{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1821 <br>KARAR NO: 2024/1842<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi\t\t\t\t\t<br>TARİHİ: 04.03.2024<br>NUMARASI: 2024/158 Esas - 2024/502 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü..<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalı borçlu tarafından dayanak faturaya konu ödemenin yapılmaması nedeniyle taraflarınca İstanbul ... İcra Dairesi'nin .. Esas sayılı dosyasıyla 11/12/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığını,  ödeme emri usulüne uygun olarak davalı borçluya tebliğ edildiğini, davalı ise, yetkiye, icra takibine, takip dayanağına, bu takip kapsamında gönderilen ödeme emrine, asıl borca ve fer'ileri ile borcun tamamına ve tüm ferilerine, faiz ve faiz oranına 15/12/2023 tarihinde tümüyle itiraz ettiğini, bu sebeple ilgili İcra Müdürlüğü'nün 18/12/2023 tarihli kararı ile takibin durdurulduğunu,  dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle; davalı/borçlunun haksız itirazının iptaline, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine,takibin devamına,davanın kabulü ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde ikame edilen davanın tüm talepler yönünden reddine, davacı aleyhine takip tutarının 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan incelemede;  davalının ilamsız icra takibine karşı süresi içerisinde hem yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra dairesi olduğu yönünde icra dairesinin yetkisine, hem de borca ve ferilerine itiraz ettiği, davacı alacaklı tarafından yetki itirazı hususunda bir işlem yapılmadan itirazın iptali hususunda dava açıldığı, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre davacı şirketin adresinin \"Başakşehir/İstanbul'' ve davalı şirketin yerleşim yeri adresinin \"Üsküdar/İstanbul\" olduğu,  davacı alacaklının yerleşim yeri adresine göre yetkili icra dairesinin Bakırköy İcra Daireleri olduğu, davalının yerleşim yerine göre yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğu, bu haliyle HMK m. 6, HMK m. 10 ve TBK m. 89 kapsamında davalı hakkında yetkili icra dairesinde yapılmış icra takibi olmadığından, itirazın iptali davasının hukuki koşullarının oluşmamış olduğu...\" gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Usule ilişkin olarak; mahkeme kararındaki yetkisizlik kararının ve davanın usulden reddi kararının kaldırılmasına, davacının kusuru olmaksızın verilen yetkisizlik kararı doğrultusunda verilen kararda karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğuna, artık takibe farklı bir esas üzerinden devam ediliyor olduğundan davanın devamında hukuki yarar olmadığına, buna göre davacının kusuru olmaksızın davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak ise; taraflarınca sunulu teslim bilgisi doğrultusunda fatura konusu ürünlerin 03/03/2023 tarihinde davalı şirkete teslim edilmiş olduğunun sabit olduğunu, dolayısıyla faturaya konu ürünlerin davalıca teslim alındığı ortaya konduğunu,  ancak davalı şirketin, söz konusu teslim karşısında faturada yer alan bedeli müvekkili şirkete ödediğine ilişkin herhangi bir belge ortaya koyamadığını, davalının, huzurdaki davaya konu faturada yer alan malları teslim almasına rağmen, karşılığında ödeme yükümlülüğü altına girdiği bedeli müvekkile ödemediğini, itirazın iptali istenen icra takibi dayanağı faturanın gereğini yerine getirmeyen davalının, takipte yer alan güncel borç tutarını ödemekle yükümlü olduğunu, davalının kötüniyetle mahkemeniz huzurundaki işbu davayı uzatma kastı taşıdığının açık olduğunu, borcun ödemesine ilişkin ispat yükünün davalı borçluda olduğu da gözetildiğinde,  borçtan kaçmaya ve davacı müvekkilini mağdur etmeye yönelik usule ve hukuka aykırı itirazının iptalini; icra takibine kaldığı yerden devam edilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan  alacağın  tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlık, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibi kapsamında, faturadaki yetki düzenlemesi uyarınca takip başlatılan icra dairesinin yetkili olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturada \" iş bu fatura ile ilgili doğabilecek ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkisi taraflarca kabul edilmiş sayılır\" ibaresi yer aldığı, ancak davalı adresi itibariyle İstanbul Anadolu icra dairesi mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davacı adresi itibariyle de ilk derece mahkemesince işaret edildiği üzere, Bakırköy icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir.  Ancak davacı yanca İstanbul icra dairesinde  ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından ödeme emrine yasal süre içerisinde itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itirazda bulunduğu, yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu icra dairesi olduğunu, ayrıca alacaklı olduğu iddia edilen şirkete hiçbir borcu bulunmadığını belirttiği, davacı şirket tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. İcra dairesinin yetkisi İİK'nın 50. maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'daki mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümler çerçevesinde, ön sorun (hadise) şeklinde incelenip karara bağlanması gerekir. İcra müdürlüğünün yetkisine vaki itirazın haklı olduğu sonucuna varılması halinde, mahkemece, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekecektir. Çünkü, itirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesince ödeme emri tebliğ edilmiş olması, HMK'nın 114/2.anlamında özel dava koşuludur. HMK'nın 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında sözleşme ile mahkemeleri yetkili kılabilecekleri, aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirtilen mahkemede açılacağı düzenlenmiştir. Ancak somut olayda, fatura konusu borca itiraz da ileri sürülmüş olduğu gözetildiğinde, faturada yer alan yetki düzenlemesinin HMK'nın 17. maddesi kapsamında davalıyı bağlar usule uygun düzenlenmiş  bir yetki sözleşmesi olduğunun kabulü mümkün değildir. Buna göre ilk derece mahkemesince verilen karar isabetli olup, davacı vekilinin icra dairesinin yetkili olduğu, kaldı ki icra dairesinin yetkili olmadığı sonucuna varılması hâlinde davanın usulden reddi yerine davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince davanın özel dava şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle usulden reddine karar verildiği dikkate alındığında,  karar tarihindeki AAÜT esaslar uyarınca davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli olup, davacı vekilinin bu konuda aksi yöndeki istinafı da yerinde değildir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0de2a3c140b9303e","SID":"ba8b45f35b057341"}}