{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ         <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t            <br>ESAS NO\t: 2021/221 <br>KARAR NO\t: 2024/1423<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...<br>ÜYE \t: ...                                  ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...<br>KATİP \t: ...                                ... <br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  11/12/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2017/748 E., 2019/811 K.<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI \t: <br>\t\t     \t<br>\tDavalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi  uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>Dava eser sözleşmesinin feshi nedeniyle oluşan alacağın davalının iflas masasına kaydı istemine ilişkindir. <br>Davalı vekili davacının kaydını istediği alacağın yargılamayı gerektirdiğinden bahisle reddedildiğini, davacı idarenin 14.06.2017 günü 1.000.000,-TL bedelli teminat mektubunu tahsil ettiğini, feshin haksız olması halinde buna ilişkin haklarını saklı tuttuklarını bildirerek davanın reddini savunmuştur.<br>İlk Derece Mahkemesince “…davalı şirket ile davacı idare arasında yapılan eser sözleşmesi uyarınca Iğdır ilindeki hudut karakollarının yapım işinin davalı şirkete verildiği, müşavir firma nezaretinde yer teslimi yapılarak 24/06/2011 tarihinde imalatların başladığı, iş bitim tarihinin sözleşmeye göre 04/11/2012 iken, 147 günlük süre uzatımı verildiği, davacı idarenin 22/03/2013 tarihli noter ihtarnamesi ile 02/03/2013 tarihi itibari ile işin fiziki gerçekleşme oranının %33,78 seviyesinde kaldığının tespit edildiği ve davalıya 10 gün içerisinde işin bitirilmesine yönelik gerekli tedbirin alınarak imalatın tamamlanmasının, aksi halde sözleşmenin eki niteliğinde olan YİGŞ'nin 47. maddesi uyarınca fesih ve tasfiye işlemlerinin yapılacağının ihtar edildiği, yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmemesi sebebi ile sözleşmenin 10/04/2013 tarihinde feshedildiği, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davalı şirketin sözleşmeye göre imalatları yapamadığı, imalatın 05/01/2016 tarihli kesin hakedişe göre %35,73 seviyesinde kaldığı, idare tarafından verilen sürede de işin tamamlanmadığı, buna göre sözleşme ve eki niteliğindeki YİGŞ'ne göre feshin haklı olduğu, müşavir firma tarafından fesih kesin hesap çalışmalarına katılması hususunun davalı firmaya ihtar edildiği, davalı firmanın katılmaması üzerine hazırlanan fesih kesin hesap raporunun idare tarafından onaylandığı, davalı yüklenicinin kesin hesaba YİGŞ'nin 40/4 maddesi uyarınca 60 günlük sürede itirazının olmadığı, yüklenici firmaya 05/11/2012 tarihli 7 nolu hakedişe göre toplam ödenen hakediş miktarının 6.208.507,76 TL olduğu, fesih kesin hesabına göre davalı yüklenicinin toplam hakediş miktarının 5.664.153,12 TL olarak belirlendiği, buna göre davalıya KDV dahil 675.200,91 TL fazla ödeme yapıldığının bilirkişi raporunda hesaplandığı, davacı idarenin 14/06/2011 tarihli 1.000.000 TL bedelli teminat mektubunu tahsil ettiği anlaşılmış ise de YİGŞ'nin 47/10 maddesi uyarınca gelir kaydedilen kesin teminatın yüklenicinin borcuna mahsup edilemeyeceği, buna göre davacı idarenin 675.200,91 TL tutarındaki alacağını iflas masasına kaydının gerektiği kanaati ile bu miktar üzerinden davanın kabulüne…” karar verilmiştir. <br>Davalı iflas idaresi vekili istinaf dilekçesinde:<br>- İflasın kamusal niteliğinin göz önünde tutulmadığını, alacağın ispatlanamadığını, <br>- Feshin haksız olduğunu, <br>- Bilirkişi raporlarına yönelik itirazların dikkate alınmadığını, <br>- Tazmin edilen teminat mektubu tutarının mahsup edilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE\t:<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olayın saptanmasında ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 düzenlemesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM \t\t\t: \t<br>\t1-HMK m. 353/1-b.1  gereğince Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2017/748 E., 2019/811 K sayılı dava dosyasında verdiği 11/12/2019 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin düşümü ile kalan 373,20 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-Kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,<br>\t5-HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına<br>\t23/10/2024 günü dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\tHMK m.361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYÇOKLUĞUYLA karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 23/10/2024) <br>          <br>         <br>          \tBaşkan ...                    Üye ...                 Üye ... (M)        Katip ... <br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t e-imzalıdır <br><br><br><br>KARŞI OY YAZISI <br>I <br>Saygıdeğer çoğunlukla aramızdaki görüş ayrılığı tazmin edilen teminat mektubu tutarının borçlunun gerçek zararından mahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. <br>II <br>Taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiği ve davalının bu çerçevede teminat mektubu sunduğu, davalı yüklenicinin edimini ifa etmemesi üzerine davacı iş sahibinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği tartışmasızdır. <br>Davacı iş sahibi fesih üzerine teminat mektuplarını paraya çevirmiştir. Davalı iflas idaresinin istinaf nedenlerinden biri teminat mektubu tutarlarının zarardan mahsup edilmemesinin hukuka aykırı olduğu noktasındadır. <br>III<br>Her ne kadar mahkemece Yapım İşleri Genel Şartnamesinin (YİGŞ) 47'nci maddesi uyarınca uygulamanın bu şekilde yapıldığı belirtilmiş ise de taraflar arasında daha özel nitelikli sayılan sözleşmenin \"taahhüdün yerine getirilmemesi\" başlıklı 25'inci maddesi ile \"sözleşmenin feshine ilişkin şartlar\" başlıklı 27'nci maddesinde yüklenicinin temerrüdü ve buna bağlı olarak iş sahibinin sözleşmeden dönmesi halinde sözleşmenin feshedileceği, teminatların gelir kaydedileceği bundan başka hesabın \"genel hükümlere göre tasfiye\" edileceği belirtilmiştir. Elbette daha özel düzenlemenin bulunduğu yerde YİGŞ uygulanmayacaktır. <br>IV<br>Bu noktada \"genel hükümler\" ile neyin kast edildiğine bakmak gerekir. <br>Sözleşmenin feshi, sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zarar ve bunun sonucu olarak zararın tazmini Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. <br>Sözü edilen teminat mektuplarının da ifa etmemeye bağlı ceza koşulu niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. <br>Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça bu tür ceza koşullarında maksat alacaklının zararın meydana gelip gelmediğini ve miktarını ispat yükünden kurtarılmasıdır. Alacaklı zararı doğmasa ya da doğmuş olmakla birlikte bu tutarda olmasa bile ceza koşulu tutarını alabilir. Ancak zarar bundan daha yüksekse bu fazlalığı ispatlayarak o kısmın da tahsilini isteyebilir. <br>Nitekim borçlar hukukunun temel ilkelerinden biri haksız zenginleşmeye izin verilmemesidir.<br> V<br>Bu bilgiler çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde;<br>Davacı iş sahibi davalı yüklenicinin edimlerini ifa etmemesi üzerine ona süre vermiş, işin yine bitirilmemesi üzerine sözleşmeyi feshederek teminat mektuplarını tazmin ettirmiştir. Bunlar sözleşmeye uygundur. <br>Ancak zararın saptanması ve özellikle bunun giderimi aşamasında teminat tutarı aşan kısmın dikkate alınması, bir diğer ifade ile hesaplanan gerçek zarardan paraya çevrilen teminat mektubu tutarlarının düşülmesi (mahsubu) gerekir. Aksi takdirde davacı teminat mektubu tutarı kadar fazla zenginleşecektir. <br>VI<br>Hemen belirtmek gerekir ki, <br>Davalı iflas etmiştir ve eldeki dava sonucunda hesaplanacak tutar onun iflas sıra cetveline geçirilerek ödeme, tasfiye bakiyesinden yapılacaktır. <br>Bir imtiyazı olmayan davacının iflas sıra cetvelinde dördüncü sıraya gireceği ve iflas tasfiyesi sonunda kendisiyle aynı sırada bulunan alacaklılarla isabet eden tutar bakımından garameye (alacak oranında paylaşıma) gireceği görülmektedir. <br>Davacının hak etmediği bir tutarı masaya yazdırması, artık ödemeler pek de umurunda olmayan borçlu için bir sorumluluk doğurmamaktadır. Tam tersine bu şekilde belirlenen fazla tutar borçludan alacaklı olan diğer adi alacaklıların payını azaltacaktır.<br>VII<br>Yukarıdan beri yaptığım açıklamalara göre teminat mektubu tutarının mahsubu için inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, davacı alacaklıyı haksız zenginleştiren ve dava dışı iflas alacaklılarının zararına sonuç doğuracak ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvuru nedenlerinin reddine karara verilmesini doğru bulmuyorum. <br><br><br> Üye ...<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b29d74e9d0f5110b","SID":"af31c09dbeb967b3"}}