{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/453 <br>KARAR NO:2024/1775<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:25/10/2023<br>NUMARASI:2023/539 Esas -  2023/833 Karar<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/12/2024<br>Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilin, ihyası talep edilen ... Şirketi  hasım göstererek İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi  nezdinde 2023/226 E  Sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtığını, yargılama sürecinde vergi dairesinden  gelen cevap yazıları ve İTO kayıtlarında ... Şirketi'nin  ticaret sicilinden terkin edildiğini, iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesince 05.07.2023 tarihli; ''Davalı şirketin terkin olduğu, tüzel kişiliğin bulunmadığı dikkate alınarak tarafınıza ihya davası açmak üzere yetki ve bir aylık kesin süre verildiği, kesin süreye riayet edilmediği takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği ihtar olunur'' ve şeklindeki kararıyla  ihya davası açmak üzere yetki verildiğini belirterek İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil nosunda kayıtlı iken tasfiye sonucu sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... sicil müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK m. 32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tesis edilen işlemde hukuka aykırılığın bulunmadığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığı için yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı tasfiye memuru cevap dilekçesinde özetle; davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, hizmet tespit davasının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi işbu davadaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın 25 yıl önce dava dışı terkin edilen şirkette çalıştığını iddia etmesi de TMK madde 2'ye aykırı davranılarak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davacının huzurdaki haksız  davasının reddine, mahkemede aksi kanaat hasıl olması halinde ise tasfiye memuru olarak şirket yetkilisi ve önceki tasfiye memuru müvekkilin görevlendirilmesine ve müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün sicil numarası ile kayıtlı dava dışı sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin aleyhine İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2023/226 Esas sayılı dosyası ile açılan derdest dava nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğu ve davalı tasfiye memuru tasfiyenin usulüne uygun tamamlamadığı gerekçesiyle davanın kabulü şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru davalının  atanmasına, karar verilmiştir. \t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... Şirketi'nin tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz şekilde tamamlanmış olup usule ve esasa aykırı bir tasfiye işlemi gerçekleşmediğini, bu husus, dava dışı terkin edilen ... Şirketi'ne terkin tarihinden sonra hiçbir suretle dava açılmamasından ve icra takibi başlatılmamasından da anlaşılabileceğini, davacı tarafça, 01.07.1998 tarihi ve 15.11.1998 tarihleri arasında dava dışı terkin edilen ... Şirketi'nde sigortalı olarak çalıştığının tespiti kapsamında ilgili şirkete karşı hizmet tespit ve müvekkiline karşı da ihya davası açıldığını, hizmet tespit davasının hukuki dayanağı bulunmadığı gibi işbu davadaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, zira, öncelikle davacı tarafça 5 yıllık hak düşürücü sürede hizmet tespit davası açılmaması nedeni ile Mahkemece kuvvetle muhtemel davanın reddine karar verileceğini, bununla birlikte, davacı tarafın 25 yıl önce dava dışı terkin edilen şirkette çalıştığını iddia etmesi de TMK madde 2'ye aykırı davranılarak hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dolayısıyla, işbu davaya dayanak olan hizmet tespit davasının reddedileceği ve davacının mezkur ihya davasını açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığı bu denli sabit iken, dava dışı terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesinin hak ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle İstinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/539 E. - 2023/833 K. sayılı ilamının kaldırılarak davanın reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince \" (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu  anlaşılırsa, son tasfiye memurları,  yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir\". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde \" şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir\" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına  olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru 23/12/2021 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 29 İş Mahkemesi’nin 2023/226 Esas, sayılı hizmet tespiti dosyasının derdest olduğu anlaşımıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584), tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası  nedeniyle  şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki  hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru, davacının tasfiyenin sona ermesinden sonra açtığı hizmet tespiti davasında hak düşürücü sürenin geçtiği ve haksız olduğunu belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, tasfiye memuru  vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacının anılan derdest dava nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluşmuştur.Tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada  tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memuru HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR :Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı Tasfiye Memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı Tasfiye Memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı Tasfiye Memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf0b0e716dae7296","SID":"54d17b5ac0152ec5"}}