{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1889 <br>KARAR NO: 2024/1839<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2024/613<br>KARAR NO: 2024/1015<br>KARAR TARİHİ: 11/10/2024<br>DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ: 06/07/2024<br>KARAR TARİHİ: 31/12/2024<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; gümrük müşavirliği hizmeti verdikleri davalı firmadan olan alacak-açık hesap bakiyeleri 76.007,53 TL miktarın tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı  dosyasından başlattıkları ilamsız icra takibine itiraz edildiğini, 6098 sayılı Kanun'un 89/1.maddesi uyarınca itibariyle yetki itirazlarının haklı olmadığını, ticari defter kayıtları ve dayanaklarını oluşturan faturalar ile yaptıkları ödemelerin bakiyesi takip miktarı tutarında alacak bakiyesi verdiğinden borca itirazında haklı olmadığını beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 6. Maddesi uyarınca davalının yerleşim adresinin yetkili olması nedeniyle müvekkiline karşı açılacak icra takibi ve davalarda yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Adliyesi olduğunu, davacının vekalet akdine ve vekalet akdinin gerektirdiği borçlara aykırı davranmış olup ağır kusurlu olduğunu, kendi hatasıyla müvekkili aleyhine 207.904,98 TL ceza ile 69.301,66 TL ek tahakkuk uygulanmasına sebep olduğunu, edimlerini yerine getirmediği için ödemezlik defi tekrarı ile bu nedenle müvekkilinin vekalet borcu da bulunmadığını, ... Gümrük tarafından yapılan hatalar ve ağır kusur, fatura kesiminden sonra ortaya çıktığı ve müvekkiline daha sonra ceza ve ek tahakkuk uygulandığı için faturalara karşı ihtirazi kayıt ileri sürülemediğini, davacı emsal sigorta bedeli belirtilmesine gerek bulunmayan müvekkiline ait DAP teslim şeklindeki taşımacılık türünde hem gereksiz bir şekilde emsal sigorta bedeli beyan ettiğini hem de gerçek dışı bir beyanda bulunduğunu, her ne kadar düzeltme dilekçesi vermişlerse de, Gümrük Beyannemelerindeki beyanlar geçerli olduğundan, ilk ve hatalı, ağır kusurlarıyla verdikleri beyanları uyarınca müvekkil aleyhine ceza ve ek tahakkuk uygulandığını, ceza ve ek tahakkuk kararının iptaline yönelik dava Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinin 2024/181E. Sayılı dosyasında görülmekte olup dosya halen derdest olduğunu, dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...  esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazda İstanbul Anadolu İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunulduğu, tarafların iddia ve beyanları nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın gümrük hizmetinden kaynaklanan hizmet sözleşmesinden kaynaklandığının görüldüğü, taraflar arasındaki ihtilâf, sözleşme ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairelerinden birinde açılmasının gerektiğini, bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulünün gerektiğini, aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğuracağını, bunun da Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olacağını, somut olayda, davalı borçlunun mersiste kayıtlı yerleşim yerinin \"Pendik / İstanbul\" olduğu, yine davalıya sözleşme kapsamında hizmet verildiği belirtilen Gümrük Müdürlüğü'nün ise \"Dilovası / Kocaeli\" olduğu görüldüğünü, icra takibinin davalının yerleşim yeri ya da sözleşmenin ifa edileceği yer  icra dairelerinde başlatılmadığı, bu haliyle ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanacağını, İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazların da öncelikle inceleneceğini, HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılındığını, takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacağını, böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabileceğini bu nedenlerle Bakırköy Adli Yargı Çevresi'nde başlattıkları icra takibi ve açtıkları itirazın iptali davasının yerinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, gümrük hizmet sözleşmesi kaynaklı cari hesap bakiyesi alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; icra dairesinin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davaya konu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... Ltd. Şti., borçlunun ise ... Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 76.007,53 TL asıl alacak üzerinden 25.04.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde cari hesap bakiyesi borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 01.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 02.05.2024 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Çünkü, itirazın iptali davasının şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasıdır. İcra takibi yetkisiz yerde başlatılmış ve yetkiye itiraz edilmişse, itirazın iptali davası dinlenemez. Bu da, yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olmayı, özel yasada düzenlenen dava şartları arasında göstermektedir. Çünkü icra dairesi yetkisiz ise ve usulüne uygun icra dairesinin yetkisine  itiraz var ise, itirazının iptali davası görülememektedir. 2004 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde yetki düzenlenmiştir. Düzenlemede, para ve teminat borcu için takip hususunda usul kanununun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile tatbik olunacağı belirtilmiştir. Takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde genel yetkili mahkeme düzenlenmiş ve genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu ifade edilmiştir.  6100 sayılı Kanunun 10 ncu maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89 ncu maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla takip, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemelerin bulunduğu icra dairesinde başlatılabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarih ve 2022/(23)6-449 E., 2023/395 K. sayılı ilamı:\"Sözleşmeden doğan para borçları için sözleşmenin ifa edileceği yerdeki icra müdürlüğü de yetkilidir (HMK md. 10). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)  89/1 inci maddesi (mülga BK'nın 73/1 inci maddesi); para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde (ikametgâhında)  ödeneceğini düzenlemektedir. Buna göre, para borçlarında, borcun ifa edileceği başka bir anlatımla para borcunun ödeneceği yer alacaklının ikamet ettiği yerdir. Somut olayda davalının para borcundan oluşan edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, davacı takip alacaklısının ikametgâhının bulunduğu Bursa olduğuna ve icra takibi de bakiye iş bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre HMK'nın 10 uncu maddesi gereğince  Bursa İcra Daireleri de özel yetkiye sahiptir. Özel yetki,  genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel hem de özel yetkili icra müdürlüğünde veya mahkemede açılabilir. Bu durumda, somut olayda icra takibinin yapıldığı Bursa ... İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu açık olup,  mahkemece davalı aleyhine davacının ikametgâhının bulunduğu Bursa ... İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin usulüne uygun ve geçerli olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddi yerine işin esası incelenmek suretiyle hâsıl olacak sonuca göre karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, TBK'nın 89/1 inci maddesindeki düzenlemenin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğu, niteliği itibariyle iki tarafa karşılıklı borç yükleyen ve karşılıklı edimler içeren eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtilâfta yetkili icra müdürlüğünün ve mahkemenin belirlenmesinde TBK'nın 89/1 inci maddesinin uygulanamayacağı, mahkemece usulüne uygun ve geçerli bir icra takibi yapılmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olduğu ve direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir...\"şeklindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.04.2018 tarih ve 2017/19-902 E., 2018/973 K. sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. Yargıtay 15. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 13.04.2021 tarih ve 2021/1154 E., 2021/1636 K. sayılı ilamı:\"Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 10. maddesi ve 6098 sayılı  TBK’nın 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Alacaklının ikamet yeri Borçka olduğuna göre Borçka İcra Daireleri alacağın tahsili bakımından yetkilidir...\"şeklindedir. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarih ve 2019/1058 E., 2020/1825 K. sayılı ilamı:\"Dava,  hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.  Taraflar arasındaki sözleşmenin 38. maddesi ile uyuşmazlıklarda Ankara mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Kaldı ki para alacağı söz konusu olduğundan  HMK 10. madde yollamasıyla TBK 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir...\"şeklindedir. Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ve takip başlatmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Somut olayda; gümrük hizmet alım sözleşmesi kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte; yetkili icra dairesi İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nun 6 maddesi uyarınca davalının yerleşim yerinin bulunduğu İstanbul Anadolu İcra Daireleri, TBK'nın 89. maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki davacının yerleşim yerinin bulunduğu Bakırköy İcra Daireleri ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu gözetilerek HMK 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin bulunduğu Kocaeli icra dairesidir. Takip tarihi itibariyle davacı şirketin muamele merkezinin Bağcılar/ İstanbul'da bulunduğu anlaşılmıştır. O halde, TBK'nın 89. Maddesi uyarınca icra takibinin yapıldığı tarihteki  davacının yerleşim yerinin bulunduğu yetkili Bakırköy İcra Daireleri'nde takibin başlatıldığı gözetildiğinde mahkemenin kararı hatalı olmuştur. Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/613 E. 2024/1015 K. Sayılı 11/10/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/12/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce569e537f61ebc2","SID":"d7a508005a25a665"}}