{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1044 - 2024/1571<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/1044 <br>KARAR NO\t: 2024/1571<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/283 Esas - 2023/304 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 27/12/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 11/07/2019 tarihinde müvekkili şirket nezdinde sigortalı davalı şirketin işleteni olduğu ve dava dışı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini, kaza anında toplam 7 kişilik taşıma sınırı bulunan araçta davalı kurumun öğrencileri ve velileri olmak üzere toplam 8 kişi bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde C.Başsavcılığının soruşturma dosyasından alınan kusur raporunda dava dışı sürücünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, trafik kazasında vefat eden ...'in mirasçılarına 09/09/2021 tarihinde toplam 238.000,00 TL ödeme yapıldığını, borca konu tazminat kalemlerinin ödenmesine neden olan trafik kazasının işleteni olan davalının kusurundan kaynaklandığının rapor ile sabit olduğunu, davalı borçlu araç işleteninin araç sürücüsünün kusurundan müşterek ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle ödenen tazminat bedelini rücu etmek amacıyla yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2021/12527 sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket tarafından talep edilen tazminatın rücu şartlarının oluşmadığını, istiap haddinin aşıldığı iddiasını kabul etmediklerini, söz konusu araçtaki istiap haddi aşımının araçtaki öğrenci sayısı olduğunun bildirildiğini, ancak söz konusu öğrencilerin çoğunluğu küçük olduğundan ağırlık olarak aracın limitini zorlamadığı, kazanın sadece araç sürücüsünün ıslak zemin ve yağışlı havada hızını yol şartlarına uydurmadığından kaynaklandığının sabit olduğunu, kazanın istiap haddinin aşımı ile ilgisinin bulunmadığı gibi illiyet bağının da bulunmadığını, kazanın tamamen hava şartları nedeniyle meydana gelmiş olduğunu, rücu şartlarının oluşmadığını, müvekkili şirketin servis hizmeti bulunmadığını, olay günü hava şartları durumlarının kötü olması ve çocukların özel eğitim gören çocuklar olması nedeniyle hatır  amaçlı evlerine bırakılmaları noktasında destek olunmak istendiğini bildirerek, davanın reddini, müvekkili lehine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince; davanın, ZMMS kapsamından zarar görene yapılan ödemenin, ZMMS Genel Şartları gereğince sigortalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, toplanan delillere göre, kaza araç sürücüsünün %100 kusuru ile meydana gelmiş ise de, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4. maddesinin a bendi uyarınca davacı Sigorta Şirketinin rücu hakkını kullanabilmesi için sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucu kazanın meydana gelmiş olması gerektiği, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca ağır kusur, kasıt olmamakla birlikte, kasta yakın bir kusurun varlığı anlamına gelmekte olup, sürücünün yüzde yüz kusurlu olması halinde bile kastı veya kasta yakın bir kusur söz konusu değilse sigortacının rücu hakkı doğmayacağı, davaya konu olayda, dava dışı araç sürücüsünün kasıt veya ağır kusur ile hareket ettiği ispat edilemediği gibi, kazaya ilişkin alınan tüm raporlarda, aracın tahsis amacı dışında kullanılmasının veya istiap haddinin aşılmasının kazanın oluşumunda etken olmadığının belirlendiği, bu nedenle Sigorta Şirketinin rücu şartları oluşmadığı gerekçesiyle; “Davanın reddine, takibe girişmekte haksız olan davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davalıya ait aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, ağır kusurun varlığı durumunda rücu hakları bulunduğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, okul servisi olarak kullanılan araç ile taşınan öğrencilerin, Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde taşınmaları nedeniyle sürücü ve maliğin KTK gereğince de sorumlulukları bulunduğunu, tescil amacı dışında aracın kullanılması nedeniyle zararların poliçe kapsamında bulunmadığını, 7 kişilik araçta 8 kişi taşınarak istiap haddinin de aşıldığını, KTK’nın 65. maddesine aykırı davranıldığını, rücu koşullarının oluştuğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne ve lehlerine icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının kötüniyetli olduğunu, rücu koşulları olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, bu nedenle kötüniyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle ZMMS kapsamında zarar görenlere yapılan ödemenin, Genel Şartlar gereğince, kazanın meydan gelmesinde davacının ağır kusurlu olduğu, istiap haddini aşarak kazaya neden olduğu ve yolcu taşınmaması gereken araç ile taşımacılık yaptığından bahisle sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.<br>\tOlay tarihinde, davacıya sigortalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, havanın yağışlı ve yolun ıslak olması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybederek tek taraflı trafik kazasına neden olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır.<br>\tMahkemece, alınan kusur raporunda da araç sürücüsünün aracının hızını, hava, yol durumuna göre ayarlamaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun, ancak istiap haddinin aşılmasının kaza ile ilgisinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.<br>\tKaza neticesinde ölüm meydana gelmiş olması nedeniyle, araç sürücüsü hakkında Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada, mahkemenin 2019/392 E. 2019/4741 K. sayılı kararında, araç sürücüsünün eylemi, taksirle ölüm ve yaralanmaya neden olmak suçunu oluşturduğu kabul edilerek cazalandırılmasına karar verildiği, UYAP'tan yapılan incelemede Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/1866 E. - 2023/3601 K. sayılı ilamında, katılanlar ve sanığın  temyizi üzerine, katılanların bilinçli taksir yahut olası kasta yönelik temyiz sebepleri yerinden görülmeyerek, sanık lehine fazla ceza tayin edildiğinden kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür. <br>\tZMMS Genel Şartları B.4 maddesinde, sigortanın yapmış olduğu ödeme nedeniyle rücu hakkı düzenlenmiş maddesinin 'a' bendinde; \"Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise\", ç bendinde; \"Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,\" denilerek, belirtilen durumlarda sigortanın sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir.<br>\tİlgili maddeler çerçevesinde rücu hakkının ileri sürülmesi durumunda, sigortanın \"a\"  bendine dayanması durumunda olayın kasten işlendiğini yahut kasta yakınlıkta bir kusur ile meydan geldiğini; \"ç\" bendine dayanmış ise, isitap haddinin aşılmış yahut yolcu yolcu taşıma ruhsatlı olmayan araçla taşıma yapıldığının yanı sıra olayın da bu sebepten meydan geldiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek ceza mahkemesindeki kabule göre gerekse de mahkemece alınan rapora göre davacı kazanın ağır kusur ile meydana geldiğini kanıtlayamadığı gibi, kazanın da istiap haddinin aşılması nedeniyle meydan geldiğini kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın rücu koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı vekili, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davacı tarafından ileri sürülen hususlar ve takip dayanakları nazara alındığında, icra takibinin kötü niyetle yapıldığı söylenemeyeceğinden, mahkemece kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. <br>\tBuna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacı tarafından rücu şartlarının bulunduğunun kanıtlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar  verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalıdan alınması gereken (istinafın kötü niyet tazminatına ilişkin olması nedeniyle)  427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin alınan 721,81 TL'den mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazladan alınan 294,21 TL harcın isteği halinde davalıya iadesine,<br>\t4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>\t6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1753eb77f46367c2","SID":"65e8c173fc6eb238"}}