{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1822 - 2024/2021<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1822 <br>KARAR NO\t: 2024/2021                                                        T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/92 E.  -  2021/246 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2021 Tarih ve 2020/92 Esas - 2021/246 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin ... markalarının sektöründe bilinen, tanınmış markalar olduğunu, müvekkilinin  “...” ibareli markalarının da 2004 yılından beri 05, 29,30, 32 sınıflarda tescilli bulunduğunu,  davaya konu olan 2018/59288 sayılı “... ...” markasının müvekkilinin markaları ile ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olduğunu, davalı başvurusunun müvekkilinin \"...\" markasının tescilleri dikkate alındığında seri marka imajı vereceğini, üçüncü kişiler nezdinde müvekkili ile bağlantı kurulacağını, başvuru sahibinin müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız kazanç sağlayacağını, başvurunun müvekkilinin markasının imajından, itibarından yararlanma gayesiyle kötü niyetli yapıldığını ileri sürerek,  TÜRKPATENT YİDK’nın 2019-M-11380 sayılı kararının  iptaline, 2018/59288 sayılı \"... ...\" ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait “...” markasının ... tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin “... ...” markasını ilk olarak 2008 yılında tescil ettirdiğini, bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını artırdığını, “... ...” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilin tescilli “... ... ...” ibareli markalarının olduğunu, davacının “...” ibareli markalarının ayırt edici bulunmadığını, tek bir kişinin tekeline bırakılmaması gerektiğini, müvekkilinin “... ...” ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, \"...\" markasının davacı tarafından kullanılmadığını, bu nedenle hükümsüzlüğünün gerektiğini, taraf markalarının tüketici nezdinde benzer olarak algılanmayacağını, marka sahibi işletmelerin ilişkilendirilmeyeceğini, müvekkilinin “...” ibaresini bir bütün olarak kullandığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığından karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından,  davalının  \" ... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"... \"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından  başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın \"... ...\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğini kanıtlamadığı, tüaraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın \"... ...\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu  marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı  vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece karşılanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, davaya konu markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu ''...'' markasını kullanarak seri marka oluşturma gayreti içerisinde olduğunu, davacı markalarının asli unsuru değiştirilmeden davalı markalarında kullanılmasının, davacının seri markalarından biri olduğu algısı yarattığını, tescil sınıflarının aynı olmasının da bu ihtimali arttırdığını, yine müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, davalının dava konusu başvuru üzerinde hiçbir üstün hakkının bulunmadığını, dava konusu başvurunun iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYİDK karar iptali istemi yönünden yapılan incelemede, 07/01/2020 tarih, 2019-M-11380 sayılı YİDK kararı, davacı tarafa 09/01/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, eldeki dava ise 11/03/2020 tarihinde açılmıştır. <br>\tDava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri). <br>\tDava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 5000 sayılı Kanun'un 15/C maddesinde, TÜRKPATENT'in nihai kararının YİDK tarafından tesis edilen karar olduğu, bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Burada öngörülen süre hak düşürücü nitelikte olduğu gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/03/2014 gün ve 2014/3072 E.-4547 K. sayılı, 01/06/2015 gün ve 2015/2531 E.-7355 K. sayılı emsal kararlarından anlaşılacağı üzere bu husus, dava şartıdır. Buna göre, iptali istenen YİDK kararının davacıya 09/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren \"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair\" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, ancak eldeki davanın 09/01/2020 tarihindeki karar tebliği ile başlayan iki aylık hak düşürücü süre dolduktan sonra 11/03/2020 tarihinde açıldığı, bu tarihte henüz pandemi nedeniyle sürelerin uzamasının söz konusu olmadığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı gözetildiğinde, YİDK kararının iptali yönünden süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan gerekçelerle, özel kanunda dava şartı olarak düzenlenen süre açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince YİDK iptali davası yönünden işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>\t2-Hükümsüzlük istemine gelince; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1.maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.  <br>\tSomut olayda dava tarihinden önce, 02/03/2020 tarihinde markalar siciline tescil edilen dava konusu 2018/59288 sayılı başvurunun \"... ...\" ibaresinden oluştuğu, davacının itiraza mesnet markaların ise yalnızca \"...\" ibaresi ve bu ibareye eklenen kelimeler ile oluşturulduğu, \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresiyle birleşerek yeni ve anlamlı bir kelime oluşturmadığı, ortalama tüketiciler tarafından \"...\" ve \"...\" şeklinde iki farklı kelime olarak algılanacağı, \"...\" ibaresinin kapsamda bulunan hizmetler için tanımlayıcı ve tasviri niteliği bulunmadığı, bu ibarenin ayırt edicilik taşıdığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/923 E., 2019/2475 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, bu hale göre başvuru ile davacının \"...\" esas ibareli markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira başvuru markasının davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaşmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  26/09/2018 tarih ve 2016/14718 E.-2018/5701 K. sayılı kararında \"... ...\" ibareli markanın davacının \"...\" esas unsurlu markalarıyla benzer bulunduğu anlaşılmış ve marka işaretleri yönünden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmış, mahkemenin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, davalı Şirket tarafından hükümsüzlük istemi yönünden cevap dilekçesinde davacının 2004/25380 sayılı mesnet markası için kullanmama def'i öne sürüldüğü ve \"... ...\" ibareli önceki markalarına dayanılarak müktesep hak savunmasında bulunulduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan def'i ve savunmalar üzerinde durulmadığı gibi, mahkemece de bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaması doğru olmadığından, hükümsüzlük davası yönünden davalının kullanmama def'i ve müktesep hak savunması değerlendirilerek SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia karşılaştırmasının da bu kapsamda yapılması bakımından davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\t<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin YİDK iptali davası yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/07/2021 gün ve 2020/92 Esas - 2021/246 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2- Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin marka hükümsüzlüğü davası yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/09/2022 gün ve 2021/189 E. - 2022/271 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t4-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t6-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t8-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t9-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11e5343977a2c42a","SID":"f56548b7b3395458"}}