{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1867 <br>KARAR NO: 2024/1752<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:  03/10/2024<br>NUMARASI: 2024/570 Esas <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili ihtiyati haciz  talepli dava dilekçesinde, müvekkil ile davalı şirket arasında akdedilen 29.04.2022 tarihli halka arz bedelinin %3 ü başarı primli \"Stratejik Danışmanlık Sözleşmesi\" gereğince verilen hizmetin karşılığı ödenmeyen danışmanlık ücreti, bağımsız yönetim kurulu üyelik ücreti ve davalı şirket tarafından ödenmeyen halka arz gelirinin %3 ü başarı primlerinin müvekkiline ödenmemesi ile başarı primlerinin esas alındığı toplam proje-halka arz bedellerinin belli olmaması sebebiyle müvekkili şirketin sözleşmeden doğan alacaklarının tam ve kesin olarak tespiti ile başarı primlerinin belirlenebilmesi mümkün olduğu anda artırılmak üzere fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 900.000,00 TL'nin alacağın doğduğu tarihten itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsili ile hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememe riskine karşılıkı tarafın taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine cebri icra yoluyla satışı ve üçüncü şahıslara devri engelleyici, ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 03/10/2024 tarihli ara kararı ile; \"...Her ne kadar yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş ve Yüksek Mahkeme kararlarında ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir veya ihtiyati tedbirin mahiyetinde ihtiyati haciz şeklinde bir düzenleme mevcut bulunmaması nedeniyle talep edilemeyeceği belirtilmiş ise de; davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek, ihtiyati tedbirin yalnızca dava konusu üzerine konabileceği, tedbir ile amaçlananın dava konusunu dava sonuçlanıncaya kadar muhafaza etmek olduğu; somut olayda, dava konusunun bir miktar para alacağı olduğu bu nedenle de ihtiyati tedbir talebinin kanunda belirtilen şartları ihtiva etmediğinden reddi gerektiği anlaşılmış; ayrıca davacı yanın ihtiyati haciz talebinin esas hakkında yargılamayı gerektirdiği, yargılamayı gerektiren hususta ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, kanunda sayılan şartların gerçekleşmediği\" gerekçesiyle  davacı  tarafın ihtiyati tedbir talebi ile ihtiyati haciz talebinin  ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili yasal süresi içinde sunduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil şirketin sözleşme gereği kusursuz bir hizmet ifa etmesine rağmen davalı şirketçe müvekkil hak alacağı ödenmediğini, yapılan ödemeler hep geciktirildiğini, müvekkil şirket danışmanlığı sayesinde davalı şirket halka arz olduğunu, davalı şirketin danışmanlık ilişkisini sonlandırmasına kadar ki sürede her şey yapıldığını, halka arz için yapılacak herhangi bir husus kalmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin edimleri sayesinde davalı şirket başarılı bir şekilde halka arz olduğunu, müvekkilin hizmet sözleşmesi gereği alacağını elde etmesi adına iş bu dava açılmış ise de ayrıca yargılama sonunda müvekkilin alacağına kavuşmasının engellenmemesi için hizmet sözleşmesi alacağına konu edilen davalı şirket hisseleri ve taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine cebri icra yoluyla satışı ve üçüncü şahıslara devri engelleyici, ihtiyati haciz mahiyetinde \"İhtiyati Tedbir\"şerhi konulması talep edildiğini, bu talebimiz ilgili hisselerin sözleşme konusu ücretin ana konusu olması ve tahsil kabiliyetin zor yahut imkansız hale gelecek olması sebepleriyle talep edildiğini, fakat mahkemece verilen tedbir talebimizin reddi kararı  bu sebeplerle hatalı olduğunu, davalının hisselerinin korunmaması halinde şirket yeniden iflas aşamasına gelebilecek olup tedbir talebimizin reddi neticesinde tahsil kabiliyetinin ortadan kaldırmasının muhtemel olduğunu, HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörüldüğü, tarafımızca sadece yargılama aşamasında önlenme için ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, tedbir konulmaması, iş bu davanın sonucunu da önemsiz kılacağını, yine girişilen hukuk mücadelesi karşılıksız kalacağını ileri sürmüştür. Dava, danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hizmet bedeli ile başarı prim alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davacı  tarafın ihtiyati tedbir talebi ile ihtiyati haciz talebinin  ayrı ayrı reddine karar verilmiş, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar yönünden davacı tarafça istinaf talebinde bulunmuştur. İhtiyati Tedbir,  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun \"Geçici Hukuki Korumalar\" üst başlığını taşıyan onuncu kısmının 389 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 389. maddede ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiş, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.  Somut olayda davacı, taraflar arasında imzalanan  29.04.2022 tarihli \"Stratejik Danışmanlık Sözleşmesi\" kapsamında, davalı şirketin finansman bağlamında stratejik yönetim danışmanlığı hizmeti verildiğini ve davalı şirketin halka arzı için gerekli olan tüm işlemler ile sonuç odaklı işlemler yapıldığını, verilen danışmanlık hizmeti kapsamında, davalı şirket halka arza hazır hale getirildiğini ve SPK nezdinde başvuru yapılarak dosya içeriye verilmiş olmasından sonra davalı şirket ortakları müvekkilin görevine son verildiğini ayrıca  davalı firmanın halka arz süreci içinde davacı şirket yetkilisi ...'nin, 18.05.2023 tarihi itibarı ile bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu hususta da davalı şirkete hizmet verildiğini, davacı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirdiğinden bahisle danışmanlık hizmet bedeli, yönetim kurulu üyeliği ücreti ile başarı prim alacağına istinaden şimdilik 900.000,00 TL alacak talebinde bulunmuş olup  davalı şirketin tüm malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde her ne kadar tedbir talep edilen davalı şirket hisselerin, sözleşme konusu ücretin ana konusu oluşturduğunu, tahsil kabiliyetin zor yahut imkansız hale gelmemesi diğer bir ifade ile alacağı teminat altına almak amacıyla tedbir talebinde bulunulduğunu ileri sürmüş ise de tedbir talep edilen davalı şirket hisseleri, davanın konusunu oluşturmadığı, dayanak yapılan  29.04.2022 tarihli \"Stratejik Danışmanlık Sözleşmesi\"ne  hizmet bedeli ile başarı prim alacağının tahsili istemli açılan davada  uyuşmazlık konusu olmayan mal, hak ve alacaklar üzerine HMK 389 vd maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulaması  mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin ara kararı usul ve yasaya uygun olduğundan 6100 sayılı HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiş aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile karar harcının Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,  4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56150038e4032587","SID":"8fb8a136733c578c"}}