{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/601 <br>KARAR NO: 2024/1822<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/01/2022<br>NUMARASI: 2021/260 Esas - 2022/39 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili tarafından davalıya 06.09.2019 tarihli 3.419,64-TL bedelli ve 26.09.2019 tarihli 2.470,63-TL bedelli faturalarla yaprak yay satışı yapıldığını, bu iki faturadan dolayı kısmi ödemelerin düşülmesi ile müvekkilinin bakiye alacağının 2.890,27-TL olduğunu, müvekkili tarafından 24.02.2020 tarihli 5.605-Euro bedelli ve 02.03.2020 tarihli 1.168,20-Euro bedelli faturalarla yaprak yay satışı yapıldığını, bu alacaklarının takip tarihi itibariyle TL karşılığının ise 62.313,44-TL olduğunu, bu iki faturadan doğan alacaklarına karşılık, davalı şirketten, 31.12.2020 tarihli 40.301,03-TL tutarlı çek aldığını, bu çek bedelinin toplam fatura alacakları olan 62.313,44-TL'den mahsup edilerek, bakiye 22.012,41-TL'nın icra takibine konu edildiğini, Türk lirası olarak düzenlenen faturalardan doğan alacaklarının işlemiş faizinin takip tarihi itibariyle 428,27-TL, Euro olarak düzenlenen faturalardan doğan alacaklarının işlemiş faizinin takip tarihi itibariyle 286,02-TL olduğunu, müvekkili tarafından başlatılan Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davalı şirketin, 7.986.91-TL ana para borcu dışındaki tutara haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep  ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; Euro üzerinden düzenlenen iki faturanın düzenlenme tarihleri baz alınarak TL'ye çevrilmesi gerektiğini, 24.02.2020 tarihli 5.605-Euro bedelli faturanın TL karşılığının 37.352,28-TL, 02.03.2020 tarihli 1.168,20-Euro bedelli faturanın TL karşılığının 8.045,39-TL olduğunu, davacının Euro üzerinden düzenlenen faturalarda toplam alacağının 45.397,67-TL olduğunu, ödeme emrinde 25.616.97-TL asıl alacak talep edilmiş ise de davacının hukuken talep hakkı olmayan kur farkı ile yetinmediğini, ek olarak 3.500-TL fazla olacak  şekilde talepte bulunduğunu, ancak takip tarihi itibariyle müvekkilinin davacı tarafa borcunun 7.986,91-TL olduğunu, aynı günkü kapak hesabına uyularak müvekkili tarafından icra dosyasına 9.397.50-TL ödeme yapıldığını, bu yönüyle müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir bakiye borcu kalmadığını, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin sözleşme olmadığını, bu yönüyle davacının davalıdan fatura tanzim tarihi ile ödeme tarihi arasında oluşan kur farkını talep edebilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, 31/12/2020 tarihli 40.301,03-TL bedelli çekle ve icra dairesine yapılan ödeme ile borcun kalmadığını, takip öncesi işlemiş faizin talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun, faturalar konusunda tarafların defter ve kayıtlarının birbiri ile uyuştuğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının faturalardaki ürünleri davalıya teslim ettiği hususunun karine olarak ispatlandığı, 2019 yılında faturaların TL olarak düzenlendiği, davalının davacıya  7.986,65-TL borçlu olduğu ve icra takibinden sonra davalının icra masrafları ile birlikte 9.397,50-TL ödemek suretiyle borcunu ödediği, 2020 yılında tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre faturaların Euro olarak düzenlendiği ve tarafların Euro olarak çalıştığı, tarafların defter ve belgeleri arasındaki farklılığın davacının ödeme tarihindeki kur üzerinden talepte bulunmasından kaynaklandığı, taraflar arasındaki ihtilafın davacının kur farkı talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması veya faturaların yabancı para cinsi üzerinden düzenlenmesi gerektiği, 2020 yılında ticari ilişkinin yabancı para birimi üzerinden devam ettiği, ödemelerin TL cinsinden yapıldığı, bu nedenle davacının kur farkı talep etmesine engel bir durum söz konusu olmadığı, tarafların defter ve kayıtlarının incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda da davacı tarafın 16.202,28-TL kur farkı alacağının tespit edildiği gerekçesiyle  davanın kısmen kabulü ile; davalı borçlunun Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasındaki takibe yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 16.202,28-TL asıl alacak üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; taraflar arasında kur farkı talep edilmesini gerektirir bir sözleşme bulunmadığını, kur farkı ödeneceğine ilişkin anlaşma bulunmadığını, taraflar arasında kur farkına ilişkin sözleşme bulunması halinde dahi ödemenin süresinde yapılması halinde kur farkı istenemeyeceğini, ayrıca kur farkı talep edilen faturaya ilişkin ödemenin çek vasıtasıyla yapıldığını, çekle ödemeyi kabul eden davacının kur farkı talep edemeyeceğini, ödemenin çekle yapıldığı hususunun davacı tarafından da ikrar edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; \"Konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" Anılan yasa hükmüne göre, taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Diğer yandan kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 esas, 2016/6896 karar sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 esas , 2014/17996 karar sayılı kararı). Somut olayda; davacı 06/09/2019 tarihli 3.419,64-TL bedelli, 26/09/2019 tarihli 2470,63-TL bedelli faturalardan kaynaklanan bakiye 2.890,27-TL, 24/02/2020 tarihli 5.605-Euro bedelli, 02/03/2020 tarihli 1168,20-Euro bedelli faturalarla birlikte toplamda 65.203,59-TL alacağının bulunduğunu, 428,27-TL ve 286,02-TL işlemiş faizlerle birlikte oluşan 66.632,29-TL alacağından 31/12/2020 tarihli 40.301,03-TL bedelli çekin mahsubu ile davalıdan 25.616,85-TL bakiye alacağının bulunduğundan bahisle icra takibi başlattığı, 24/02/2020 tarihli 5.605-Euro bedelli, 02/03/2020 tarihli 1168,20-Euro bedelli faturalara fatura tarihindeki değil, takip tarihindeki kuru uyguladığı, davalının alacağın 7.986,91-TL kısımına itiraz etmeyerek icra dosyasına bu kısmı ödediği, kalan kısma itiraz ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 24/02/2020 tarihli 5.605-Euro bedelli, 02/03/2020 tarihli 1168,20-Euro bedelli faturaların takip tarihindeki kur karşılığının talep edilip edilemeyeceği hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.  24/02/2020 tarihli 5.605-Euro bedelli, 02/03/2020 tarihli 1168,20-Euro bedelli faturalar yönünden taraflar arasındaki ticari ilişki yabancı para cinsinden olup, davacının kur farkı talep etmesi mümkündür. Bilirkişi tarafından, TL faturalardan dolayı 2.890,27-TL alacak ile Euro olarak düzenlenen iki adet faturanın kur farkı nedeniyle 21.298,92-TL olmak üzere toplamda 24.189,19-TL alacak hesaplanmış olup, bu alacağın davalı tarafından itiraza uğramayan 7.986,91-TL'nin düşülmesi ile davacının alacağı 16.202,28-TL olarak tespit edilmiştir. Her ne kadar davacının çek ödemesini kabul ettiği gerekçesiyle kur farkı isteyemeyeceği ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki süregelen ticari ilişkide hem TL faturaların hem de Euro faturaların bulunduğu, davalı tarafından verilen çekin doğrudan Euro faturalar için alındığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Kur farkından kaynaklanan alacağın davalı tarafından verilen çekle fiyatlandırıldığı iddiasının ispat edilemediği dikkate alındığında mahkemece davacının tespit edilen 16.202,28-TL bakiye alacağı yönünden davalının itirazının kısmen iptaline dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 276,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 150,90-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 102,60-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f320860a4657bd90","SID":"9b5d4312a9b3b90f"}}