{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1556 <br>KARAR NO: 2024/1818<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/09/2022<br>NUMARASI: 2022/507 E. -  2022/546 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/07/2020 tarihli  ''Araç Takip Sistemleri Yetkili Satıcı Sözleşmesi'' tanzim edildiğini, davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen  davalının üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini,  davalının 7.maddeye aykırılık teşkil edecek şekilde üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekten kaçındığını,  davalıya cari hesap ekstresi düzenlendiğini, bu doğrultuda, sözleşme uyarınca ödenmesi gereken ancak ödenmemiş olan bedellere ilişkin alacak miktarının tespit edildiğini, alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile 37.940,87 TL tutarındaki cari hesap alacağına ilişkin olarak davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının  15.11.2021 tarihinde, icra takibine haksız ve dayanaksız olarak itiraz ettiğini,  takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinin incelenmesinde; davalı olarak \" ... (Vergi No: ...)\" şeklinde bir isim grubunun yazıldığı görülmekle mahkememizce 07/07/2022 tarihli ara karar ile dosya ele alınmış; HMK m.119/1-b bendi uyarınca \"Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.\" dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğundan dava dilekçesinde  davalının adı, soyadı ve adreslerinin bulundurulması gerektiği, ancak yapılan tetkik sonucu dava dilekçesinde davalı olarak, \" ... (Vergi No: ...)\" İfadesinin bulunduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan arabuluculuk tutanağındaki kişi ismiyle uyuşmadığı gibi, ilgili ismin özensiz ve hatalı yazılmış olmasının muhetemel olduğu, ayrıca T.C. Kimlik numarasının da gösterilmediğinden davalı herhangi bir kişinin uyap kaydının yapılamadığı anlaşılmakla,  davacı vekiline davalı olarak gösterdiği kişinin HMK m.119/1-b uyarınca \"davalının adı, soyadı\"nı tereddütten uzak şekilde göstermesi için  1 hafta kesin süre verilmiş; kesin sürede eksiklik giderilmez ise  HMK m.119/2 gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarı tebligat yoluyla usulüne uygun olarak yapılmıştır. Davacı vekili tarafından ara kararın gereği amacıyla sunulan 26/08/2022 tarihli beyan dilekçesinde aynen ve bire bir \"Açıkça ortada olduğu üzere, \"...\" \"...\" vergi numarası ile tüm evraklarımızda yer almaktadır. Bu kapsamda, arabuluculuk evrakında yer alan \"Adı ve Soyadı(Ünvanı) : ... T.C. / MERSİS NO / VD : AZİZİYE VD / ...\" ifadesinin, davalı \"...\" olduğu şüphesizdir.\" ifadeleri ile davalı olarak gösterilen isim grubu hakkında hüküm verilmesi talep edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"dava dilekçesinin içeriği\" başlıklı 119. maddesinin (b) bendinde \"Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri\" dava dilekçesinde bulunması zorunlu hususlardan biri olup; aynı maddenin 2. fıkrasında ise \"Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır\" hükmü bulunmaktadır. Bu haliyle  davalının adı, soyadının dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan olduğu noktasında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. (Pekcanıtez/Atalay/Özekes: Medenî Usûl Hukuku, 14. b., Ankara 2013, s.511-512 ). (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2021/3488 Esas, 2022/260 Karar sayılı ilamı) Huzurdaki davanın itirazın iptali davası niteliğinde ve takibe sıkı sıkıya bağlılığı nedeniyle yapılan incelemede davaya konu icra takip evrakları içeriğinde takip talebi ve ödeme emrinde de borçlu olarak \"...\" şeklinde borçlu isminin yer aldığı görülmektedir. İİK'nun 58/2. maddesi gereğince takip talebinde; borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa T.C. kimlik numarası veya vergi  kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri belirtilmeli ise de bu husus icra organları aracılığıyla incelenecek bir husus olup; itirazın iptali davasının genel dava niteliği ile şekli dava teorisine tabi olduğu da gözetilerek mahkememizce öncelikle taraf teşkili işlemlerini yürütebilmesi için gerçek veya tüzel kişi olarak bir kişinin davalı olarak gösterilmesi zorunludur. Dava dilekçesinde açıkça davalı olarak bir gerçek ya da tüzel kişinin gösterilmediği sabit olmasına karşın, eksikliğin tamamlanması için verilen süre de sunulan beyan dilekçesinde de davanın  \"...\" isim grubuna yöneltildiği, herhangi maddi hata bulunmadığı, ayrıksı olarak HMK m.124 kapsamında bir taraf değişikliği talebinin de tespit edilemediği açıkça anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ekinde sözleşme suretlerinde dava dışı \"...\" isimli kişinin bulunduğu, bu kişinin takibe itiraz eden konumunda olduğu ve ilaveten dava öncesi arabuluculuk görüşmelerine de katıldığı sabit olmasına karşın; davaya konu takipte ve dava dilekçesinde davalı olarak bu kişi gösterilmemiş ve verilen sürede de davanın bu kişiye yöneltildiğine yönelik bir beyan sunulmamıştır. Bu haliyle HMK m.24'deki tasarruf ilkesi ve m.26 taleple bağlılık ilkeleri de işletilmek suretiyle davanın 6100 sayılı HMK m.119/1-b bendi uyarınca hakkında karar vermeye müsait bir gerçek veya tüzel kişiye yöneltilmiş bir şekli anlamda davanın bulunmadığı,  verilen sürede HMK m.31 ve m.119 hükümlerinin gereği de yerine getirilmediğinden, taraf teşkili işlemleri yürütülebilecek bir davalı barındırmadığından, tebligat ve taraf denetimi yapılamayacak olan davanın HMK m.119/2 gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.\"  gerekçesiyle, davanın HMK'nın 119/2 gereğince açılmamış sayılmasına karar  verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin tüzel kişinin davalı olarak gösterilmediğine ilişkin hükmünün hukuka aykırı olduğunu,  itirazın iptali davasının konusu alacaklara ilişkin icra takibinde hazırladıkları takip talebinde, dava dilekçesinde ve arabuluculuk tutanaklarında  davalının borca konu olan sözleşme ve faturalarda kendi ifade ettiği ve imzası bulunan vergi numarası ile başvurular yapıldığını, dava ve icra takibi açıldığını, açıkça ortada olduğu üzere, \"...\" \"...\" vergi numarası ile tüm evraklarında yer aldığını, bu kapsamda, arabuluculuk evrakında yer alan \"Adı ve Soyadı(Ünvanı) : ... T.c. / Mersis No / Vd : Aziziye Vd / ...\" ifadesinin, davalı \"...\" olduğunun şüphesiz olduğunu,  vergi kimlik numarasına sahip olan, dolayısı ile tüzel kişiliği haiz olan şirketin davalı taraf olarak gösterildiğinin aşikar olduğunu, buna rağmen  mahkemece davalı taraf olarak bir tüzel kişinin gösterilmediğine ilişkin hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, sözleşmeden doğan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca  iptali istemine ilişkindir.  İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile  başlattığı icra takip talebinde borçlu kısmında  \"... ...\" ibaresine yer vermiş, ödeme emri de bu bu ibareyle tebliğe gönderilmiş, takibe karşı  ... TC kimlik numaralı  ... tarafından sözleşme kapsamında cihazların bozuk olduğunun tespit edildiği belirtilerek borca itiraz edilmiş, itirazın iptali davasında   davalı kısmında  da aynı ibareye yer verilmiştir.  Mahkemece davacı vekiline, davalı olarak gösterdiği kişinin HMK m.119/1-b uyarınca \"davalının adı, soyadı\"nı tereddütten uzak şekilde göstermesi için  1 haftalık  kesin süre verilmiş, davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinde \"Açıkça ortada olduğu üzere, \"...\" \"...\" vergi numarası ile tüm evraklarımızda yer almaktadır. Bu kapsamda, arabuluculuk evrakında yer alan \"Adı ve Soyadı(Ünvanı) : ... T.C. / MERSİS NO / VD : AZİZİYE VD / ...\" ifadesinin, davalı \"...\" olduğu şüphesizdir.\" denilerek davalı olarak gösterilen isim grubu hakkında hüküm verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, HMK m.119/1-b bendi uyarınca hakkında karar vermeye müsait bir gerçek veya tüzel kişiye yöneltilmiş şekli anlamda bir davanın bulunmadığı,  verilen sürede HMK m.31 ve m.119 hükümlerinin gereğinin yerine getirilmediği, taraf teşkili işlemleri yürütülebilecek bir davalı barındırmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Somut olayda, davacı alacaklının takibi borçlu olarak   \"... ...\"ne yönelttiği, davayı da buna karşı açtığı görülmektedir. Mevcut bilgilerde davacının davasını yöneltmek istediği kişinin   ... olduğu anlaşılsa da, davanın itirazın iptali davası olduğu gözetildiğinde, gerek davacı vekilince sunulan beyan dilekçesinde gerekse istinaf dilekçesinde davalının \"...\" olduğu şeklindeki açık iradesi karşısında bunun aksinin kabulü mümkün olmadığından mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.12.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1aea567e99141a65","SID":"605d79ada0185f2f"}}