{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/409 <br>KARAR NO:2024/1764<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/12/2023<br>NUMARASI:2023/829 Esas -  2023/941 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin... Şirketinde işçi olarak çalıştığını, İstanbul Anadolu 21.İş Mahkemesinin 2016/277 Esas sayılı dosyasında bu şirket aleyhine hizmet tespiti davası açtıklarını, mahkemece 2016/277 Esas, 2021/105 Karar sayılı hükmüyle taleplerinin kabul edildiğini ancak kararın bu şirket ticaret sicilden terkin edilmesi sebebiyle taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34.Hukuk Dairesi tarafından 2021/2676 Esas, 2023/2869 Karar sayılı hükmüyle kaldırıldığını; böylece davalı şirketin sicilden terkin edildiğini de kendilerince öğrenildiğini; yargılamaya devam edebilmek için bu şirketin ihya yoluyla sicile yeniden tescil edilmesinin zorunlu olduğunu belirterek; şirketin ihya yoluyla sicile tescile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle, bu şirketin kendi kararıyla tasfiyeye gittiğini, tasfiye memuru atadığını, tasfiye memuru tarafından tasfiye işlemlerinin tamamlanıp sicilden terkin için kendilerine başvurulduğu; ticaret sicilin kendi tasfiyesiyle sona eren şirketlerin sicilden terkin ederken çok sınırlı bir denetim hakkı bulunduğunu sadece tasfiye kararının mevcut olup olmadığını, tasfiye işlemlerinin atanan tasfiye memuru tarafından yapılıp yapılmadığını ve tasfiyenin sona erdirildiğine dair şirket onayı ve tasfiye memurunun beyanının mevcut olup olmadığı hususunda inceleme yapabildiklerini ,bu nedenle davadan dolayı kendilerine yöneltilebilecek bir sorumluluğun bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesi istenmiş, davalı tasfiye memuru vekili de şirketin tasfiyesi konusunda genel kurul kararı alındığını; tasfiyenin müvekkili tarafından usulünce yapılıp bitirildiğini; şirketin ihyası için 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu ve tasfiyeden itibaren bu sürenin geçtiğini; ihya davası açmakla yetkili kişilerin tahdidi olarak yasada sayıldığını; davacının dava açma ve yetkisi bulunmadığı gibi hukuki menfaatinin de bulunmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlıyken kendi tasfiyesi ile sicilden 01/06/2010 tarihinde terkin edilen ... Şirketi'nin; İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2016/277 Esas, 2021/105 Karar sayılı (bozmadan sonraki esasın 2023/701 Esas) dosyasında yapılacak yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile sınırlı olmak üzere EK TASFİYESİNE, bu amaçla Ticaret Siciline tescil olmak sureti ile İHYASINA, söz konusu bu şirkete ek tasfiye memuru olarak; şirket tarafından atanmış olan tasfiye memuru davalı ...'nin atanmasına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin tasfiyesi usulüne uygun olarak yapıldığını ve tamamen bittiğini, ... Şirketi'nin tasfiyesinin davadan yaklaşık 6 yıl önce yapıldığını, bu aşamadan sonra şirketin ihyası talebinin yerinde olmadığını, mahkemenin bu hususu gerekçeli kararında hiç tartışmadığını, kararının bu nedenle hukuka aykırı olduğunu, şirketin ihyası talepleri bakımından yasal sürenin geçtiğini, mahkemenin gerekçeli kararındaki kabulünün aksine şirketin ihyası için yasada 5 yıllık hak düşürücü süre belirlendiğini ve bu sürenin geçtiğini, bu nedenle de şirketin ihyası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını ancak mahkemenin gerekçeli kararında davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu belirttiğini, şirket ihya davası açmaya yetkili kişilerin kanunda tahdidi olarak sayıldığını, buna göre davacının işbu davayı açmaya yetkisi ve hukuki yararı bulunmadığını beyanla, talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava,TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru  tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu  üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret  mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri   düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda   bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına  imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir. Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul  Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı ....Şti 'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 01/06/2020  tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, ihyası talep edilen şirketin  açmış olduğu İstanbul Anadolu 21.İş Mahkemesi nin 2023/701 Esas (bozma öncesi 2016/277 Esas) davanın derdest olduğu  anlaşılmıştır. Davaya konu şirket tasfiye sonucunda terkin edilmiş ve TTK geçiçi 7 maddesi uyarınca terkin edilmemiş olup, bu madde kapsamında düzenlenen hak düşürücü tabi olmadığı gibi AYM'nin  22/06/2023 tarih ve 2023/33 Esas ve 2022/117 K sayılı kararı ile de TTK geçici 7/15. Maddesinde \"silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde\" ibaresi  iptal edilmiştir.  TTK 547 maddesi uyarınca açılan  ihya( ek tasfiye ) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı süresi de düzenlenmediğinden davalı tasfiye memuru bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi23/03/2022 tarih E: 2022/265 -K: 2022/2291). Tasfiye memurunun  TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde şirketin davacı olduğu   derdest bir davanın bulunması nedeniyle  tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının   anılan dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açılan davada hukuki yararı olmadığını  belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada  incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve  şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde  ileri sürülen  istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Bu durumda  mahkemece davanın  kabulü ile davaya konu  şirketin  ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır.  Ancak mahkemece verilen tescil kararının TTK 547/2 . Maddesi uyarınca ilanına karar verilmemesi ve HMK 297/2 maddesine de  aykırı olacak şekilde hüküm fıkrasında talepler hakkında sıra numarası altında karar verilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesi  doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun kabulü ile  dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından, kararın kaldırılmasına, tescil kararının ilanına  karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ;istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA; 1-Davanın KABULÜNE; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... sicil numarası ile kayıtlıyken kendi tasfiyesi ile sicilden 01/06/2010 tarihinde terkin edilen ... ŞİRKETİ'nin;2-İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinin 2016/277 Esas, 2021/105 Karar sayılı (bozmadan sonraki esasın 2023/701 Esas) dosyasında yapılacak yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile sınırlı olmak üzere EK TASFİYESİNE, bu amaçla Ticaret Siciline tescil olmak sureti ile İHYASINA, 3-Söz konusu bu şirkete ek tasfiye memuru olarak; şirket tarafından atanmış olan tasfiye memuru davalı ...'nin atanmasına, 4-Kararın ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına,5-Karar kesinleştiğinde ihya işleminin gerçekleştirilmesi için yeterli suretin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine, 6-Dava maktu harca tabi olup maktu harçtan eksik 89,95 TL nin davacıdan alınıp hazineye irat kaydına,7-Davalının iş bu davanın açılmasına sebep olmadıklarından dolayı tamamı davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde bakiye gider avansı kalırsa davacıya iadesine,8-Davalılar haksız dava açılmasına neden olmadığından dava kabul edilmiş olsa dahi davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,9-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları a-İstinaf yoluna başvuran davalı tasfiye memuru vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,b-Davalı vekili tarafından istinaf aşamasında sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca  kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA  YOLU açık olmak üzere oybirliği ile  karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"311c74442f1715f9","SID":"d481ffe6eb752ab5"}}