{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1769 - 2024/2097<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1769 <br>KARAR NO\t: 2024/2097<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                             K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/6 E.  -  2022/358 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2022 tarih ve 2021/6 E. - 2022/358 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, davacı ile davalı arasında davalı şirkete ait fabrikalarda üretilen damacana su ve pet ürünlerinin nakliye ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede her ayın son günü itibariyle hak edişlerin hesaplanacağı ve müvekkilinin hesabına yatırılacağının düzenlendiğini, söz konusu sözleşme gereği müvekkilinin hakkettiği taşıma bedelini içerir faturalar düzenlendiğini, faturaların davalıya tebliğ edildiğini, davalının faturalara itiraz etmemesine rağmen fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin 67.093,62 TL bedelli faturanın tahsili amacıyla Ankara 15. İcra Müdürlüğü' nün 2020/8335 esas sayılı dosyasında,  toplam tutarı  436.253,46 TL olan 10 adet faturanın tahsili amacıyla da Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7129 sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, ancak bahsi geçen icra takiplerinin davalının haksız itirazı üzerine durdurduğunu ileri sürerek, asıl davada davalının Ankara 15. İcra Müdürlüğü' nün 2020/8335 esas  sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline, birleşen davada da Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2020/7129 sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava istemiştir.<br>               Asıl ve birleşen davada davalı vekili, taraflar arasında müvekkili şirkete ait fabrikalarda üretilen ürünlerin nakliyesi ve dağıtımına ilişkin 06.08.2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafça faturalar dayalı olarak icra takibi başlatılmışsa da  taraflar arasındaki sözleşmenin ''VI. Cari Hesap'' başlıklı maddesinde düzenlenen hükme göre taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunduğunu ve davacının münferit faturalar bakımından takip yapmasının hukuken mümkün olmadığını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, davacının cari hesabının incelenmesinde her ne kadar 01.01.2020 tarihi itibariyle önceki yıldan devir eden 285.157,27-TL alacağı gözükse de; davacı cari hesap alacağını değil, belirli tarih ve tutardaki ve tümü 2020 yılına ait fatura bedellerinin tahsilini istediğini, davacının kendisince bir takım hesaplamalar yaparak, kendisine sanki hiç bir ödeme yapılmamışcasına doğrudan doğruya faturalardan doğan alacağının tahsilini talep ettiğini, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, dönem içerisinde davacıya cari hesabına mahsuben ödemeler yapıldığını, damga vergilerinin ödendiğini, cari hesapta çek-senet çıkışlarının gerçekleştiğini, davacının müvekkili şirketten satın aldığı ancak bedelini ödemediği ürünlerin mahsubunun dahi bu hesapta takip edildiğini, davacı cari hesabına yapılan (30.000) TL ödeme, toplam (237.017,13) TL çek-senet çıkışı, damga vergisi ödemeleri, davalının müvekkili şirketten satın alıp ödemediği (110.759,30) TL tutarındaki ürün  bedelleri bu davaya konu edilen fatura tutarından mahsup edildiğinde davacının davaya konu ettiği miktarda bir alacağının bulunmadığını,  yine taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davacının sevkıyatını yaptığı ürünlerin ahşap palet/ara seperatör/plastik palet/damacana vb. ekipmanlarını fabrikaya geri getirmekle yükümlü olmasına rağmen  sevkıyatını yapmış olduğu ürünlerin palet ve damacanaları eksik teslim ettiğinden müvekkili şirketin davacıdan toplamda (6.966,57) TL alacaklı olduğunu, bahsi geçen alacaklarının takas ve mahsubunu talep ettiklerini, icra takibinde talep edilen faiz tutarının da fahiş olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,  taraflar arasında 06/08/2018 tarihli nakliye sözleşmesi imzalandığı, davacı tarafından söz konusu sözleşmeye dayalı olarak davalı adına düzenlenen faturaların tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerinin davalının itirazı ile durması üzerine yasal süresi içinde eldeki asıl ve birleşen davanın açıldığı, davalı vekilince taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğundan münferit faturalara dayalı olarak talepte bulunulamayacağının savunulduğu, TTK'nın 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşmenin cari hesap sözleşmesi olarak tanımlandığı,  aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağının belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin VI.Cari Hesap başlıklı maddesinde \"Taraflar işbu sözleşmeden doğacak alacak-borçların idare nezdinde tutulacak bir cari hesapta takip edilmesini kabul etmişlerdir. Taraflar idarenin kayıtlarının muteber olduğunu peşinen kabul ederler.\" düzenlemesinin yer aldığı, yine aynı sözleşmenin IV. Sözleşme Bedeli başlıklı maddesinde \" İdare tarafından her ayın son günü itibariyle hak ediş hesaplanacaktır. Ödemeler idare tarafından takip eden ayın 10-20. günleri arasında taşıyanın bildireceği banka hesabına yapılacaktır. Ödemeler EFT/ Havale yoluyla yapılacaktır. Karşılıklı anlaşma halinde ödemeler çek ile yapılabilecektir\"  hükmünün getirildiği, bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde ödemelerin aylık olarak yapılacağının öngörüldüğü ve TTK'nın 89. maddesi anlamında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu anlaşılmakla davalının münferit faturaya dayalı olarak takip yapılamayacağını ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, eldeki asıl ve birleşen davaya konu icra takiplerinin faturaya dayalı olarak başlatıldığı, taraflar arasında TTK'nın 89. maddesi anlamında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından ve aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, yalnızca takibe konu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı yönünden bir inceleme yapılması gerektiği, bu açıklamalar ışığında  asıl ve birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen davanın konusunu oluşturan faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler olmakla birlikte söz konusu ödemelerin cari hesaba mahsuben yapılan ödemeler olduğu, davalı tarafından yapılan ödemelerde detay olmadığı, dava konusu faturalara ait ödemelerin tespitinin yapılamadığı, buna göre fatura bedellerini ödediğini ispat yükü altında olan davalının ödemeyi ispat edemediği, asıl ve birleşen davaya konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likit bulunduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.<br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili, asıl ve birleşen davaya cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri takas mahsup definin  mahkemece değerlendirilmediğini, eksik incelme ile karar verildiğini, mahkemece alınan  kök ve ek bilirkişi raporlarında, taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunduğuna ve gerek asıl gerekse birleşen dava yönünden münferit faturalara dayalı takip yapılamayacağına dair savunmalarının da göz ardı edildiğini ve bilirkişi raporunda müvekkili şirketin cari hesap borcuna ilişkin hesaplamalara girişildiğini, buna karşın mahkemece hükme esas alındığı belirtilen ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde TBK'nun 100. maddesi gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporunda, birleşen dava yönünden müvekkili şirketin borcu (395.460,38 TL) olarak belirlenmiş olmasına rağmen gerekçeli karar ile (436.253,46 TL) üzerinden takibin devamına karar verilmesinin bütünüyle hatalı olduğunu,  kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece benimsenen görüş, taraflar arasında cari hesap değil, bir açık hesap ilişkisi olduğu yönünde olduğunu, bu çerçevede mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin bütünü incelenmiş iken; aynı anda hükme esas alındığı belirtilen bu rapordaki hesaplamalara itibar edilmemesinin ve doğrudan takibe konulan fatura bedellerinin davacı alacağı olarak belirlenmiş olmasının da usul ve yasaya açıkça aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Asıl ve birleşen  dava,  taşıma sözleşmesinden kaynaklanan faturalara dayalı alacak için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Öncelikle belirtmek gerekir ki, asıl ve birleşen davada davalı, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenle münferit olarak faturalara dayalı olarak takip yapılamayacağını savunmuşsa da, taraflar arasındaki sözleşmenin \"cari hesap \" ve \"sözleşme bedeli\" başlıklı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında TBK'nın 89. maddesinde tanımlanan şekilde bir cari hesap sözleşmesi bulunduğu kabul   edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Mahkemece alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, asıl ve birleşen davada   davacının, asıl davanın konusu oluşturan Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün  2020/8335 sayılı icra dosyasında  borcun sebebi olarak dayandığı 67.093,62 TL'lik fatura ile birleşen davanın konusunu oluşturan Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün  2020/8335 sayılı icra dosyasında  borcun sebebi olarak dayandığı toplam toplam tutarı  436.253,46 TL olan 10 adet fatura, davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır.<br>\tFaturaya süresinde itiraz etmeyen ve ticari defterine kaydeden davalının artık faturaya konu malı/hizmeti teslim aldığının kabulü gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/10/2011 tarih, 2011/3549 Esas ve 2011/3335 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.) Bu durumda davalının fatura bedelini ödediğini usulüne uygun deliller ile kanıtlaması icap eder.<br>Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/12/2016 tarih, 2016/2734 Esas, 2016/16029 Karar sayılı kararında, \"Davanın temelini oluşturan icra takibinde 6 adet faturaya dayanılmıştır. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardır. Bu itibarla davanın takibe konu edilen faturalarla sınırlı olarak değerlendirilip uyuşmazlığın bu çerçevede çözümlenmesi gerekir. Davalı ödeme savunmasında bulunmuş ve ödemeye ilişkin belgeleri dosyaya sunmuştur. Davacı tarafça bu ödemelerin dava konusu faturalar dışındaki cari hesap alacağına yönelik olduğu cevaba cevap dilekçesinde belirtilmiş ise de  tüm cari hesap ilişkisi dava konusu olmadığından icra takibine konu edilen faturalar dışına çıkılarak inceleme yapılması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş savunma kapsamındaki ödemelerin dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.\" biçiminde ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/06/2019 tarih, 2018/1391 Esas, 2019/3997 Karar sayılı kararında, \"Davanın temelini oluşturan icra takibinde 31 adet faturaya dayanılarak alacak talebinde bulunulmuştur. İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan mahkemece uyuşmazlığın takip ve dava konusu yapılan 31 adet faturalarla sınırlı olarak değerlendirilip çözümlenmesi gerekirken tüm cari hesap ilişkisi inceleme konusu yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.\" biçiminde vurgulandığı üzere, takibe sıkı sıkıya bağlı bulunan, işbu itirazın iptali davalarında icra takipleri faturaya dayalı olduğundan, uyuşmazlığın bu faturalarla sınırlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.<br>                           Asıl ve birleşen davada davalı vekili, asıl ve birleşen dava konusu faturalara mahsuben nakit ve çek-senetle ödeme yapıldığını savunmuştur. Mahkemece  davalının bu savunması çerçevesinde asıl ve birleşen davada davacı alacağının  TBK'nın 100. maddesi çerçevesinde belirlenmesi  için alınan 2. ek raporda davalı tarafından yapılan ödemelerin,  ödemelerde detay belirtilmediğinden, dava konusu faturalara ait olup olmadığının tespit edilmediğinin bildirildiği, mahkemece de bahsi geçen rapor hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.<br>Ancak,  TBK'nın 101. maddesi, \" Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.\", 102. maddesi ise \"Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.\" düzenlemelerini havi olup, bahsi geçen yasal düzenlemeler karşısında mahkemenin davalı tarafından yapılan ödemelerin detayları belirtilmediğinden, yani dava konusu faturalar için yapılıp yapılmadığı tespit edilemediğinden, davalının ödeme savunmasının kanıtlamadığı kabulü isabetli bulunamamaştır.<br> Bu durumda mahkemece, çek veya senetle yapılanlar da dahil olmak üzere savunma kapsamındaki tüm ödemelerin dava konusu faturalara yönelik ödemeler olup olmadığı hususunun 6098 sayılı TBK'nın 100, 101 ve 102. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi bakımından yeni bir mali müşavir bilirkişi raporu alınarak, dava konusu takipten sonra davadan önce yapılan ödemeler var ise, bu ödemeler yönünden de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilmek suretiyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2020 tarih, 2018/2228 Esas, 2020/1306 Karar ve  23/01/2019 tarih, 2018/3834 Esas, 2019/421 kararları da bu yöndedir.)<br>Öte yandan, asıl ve birleşen davada davalı vekili, her iki dava yönünden  süresinde takas/mahsup def'inde bulunmasına rağmen mahkemece davalının savunması hakkında hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmaması da doğru olmamıştır.<br>Bu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin  yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2022 gün ve 2021/6 E. - 2022/358 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>                        2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan  toplam 8.597,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>8-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, asıl dava yönünden icranın geri bırakılması için davalıdan  alınan 160.218,33 TL tutarındaki nakit teminatın ve birleşen dava yönünden icranın geri bırakılması için davalıdan alınan 790.261,38 TL tutarındaki nakit teminatın GERİ VERİLMESİNE,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :07/01/2024       \t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4432df3a7893eb94","SID":"a358aaf85d469718"}}