{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/3727 <br>KARAR NO:2024/3588<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ:22/11/2024<br>NUMARASI:2024/1 Esas<br>Birleşen İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/477 esas sayılı dosyasında;<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit- İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:30/12/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Avcılar İstanbul (... numara- Dükkan-...) adresinde, ... isimli düğün salonu işletmesi bulunan müvekkili şirketin uzun yıllardır aynı adreste restoran işletmeciliği yaptığını ve toplu davetlere ilişkin hizmet ver- diğini, davalı şirket tarafından, ... hesap numaralı abone olan müvekkili adına .... numaralı ve ... numaralı iki ayrı  cezalı fatura tanzim edildiğini, müşteri grubu \"kaçak-ticarethane-tek terim\" olarak yüksek bir katsayı ve ceza tahakkuk  olunduğunu, 08.12.2022- 11.06.2023 ile 11.06.2023-08.12.2023 dönemleri arasında, kaçak kullanım yapıldığı belirtilerek  okuma kodu “kaçak-merkez” üzerinden faturalandırma yapıldığını,ancak faturalandırma işleminin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı  olduğunu, tahakkukun  fazla olduğunu, müvekkilinin  gerçek kullanımın karşılığı olmayan bedel üzerinden borçlandırıldığını,kurum tarafından müvekkili şirket vekiline teslim edilen ve zar zor okunan 08.12.2023 tarihli tutanakta; saat 20.50'de müvekkile ait işyerine gelindiği, EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42 maddesinin 1/b bendine göre, ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi kullanıldığı yönünde bir tespitten bahsedilmekte ise de , bu tespitin gerçek duruma ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin kaçak kullanım yaptığına dair iddianın doğru olmadığını, farklı bir hat çekmek suretiyle elektrik tüketiminin  sayaçtan geçirilmediğine dair tespitin kabul edilemeyeceğini,yıllardır aynı yerde ticari işletmesinin faaliyetlerini devam ettiren müvekkilinin bugüne kadar tüm faturalarını düzenli olarak ödediğini, zira düğün salonu işletmesi olması sebebiyle davalı idare personelince sıklıkla gelinerek işyerinde rutin kontroller gerçekleştirildiğini, ayrınca düğün sezonunun geçmesiyle birlikte düzenlenen etkinliklerde ciddi azalma olduğunu, sezonun sona ermesiyle birlikte neredeyse hiç tüketim yapmayan müvekkilinin, elektrik sayacının tüketim miktarını doğru hesaplamasını engellemeye yönelik herhangi bir müdaha- lesinin olmadığını, yapılacak keşif, yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde sayaca müdahale edil- mediğinin  ispatlanacağını, ayrıca talebe konu faturalarda; anlaşılabilir ve kontrol edilebilir nitelikte bir kullanım miktarı detayı veya hesaplama yönteminin yer almadığını,Davalı şirketin, hatalı şekilde eski ve ödenmiş kullanımlara dahi cezalı ve zamlı tarife uygulayarak, sözleşmeye ve tarife mevzuatına aykırı hareket ettiğini,  08.12.2022-11.06.2023 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde davalı şirket tarafından birden fazla okuma gerçekleştirildiğini, bu okumalara ilişkin herhangi bir kaçak tutanağı tanzim edilmediğini ,davalının, daha önce sayaç okuması yaparak faturalandırdığı dönemleri de kapsayacak şekilde, geriye dönük kaçak faturalandırma yap- masının ,faturası ödenen ayları dahi bir kez daha kaçak kullanım üzerinden faturalandırmasının hatalı olduğunu ;EPDK’nın 29.12.2005 tarih ve 622 Sayılı Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı kararının 1/B-b maddesine göre; kullanım yerine ait bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesinin veya her ikisinin de yapılmadığı yerler için kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup, bu süre 12 ayı geçemeyeceğini, doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak esas alınacağını, davalı şirket tarafından 90 günü aşar şekilde kaçak tarifesi üzerinden faturalandırma yapılmasının doğru olmadığını,Davalı şirketle  yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine, başvuruları neticesinde, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2023/466 D.İş sayılı ilamıyla; dava konusu faturalarla sınırlı olmak üzere  elektriğin kesilmemesine/ tedbiren elektrik enerjisi verilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı tesis e dildiğini, kararda belirtilen teminat miktarının dava dosyasına depo edildiğini, tedbir kararının da davalıya tebliğ olunduğunu, davalının tedbir kararını 25.12.2023 tarihinde uyguladığını beyanla;Müvekkili şirket adına tanzim edilen 13.12.2023 tarihli, iki adet cezalı faturanın iptaline, sözleşme ile tüketim miktarına uygun kullanım bedeli hesaplanarak müvekkilin dava konusu faturaların fazla tahakkuk ettirilen tutarı yönünden, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nun 109. Md uyarınca şimdilik  20.000,00 TL itibariyle davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine hükmedilmesini  talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Huzurdaki yargılamada davacının ticarethane vasıflı işletmesinde kullandığı kaçak kullanımına ilişkin olup davanın ticari dava niteliği arz ettiğini, davadan önce dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecinin işletilmediğini, Dava konusu faturaların ödenmemesi üzerine icra takibine girişilse dahi; davacı genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte borçlu ödeme emrine yapacağı itirazla takibi durdurabileceğinden ve takibin devamı için alacaklının itirazın kaldırılmasını veya itirazın iptali yoluna başvurması halinde kendisini savunabileceğinden borçlunun bu durumda menfi tespit davası açmakta hukuki yararının  bulunmadığını, Dava konusu adreste kurulu bulunan ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait tesisat mahallinde müvekkili saha ekipleri tarafından 08.12.2023 tarihinde yapılan kontrolde \"dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tükettiği\"nin tespit edildiğini, nitekim bu tespite ilişkin video kaydının da bilahare mahkemeye sunula- cağını, işbu video kaydında da açık açık davacı tarafın sayacı devre dışı bıraktığı, ayrı bir hat çektiği, kaçak kullanımı için şalter bağlattığı ve neticeten kaçak elektrik kullandığının gözler önüne serildiğini,Bu sebeple \"Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri MADDE 42 - (1)b) Perakende satış sözleş- mesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,\" hükmü gereği davacı adına ... seri numaralı zabıt düzenlenerek 25.12.2023 son ödeme tarihli 35.742 kwh karşılığı 149.182,68-TL kaçak faturası ve 25.12.2023 son ödeme tarihli 34.476 kwh karşılığı 318.181,58-TL kaçak faturası düzenlendiğini,Aynı zamanda davacı tarafın işbu kaçak elektrik kullanımını alışkanlık haline getirdiğini, ekte sunulan hesap bülteninde de belirtildiği üzere ... seri numaralı kaçak elektrik tutanağının da  davacı adına düzenlendiğini, davacının mükerrer kaçak elektrik kullanımı yaptığını, hesaplamada da ceza katsayısının yönetmelik gereği 2 olarak esas alındığını,Fatura hesaplamasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili mad- deleri kapsamında yapıldığını, kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettirildiğini, tespit ve tahakkukta hata bulunmadığını,şirketlerince  uygulanması zorunlu olan, onaylı ulusal tarife bileşenleri hakkında müvek- kili kurumun herhangi bir tasarrufunun söz konusu olmadığını,Kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığının yeterli olduğunu , Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m.42'de gösterilen haller içerisinde elektrik tüke- timi yapan herkesin, kaçak tespiti ve tahakkukunun muhatabı olabileceğini,Davacının kaçak tespit tutanağında tespiti yapılan maddi olgunun aksi yönde somut delil sunamadığını,Davacı vekili tarafından işbu dava öncesinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/466 D. İş dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, mahkemece tedbir talebinin %15 oranındaki teminat ile kabul edildiğini ve davacı tarafın elektriğinin açılmasına karar verildiğini, devamında  işbu karara itiraz ettiklerini, huzurda davanın 02.01.2024 tarihinde açılmış, dava dilekçesi ve tensip zaptının kendilerine 10.01.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının tedbir kararına itiraz edildiği hususunda dava dilekçesinde kasti bir şekilde bilgi vermediğini, esas dava açıldıktan sonra ihtiyati hacze ve ihtiyati tedbire dair kararların esas davaya bakan mahkemece verileceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>BİRLEŞEN DAVADA;Davac... vekili dava dilekçesinde;Davalı/borçlunun kullanımında bulunan ... hizmet numaralı numaralı adreste, davalı tarafça 27.08.2020 tarihinde abonelik başlangıcı yapılmış olup ; 08.12.2023 tarihinde yapılan kontrolde, \"dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tükettiği\" tespiti üzerine, işbu tüketimin, zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hiz- metleri Yönetmeliğinin 42/1-b maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile dava konusu, 08.12.2023 tarihli ve... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edildiğini, kaldı ki davacı adına daha önce tanzim edilen ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğunu ve  davalının mükerrer kaçak elektrik kullanıcısı olduğunu,işbu kaçak kullanım tespit tutanağına istinaden Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ... numaralı fatura ile 318.181,58-TL kaçak tüketim ve ... numaralı fatura ile 149.182,68-TL fatura ile kaçak ek tüketim tahakkuk ettirildiğini, söz konusu fatura tutarlarının  İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine konu edildiğini, davalı tarafın itirazı nedeniyle taki- bin durduğunu beyanla; öncelikle davalı/borçlu taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m.257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına , işbu davanın İstanbul 10. Asliye Tica- ret Mahkemesi'nin 2024/1 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine,  yargılama sonunda; Öncelikle,  davalı/borçlunun hak ve alacaklarının ivedilikle ihtiyaten haczine,Eldeki davanın borçlu tarafından daha önce  İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan  2024/1 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine, Yargılama sonunda; davalı /borçlunun İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı yanın % 20’ den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 22.11.2024 tarihinde\"İhtiyati hacze konu alacak tek taraflı olarak düzenlenen tutanağa dayalı faturadan kaynaklanmaktadır. Alacağın varlığını \"yaklaşık ispata\" elverişli baş- kaca delil sunulmamış olup uyuşmazlık konusu yargılamaya muhtaçtır. Şu halde dosyanın bulunduğu aşama iti- bariyle İİK 257. maddesi gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. \" denilerek \"İHTİ- YATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE\" karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu: Hüküm asıl davada davalı-birleşen davada  davacı ... tarafından istinaf edilmiştir. ... vekili istinaf dilekçesinde:Mahkemenin ara kararının gerekçesiz olduğunu, deliller ile gerekçeli karar arasında bağlantı kurulmadığını, borçlu şirketin  kaçak elektrik kullanımının dosyaya ibraz olunan kaçak tespit tutanağı, kaçak tahakkuku, fatura ve video görüntülerine ile kesin kılındığını,  karşı tarafça aksi yönde delil sunulmadığını,alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini, ihtiyati haciz yönünden diğer koşulların da mevcut olduğunu beyanla 22.11.2024 tarihli ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Asıl dava  İİK 72 maddesine dayalı menfi tespit, birleşen dava İİK 67 maddesine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Her iki davaya konu borç kaçak elektrik kullanımından kaynaklanmaktadır. Birleşen davada davacı ...'ın ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla; bu aşamada uyuşmazlık, ihtiyati haciz yönünden verilen ara kararın yerinde olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilme- miş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. Maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olması\"ndan anlaşılması gere- ken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yarg. 19.HD 12/12/2019 Tar. 2019/2300 E-2019/ 5531 K).Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muh- temel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Yarg..3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas oldu- ğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvu- rularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağı, koşullarınınbulunması halinde, ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak, talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta;1.Elektrik dağıtım şirketi olan ... çalışanları tarafından; ilgili ... hizmet numaralı tüketim noktasına ait adreste 08.12.2023 tarihinde yapılan kontrolde; borçlu şirketin  \"dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tükettiği\" tespit edilmekle ... sayılı kaçak tespit tutanağı tanzim edildiği, tespit tutanağına borçlunun ismi/ unvanının yazıldığı ,ancak borçlu veya temsilcisinin hazır bulunup bulunmadığı yönünde bir açıklama yazılmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de belirtilmediği, 2.İlgili tutanağa istinaden 25.12.2023 son ödeme tarihli 35.742 kwh karşılığı 149.182,68 TL kaçak faturası ve 25.12.2023 son ödeme tarihli 34.476 kwh karşılığı 318.181,58-TL kaçak faturası düzenlendiği, 3. Söz konusu faturalar son ödeme tarihinde ödenmediğinden; 467.364,26 TL kaçak tüketim bedeli + 5.452,58 gecikmiş gün faizi +1.090,51 TL faizin KDV'sinden ibaret toplam 473.907,35 TL alacağın tahsili talebi ile davalı borçlular aleyhine ilamsız takibe girişildiği,Borçluları temsilen vekillerinin ibraz ettiği 12.01.2024 tarihli dilekçe ile;\"Müvekkillerin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa, başlatılan takibe istinaden herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Takip dayanağı faturaya ilişkin müvekkil ... adına, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1 Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit talepli dava açılmıştır. Müvekkil ... şirket yetkilisi olup şirket borçlarına ilişkin şahsi malvarlığı ile sorumlu değildir. Müvekkil ...'a karşı dava ve takip ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönün- den itirazlarımızı öncelikli olarak sunar, ödeme emrine, borca, takibe, takip talebi ekinde yer alan belgelere ve içeriğine, faiz oranına, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine, alacak yönünden açıkça itiraz ettiğimizi bildiririz.  İtirazlarımız doğrultusunda icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz \" şeklinde beyanda bulunduğu, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulduğu,4. İtirazın iptali davasına esas arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığı,5. İtirazın iptali talebiyle açılan davanın borçlunun dava önce aynı borç ile ilgili olarak açtığı menfi tespit davası ile birleştirildiği, yargılamanın tahkikat aşamasında bulunduğu, henüz bilirkişi inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.Mevcut tespitlere göre birleşen davada ihtiyati haciz yönünden yaklaşık ispat  ve diğer şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, asıl davada davalı/birleşen davada davacı ...'ın 22.11.2024 tarihli ara karara ilişkin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gere- ğince reddine karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Birleşen dosyada davacı ...'ın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69c4d6866aa0c049","SID":"582c36d16c8c4867"}}