{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/694 <br>KARAR NO: 2024/1957<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/02/2019<br>NUMARASI: 2016/203Esas - 2019/166 Karar<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın davacı vekili ve katılma yolu ile davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; davacının yurtdışından ... Marka ... model 550.S240 seri numaralı paletli vinç satın aldığını, 14/10/2014 tarihinde makinenin kurulumunun yapıldığı ve sorunsuz çalıştığını, vinçin 24/10/2014 tarihinde ... Dış Tic. Ltd. Şti.'ye kiraya verildiğini, kira sözleşmesi kapsamında Kırıkkale Gama Şantiyesine gönderildiğini, burada gerçekleştirilen montaj sonrasında vincin hasarlandığının anlaşıldığını, yetkili servis tarafından yapılan inceleme de vinçte ... Blok denilen parçanın  değişmesi gerektiğinden, 29/06/2015 tarih ... numaralı fatura karşılığında KDV dahil 135.911,22-TL bedel karşılığında ... AŞ'den parça temin edilip, ... vinç-... tarafından 30/06/2015 tarihinde 19.765-TL bedelle nakliye ve montajının yapıldığını, toplam 155.676,22-TL zarar meydana geldiğini, vincin 14/10/2014-2015 vadeli ... numaralı makine kırılması sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davalı ... şirketinin hasarı teminat kapsamı dışında bıraktığını, TTK 1409 maddesi gereğince hasarın teminat dışı bırakılması sebebinin varlığının sigorta şirketi tarafından ispat yükümlülüğünde olduğunu, sigorta poliçesinde montaj hasarının teminat dışı olduğuna ilişkin düzenleme bulunmadığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000-TL zararın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 24.10.2018 tarihli ıslah dilekçesinde talep miktarını 140.676,22-TL artırarak 155.676,22-TL'nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; düzenlenen poliçenin sigortalısının ... AŞ sigorta ettirenin  ise davacı ...Ltd. Şti olduğunu, sigortalının muvafakati alınmadan dava açılamayacağını, aktif husumet ehliyeti olmadığını, hasarın vincin kiralandığı şirketin Kırıkkale şantiyesinde montaj  sırasında meydana geldiğini, 2582312 numaralı poliçe ile kiracının inşaat sahasında meydana gelebilecek hasarı kapsamadığını bu sebeple pasif husumet yokluğu sebebi ile de davanın reddine karar verilmesi gerekeceğini, meydana gelen hasarın tamamen montaj poliçesi ile teminata alınacak hasar olduğunu, davacının dava dilekçesinde TTK'nın 1409 maddesinin yaptığı atfın dava konusu ile ilgisi olmadığını, poliçede hasarın %10 oranında ve minimum 5.000-Euro karşılığı muafiyet bulunduğunu belirterek makine kırılması poliçesi kapsamında değerlendirilemeyen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; vincin davacı tarafından üçüncü kişiye kiralanmış ise de davacının taşeron sıfatı ile vinç üzerindeki kontrolü sona ermediğinden davalının pasif husumet itirazının  yerinde olmadığını, alınan bilirkişi raporunda  dava dışı üçüncü kişiye teslim edilen vinçin montajı esnasında meydana gelen hasar poliçenin 1/b maddesi gereğince  ''montajın, işçiliğin kusurlu olmasından '' kaynaklanan  Makina Kırılması Poliçesi kapsamında meydana gelen riziko olduğundan hasarın teminat dahilinde olduğu,  davacı dava dilekçesinde; vincin hasarlanması nedeniyle parça-nakliye ve montaj dahil olmak üzere 155.676,22-TL hasar meydana geldiği, söz konusu zararın davalı ... şirketince tazmini gerektiğini açıkça belirttiğini, 155.676,22-TL olarak; bu zararın dayanağı olan 135.911,22-TL parça faturası ile 19.765-TL nakliye ve montaj faturasının delil olarak dosyaya sunulduğu,  her ne kadar davacı dava dilekçesinde belirsiz alacak davası açtığını beyan etmiş ise de zarar miktarı dava dilekçesi ve ekli faturalar ile belirli olduğundan belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmadığı,kısmi dava olarak kabul edildiğini,  Makine Kırılması Genel Şartlar 22. Maddede '' Sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin 2 yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlendiğini, TTK'nın 1420. madde gereğince sigorta sözleşmesinden doğan istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğradığını, hasar tarihinin  23.12.2014 olup; ekspertiz talep tarihi 24.12.2014 tarihi olduğu, ihbardan itibaren 45 gün sonrasında 08.02.2015 tarihinde sigorta bedelinin TTK 1427. madde gereğince davacı için muaccel olduğu, dava tarihi 15.02.2016 tarihinde iki senelik zamanaşımı süresi dolmadığı; ıslah tarihi 24.10.2018 tarihinde ise iki senelik zamanaşımı süresi TTKnın 1420 maddesi gereğince dolduğunu, 08.02.2015 tarihinde muaccel olan alacak nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin 08.02.2017 tarihinde dolduğundan davanın 15.000-TL bakımından kabulüne 15.02.2016 dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, ıslah edilen  kısım bakımından davanın zamanaşımı defii nedeniyle reddine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1- Davacı vekili; dava konusu alacağın belirlenebilmesi için bilirkişi marifetiyle kusur durumunun araştırılması, poliçe kapsamında hesaplamaların yapılması, sovtaj değerlendirmesinin yapılması için bilirkişi marifetiyle hesaplama yapılması gerektiğini, kusur durumuna göre alacağın belli olacağını, mahkemenin hükmün gerekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını belirttiği fakat hüküm kısmında davanın esas incelemesinde zamanaşımı nedeniyle reddettiğini belirterek gerekçesi ve hüküm arasında çelişkiye düştüğünü, Davayı toplam zarar olan 155.676,22- TL üzerinden açmış olmamız ve sonrasında yapılacak uzmanlık gerektiren incelemede kusurlu çıkmamız halinde müvekkil şirket kusur oranında yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olacak olup davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararı olduğunu,  bu kadar çok belirsizlik taşıyan alacak iddialarının doğrultusunda belirsiz alacak davası açılmayacağı yönündeki yorumun isabetsiz olduğu, işbu kararla davalı sigortanın kötü niyeti korunduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2- Katılma yoluyla istinaf yoluna başvuran davalı vekili; riziko adresinin TC Geneli (34- Büyükşehir) İstanbul olarak belirlendiğini, poliçenin geçerli olacağı alan, Türkiye genelinde İstanbul İli ile sınırlandırıldığını, \"poliçenin dava konusu olay için geçerli olduğuna\" ilişkin bilirkişi görüşünün hatalı olduğunu, hasara uğrayan vincin yapım yılı 2014 olup 14.10.2014 tarihinde kurulumu yapıldığı 24.10.2014 tarihinde ise Kırıkkale Gama şantiyesinde \" montajı yapıldığı\" sırada hasar meydana geldiğini, hasarın, makinenin deneme süresi olan 4 haftalık süre henüz dolmadan meydana geldiğini, Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları'nda net şekilde yer aldığı üzere\" deneme devresinden sonra normal çalışır halde iken\" makinede meydana gelecek zararların poliçenin konusunu oluşturduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Açılan dava, sigorta sözleşmesine dayalı  tazminat davasıdır.  Dava dilekçesinde dava belirsiz alacak davası olduğu belirtilerek açılmış, mahkemece belirsiz alacak davası niteliği taşımayan davanın kısmi dava olarak kabulü ile, kısmi dava olarak açılan kısım bakımından davanın kabulüne; talep artırımı dilekçesi ile belirtilen kısım bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda ne yapılması gerektiğinin üzerinde durulmalıdır.Şartları bulunmamasına başka bir anlatımla talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir. Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz. \"Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir. (Yargıtay HGK nın 2019/853 esas, 2020/907 karar sayılı  17.11.2020 tarihli ilamı ) Ne var ki mahkemece belirsiz alacak davası olarak  açılan eldeki bu davada yargılama süresince davanın belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığını tespit ile tam dava değerinin belirtilmesi ve harcın tamamlanması için bir ara kararı verilmemiş,nihai karar aşamasında  zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle talep artırımı ile talep olunan miktar bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Öte yandan, dava sigorta tazminatına ilişkin olup; belirsiz alacak davası koşullarını taşımaktadır. Hasar onarımla giderilmiş olsa da sigortalının ihtiyarı ile yaptığı onarım bedelinin tamamının sigorta tazminatı olarak istenemeyeceği gözetildiğinde dava ayrıca belirsiz alacak davası koşullarını taşımaktadır. Davalı vekili riziko adresinin İstanbul İli ile sınırlandığını ileri sürmüş ise de  policede ; riziko adresi Türkiye Geneli-İstanbul  olarak yazılıdır. Riziko adresinin İstanbul olarak kabulü halinde Türkiye Geneli ibaresi bir anlam taşımayacaktır.Poliçe ile teminat altına alınan vinç mobil bir  makine olup; davacının inşaatlara vinç hizmeti verdiği, başka türlü gelir sağlanmayacağı gözetildiğinde riziko adresinin İstanbul ili sınırlandırıldığı iddiası hayatın olağan akışına da uymamaktadır.Davalı ... hareketli makineler klozu ile  vinçe teminat vermiştir. Mobil bir makine olan vinç kullanılacağı inşaat alanına götürülmesi gerektiğinde sökülüp mahallinde yeniden kurulumu yapılacaktır.Deneme süresi sözkonusu değildir.Montaj sigortası ile  bir tesise montajı yapılıp denenecek makineler ile  montajı yapacak alet ve makinelere teminat verildiği mobil vincin sabit bir yere montajı sözkonusu değildir.İş tamamlandığında bulunduğu yerde demonte edilerek gideceği yere taşınması gerekir. Somut olayda ... numaralı Makine Kırılması Sigorta Poliçesi 14.10.2014-2015 tarihleri arasında poliçede \"hareketli inşaat makinesi klozu\" kapsamında da teminat verildiği davacının 24.10.2014 tarihinde vinç operatörü ile birlikte hizmet vermek üzere sözleşme imzaladığı anlaşılmaktadır. Davacıya ait vincin hizmet sözleşmesi kapsamında  demonte şekilde inşaat alanına taşınan vincin kurulması esnasında vinç operatörünün kusuru neticesinde Fley Bom gergi kolunun bükülerek sensör kablosunun koptuğu, hasarın  vincin kurulumu zamanında  oluştuğu,sigortalının  çalışanının kast veya ağır kusur kabul edilebilecek bir kusurundan sözedilmediği Makine Kırılması Genel Şartlarda sayılan teminat dışı bir halin varlığı davalı tarafça ispat edilememiştir. Bilirkişi kurulu hasar bedeli konusunda seçenekli hesaplama yapmış olup; KDV ödenmesi mükerrer olacağından KDV'siz bedeli 128.605,78-TL hesaplayarak KDV'den arındırılmış hasar bedelinin esas alınması gerektiği yolunda kanaat bildirilmiştir. KDV'li ödemeler davacı tarafından kayıtlarına alınarak 2015 yılı Haziran ayı  itibariyle indirilecek KDV toplamına dahil edildiği belirlenmiştir. Bu halde davacı KDV tutarı kadar KDV indiriminden yararlandığından devlete ödenen KDV'den bu şekilde yararlandığı bir kez de davalıdan tahsili mükerrer olacağından davanın KDV siz tutar kadar kısmının kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; teminat kapsamında olan KDV'siz hasar tutarının davalıdan tahsiline karar verilmek gerekirken davanın kısmi dava koşulları taşıdığı gerekçesiyle kısmi dava tutarının kabulüne, fazla istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına yapılan hata nedeniyle yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1- Katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2019 Tarih 2016/203 Esas - 2019/166 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne; 128.605,78-TL tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; \"Alınması gereken 8.785-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine  yatırılan 256,17-TL peşin harç ve 2.500-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.756,17‬-TL'nin mahsubu ile bakiye 6.028,83‬‬-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 2.785,37-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 2.250-TL bilirkişi ücreti ve 256-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.506-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.100-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine taktir olunan  14.004,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Alınması gereken 1.024,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 256,16-TL harcın mahsubu ile kalan 768,49-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Yatırılan 2.403-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan 20-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 17-TL'sinin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61be7e5767ca6fd0","SID":"ceaef2bdb5c6f484"}}