{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/777 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1724<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/11/2017 (Dava) - 15/02/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2017/1246 Esas - 2022/128 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Trafik Kazasında Ölüm Sebebiyle)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 27/11/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/11/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1246 Esas-2022/128 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... idaresindeki ... plakalı araç ile ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun 04/11/2016 tarihinde yapmış olduğu kaza sonucu ... plakalı aracın sürücü ..., yolcu ..., ... ve ...'nın vefat ettiğini, müvekkili ...'in eşi muris ...'in ... plakalı aracın içinde yolcu olarak bulunmakta olduğunu, ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının davalı ... Sigorta A.Ş tarafından yapıldığını, poliçede şahıs başına ölüm halinde sigorta bedelinin 310.000,00 TL olduğunu, müvekkili ...'in murisin desteğinden yoksun kaldığını, davacıların cenaze kaldırma ve defin giderleri isteme hakkı bulunmakla bu tür giderlerin ülkemiz koşullarında belgelenmesinin olanaksızlığı nedeniyle mahkemece hesaplatılarak hüküm altına alınmasını talep ettiklerini, sigorta şirketine müvekkili tarafından 10/04/2017 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığını, evrakların sigorta şirketine 11/04/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, sigorta şirketinin 61.849,00 TL ödemeyi 04/05/2017 tarihinde yaptığını, bu miktarın tamamen hatalı olduğunu ve ödenmesi gereken miktarla arasında fahiş fark bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 111.maddesine göre ibra sözleşmesinin iptalini talep ettiklerini, dosya kapsamı dikkate alınarak uzman bilirkişi heyeti tarafından tazminatın tekrar hesaplanması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ... için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine bildirim yapılan tarih olan 11/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, talep arttırımı ile de sonuç olarak  119.722,38-TL DYKT tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın trafik sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, kabul manasında olmamakla, müvekkili şirketin söz konusu zarardan kaza tarihindeki poliçe teminat limitleri ile sorumlu olduğunu, toplam 61.849,00 TL tazminat hesaplandığını ve müvekkili tarafından davacı tarafa ödendiğini, genel şartlar hükmü uyarınca yaşam tablosunun TRH2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faizin %1,8 olarak düzenlendiğini, aktüerden alınan rapor doğrultusunda, müvekkili şirket sigortalısının kusur oranı da göz önünde bulundurularak toplam 61.849,00 TL tazminatın 04/05/2017 tarihinde davacı vekili hesabına ödendiğini, müvekkili şirketin ibra edildiğini, başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, zira söz konusu kazada araç sürücüsünün de kusurunun bulunduğunu, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması, aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, cenaze ve defin masrafları için somut belge ve delil gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun ve hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ile müterafik kusur tenzili gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....ATK Genişletilmiş Uzmanlar heyetince kazadaki araç sürücülerinin kusur durumuna yönelik alınan bilirkişi raporunda, davacının desteğinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %80 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının desteğinin trafik kazasının oluşumunda bir kusuru olmadığı, bilirkişi raporuna göre kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumları dikkate alındığında her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğu, Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu uyarınca kusurlu olan araç işleteni ve ZMMS sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin müteselsilen sorumlu olduğu, davacının, müteselsil sorumlu davalı sigorta şirketlerinden destekten yolsun kalma tazminatı talep ettiği, davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için hesap bilirkişi tarafından Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu dikkate alınarak ve işleyecek devre yönünden %10 artırım ve %10 iskonto uygulanmak suretiyle prograsif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, buna göre davacıya destekten yoksun kalma tazminatı  olarak davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin faiz işletilmek suretiyle mahsup edildiği, eşin destek oranına göre sigorta poliçe limiti kapsamında bakiye 119.722,38-TL destekten yoksun kalma tazminat alacağı olduğunun hesaplandığı, davacı vekilince 26/04/2021 tarihli dilekçeyle; davanın tam ıslah edildiği beyan edilerek 119.722,38-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketine bildirim tarihi olan 11/04/2017' den itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince davalıdan tahsilinin istendiği, davacı vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak ve Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanununda yer alan müteselsil sorumluluk esasına göre bilirkişi tarafından hesaplanan bakiye 119.722,38-TL destekten yoksun kalma tazminatından davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu kanaatine varıldığı ve ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek ödeme tarihi olan  04/05/2017'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsil sorumluluk esasına göre  davalıdan tahsiline karar vermek gerekmekle; DAVANIN KABULÜNE, 119.722,38-TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile  müteselsil sorumluluk esasına göre davalıdan alınarak davacıya verilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...Kararda belirtilen miktarın müvekkilinin yaşadığı kayıp, yaşanan elim olay ve takdir edilmesi gereken tazminat miktarı düşünüldüğünde son derece düşük olduğunu, mahkemece alınan raporlar sonucu kazaya karışan araç sürücüsünün  kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, ZMMS sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin müteselsilen sorumlu olacağının belirtildiğini, mahkemenin müteveffa murisin yolcu olarak bulunup hiç kusuru olmadığı göz önüne alınarak %100 kusur oranına göre yapılan hesaplaması yerinde iken hesap bilirkişisi tarafından TRH2010 yaşam tablosunun dikkate alınması ve işleyecek devre yönünden %10 artırım-iskonto uygulanmak suretiyle prograsif rant yöntemine göre hesap yapılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıkardığını, ayrıca bilirkişinin TRH2010 yaşam tablosunu uygularken dahi hayatta kalınacak son yaşa göre değil muhtemel ömür yaşını dikkate alarak hesaplama yapması gerektiğini, bakiye destekten yoksun kalma tazminatının, olması gerekenin son derece altında çıktığını ve mahkemece bu doğrultuda hüküm kurulduğunu, rakamların, müteveffanın ve müvekkilinin yaşı göz önünde tutulduğunda çok düşük belirlendiğini, müvekkilinin lehine olacak yaşam tabloları ve istatistiklerin kullanılması gerekmekte iken aleyhine tabloların kullanılmasının, asgari ücretin bu doğrultuda ve eksik hesaplanmasının, müteveffanın destek süresinin hatalı hesaplanmasının, ayrıca raporda bir takım verilerin sebeplerinin bildirilmemesinin, çelişkiler giderilmeden önceki raporun tekrar edilmesinin ve mahkemece bu rapor doğrultusunda hüküm verilmesinin haksız olduğunu, tazminata konu destek belirlenirken murisin ev işlerine yapacağı katkının, parasal durumlar dışında, ilerleyen yaşında ve hastalıkta müvekkilinin bir hayat arkadaşının yardımından yoksun kalmasının da dikkate alınması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da kazada ölen murisler ev hanımı olsa da desteklerinin tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğinin vurgulandığını, poliçede sigorta bedelinin 310.000,00 TL olduğunu, buna göre, söz konusu poliçede ölümlü bir kaza için belirlenen meblağ ile mahkemece hükmedilen tazminat bedeli arasında fahiş bir fark olduğunun ortada olduğunu, müteveffanın geliri hesaplanırken aleyhe olacak biçimde asgari ücretten asgari geçim indirim düşülerek hesaplandığını, ancak muris eşinin müvekkiline ev hizmetlerinde, hastalık süreçlerinde vereceği desteğin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olarak hiçbir şekilde hesaba katılmadığının ortaya çıktığını, müvekkilinin lehine olan murisin yaşaması beklenen süre hesaba katılmayarak 15 yıl üzerinden hesap yapıldığı gibi destek hesabında da murisin müvekkiline manevi tüm desteği göz önünde bulundurulmaksızın olabilecek en düşük miktarlar üzerinden adeta davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış gibi son derece düşük bir destekten yoksun kalma tazminatı belirlendiğini, desteğin ölüm anındaki net geliri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığı için maddi tazminatın yanlış hesaplandığını, poliçedeki üst limit de gözetilerek bir tazminat miktarının belirlenmesinin hakkaniyetli olacağını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze/defin gideri istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece aktüer bilirkişilerden birden fazla rapor alındığı, son alınan ve hükme de esas alınan aktüer raporunda yerinde bir şekilde TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve progresif rant usulünce hesaplama yapılmış olup, müteveffanın araçta yolcu olduğu ve davalının zarardan müteselsil sorumlu olduğu gözetilerek davadışı araç sürücüsünün kusuru indirilmeksizin doğru bir şekilde hesaplama yapıldığı, yine desteğin yaşam süresinin ve destek payının doğru belirlendiğinin görüldüğü, müteveffanın emekli olup fiilen de çalışmıyor olması gözetilerek net asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, rapor tarihi itibariyle güncel verilerin esas alınması suretiyle davacı tarafın hak kaybına da sebebiyet verilmemiş olduğu, her ne kadar davacı tarafça yargılama sürecinde sunulan dilekçeyle sözkonusu raporun adil ve hakkaniyetli olduğu belirtilmekle birlikte fazlaya dair haklar saklı tutularak talep arttırımı yapılmış ve akabinde davanın kabulü yönünde verilen hükme karşı da sadece davacı tarafça istinafa gelindiği görülmekte ise de, hükme esas alınan aktüer raporunun yukarıda açıklandığı üzere hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece tazminat tutarından müterafik kusur indirimi yapılmasına dair bir değerlendirme yapılmamış olduğu görülmekte ise de, bu hususun istinafa gelen tarafın sıfatına göre aleyhe kaldırma nedeni yapılamayacağı anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-Davacı vekilinin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1246 Esas - 2022/128 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 346,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avansdan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  27/11/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"605f7d13ad2b872d","SID":"3be5a0717683eb32"}}