{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1016 Esas<br>KARAR NO: 2024/2067<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 28/04/2022<br>NUMARASI: 2019/418 E. - 2022/59 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... San. ve Tic. A.Ş, 1992 yılından bu yana süpermarket ve hipermarketlerde yapılan perakende ticaret faaliyeti ile  ... markasını 1999 öncesinde tescilsiz kullandığını, 01.07.1999 tarihinde  35. Emtia sınıfında kullanılmak üzere tescil ettirdiğini,  ... markasının şube tabelalarında 2006 yılından itibaren  tescilli \"...\" (... tescil no) markasını kullandığını, \"...” markasının müvekkilini tanımlayan ve tanıtan genel bir işaret olduğunu, müvekkili ile özdeleşmiş olduğunu,  davalı tarafın adına tescilli “...” markasının tescilli olduğu emtia sınıfında benzer olduğunun tespiti ile  hükümsüzlüğüne karar verilmek suretiyle sicilden terkinine hükmün gazetede ilan edilmesine, karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı şirketin  \"...” markasının tescilini yaptırmışsa da   tek başına \"...” markası ile tanınan, bilinen hiçbir ürün ya da hizmetinin bulunmadığını “...” markası ile özdeşleştirmek ya da \"...\" grup olarak nitelendirmenin söz konusu olmadığını,  davalı  adına tescilli \"...” markası ile iltibas tehlikesi de bulunmadığını,  müvekkilinin  “...” markası ile organik ürünlerin satışını yaptığını, davacının  faaliyet alanının sadece mağazacılıkla sınırlı olduğunu “...” markası ile ülke çapında tanımış, meşhur olmuş bir ürün ya da hizmeti bulunmadığını, \"...” süpermarketlerinin  çoğunlukla İstanbul ilinde faaliyet gösterdiğini  tanınmış bir market olmayıp tüm Türkiye'de bilinmediğini, davacı şirketin \"...\" ve \"...” olarak tescilli markaları da kendi marketlerinde “... \"markasının gülen yüz logosu ile satılan diğer ürünlere göre daha ekonomik ürünler olduğunu, davalı ile davacıya  ait \"...” mağazalarının yaptıkları iş, faaliyet alanları, müşteri çevrelerinin farklı olduğunu, \"...” organik markasıyla tüm Türkiye'de pek çok markette, ..., ... gibi 15'den fazla dijital ortamda da ürünlerinin satışını yapmakta olan davalı  müşteri kitlesi olarak daha çok kişiye hitap ettiğini. SMK 7/1.b maddesi kapsamında \"...” markasının ayırt edicilik yönü çok zayıf olup  kendi tekeline alması ve kendine özgülemesinin söz konusu  olamayacağını, \"...” ile başlayan toplam 1394 adet marka tescili  bulunduğunu ,  ..., ... markaları ile hiçbir ürün olmadığını, \"...” grubu diye bir şirket topluluğu algısı olmadığını, davacının bilinirliği bulunmadığını seri marka iddiasının yerinde olmadığını , bir markanın farklı versiyonlarını tescil ettirmek yoluyla seri markadan kaynaklanan geniş çaplı bir korumanın elde edilemeyeceğini,  dilimizde pek çok alanda yaygın olarak kullanılan alelade “...” markası ile davacı şirket arasında bağ kurma ve  seri marka  iddialarının kabul görmesinin  söz konusu olmadığını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"davanın reddine \" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek,  taraf markalarının esas unsurlarının benzer olduğu fakat farklı sınıf ve emtialarda kullanıldıklarını belirterek  davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markaları ile davalı markasının mal ve hizmet sınıflarının aynı oluşu, tanınmışlık irdelemeden markaların farklı tüketici kesimine hitap ettiği kanaatinin hatalı olduğunu, davacının süpermarket alanında ..., ... gibi tescilli  markaları ile ürünlerini de satışa sunduğunu, davalının ürünlerinin de aynı şekilde  , ... , ..., ..., ...,  ... vb. pek çok süpermarket reyonunda satışa sunulduğunu , bu durumda özel bir tüketici kitlesinden bahsetmenin  söz konusu olamayacağını, tüketiciler gözünde müvekkili işletmesi ile aynı ekonomik birlik içerisinde olduğu izlenimi ile haksız kazanç elde ettiğini, sadece mağaza çatısı altında değil  ...com.tr olarak  e ticaret alanında da faaliyet gösteren müvekkilinin ...,  ..., ..., ... gibi  bilinen pek çok alışveriş sitesi üzerinden ticaretini sürdürdüğünü, taraf markalarının farklı tüketici kesimine hitap ettiğinden ve , karıştırılmayacağını iddia etmenin mümkün olmadığını, ... ibaresinin ,  perakende satışı hizmetlerde Türkiye sınırları içinde kullanım sonucunda müvekkili adına belirli bir ayırt edicilik kazandığını, taraf markaları kapsamındaki emtialar arasında aynı tür ya da yüksek düzeyde benzerlik teşkil eden bir ilişki olduğunu,  davalı markasının  müvekkili markalarının benzeri olduğunu ve hükümsüzlük koşullarını taşıdığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme dosyasında  3.kez rapor alındığını davalının markasının \"... \" olduğunu, davacının \"...\" markasının ise süpermarketlerinde  kullandığı bir marka olduğunu,  \"...\" markasının tanınmış  olmadığını,  tanınmış marka başvurusunun reddedildiğini, ...'ın  35.sınıfta tescilli market zinciri için kullanılan bir marka olduğunu, davacının kendi marketlerinde yan markalarından sadece \"...\" markalı temizlik ürünlerini sattığını, diğer markaları ile herhangi bir ürün satmadığını, \"...\" veya \"...\" adında bir ürünü olmadığını, \"...\" markasını diğer ünlü oyuncak firmalarının ürünlerini satmak için genel bir ibare olarak kullandığını, \"...\" adı altında pek çok ünlü markanın elektronik eşyalarını sattığını, ... markası ile bir ürün satmadığını, davacı markalarının hiçbir yerde satılmadığını,  davalının \"...\" markası ile sadece organik ürünlerin satışını yaptığını,  belli bir tanınmışlık ve sektörde bilinir  hale geldiğini,  davacı markalarının  seri ve  tanınmış markalar olmadığını,  piyasada \"...\" olarak bilinen tanınan hiçbir ürün  ya da tanıtıcı reklam olmadığını, \"...\" denilince tüketicinin aklına  herhangi bir ürün gelmediğini,  tüketicilerin \"...\" markası ile davacı şirket arasında güçlü bağ kurmaları sözkonusu olmadığından  kararın usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla, davacının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava,  davalıya ait ... numaralı ... markasının iltibas  ve kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 16/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya ait ... başvuru numaralı “...” ibareli marka için 11.04.2016 tarihinde 29, 30, 32, 35.sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunduğu,19.07.2017 tarihinde tescil edildiği,  Davacı tarafın “...” unsurlu seri markaları olduğu ve “...” markasını market sektöründe tanıttığı fakat davalı tarafın da “...” markası ile ilgili tanıtım ve kullanımının olduğu  bu sebeple davalıya ait tescilli “...” markasının tescilli olduğu 29,30,32,35.sınıflarda hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir. 07/09/2021tarihli bilirkişi raporunda ;  davacı ve davalı markalarının görsel ve işitsel olarak kısmi benzer olduğunu, taraf markalarının kısmi görsel ve işitsel benzerliği, markaların aynı/benzer sektöre işaret etmesi, taraf markalarının kapsamlarındaki emtiaların aynı olmaları, önceki markanın ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, tüketici, sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayacağından kavramsal/algısal benzerlik oluştuğunu, Gerekçeleri raporda belirtildiği üzere (s.10-24) davacı ve davalı markalarının aynı mal ve hizmeti kapsadığına, gerekçeleri raporda belirtildiği üzere (s.25) davalı markalarının, dosya kapsamındaki deliller, görsel ve yazılı basındaki haberler, sosyal medya paylaşımları, resen yapılan internet incelemeleri sonucunda, Türkiye de sektör içerisinde(marketçilik) ayırt edici gücünün yüksek olduğu, ancak kısıtlı coğrafi alan içerisinde hizmet vermesi (Ağırlıklı İstanbul, birkaç mağaza da Marmara bölgesinde), markanın tanınmışlığına ilişkin yapılmış kamuoyu araştırmalarının bulunmaması, yurtdışı yatırımları ve marka tescillerinin bulunmaması, reklam ve sponsorluk gibi tanıtım faaliyetlerine ilişkin belge doküman görüntülenememesi sebepleri ile tanınmış marka statüsünde değerlendirilemeyeceğine, Taraf markalarının kısmi görsel ve işitsel benzerliği, markaların aynı / benzer sektöre işaret etmesi, taraf markalarının kapsamlarındaki emtiaların aynı olmaları, işaretler arasındaki ortalama yüksek düzeyli benzerlik ve önceki markanın ayırt edici niteliği birlikte ele alındığında, tüketici, sonraki markayı, önceki markanın yeni bir varyasyonu veya önceki markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayacağından kavramsal benzerliğin oluşmasından kaynaklı davalı markasının, davacı markasıyla karıştırılma ihtimali bulunduğuna, Gerekçeleri raporda belirtildiği üzere (s.25-27) 6769 Sayılı SMK m.25/1 hükmü uyarınca ve SMK m.6/1 atıfla davalı markasının tüm mal ve hizmetlerde hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiştir. 02/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda ;Davalı tarafın “...” markası ile ilgili tanıtım ve kullanımı ile ayırt ediciliğe sahip olduğu, davacının markaları ile karşılaştırıldığında hitap edilen ortalama tüketicilerin farklı olduğu ve karıştırılma ihtimali olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacının ... esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, davacı markalarının devamında ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vb. gibi markada tali unsuru oluşturan ekler ile seri marka oluşturduğu, markasını ağırlıklı olarak ... markası altında  marketçilik sektöründe kullandığı ve  bölgede ayırdedicilik kazanmış olmakla birlikte tanınmış marka olduğunun kanıtlanmış olmadığı , yine davacının   SMK 6/9 anlamında dava konusu markanın  kötüniyetli olarak tescil edildiği iddiasının kanıtlanmadığı, SMK 6/1 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği;  davalıya ait ... numaralı ... markasının ise   organik gıda  ürünleri üzerinde  kullanıldığı, taraf markalarının esas unsurunun ... kelimesi olduğu, davalı markasında yer alan ... ibaresinin  tali unsur olduğu,  markaların esas unsuru oluşturan ... kelime unsurunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olduğu,  bu sebeple markaların bütüncül izlenimde   benzer olarak algılandıkları anlaşılmıştır. İltibastan söz edilebilmesi için ayrıca markalar arasında sınıfsal benzerliğin de bulunması gerektiği,  davacı markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden davalının faaliyet alanı dikkate alınarak,   ürün ve hizmetlerin  bir birini tamamlar şekilde kullanılıp kullanılmadığı  hizmet ve ürün arasında  karıştırma riski bulunup bulunmadığı  piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, dağıtım kanalları, kullanım yöntem ve amaçları ile hedeflenen halk kesimleri gibi hususların dikkate alınarak sınıfsal benzerlik  bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Somut olayda,  davacı markasının market sektöründe , davalı markasının ise  özellikle organik gıda ürünleri üzerinde kullanıldığı  ve tanıtıldığı,  02/03/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; taraf markalarının farklı sektörde kullanıldığı, hitap ettiği ortalama  tüketicilerin farklı olduğu tespiti içerdiği ve mahkemece hükme esas alınmış ise de,  davacıya ait eski tarihli markaların bir kısmı ile davalı markası arasında aynı emtialarda tescilli olmaları nedeniyle  sınıfsal benzerlik bulunduğu,  davacının  35. Sınıfın tamamında tescilli markaları yönünden de , emtialar ile bunların   35.sınıfta pazarlanmasına ilişkin hizmetler arasında da benzerlik bulunduğu, zira  söz konusu emtialar ile bunların pazarlanması hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu,  davalının markayı organik gıda ürünleri üzerinde  kullandığı , organik gıdanın farklı tüketiciye hitap ettiği değerlendirmesi yapılmış ise de, organik gıda ürünleri  fiyatları daha pahalı olmakla birlikte  genel olarak toplumun tüm kesimlerine hitap eden ürünlerdendir. Tüketicinin market rafında satışa sunulan gıda ürünün organik olup olmadığını fark etmesi , diğer ürünlerle  farklarını  anlaması halinde dahi bunların kaynağının aynı işletme olduğu veya aralarında bağlantı olduğunu düşünme ihtimalini  ve  karıştırılma tehlikesini ortadan kaldırmaz. Özellikle davacının çok sayıda  ... unsurlu markası olduğu dikkate alındığında davalı markasının da bu markaların devamı aynı işletmeye ait seri markalardan biri olarak algılanma ihtimali yaratacağı , markalar arasındaki yüksek benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağı, SMK 6/1, maddesindeki  iltibasın koşulları oluştuğu, bu nedenle SMK 25. Maddesi uyarınca  davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği   kanaatine varılmıştır. Aşağıdaki yargıtay kararları eldeki dosya davacısının Happy esas unsurlu mesnet markalarına dayalı açılan davalar sonucu verilen kararlar olup, emsal teşkil etmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4865-2024/6381 sayılı, 16.09.2024 tarihli kararı;  \" davalı şirketin \"...\" ibareli dava konusu marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet olarak gösterdiği \"... (...) ve ... (...)\"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, kapsamlarının da benzer ve ilişkili hizmetler olduğu, bu bağlamda SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının bulunduğu anlaşılmakla, davalı Şirket vekilinin ve davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir... ONANMASINA\" Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3333-2024/5496 sayılı, 03.07.2024 tarihli kararı;\"  \"...\" ibaresinde bulunan \"...\" ibaresinin \"...\" ibaresini arka plana atacak yoğunlukta ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, taraf markaları arasında \"...\" ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, başvurudaki \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin ise yerel mahkeme kararında da isabetli şekilde tartışıldığı üzere temizlik ürünleri yönünden düşük olduğunun kabul edileceği, taraf markaları benzer mal ve hizmetlerde kullanıldığında aralarında ilişkilendirilme ihtimali de dahi karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, başvuru kapsamındaki tüm mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği..ONANMASINA\" Tüm bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince kabulü yerine yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle  davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı,  davacı  vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olduğu  sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne \"davalıya ait ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine \" karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin  KABULÜ ile, 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarih, 2019/418 E., 2022/59 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-DAVANIN KABULÜ ile, \"davalıya ait ... numaralı \"...\" markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, SİCİLDEN TERKİNİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 383,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 6.578‬,00 TL bilirkişi ücreti, 156,05‬ TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.829,25‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 61,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 281,9‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d2939a8e2c386e4","SID":"0530b14244f1df1b"}}