{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1059 - 2024/1603<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1059 <br>KARAR NO\t: 2024/1603<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/05/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/228 Esas 2023/587 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/12/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 16/10/2021 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı araç ile davacının aracı arasında meydana gelen kaza nedeniyle davacının aracının pert olacak şekilde hasara uğradığını, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu,  arabuluculuğa başvurulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, davalı sigorta şirketinin müvekkiline ait pert olan araç için toplamda 23.000,00-TL, sovtaj bedeli düşüldükten sonra ise 15.550,00-TL ödeme yaptığını, fakat aracın serbest piyasa koşulları değeri incelendiğinde piyasa değerinin davalı sigorta şirketince ödenen miktardan çok daha yüksek olduğunu, KTK md. 111 ve TBK md. 28 gereğince sigorta şirketi ile müvekkili arasında yapılmış olan pert mutakabatın geçersiz olduğunu, söz konusu mutakabatın altına müvekkili tarafından şerh konulduğunu belirterek, 100,00 TL (Belirsiz Alacak Davası Olarak) bakiye pert bedelinin 07.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; hasar dosyasında davacı tarafın aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak 24.11.2021 tarihinde 15.550,00-TL’nin ibraname mukabilinde ödendiğini, davacının müvekkili şirketi ve sigortalısını ibra ettiğini, bu sebeple huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; taraflara arasında düzenlenen ibranamenin “tam ibra” olduğu, davacının davalıyı ibra ettiği anlaşıldığından; “Davanın REDDİNE” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar taraflar arasında ibraname düzenlenmişse de, ibranamede fazla hakların saklı tutunduğunu, bu nedenle ibranamenin geçersiz olduğunu, belgenin makbuz hükmünde olduğunu, mahkemece zarar miktarının araştırılması gerektiğini belirterek, istinaf  isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, bakiye araç pert-total bedelinin tazmini istemine ilişkindir.<br>Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde ibra ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmiş olup, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiştir. Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması da yeterlidir. Zira anlaşmanın yapıldığı günden başlayarak belirtilen süre içinde bir davanın açılmış olması da, davacının bu anlaşma ile bağlı kalmak istemediğini göstermektedir. Yine, dava sırasında ortaya çıkan aşırı ölçüsüzlük karşısında, davacının yetersiz anlaşmanın iptalini istemesi, iddianın genişletilmesi olarak nitelenemez ve davalının onamına bağlanamaz. Çünkü davacı, yetersiz anlaşmaya karşı (defi yoluyla) geçersizlik savında bulunmaktadır. Davalı yalnızca, anlaşma gününden başlayarak iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği uyarısında bulunabilir. Yine, 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesine dayanarak anlaşmanın iptali isteminde bulunan kişinin, bir miktar ödeme karşılığı verdiği belgenin türü önemli değildir. Burada uygulanacak olan özel yasa (KTK. 111/2) hükmüdür. 2918 sayılı KTK’nın 111/2. maddesine dayanılarak anlaşma ve uzlaşmaların (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) iptali için, ödenen tazminatın \"yetersiz\" veya \"aşırı\" olduğunun \"açıkça belli olması\" yeterli olup, ayrıca 6098 sayılı TBK'nın 28 ile 30, 36, 37. maddelerindeki yanılma, yanıltma, aldatma, korkutma, bilgisizlik, deneyimsizlik, parasal yönden darda ve sıkıntıda olmak gibi iradeyi sakatlayan durumlara sığınılmasına ve bunların kanıtlanmaya çalışılmasına gerek yoktur. Kanun hükmünde, iptal nedeni olarak nesnel (objektif) bir ölçü kabul edilmiş; zarar gören yönünden yetersizliğin (eksik ödemenin) ve zarar sorumlusu yönünden aşırılığın (fazla ödemenin) \"açıkça belli olması\" yeterli görülmüştür (Çelik, A.Ç.: Ölüm Nedeniyle Destekten Yoksunluk, Ankara, 2016, s. 345 vd). <br>Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, açık oransızlığın bulunduğu durumlarda anılan belge ibraname değil, ancak makbuz niteliğindedir. Yeri gelmişken açık oransızlık (açık nispetsizlik - fahiş fark) kavramını da açıklamak gerekmektedir. Açık oransızlık, karşılıklı edimler arasında “göze çarpan aşırı bir fark” anlamına gelir. Normal bir kimsenin hayat, bilgi ve görgüsüne göre, edimler arasında olağanüstü ve aşırı bir farkın bulunması durumunda açık oransızlığın oluştuğu kabul edilir. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.02.2019 tarihli ve 2015/21-1323 E., 2019/128 K. sayılı kararında da kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır.<br>Yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının değerlendirilmesi de, ödeme tarihindeki (ibraname tarihi) veriler nazara alınarak yapılmalıdır. Yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılması, ödemenin yeterli bulunması durumunda da ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi, ibranamenin 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesi uyarınca yetersiz olduğunun, borcu sona erdirmeyip makbuz hükmünde olduğunun anlaşılması durumunda ise bakiye tazminatın tutarının saptanması gerekmektedir.<br>Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/(17) 4-6 Esas, 2024/292 K sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere yalnızca davadan önceki anlaşmalar değil, dava sırasındaki anlaşmaların da KTK 111. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda; davaya konu 16/10/2021 tarihli kaza nedeniyle davacının aracında meydana gelen zarara (pert-total) karşılık ve sigortalının %100 kusuru oranında davalı sigorta şirketi tarafından 15.550,00 TL ödenmesi karşılığında 16/11/2021 tarihinde ibraname düzenlediği ve ibranamenin “üstü haklarım saklı kalmak kaydıyla” şerhiyle imzalandığı, iş bu davanın da 2 yıllık süre içinde 01/03/2023 tarihinde “zararın sigorta şirketinin ödediği miktarın çok daha üstünde olduğu” iddiasıyla açıldığı, bu haliyle yapılan ödeme nedeniyle düzenlenen belgenin “makbuz” hükmünde olduğu, mahkemece işin esasına girilerek, sigorta tarafından davacıya yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının “gerçek zarar” ilkesi kapsamında araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile “ibra nedeniyle” davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle, kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, poliçe limiti gözetilerek, yapılan ödeme nedeniyle ödeme tarihi itibariyle davalının sorumluluğunun sona erip ermediği  değerlendirilerek davanın esası hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 18/05/2023 tarihli, 2023/228 Esas - 2023/587 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan \"istinaf karar harcının\" istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1c8e9df0effbcc55","SID":"681860917d406105"}}