{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1232 <br>KARAR NO: 2024/1729<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2018/318<br>KARAR NO: 2021/25<br>KARAR TARİHİ: 26/01/2021<br>DAVA: Tazminat (4054 Sayılı Yasadan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 25/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın 21/08/2007 ila 22/09/2011 tarihleri arasında kartel oluşturması sonucu davacı müvekkilinin uğramış olduğu zararın HMK'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenerek, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 58/2 maddesi uyarınca üç katı oranında tazminine, saptanacak olan bedele zarar tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, davanın açıldığı tarihte zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak ve tespit davası olarak şimdilik 3.000,00 TL üzerinden yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı talebinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup davayı ispata yarar veya elverişli somut delil gösterilmediğini, iş bu davaya temel teşkil eden Rekabet Kurulu kararı hakkında açılan dava neticelenmediğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, maddi tazminat talep etme şartlarının oluşmadığını, dava tarihi itibariyle hukuka aykırı fiil unsuru bulunmadığını, davacının zararının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...Davacı tarafından davalı bankadan Rekabet Kurulu kararına konu dönem içinde davalı bankadan birden fazla ticari kredi kullandığı anlaşılmıştır.  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıklarda verdiği 02.12.2019 tarih ve 2019/1213 E.- 2019/7738 K. ve 08.01.2020 tarih ve 2019/1496 E.- 2020/163 K. sayılı kararlarında değinildiği üzere, eldeki davaya dayanak Rekabet Kurulu kararında bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, davacı tarafından kullanılan kredilerin ise ticari kredi niteliğinde olduğu ve bu kapsamda değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu kararında bankalar arasında bir anlaşma olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, davalı yanın aksi yönde açık bir iradesinin olmadığını, Rekabet Kurulu kararında ticari krediye ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmediğini, bu nedenlerle verilen kararın hatalı olduğu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 57 ve 58. maddesi gereğince zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tacir olup kullandığı kredinin ticari nitelikte kredi olduğu anlaşılmaktadır. 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki  Kanunun amacı 1. maddede, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olarak tanımlanmıştır. Yasanın ikinci kısım, birinci bölümünde  \"Yasaklanan Faaliyetler\" üst başlığı ile dava konusu ve Rekabet Kurulunun kararına esas olan 4.maddede yer alan \"Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar\" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğuna yer verilmiştir. Beşinci kısımda \"Rekabetin Sınırlanmasının Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları\" üst başlığı altında ve 56.maddede bu kanuna aykırı anlaşma ve kararların hukuki niteliği, 57.maddede tazminat hakkı, 58.maddede zararın tazmini, 59. maddede ispat yükü düzenlenmiştir. Dava, 4054 sayılı Kanunun 57. ve 58. maddelerine dayanılarak açmıştır. 4054 sayılı Kanunun 57. maddesi \"Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.\", aynı Kanunun 58. maddesi ise \"Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.\" şeklindedir. Kanun'un 57.maddesi uyarınca tazminat hakkını doğuran eylem haksız fiildir. İş bu dosya kapsamında haksız fiilin ispatı açısından Rekabet Kurulu kararının, davacının krediyi kullandığı banka açısından da tespitler içermesi ve bu tespitlerin kesinleşmiş olması kesin delil teşkil edecektir. Ancak bu durumda dahi davacının zararının oluşması, oluşan zararı ile haksız fiil arasında nedensellik bağının bulunması, zararın davalının kusurundan kaynaklanması gerekmektedir. Hukuka aykırı eylem yani somut olayda olduğu gibi ihlalin varlığı öncelikle Rekabet Kurulu Kararı ile tespit edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/400 E. 2010/1105 K. sayılı ilamı; \"...Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir...\" şeklinde olup yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2005/3755 E. 2006/7408 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/9088 E. 2015/5989 K. sayılı ilamlarında da aynı hususa vurgu yapılmıştır. Emsal kararlarda da işaret edildiği üzere 4054 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında, yasaya aykırılığın Rekabet Kurulu'nun kararı ile tespit edilmesi ön koşuldur. Teşebbüsler arası ilişkinin rekabete aykırı olup olmadığı ve kanuna aykırılık hali, bu konuda uzman kuruluş olan Rekabet Kurulu'nun ihlal kararı ile ispatlanmış olacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 165.maddesi uyarınca bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca açılan iptal davasının bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de 4054 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında, yasaya aykırılığın Rekabet Kurulu'nun kararı ile tespit edilmesi ön koşul olup verilecek olan karar eldeki davayı etkileyeceğinden Rekabet Kurulu kararlarına karşı açılan davaların bekletici mesele yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/7687 E. 2014/13657 K., 2015/5134 E. 2016/2543 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/5139 E. 2008/12276 K. sayılı ilamları). Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararında, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 teşebbüsün; çeşitli bankacılık hizmetlerine yönelik uygulanan faiz oranlarını ve ücretleri birlikte belirlemek suretiyle rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları, eylemlerin mevduat (kamu bankaları açısından kamu mevduatı da dahil olmak üzere), kredi ve kredi kartı hizmetlerini konu edinen bir uzlaşma kapsamında vuku bulduğu, bahse konu uzlaşmanın tespit edilebilen ilk ve son belgeler esas alınmak suretiyle 21/08/2007 ve 22/09/2011 tarihleri arasında gerçekleşen, kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında geçerli olan, soruşturmaya taraf 12 bankanın tamamının dahil olduğu anlaşmaları ve/veya uyumlu eylemleri içerdiği, elde edilen belgelere göre uzlaşmanın ortak planını fiyat stratejilerinin birlikte belirlenmesinin oluşturduğu, bahse konu uzlaşmanın unsurlarının belirlenmesi, uzlaşmanın uygulanması ve takibinin ise taraflar arasında gerçekleştirilen bir dizi iletişim, bilgi paylaşımı ve mutabakat vasıtasıyla ifa edildiği belirtilmiştir. Kararda bankaların kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirlenmiş, hangi hizmete ilişkin rekabet ihlalinden dolayı cezalandırıldıkları ayrıca belirtilmeksizin uzlaşmaya dahil oldukları süreler dikkate alınmak suretiyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararına karşı, davalı Banka tarafından, kararın iptali istemiyle Ankara 2. İdare Mahkemesi'nde dava açılmıştır. Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 20/02/2015 tarihli 2014/2000 E. 2015/258 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Danıştay 13. Dairesi'nin 16/12/2015 tarihli 2015/4548 E, 2015/4616 K. sayılı kararı ile onanmıştır. Banka tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 19/01/2017 tarihli kararıyla karar düzeltme isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, Danıştay 13. Dairesi'nin 21/05/2019 tarihli 2017/906 E. 2019/1788 K. sayılı kararı ile \"Mahkeme kararında 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığı\" gerekçesiyle karar kesin olarak onanmıştır. Bu karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 16/07/2019 tarihli kararı ile Danıştay 13. Dairesi'nce kesin olarak verdiği karara karşı karar düzeltme yolunun kapalı olması nedeniyle karar düzeltme başvurusunun reddine karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulması sonucu Danıştay 13. Dairesi'nin 04/11/2019 tarihli 2019/3874E. 2019/3412 K. sayılı kararı ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Her ne kadar Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararına karşı, davalı Banka tarafından idare mahkemesinde açılan dava süreci bu şekilde sonuçlanmış ise de, söz konusu karara karşı diğer bankalar tarafından açılan davalarda sonuç itibariyle idari işlemin iptali yönünde hüküm tesis edilmiş yani davaya dayanak olan karar iptal edilmiştir.  Örnek olarak; ... Bankası A.Ş. tarafından açılan davada Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce davanın reddine karar verilmiş, karar Danıştay 13. Dairesi'nce onanmış ise de karar düzeltme aşamasında bozulması yönünde karar verilmiştir. Bozma kararına karşı Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin ısrar kararı ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 31/05/2021 tarihli 2019/2391 E. 2021/1106 K. sayılı kararı ile bozulmuştur. Bozma kararı üzerine bu kez Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 29/04/2022 tarihli 2022/917 E. 2022/966 K. sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Karar, Danıştay 13. Dairesi'nin 15/06/2023 tarihli 2023/1302 E. 2023/3052 K. sayılı kararı ile onararak, yine aynı Daire'nin 25/12/2023 tarihli 2023/3079 E. 2023/6243 K. sayılı kararı ile karar düzeltme istemi reddedilmiştir. Rekabet Kurulu'nun 2011-4-91 dosya sayılı, 13-13/198-100 karar sayılı ve 08/02/2013 tarihli kararı incelendiğinde bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirlediği tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, ticari krediler yönünden yapılan bir ihlal tespiti mevcut olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin benzer uyuşmazlıklarda verdiği 02/12/2019 tarihli 2019/1213 E. 2019/7738 K., 08/01/2020 tarihli 2019/1496 E. 2020/163 K., 02/07/2024 tarihli 2023/3281 E. 2024/5433 K., 27/06/2024 tarihli 2023/2671 E. 2024/5322 K. sayılı kararları) gibi Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin işlemin iptali yönünden verdiği kararın Danıştay 13. Dairesi tarafından onanması ve karar düzeltme isteminin ise reddedilmesi karşısında, davacı tarafça zarar iddiası ispatlanamadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Nitekim işbu dosya davalı ... bank A.Ş hakkında aynı kurul kararına istinaden açılan emsal nitelikteki davada mahkemece davanın reddine dair karar verilmiş, temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 3. Hukuk Hukuk Dairesi'nin 24/05/2023 tarihli 2023/197 E. 2023/1591 K. sayılı kararı ile; \"...Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararının iptaline ilişkin Ankara 2. İdare Mahkemesince açılan davada davanın reddine karar verilmiş, karar düzeltme aşamasında Danıştay 13. Dairesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/4017 E., 2019/1779 K. sayılı kararı ile bozulması üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2019/1108 E., K.2019/1463 K. sayılı \"Israr-Ret\" kararı verilmiş ve bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarihli ve 2019/2656 E., 2021/1104 K. sayılı kararı ile bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama neticesinde Ankara 2. İdare Mahkemesinin 2022/920 E., 2022/855 K. ve 26.04.2022 tarihli kararıyla idari işlemin iptaline karar verilmiştir. Temyizen incelenen, kararda belirtilen gerekçeler ile zarar iddiasının dayandırıldığı Rekabet Kurulu kararının iptal edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir...\" şeklinde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 3. Hukuk Hukuk Dairesi'nin 14/05/2024 tarihli 2023/3396E. 2024/1688 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair kullanılan kredi tutarı da dikkate alınarak temyiz yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5b8688452c2e30b","SID":"78eca1c8e250a595"}}