{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br> <br>ESAS NO\t: 2024/567 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/977<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)<br>DAVA TARİHİ\t: 10/03/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 24/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 05/11/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... sonradan istisnai yolla Türk vatandaşı olduğunu altın ticaretini yapmak üzere ülkemize geldiğini, Türk vatandaşı olduğunu ve davalı şirketi kurduğunu şirketin hala yetkili müdürü ve resmiyette büyük pay sahibi aslında ise tamamının sahibi olduğunu,  müvekkili 2020' li senelerde ülkemizin yabancı vatandaşlara sağlamış olduğu imkanlardan yararlanarak ülkemize yatırım yapmak istediğini ve davalı şirketi kurduğunu, müvekkili Türk vatandaşı olmak suretiyle ülkemizde ticaret yapmaya başladığını ve başarılı bir iş adamı olduğunu, Böylece büyük saygınlık kazanan müvekkili ve ailesi her yerde saygı görülmeye başladığını ve fakat davalı şirketin diğer ortağı sürekli müvekkili karalamaya ve tasfiye kararını sürekli olarak ticaret yaptığı firmalara ileterek müvekkilinin ticaretini sekteye uğratmakta davalı da dolaylı yoldan ülkemize tek bir santim faydası yokken bir de ülkemiz ticaretine zarar vermeyi amaçladıklarını, tariften anlaşılacağı üzere limited şirkette, ortakların sorumluluğu şirkete koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olduğunu, Yani ortaklar, şirketin borçlarından dolayı taahhüt ettikleri sermaye miktarına kadar bütün malları ile sorumlu olduklarını, , taahhüt ettikleri sermaye paylarının tamamını ödemiş oldukları takdirde, prensip olarak ve ortak sıfatları nedeniyle herhangi bir sorumluluğa maruz kalmayacaklarını, azami kayıpları, fiilen ödedikleri sermayeyi kaybetmek ve taahhüt edip henüz ödemedikleri sermayeyi ödemek zorunda kalmaktan ibaret olduğunu, fakat mevcut somut olayda davalı şirketin diğer ortağının şirkete ödediği sermaye bile şimdiye kadar neden olduğu zararları karşılamaya yetmediğini,  bu nedenle şirket içerisinde ilgili ortağın sorumluluğu konusunda bir değerlendirme yapıldığında bu zararın ortaktan tazmin edecek herhangi bir tutarın davalıda olmadığı açık olduğunu, vekalet ücretini bile ödemekten aciz olduğunu aciz halde olan bu kişinin meydana getireceği zarara son verip şirketin yönetiminin ve tüm hissesinin müvekkiline devredilmesi kamu düzeni açısından da önem arz etmekte olduğunu müvekkilinin bunda gönüllü olması da dikkate alınması gerektiğini, müvekkili  açısından davalı şirketteki ortaklığının  devamı çekilmez hale gelmiş olduğunu buna sebebiyet veren de tam kusurlu olan  ...' olduğunu . bu durumda davalı şirketin devamında müvekkilleri açısından korunmaya değer menfaati mevcut olduğunu bu karar kamu güvenliği ve kamu yararı açısından da önem arz ettiğini, şuan davalı şirketin nasıl idare edilmesi gerektiği de önem arz etmekte olduğunu öncelikli olarak bakırköy ... asliye ticaret mahkemesi ... e ( yeni esas: .... e. ) sayılı dosya ile birleştirme kararı verilmesi, akabinde kararın ivedi olarak birleşen davanın ilgili dosyada atanmış kayyım' a bildirilmesi ve şirketin feshi yerine ortağın ortaklıktan çıkartılması ve şirketin müvekkile teslimi için gerekli tedbirlerin de derhal sayın mahkemenizce alınmasını saygılarımızla talep ettiklerini, öncelikle  işbu dava ile bakırköy .... asliye ticaret mahkemesi ... e. sayılıdosyası arasında bağlantı bulunması ve taraflarının aynı olması sebebi ile bu dosyanın  bakırköy ... asliye ticaret mahkemesi ... e. sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini, yargılamanın asıl dava yönünden devam edilmesini, şirket ortaklarının bir birlerine karşı güvenleri kalmadığından ve bu şartlar altında şirket ortağı ile şirketin yönetimine devam etmenin mümkün olmadığı ortada olup şirketin tasfiyesinin de ferilerinin ülkemizde ticaretine devam eden müvekkil için ağır olacağı da düşünüldüğünde  ( tasfiye edilen şirketin yetkilisi olmak )  şirketin devamının kamu güvenliği ve yararına olması da gözetildiğinde birleşme talebimizin kabulü ile birlikte tedbir talebimizin de kabulü ile davalı şirketin bu süreçte müvekkilinin haklarının korunması amacı ile ttk 235. maddesi gereği şirkete kayyım atanmasına ( birleştirilmesi talep edilen davada mevcut kayyım ile sürecin devamı ) ve gerekli önlemlerin  mahkemece alınmasına, feshin son çare olma ilkesi ve kamu düzeni de gözetilerek şirketin diğer ortağı ... (ykn: ...) yukarıda izah edilen bir çok nedenden ötürü şirketten çıkartılmasına, bu kişiye ait olan tüm payın bilabedel şirkete devrine, kusurundan kaynaklı ortağın sorumluluğu ve tüm zararların rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu ...'n öncelikle bakırköy .... asliye ticaret mahkemesinin 28/10/2021 tarihli ve e:... -k:... sayılı kararı ile tasfiyesine karar verildiğini, istinaf mahkemesince teminat hususu değerlendirme konusu yapıldığını, karar kaldırılarak yerel mahkemesine iade edildiğini, tekrar yapılan yargılama sonucunda  müvekkilinden teminat alınmasına gerek olmadığına karar verildiğini tekrar dava konusu şirket'in tasfiyesine karar verildiğini  davacı, halihazırda tasfiyesine karar verilen bir şirket hakkında ortaklıktan çıkarma talepli işbu davayı açmış ise de, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı, halihazırda tasfiyesine karar verilen bir şirket hakkında ortaklıktan çıkarma talepli işbu davayı açmış ise de, hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini müvekkilinin babası .... (davacı) ile .... arasında bakırköy .... asliye ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında alacak davası devam ettiğini, hukuki sebepler bakımından, davacının dava açma ehliyeti ttk uyarınca bulunmadığı halde açılan bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini,  dava dilekçesinde ortaklıktan çıkarma sebeplerinin haklı olmadığı çok açık olmasına rağmen kötüniyetli bir şekilde feshine karar verilen şirket hakkında işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı için koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirket hakkında düzenlenen kayım denetim raporlarından da bu şirketin feshine karar verilmesi gerektiği çok net bir şekilde ifade edildiğini, müvekkiline fazlasıyla zarar veren hamit'in bu davada haksız olduğu net bir şekilde ortada olup davasının tümden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, detaylıca arz ve izah edilen ve resen nazara alınacak sebepler karşısında; davanın maddi ve hukuki sebeplerinin bulunmaması, dava açma ehliyetinin davacıda olmaması, haklı sebeplerin olmaması dikkate alınarak daha önceden feshine karar verilen şirketten müvekkilinin çıkarılması talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:<br>Dava, 6102 sayılı TTK'nun 621/1-h ve 640/3.maddesi hükmüne dayalı olup, şirketin ortağı olan davacının haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması istemine ilişkindir.<br>Toplanan ve sunulan deliller, yapılan yargılama, İTO kaydı  tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>İTO kaydının incelenmesinde, .... San Ve Tic Ştd Şti 'nin merkez adresi .... Mh. ... Sk. .... Sit.mağaza Bl.apt.no:4m/z319 Yenibosna olduğu görülmüş bu hususta HMK 'nın 14.maddesindeki kesin yetki kuralının  uygulanması gerektiği, kesin yetkinin ise HMK'nın 114/1-ç maddesi uyarınca dava şartı olduğu, şirketin adresi dikkate alındığında İstanbul  Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı alanında bulunduğu, yukarıda belirtildiği gibi HMK'nın 14. maddesi gereğince şirket adresinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu da anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar dava dilekçesinde TTK 638.maddesinden bahsedilmiş ise de, anılan madde ortağın şirketten haklı sebeple çıkması  davasına ilişkindir. Oysa huzurdaki dava şirket ortağı tarafından diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davasıdır. Bu nedenle TTK 638.maddesinin somut olaya uygulanabilmesi mümkün değildir.<br>TTK 640/3 maddesinde \" Şirketin istemi üzerine  ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli  saklıdır. \" düzenlemesi ile şirkette, haklı sebeplerin varlığında ortağı aleyhinde  ortaklıktan çıkarma davası açma hakkı tanınmıştır. Bu yasal düzenleme gözetildiğinde limited şirket ortağının diğer ortak aleyhine haklı sebeple çıkarma davası açması olanaklı değildir. Böyle bir davanın ancak  Şirket tarafından açılması gerekir. Somut olayda davacı ortağın şirket adına açtığı bir dava da bulunmadığından  aktif dava ehliyetinin olmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin  02/07/2014 tarih 2013/18625 esas 2014/12736 karar, aynı dairenin 06/02/2017 tarih 2016/2664 esas 2017/607 karar sayılı ilamları da aynı yöndedir ) açma yönünde davacı sıfatı  olmadığından davacı bakımından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın HMK'nun 114/d madde uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-DAVANIN AKTİF DAVA EHLİYETİ YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE, <br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)<br>4-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,<br>5-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı 24/10/2024<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imza <br>Üye ...<br> ¸e-imza <br>Üye ...<br> ¸e-imza <br>Katip ...<br> ¸e-imza <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cefd3fb79e494fbe","SID":"db8b6d4c46cf5456"}}