{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/150 <br>KARAR NO:2024/1762<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/11/2023<br>NUMARASI:2023/344 Esas -  2023/1116 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:04/12/2024<br>Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:ASIL DAVADA TALEP VE SAVUNMA:Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ihyasını talep ettikleri, İst. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sayılı sicilinde kayıtlı.... Şti.'nin bünyesinde 16.03.1998 tarihinde işe başladığını ve işten ayrıldığı 31.08.2005 tarihine dek aralıksız çalıştığını, çalışma olgusunun ...'ya doğru bildirilmediğini, 16.03.1998 tarihinde işe başlanılmasına rağmen işe başlangıç tarihi olarak 29.09.2000 tarihinin bildirildiğini, davacının ...'ya eksik bildirilen 16.03.1998-29.09.2000 tarihleri ve 01.11.2001-13.06.2003 tarihleri arasındaki dönem hizmetleri için  Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2022/232 Esas sayılı dosyasıyla ihyasını talep ettikleri .... Şti. aleyhine hizmet tespiti davası açıldığını, anılan hizmet tespiti davasında, ihyasını talep ettiğimiz şirketin tasfiye yoluyla ticaret sicilinden silindiğinin anlaşılması üzerine, mahkemece 06.04.2023 tarihli ara karar ile şirketin ihyası davası açılması konusunda kendilerine yetki verildiğini,... Şti. isimli şirketin, \"... Zeytinburnu/İSTANBUL\" adresinde faaliyet gösterdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince, 11.04.2008 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edildiğini, şirketin son tasfiye memurunun ise ... TC kimlik numaralı ... olduğunu, bu kişinin ölüm kaydının mevcut olduğunu, iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan şirket borcu olduğundan olduğundan ek tasfiyeye ihtiyaç olduğunu, bu nedenle de Bakırköy 2. İş Mahkemesinde açılmış bulunan davada bakımından şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dosyada davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; davacı, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili olan müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz ettiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, ..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32) yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı vereceğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, davalı Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurunun kusurundan dolayı ticaret sicili müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle; davalı müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>BİRLEŞEN DAVADA TALEP VE SAVUNMA:Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ihyasını talep ettikleri, İst. Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sayılı sicilinde kayıtlı...Şti.'nin bünyesinde 16.03.1998 tarihinde işe başladığını ve işten ayrıldığı 31.08.2005 tarihine dek aralıksız çalıştığını, çalışma olgusunun ...'ya doğru bildirilmediğini, 16.03.1998 tarihinde işe başlanılmasına rağmen işe başlangıç tarihi olarak 29.09.2000 tarihinin bildirildiğini, davacının...'ya eksik bildirilen 16.03.1998-29.09.2000 tarihleri ve 01.11.2001-13.06.2003 tarihleri arasındaki dönem hizmetleri için  Bakırköy 2. İş Mahkemesinin 2022/232 Esas sayılı dosyasıyla ihyasını talep ettikleri .... Şti. aleyhine hizmet tespiti davası açıldığını, anılan hizmet tespiti davasında, ihyasını talep ettiğimiz şirketin tasfiye yoluyla ticaret sicilinden silindiğinin anlaşılması üzerine, mahkemece 06.04.2023 tarihli ara karar ile şirketin ihyası davası açılması konusunda kendilerine yetki verildiğini, ... Şti. isimli şirketin, \"...Zeytinburnu/İSTANBUL\" adresinde faaliyet gösterdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince, 11.04.2008 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edildiğini, şirketin son tasfiye memurunun ise ... TC kimlik numaralı ... olduğunu, bu kişinin ölüm kaydının mevcut olduğunu, iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan şirket borcu olduğundan olduğundan ek tasfiyeye ihtiyaç olduğunu, bu nedenle de Bakırköy 2. İş Mahkemesinde açılmış bulunan davada bakımından şirketin ihyasına karar verilmesini, ve daha önce Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/344 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen dosyada davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde özetle;  davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, zira; davacının davalı şirkete yönelttiği iddiasının hak düşürücü süreye uğradığını, dolayısı ile işbu ihya istemine dayanak teşkil eden davada ortaya atılan iddialar hak düşürücü süreyle malul olduğundan, huzurdaki istemin de hukuki menfaat yoksunluğundan reddinin gerektiğini, Nitekim 5510 sayılı yasanın 86/9 maddesi ve mülga 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerektiğini, anılan madde hükmündeki hak düşürücü sürenin; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerli olduğunu, sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin kuruma verilmesinin ya da çalışmaların kurumca tespit edilmesi halinde; kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğini, sigortalının kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılmasının, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonunun başlangıç alınması gerektiğini, mevcut Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacı yanın, işbu davaya dayanak teşkil eden hizmet tespit davası ile EYT kapsamına girebilmeyi amaçlamış ise de, açılan davanın hak düşürücü süreye uğradığını, Ayrıca 1982 doğumlu olan davalı ...'in, davacının hizmet tespitini talep ettiği 1998 yılında henüz daha 16 yaşında olduğu ve şirket yetkilisi olmayacağının, şirkete yönelik hak ve alacaklar ile muhatap olamayacağının açık olduğunu, işbu nedenlerle, davalı şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmayan, davayı açmakta hukuki menfaati bulunmayan davacının, hizmet tespit iddiasının da hak düşürücü süreye uğradığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarası ile kayıtlı dava dışı sicilden terkin edilen ... Şti aleyhine Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 2022/232 Esas dosyası ile  açılan derdest dava nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğu ve davalı tasfiye memuru tasfiyenin usulüne uygun tamamlamadığı gerekçesiyle davanın kabulü şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru davalının atanmasına, karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Birleşen davada Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; resen terkin halinin söz konusu olduğu somut olayda 5 yıllık zamanaşımı süresi dolması sebebiyle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, her halükarda, ihya istemine dayanak teşkil eden hizmet tespit davası, açıldığı tarih itibariyle hak düşürücü süreye uğramış iken mahkemece yanlış hukuki değerlendirme yapıldığını, müvekkilleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece de re'sen tespit olunacak nedenlere binaen; usul ve esas yönünden hukuka aykırı olan Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/344 E. 2023/1116 K. sayılı ve 03.11.2023 tarihli kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava,TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen  davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı birleşen dava davalıları  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \"şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ...Şti 'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru 11/04/2008 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine Bakırköy 2. İş Mahkemesi’nin 2022/232 Esas, sayılı hizmet tespiti dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu şirket tasfiye sonucunda terkin edilmiş ve TTK geçiçi 7 maddesi uyarınca terkin edilmemiş olup, bu madde kapsamında düzenlenen hak düşürücü tabi olmadığı gibi AYM'nin  22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi iptal edilmiştir. TTK 547 maddesi uyarınca açılan  ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı süresi de düzenlenmediğinden davalı tasfiye memuru bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi23/03/2022 tarih E: 2022/265 -K: 2022/2291).Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır.Birleşen dosya davalıları davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açılan davanın hakdüşürücü sürenin geçtiği ve haksız olduğunu belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş ise de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, birleşen dosya davalıları vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tasfiye ve sicilden terkin edilmiş şirketin ihyası istemli davada, şirketin tasfiye memuru ...'in vefat etmesi nedeniyle şirket ortaklarından ... ve ... tasfiye memuru olarak atanmasında hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, tasfiye sürecinde görev almayan ve sorumluluğu söz konusu olmayan, bu aşamada yalnızca yasal gereklilik nedeniyle tasfiye memuru olarak görevlendirilen davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. (Y11.H.D'nin 22/05/2024 tarih ve E: 2024/2825-K: 2024/4202).Açıklanan nedenlerle birleşen davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından, kararın kaldırılmasına ve birleşen dosyada davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.\t\t<br>HÜKÜM:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; istinafa konu ilkderece mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA; 1-Asıl davanın kabulü ile; şirketin tasfiyesinin sona erdiği 11/04/2008 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ... sicil nosu ile kayıtlı .... Şti.'nin, TTK 547.maddesi gereğince Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 2022/232 Esas sayılı dosyasına özgü olarak tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından İHYASINA, kararın bir örneğinin İstabul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tevdiine, 2-Keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacı vekili tarafından karşılanmasına, 3-Birleşen davanın kabulü ile; TTK 547. Maddesi gereğince tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru olan ... T.C kimlik nolu davalı ...'nun ve ... T.C. Kimlik nolu davalı ...'in görevlendirilmesine, kendisinin şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına, 4-Keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacı vekili tarafından karşılanmasına, Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri; 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL harcın peşin yatırılan 179,90 harçtan mahsubu ile eksik 89,95‬ TL harcın davacıdan tahsili hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan  ‭‭yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davalı ... Sicil Müdürlüğü zorunlu yasal hasım olduğu ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına ve bu davalı yönünden yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına, 8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri; 9-Başlangıçta davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, alınması gereken 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,10-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 12-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, b-İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan 242 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davalı ... Sicil müdürlüğü  tarafından yatırılan İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince kendisine  iadesine 13-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9348704f59d38890","SID":"0522ae0f47ea027c"}}