aralarındaki bağlantı nedeniyle HMK 166. madde gereğince  İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/204 Esas  sayılı dosyası ile  BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harç konusunda birleşen dosya üzerinden değerlendirilmesine, 3-Mahkememizin 2022/420 esas sayılı dosyasının esasının bu şekilde KAPATILIP, yargılamanın daha önce açılmış olan İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/204 Esas  sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine\" 02/10/2023  tarihinde karar vermiştir. Daha sonra İstanbul 18.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/204 E.sayılı dosyası ile görülen davada mahkemece görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle 05/03/2024 tarihinde görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde  2024/393 Esas sayılı dosya ile görülen davada davada birleşen dosya davalısı ... tarafından ihtiyati tedbir kararına itiraz edildiği,mahkemece HMK'nın 397 maddesinde \" İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Tedbir kalkmış veya kaldırılmış ise bu husus ilgili yerlere bildirilir. İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.\" düzenlemesinin mevcut olduğu, esasa yönelik sunulan deliller ve dosyalardan davacının iddiasının yaklaşık olarak ispat edildiği, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 12/08/2022 tarihli 2022/328 Esas  sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararında hukuka aykırılık bulunmadığı\" gerekçesi ile; \"1-Davalı birleşen dosya davacısı vekilinin,  İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/328 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın reddine, 2-İşbu ara kararın taraflara tebliğine\" dair  istinafı kabil olarak 07/11/2024 tarihinde karar verilmiştir. Kararı davalı-birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararının görevsiz mahkemede verildiğini,kaldırılması gerektiğini,ihtiyati tedbir şartlarının ve yaklaşık ispata dair hususlarının gerçekleşmediğini,kaçak kullanımın video ve tüm delillerle ispat edildiğini,%25 teminat oranının düşük olduğunun,teminatın %100 alınması gerektiğini,ihtiyati tedbir kararının kamu zararının önlenmesinin önüne geçtiğini ve Anayasal hakların ihlal edildiğini,tedbir sonuçlarının değerlendirilmediğini belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Talep davalı -birleşen dosya davacısı tarafından ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yöneliktir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HMK)'nın 389/1. maddesi, \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204.  maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\" Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Somut olayda; dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu faturalara dayalı  borcun varlığının yargılamaya muhtaç olduğu, söz konusu faturalar nedeniyle elektriğin kesilmesi halinde davacının telafisi zor zararının oluşacağına dair yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş ihtiyati tedbir dava konusu  fatura ile sınırlanmış olduğu, davacının iş yerindeki faaliyetine devam etmesinde davalı/alacaklının da faturaların tahsili noktasında menfaatinin olduğu anlaşılmakla elektriğin kesilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi HMK 389 md hükmüne  uygundur. Mahkemece belirlenen %25 teminat miktarında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 390. maddesinde, ihtiyati tedbirin dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenebileceği düzenlenmiştir. Somut olaya dönüldüğünde ;her ne kadar tedbir kararı veren mahkemece daha sonra görevsizlik kararı verilmiş ise de ,tedbir kararı verildiği tarihte sözkonusu mahkeme asıl davanın görüldüğü mahkeme olmakla,tedbir tarihinde  görevli olmadığından bahsedilemeyecektir. Görevli mahkemede görevsiz mahkemede alınan kararların devam ettiği,ihtiyati tedbire ilişkin  kaldırmayı gerektirir bir duruma rastlanmadığı,yeni verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı da bulunmadığı görülmekle,davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalı-birleşen dosya davacısı Bedaş'ın  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı-birleşen dosya davacısı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abacd1ab752bdbad","SID":"c1820a538fd1d220"}}