{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1022 <br>KARAR NO: 2024/2135<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/04/2022<br>NUMARASI: 2020/311 E. - 2022/319 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket aleyhine davalı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’ nün ... Esas sayılı dosyası tahtında başlatılan icra takibinde takibe konu edilen ... Bankası ... Bulvarı Şubesine ait ... seri numaralı ve 14.000,00 TL' lik 14.07.2018 keşide tarihli çek ile ... Bankası ... Bulvarı Şubesine ait ... seri numaralı ve 17.200,00 TL' lik 14.08.2018 keşide tarihli çek bulunan keşideci imzasının davacı müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı görülmekte olduğunu, nitekim icra takibine konu edilen çek suretinden ve çekin arka kısmında yazılı olan \"İşbu çek üzerindeki keşideci imzası ile yetkili keşideci imzası bir birini tutmadığı anlaşıldığından işleme alınmamıştır\" ibaresinden çekte bulunan imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşıldığını,  ödeme emrinin davacı müvekkili şirkete tebliğinden sonra İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/950 Esas sayılı dosyasından dava açılmış ve  bu davada Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, bu dava dosyasından alınan bilirkişi raporuyla söz konusu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığına karar verildiğini, davacı müvekkili şirket nezdinde muhasebeci olarak çalışan ..., çalıştığı dönemde boş çek yapraklarını müvekkili şirketin kasasından çalarak evrakları doldurduğu ve bu evrakları üçüncü şahıslara şirket tarafından çekler verilmiş gibi dağıttığını, aynı zamanda bu şahıs şirkette bulunan boş faturaları da almış ve sahte faturalar düzenlediğini, ancak bu faturaların kimlere hangi tarihlerde kesildiğinin henüz tespit edilemediğini, bu nedenle ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu beyanla davalarının kabulü ile; müvekkili davacı aleyhine başlatılan İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının teminatsız olarak durdurulması için ihitiyati tedbir kararı verilmesine, takibin teminatsız durdurulması yönündeki taleplerinin kabul edilmemesi halinde uygun bulunacak teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına, davacı müvekkilinin İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip doyası sebebiyle davalı-alacaklıya borçlu olmadığının tespitine, davalı-alacaklı haksız kazanç sağlamak maksadıyla davacı müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatıldığından dolayı dava konusu İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyası için takip dosyasının takip dayanağı alacağının % 20’sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek kötü niyet tazminatının davalı-alacaklıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından eldeki dava konusu çekin dayanağını oluşturduğu İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E. sayılı dosyaya ilişkin olarak İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/1130 E. sayılı dosyası nezdinde imza itirazı davası açıldığı, işbu yargılama sonucu verilen kararın taraflarınca istinaf edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama sonucu 21.01.2020 tarihinde imza itirazının kabulü, takibin durdurulması yönünde verilen karardan sonra yine aynı sebebe dayanmak suretiyle açılan işbu menfi tespit davasında davacının hukuki yararı bulunmadığının ortada olduğunu, bu nedenle  eldeki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, yine bilindiği üzere zaman zaman kötüniyetli kimseler tarafından, keşide yahut ciro ettikleri kıymetli evraklardan doğan borçlarını ödememek adına söz konusu evrakları yanlarında çalışan kimselere imzalatmaları gibi durumlarla karşılaşıldığını, böylelikle kötüniyetli bu kimseler ödemek istemedikleri borçlarından kurtulabilmek adına imza inkarı yoluna gittiklerini, çek üzerindeki imzanın yetkiliye ait olmadığı durumlarda şayet aynı imzayla daha önce ödeme yapılmış olmasına rağmen kötü niyetle bu şekilde çek keşide/ciro edilmeye devam edilmekte ise bu durum tarafların davadaki hukuki pozisyonlarını ve haklılıklarını doğrudan etkileyen bir unsur olarak değerlendirileceğini, bu itibarla bu durumun anlaşılabilmesi adına davacının çek hesaplarının bulunduğu bankalara, ve Türkiye Bankalar Birliği'ne müzekkere yazılarak davacının çek hesaplarının bulunduğu bankaları bildirilmesinin istenilmesi ve taraflarınca bildirilen bankalar ile birlikte tüm bu bankalara müzekkere yazılarak davacının keşide ettiği ve ödediği çeklerin dökümünü ve bankadaki asıl ve örneklerinin istenmesini, davacıya ait imzaları taşıyan daha önce ödenmiş olan çeklerin getirtilmesini ve imza karşılaştırması yapılmasını talep ettiklerini, davacının keşidecisi olduğu ve davaya konu çek ile aynı imzayı taşıyan ... Bankası ... Bulvarı/Antalya Şubesi'ne ait ... numaralı 11.09.2018 keşide tarihli 14.250,00 TL bedelli çek ve ... Bankası Akdeniz/Antalya Şubesi'ne ait ... numaralı 30.10.2018 keşide tarihli 7.800,00 TL bedelli çek ödenmiş olup, çek görüntüleri dahi incelendiğinde dava konusu çek ile imzaların aynı olduğu açıkça görüleceğini, bilgileri belirtilen çek asıllarının ... Bankası ve ... Bankası'ndan celbi ile imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, dava konusu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığının kesin olarak anlaşılması halinde; müvekkili şirket dava konusu çekleri dava dışı faktoring müşterisinden alacağı tevsik eden belgelere binaen tevdi almış olduğundan çek üzerindeki imzanın sıhhatini bilebilecek durumda olmadığı nazara alınması gerektiğini beyanla ... Bankası'na, ... Bankası'na, davacının çek hesabının bulunduğu diğer bankalara müzekkere yazılarak davacıya ait aynı imzayı taşıyan ve daha önce ödenmiş çeklerin celbi ile imza incelemesi yapılmasına, haksız ve kötüniyetli davanın reddine, kötüniyetli davacının %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına çarptırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..Davanın KABULÜ ile; 1-)İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasının dayanağını oluşturan çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-)Koşulları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-)Koşulları oluşmadığından davacının inkar tazminatı talebinin reddine,\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişinin eksik ve hatalı olarak yaptığı inceleme sonucunda çekteki imzanın davacıya ait olmadığı kanaatine varıldığını, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27.06.2012 gün 2012/12-240 Esas 2012/419 K.)'na göre bilirkişinin raporu incelendiğinde raporun bu ölçütler doğrultusunda hazırlanmadığının anlaşıldığını, Bilirkişi raporunda mukayese belge olarak imza sirküleri, vekaletname, bankaca düzenlenmiş sözleşme vb belgelere dayanıldığı belirtilmiş ise de değerlendirme ve sonuç kısımlarında bu mukayese belgelerdeki imzalara açıkça yer verilmediğini, incelenen imza örneklerinin hangi belgelerdeki imzalar oldukları hususu açıklanmadığını, incelemeye esas alınan imzaların yalnızca dosya nezdinde huzurda alınan imzalar olup, diğer belgelerdeki imza örneklerinin incelemeye tabi tutulmadığını, -huzurdaki davanın ikame edilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafından eldeki dava konusu çekin dayanağını oluşturduğu İstanbul ... İcra müdürlüğü ... E. sayılı dosyaya ilişkin olarak İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/1130 E. sayılı dosyası nezdinde imza itirazı davası açıldığını, işbu yargılama sonucu verilen kararın istinaf edildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama sonucu 21.01.2020 tarihinde imza itirazının kabulü, takibin durdurulması yönünde verilen karardan sonra yine aynı sebebe dayanmak suretiyle açılan işbu menfi tespit davasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, -zaman zaman kötüniyetli kimseler tarafından, keşide yahut ciro ettikleri kıymetli evraklardan doğan borçlarını ödememek adına söz konusu evrakları yanlarında çalışan kimselere imzalattıklarını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi 07.07.2017 gün, 2017/1217 E. 2017/1238 K.'da evrak üzerindeki imzanın yetkiliye ait olmadığı durumlarda şayet aynı imzayla daha önce ödeme yapılmış olmasına rağmen kötü niyetle bu şekilde kıymetli evrak keşide/ciro edilmeye devam edilmekte ise bu durum tarafların davadaki hukuki pozisyonlarını ve haklılıklarını doğrudan etkileyen bir unsur olarak değerlendirileceğinin belirlendiğini, davacının çek hesaplarının bulunduğu bankaların açıklattırılması, Türkiye Bankalar Birliği'ne müzekkere yazılarak davacının çek hesaplarının bulunduğu bankaları bildirilmesini istenilmesi ve bu bankalara müzekkere yazılarak davacının keşide ettiği ve ödediği çeklerin dökümünü ve bankadaki asıl ve örneklerinin istenmesini, davacıya ait imzaları taşıyan daha önce ödenmiş olan çeklerin getirtilmesini ve imza karşılaştırması yapılmasını talep ettiklerini ancak Mahkemece değerlendirilmediğini, -dava dilekçesinde kötüniyet tazminatı ve inkar tazminatı talep edildiğini, ilk derece mahkemesince işbu haksız taleplerin reddine karar verildiğini, reddedilen bu talepler yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ayrıca müvekkili şirketin mevzuat çerçevesinde usulüne uygun olarak faktoring işlemi gerçekleştirmiş olup davacıyla da doğrudan bir ilişkisi bulunmadığından davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilemeyeceğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava;  İcra takibinden sonra açılan İİK. 72. Maddesine dayalı Menfi Tespit davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyasında;  alacaklı ... tarafından borçlu ... ve dava dışı diğer borçlular ... Limited Şirketi ve ... aleyhine 14.07.2018 keşide tarihli 14.000,00 TL bedelli ve 14.08.2018 keşide tarihli 17.200,00 TL bedelli çeklere dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 01.11.2018 tarihinde takibe girişildiği, borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır.  İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/1130 Esas sayılı dosyasının Karar İlamı ve Kesinleşme Şerhinin yazıları ekinde Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır. İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından sunulan raporda ayrıntısı açıklandığı üzere sonuç olarak \"...İnceleme konusu çeklerdeki keşideci imzaları ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ün eli ürünü olmadığı\" tespit ve rapor edilmiştir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Davalı taraf, davacının hukuki yararı bulunmadığını, İcra mahkemesi kararı ile kesinleştiğini beyan etmiş ise de, dar yetkili olan İcra Mahkemeleri tarafından verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Delil hakkında takip hukukunu ilgilendiren hususlar haricinde  esasa ilişkin hukuki değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması genel yetkili mahkeme bakımından bağlayıcı değildir. Bu nedenle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.  Dosya içerisinde bilirkişi raporu incelendiğinde, Bilirkişi raporunda,  inceleme konusu ve mukayese imzaların stereomikroskop, lup ,uv, ışık kaynağı ve diğer büyütme ve aydınlatma cihazlarından müteşekkil inceleme ortamında grafolojik, grafometrik ve kaligrafik metotlarla objektif denetime uygun olarak inceleme yapılmış olduğu ve yine raporda inceleme konusu imzalarla mukayese için çekin keşide tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içeren imza örneklerinin incelendiği, buna göre yeniden incelenmesine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.  Dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli son hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, Davacının aynı mahiyetteki başka çekleri ödemesi davacının iş bu davaya konu çeklerdeki imzaya itiraz etmesine engel olmadığı bu hususta teamül oluştuğuna ilişkin savunmanın dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalının bu yöndeki tüm istinaf isteminin reddinin gerektiği  bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Vekalet ücretine yönelik davalı istinaf incelemesi yönünden ise, HMK madde 326'ya göre  kural olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilecek olup, HMK md. 323'de yargılama giderleri sayıldığı, vekille takip edilen davalarda kanun gereği takdir edilecek vekalet ücreti de bu kapsamda sayıldığını, A.A.Ü.T gereğince vekalet ücretini hesapladığını, ayrıca icra inkar ve kötüniyet tazminatına ilişkin istemlerin feri nitelikteki istemler olması nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, bu nedenle  bu yöndeki istinaf talebinin reddine karar verilmesin gerektiği anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve görüşüne varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2022 tarih ve 2020/311 E., 2022/319 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.456,58 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 535,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.921,58‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"434a8b55fbb277aa","SID":"c78cd05004a4f653"}}