{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1813 <br>KARAR NO\t: 2024/2011<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/211 E.  -  2022/144 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Tescili<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/05/2022 tarih ve 2021/211 E. - 2022/144 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 2019/31408 sayılı ve \"şekil+...\" ibareli başvurusunun davalı gerçek kişinin itirazı üzerine, başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, ancak dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığını,  dava konusu YİDK kararının davalı gerçek kişiye ait olduğu kabul edilen \"...\" ibaresinin bizzat müvekkili tarafından bulunduğunu, taraflar arasında çeşitli davalar, savcılık şikayetleri vs mevcut olup asıl kötü niyetli olan müvekkil, değil davalının kendisi olduğunu, davalı gerçek kişinin  aktif paratoner sistemleri işinden hiç anlamayan birisi iken müvekkili şirketin sahibi ...'un  1992 yılından beri aktif paratoner sistemlerinin proje, planlama, imalat, montaj, satış gibi tüm alanlarında yıllardır çalıştığını, 2015 yılında “...” ismi ile sektöre girilirken Kosgeb desteği alabildiği için resmi işlemlerin davalı gerçek kişi  adına yapıldığını, üretimin ise tamamen ... tarafından yapıldığını, “...” isminin ve logolarını da ...'un tasarlattığını, ihracat için hangi ülkelerden hangi belgelerin alınacağının müvekkili  tarafından bilindiğini,  şahıs şirketi kurulduktan sonra davalı ...'ın yine işlerle ilgilenmediğini, başka bir firmada sigortalı işçi olarak çalıştığını, ... sayesinde iş yapılmaya başladığını, ...'un sigortalı işçi olarak gösterilmesine rağmen esasen davalı adına kuruluna şahıs şirketinin ortağı olduğunu,    ...'un sigortalı gösterilmesine karşın bunun dahi düzgün yapılmadığını, günlerinin eksik gösterildiğini,  davalı şahıs tarafından ... aleyhine çeşitli nedenlerle şikayetlerde bulunduğunu ancak tamamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar  verildiğini,  müvekkili şirketin başvuruya konu marka için eskiye dayalı \"markasal\" kullanımı bulunduğunu, diğer taraftan müvekkilinin başvurusunda yer alan \"...\" harflerinin \"...\" markasının içerisinde de bulunduğu bu nedenle dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun kabul edilmesinin de hatalı bulunduğunu, zira müvekkilinin marka başvurusunun sadece \"...\" harflerinden ibaret  olmadığını, ayrıca \"...\" ifadesinin sektörde bilinen bir ifade olup tesadüfen bulunmadığını,  \"...\" ibaresinin \"...\" ifadesinin kısaltması olup Türkçede \"Aktif Yıldırım Çubuğu\" anlamına geldiğini ileri sürerek YİDK’nın 14.06.2021 tarih 2021/M-4394 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı firma yetkilisi ... ile davalı şahıs arasında dava konusu marka  başvurusundan önceye dayanan  bir ticari iş ilişkisi olduğu,  bu  dönemde davalı gerçek kişiye ait şahıs şirketi tarafından dava dışı  Hintli firma için fason üretilen ürünlerde kullanılan ... ürün model kodunu kendi başvuru markasının asli unsuru olarak seçmesinin tesadüf olamayacağı gibi TTK 18 ve MK 2 anlamında  iyiniyet göstergesi de sayılmadığı, dava konusu YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili, müvekkili ile davalı şahıs arasında görülen tek davanın işbu daav olmadığını, taraflar arasında çeşitli davaların, savcılık şikayetlerinin bulunduğunu, asıl kötü niyetli olanının davalı şahıs olduğunu, doğrudan dava konusu ilgilisi  olmasa da dava konusu Kurum kararında bahsi geçen \"...\" ibaresinin müvekkilinin bulunduğu bir marka olduğunu, davalı gerçek kişinin  aktif paratoner sistemleri işinden hiç anlamayan birisi iken müvekkili şirketin sahibi ...'un  1992 yılından beri aktif paratoner sistemlerinin proje, planlama, imalat, montaj, satış gibi tüm alanlarında yıllardır çalıştığını, 2015 yılında “...” ismi ile sektöre girilirken Kosgeb desteği alabildiği için resmi işlemlerin davalı gerçek kişi  adına yapıldığını, üretimin ise tamamen ... tarafından yapıldığını, “...” isminin ve logolarını da ...'un tasarlattığını, ihracat için hangi ülkelerden hangi belgelerin alınacağının müvekkili  tarafından bilindiğini,  şahıs şirketi kurulduktan sonra davalı ...'ın yine işlerle ilgilenmediğini, başka bir firmada sigortalı işçi olarak çalıştığını, ... sayesinde iş yapılmaya başladığını, ...'un sigortalı işçi olarak gösterilmesine rağmen esasen davalı adına kuruluna şahıs şirketinin ortağı olduğunu,  ...'un sigortalı gösterilmesine karşın bunun dahi düzgün yapılmadığını, günlerinin eksik gösterildiğini, diğer taraftan dava konusu başvurunun sadece ... ibaresinden ibaret olmadığını,  kaldı ki bu ibarenin sektörde bilinen bir ifade olduğunu, bahsi geçen işaretin ürün adını belirttiğini, bu ibarenin tek başına marka olarak tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin de başvuruda bahsi geçen ibareyi tek başına kullanmadığını, davalı şahsın markaya tecavüz yönündeki şikayetlerinin dahi takipsizlik kararı ile sonuçlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvurunun asli unsurunu oluşturan ibarenin, dava konusu başvuru sahibi davacı Şirketin tek ortağı ve yetkilisi bulunan ...'un, davalı gerçek kişiye ait firma ile iş ilişkisinin bulunduğu dönemde, davalı gerçek kişinin sahibi olduğu firmanın  fason üretim yaptığı Hindistan'da mukim \"....Ltd.\" firmasının ürünlerine verilen ürün model kodu olduğu, davacı Şirketin sahibi olan ...'un bahsi geçen  Hindistan'da mukim şirketin kullandığı \"...\" ibareli başvurusunun ve davalı gerçek kişi tarafından kullanılan  \"... ...\" ibareli başvurusunun yine davalı gerçek kişinin itirazı nedeniyle kötü niyet gerekçesiyle reddedildiği, davalı gerçek kişinin kullandığı \"...\" ibaresinde dava konusu başvuruyu oluşturan \"...\" ibaresinin ön planda olduğu, tüm bu hususular gözetildiğinde, dava konusu başvurunun iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2024 <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b42975b03f50df31","SID":"344770e4aa3bf050"}}