{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/742 <br>KARAR NO: 2024/1635<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/12/2021<br>NUMARASI: 2020/299 Esas - 2021/897 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin davalı ... A.Ş. ile aralarında akdedilen 02/09/2013 tarihli ve 01/09/2012 ile 01/09/2013 tarihleri arasında geçerli olan sponsorluk sözleşmesine nazaran davalı şirketin kendisine ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak söz konusu sponsorluk bedelini kendisine ödenmediğini, kendisi sözleşme süresinin geçerli olduğu tarihte sözleşme gereği davalı şirketin Faturavizyon adıyla reklamını hem oynadığı müsabakalarda hem de antrenmanlar ürünlerinde kullanarak sözleşme edimini yerine getirdiğini, buna rağmen davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile taraflar arasındaki anlaşmaya genel haciz yoluyla takip yapıldığını ancak davalının 15/10/2018 tarihinde borca itiraz ederek takıbi durdurduğunu ve davalının taraflar arasındakı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini beyan ederek, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen %19,5 faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  Davalı firmanın yönetim kurulu başkanı ...'in geçmiş dönemde Kahramanmaraş Spor Kulüp ortaklığında bulunduğunu ve bir dönemde kulüp başkanlığı görevini üstlendiğini, bilindiği üzere kulüplerin her yıl düzenli olarak gerekli mali denetimlerden geçmekte ve sene sonu itibariyle ilgililere hakkında ibra oylaması yapılmakta olduğunu, bahse konu dönemde yönetim kurulu başkanlarının da bu ibra uygulamalarından geçtiğini ve bahsedilen döneme ilişkin herhangi bir dava açılmadığını, ayrıca dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde gerek müvekkil şirket gerekse ... hesaplarından çeşitli dönemlerde kulüp hesaplarına çeşitli yükümlülükler uyarınca fazlaca ödemeler yapıldığını, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla davanın reddine talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"...Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/39 Talimat dosyası ile aldırılan 15/07/2021 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davacı ... şirketine ait incelenen ticari defterlerin usul ve yasaya uygun tutulduğu, davacı kulüp lehine delil vasfına haiz olduğu, sponsorluk sözleşmesine ilişkin ... Hizmetleri A.Ş. Tarafından yapılan herhangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının tespit edildiği,  sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken 250.000,00 TL net sponsorluk ücreti ve KDV'sinin davalı sponsor firma tarafından davacı ... kulübüne ödenmediğinin mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılan davacı tarafa ait ticari defterlerden anlaşıldığı, davalı tarafın ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçındığı, takip öncesi davacı tarafından davalı tarafın temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada mevcut belge bulunmadığından takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla \" davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak miktarı 295.000,00 TL yönünden takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya dair talebin reddine, alacağın sözleşmeye dayalı olduğu, asıl alacak miktarının davalı tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, asıl alacak yönünden itirazın haksız olduğu anlaşılmakla asıl alacak miktarı 295.000,00 TL'nin % 20'si olan 59.000,00 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil tarafından mahkemece ticari defter incelenmesine ilişkin kararın tebliğ edildiği tarihten bugüne ticari defterlerin temini için gayret edilmesine rağmen 2012-2013 yıllarına ait ticari defterler bulunamadığını, Vergi Usul kanunu uyarınca defter saklama yükümlülüğünün beş yıl olduğu göz önüne alındığında neredeyse üzerinden on yıl geçmiş olan defter ve belgelerin temini uzun bir zaman aldığını, kaldı ki Ticaret Kanunu'nun 68. Maddesi ve Vergi usul Kanununun konuya ilişkin 253. Maddesi hükmü konuya ilişkin açık hüküm içerdiğini, müvekkil şirket, müvekkil yetkilileri ve diğer ortakları tarafından şahsi hesaplar da dahil olmak üzere davacıya gerekli ödemeler yapılmış olup ilgili dekontların bir kısmı dilekçemiz ekinde sunulduğunu,  dosya arasına alınan bilirkişi raporunun sonuç bölümünde açıkça \"iddia olunan alacağa ilişkin herhangi bir fatura kaydının bulunmadığı ve davalı firma ya da davacı firma tarafından düzenlenmiş iade/fiyat farkı/ indirim faturası bulunmadığı\" tespit edildiğini, davacı tarafın ticari defterlerinde müvekkil hakkında alacak kaydı bulunmamasına rağmen huzurdaki dava kapsamında kabul kararı verilmesi kabul edilebilir  olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava, sponsorluk sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının sponsorluk sözleşmesine dayalı  295.000,00 TL asıl alacak, 165.610,18 TL TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 460.610,18 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının  yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Sponsorluk anlaşmalarında sponsor ve desteklenen olarak iki taraf bulunmaktadır. Hukuki açıdan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Buna göre, sponsorun borcu teşvikte bulunma, karşı taraf desteklenenin de aldığı bu teşvik doğrultusunda sponsorun tanıtımını yapmak borçları mevcuttur. Sponsorluk sözleşmesinin esaslı unsuru olan “desteklenenin teşvik edilmesi” ve “tarafların edimlerinin, sponsorun tanıtım amacına hizmet edecek şekilde ortaya konulması” unsurları sponsorluk sözleşmelerini diğer tip sözleşmelerden ayırmaktadır. Bu sebepledir ki sponsorluk sözleşmelerini tek bir tip sözleşme olarak nitelendirmek mümkün olmamaktadır. Sponsorluk sözleşmeleri, içerisinde kendine özgü bir takım unsurlar barındırmakla birlikte, değişkenlik ve çeşitlilik taşıyan yapısı sebebiyle de yasada yer alan hiçbir sözleşmenin esas unsurlarını da tamamen taşımamaktadır. Dolayısıyla sponsorluk sözleşmelerine, yasalarda yer alan sözleşmelerde mevcut unsurlar doğrudan değil, her bir sözleşmenin niteliğine uygun düştükleri ölçüde kıyasen uygulanacaktır. Sponsorluk sözleşmeleri, diğer sözleşme türlerinden farklı bir yapıya sahip olan “isimsiz” bir sözleşmedir. Ancak tüm sponsorluk sözleşmelerinde yer alması zorunlu olan bazı unsurlar bulunmaktadır ve sözleşmenin kurulabilmesi açısından tarafların bu unsurlar üzerinde kesin olarak anlaşmaya varmış olmaları gerekmektedir. Bu unsurlar ise; i) sözleşmenin tarafları olarak sponsor ve desteklenen, ii) sözleşmenin konusu olan sponsorluk faaliyeti, ii) tarafların asli yükümlülükleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette ki taraflar, belirtilen esaslı unsurların yanı sıra sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca sponsorluk sözleşmelerinde çeşitli hükümlere yer verebilirler. Sponsorluk sözleşmeleri ayrıca, sürekli bir borç ilişkisi kuran, karşılığında bir bedel ödenmesini gerektiren ve her iki tarafa da borç yükleyen bir yapıya sahiptir ve Borçlar Hukuku hükümlerine tabidir. Sponsorluk sözleşmeleri genel olarak herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Ancak taraflar, aksini kararlaştırarak sözleşmenin geçerliliğini belirli bir şekil şartına bağlayabilirler. Sözleşmenin kurulmasıyla beraber sözleşme süresince ise sponsor ve desteklenen farklı borçlara sahiptir. Sponsorun borçları; para veya malzeme yardımı gibi maddi ve/veya hizmet edimlerinin yanı sıra; sır saklama borcu, haber verme borcu, bilgi verme borcu, sözleşmenin amacına uygun davranma borcu, destekleneni koruma ve gözetme gibi yan borçları da bulunmaktadır. Desteklenenin borçları ise; teşvik aldığı faaliyeti yerine getirme borcu ve sponsorun tanıtımını yapma gibi asıl borçlarının yanı sıra; sponsorun talimatlarına uygun davranma borcu, sır saklama borcu, sponsorun verdiği malzemeleri özenle kullanma borcu, haber verme borcu ve sözleşmenin amacına uygun davranma borcu gibi bir takım yan borçları bulunmaktadır. (Sponsorluk Sözleşmeleri - Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi)  Dosya kapsamına göre; Taraflar arasında 01.09.2012 - 01.09.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Kulübe sponsorluk yapmasına ilişkin 14.08.2012 tarihinde Sponsorluk Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye istinaden davacıya ait  kulübün sözleşme boyunca isminde ve kulüp formasında sponsor firmanın ismine yer vermeyi taahhüt ettiği, davalı sponsor firmanın ise sponsorluk bedeli olarak 250.000,00 TL net + KDV'sini ödemeyi kabul ettiği,  Türkiye Futbol Federasyonu'nun 25.09.2012 tarih ve 14 sayılı toplantısında; Kahramanmaraşspor A.Ş. Kulubünün 04.09.2012 tarihli başvurusunda ...şirketi ile yapılan isim sponsorluğu sözleşmesi gereği kulubün 2012-2013 sezonunda müsabakalara \"Faturavizyon Kahramanmaraşspor\" ismi ile katılabilmesi talebinin kabulüne karar verildiği, davacının sponsorluk anlaşması süresi boyunca yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılmıştır. Keza davalının aksi yönde bir iddiası bulunmamaktadır. Uyuşmazlık sözleşme ile kararlaştırılan 250.000,00 TL net + KDV sponsorluk bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkindir.  Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, davalı taraf defterlerini sunmadığından sadece davacı kayıtları  üzerinden  rapor aldırılamamıştır. Talimat mahkemesince mali müşavir bilirkişince alınan 15/07/2021 tarihli raporda özetle ; \" Dava dosyasındakı karar defterinden anlaşıldığı üzere davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...' in davacı ...  Turizm Organizasyon Sanayi Tıcaret Anonim Şirketi'nde 21/04/2011 tarih ve 1 nolu kararı ile yönetim kurulu başkanı seçildiği ve bu görevinin 18.08.2014 tarih ve 36 nolu karar ile son bulduğu anlaşıldığı, yine davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...' nin bu dönem içerisinde iş bankası hesap incelemesin de davacı işletme hesabına para gönderildiği ve işletme hesabından ... hesabına ödemeler tespit edilmiş olup bu ödeme ve alacakların ne karşılığı yapıldığına ilişkin bilgi bulunmadığı, İlgili dönemde, ...Hizmetleri AŞ tarafından davacı hesabına ödemeler ve tahsilatlar yapıldığı ancak dava dosyasında bulunan 31/12/2013 tarihindeki kapanış fişinde ilgili firmaya ilişkin bir borç alacak bakiyesinin olmadığı, ayrıca iddia olunan alacağa ilişkin olarak herhangi bir fatura kaydı bulunmadığı ve davalı firma veya davacı firma tarafından düzenlenmiş iade/fiyat farkı / indirim faturası bulunmadığı tespit edildiği, ancak dava dosyasındaki resmi defter kayıtlarının incelemesinde bahse konu sponsorluk sözleşmesine ilişkin ... A.Ş. tarafından yapılan herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmadığı \" bildirilmiştir. Somut olayda; davacı yan, davalı ile imzalanan sponsorluk sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin bir fatura düzenlememiş ve alacağını deftere kaydetmemiş ise de alacağın varlığına ilişkin bir ihtilaf bulunmaktadır. Nitekim yukarıda açıklandığı üzere taraflar arasında imzalanan sponsorluk sözleşmesi uyarınca kendi edimini yerine getiren davacı, sözleşmede kararlaştırılan bedeli talep etme hakkı bulunmaktadır. Davalı vekili her ne kadar ödeme  iddiasında bulunmuş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere bu ödeme ve alacakların ne karşılığı yapıldığına ilişkin bilgi belge  bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan ödeme dekontların açıklama kısmına bakıldığında ödemelerin bir kısmında maaş ödemesi, mobilya ödemesi, Kahramanmaraş Spor lisansa engel borç kapama, Kahramanmaraş Spor  sözleşme peşinat ödemesi, Kahramanmaraş masraflar, mazot ödemesi, kamp kaporası yazıldığı, bir kısmında herhangi bir açıklama bulunmadığı görülmüştür. 6100 sayılı Kanun'un ''ispat yükü'' başlıklı 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.'' hükmüne yer verilmiştir. 6098 sayılı Kanun'un 555 inci maddesi ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havalenin, hukuksal nitelikçe bir ödeme vasıtası olduğu açıklanmıştır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini, havalenin borcun  ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve 2004/4-362 E., 2004/347 K. sayılı kararı). Bu itibarla davalı şirket yada şirket adına şirket yetkilisi tarafından yapıldığı iddia olunan bir kısım ödemelerin, sponsorluk sözleşmesinden kaynaklı yapıldığı davalı tarafça ispata elverişli yasal delillerle kanıtlanamadığından davalının bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle  ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun  esastan reddine, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 5.037,85 TL'nin mahsubu ile geriye kalan  4.610,25 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,  5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"618be781222681bf","SID":"6646f471396a9857"}}