{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1685 <br>KARAR NO: 2024/1778<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/10/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/302 Esas (Derdest)<br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürünün, davalı şirkete ait  ... Sitesinde bulunan taşınmaz ile ... plakalı ... marka aracı ve ... plakalı ... marka aracı satıp zimmetine geçirdiğini, diğer yandan şirket adına hiçbir beyanname verilmemekte ve şirketin yönetilmemekte olduğunu, tüm karar defterleri ve resmi evrakların kayıp olduğunu,  davalı şirket müdürünün davalı şirkete karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı şirketin menfaatlerini, davalı ... tarafından en ağır şekilde ihlal edildiğini, tedbiren davalı ...'in davalı şirket üzerindeki yetkilerinin sınırlandırılması, davalı şirkete, şirket ortağı olan davacı müvekkil ...'in veya dava dışı eski hissedar olan oğlu ... Yabancı Kimlik numaralı ...'in müdür olarak atanmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Davacı dava dilekçesinde ve aşamalarda tedbiren davacının şirket müdürlüğünden kaynaklı yetkilerinin kaldırılması ve şirkete geçici müdür atanmasını talep etmiştir. Davalı şirket yetkilisi ...’ın Devrek Ceza İnfaz Kurumunda olduğu ve hakkında kısıtlama kararı ve vasi atama kararı olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda davalı şirket yetkilisinin medeni hakları kullanma ehliyeti devam etmektedir.  Ayrıca davacının azil sebebi olarak gösterdiği taşınmaz devrine ilişkin tapu kayıtları celp edilmiş incelenmesinde, Zeytinburnu ... Mah, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde şirket adına görünen 3 adet bağımsız bölümün, davalı şirket yetkilisi şirkete ortak ve yetkili olduktan sonra 09.09.2019 tarihinde şirket adına alındığı ve akabinde bir hafta sonra satıldığı görülmektedir. Ayrıca bu işlemlerin yapıldığı tarih ile dava tarihi arasında 4 yıl gibi uzun bir zaman geçtiği görünmektedir. Yine dava dilekçesinde azil sebebi olarak gösterilen iki adet motorlu taşıtın sicil kaydı sorgulamasında hala davalı şirket adına kayıtlı oldukları, bunların iddia edildiği gibi devredilmediği anlaşılmaktadır. Yine vergi dairesinden gelen cevaba göre, şirketin güncel borcunun çok fahiş bir borç olmayıp, alelade her mükellefte görülebilecek miktarda, 24.424,63 TL olduğu anlaşılmıştır. Yine vergi dairesinden gelen cevapta, iddia edilenin aksine şirketin mali müşaviri tarafından beyannamelerin verilmeye devam ettiği bilgisi verilmiştir. Bununla beraber, şirketin 2019 yılından beri genel kurul yapmadığı ise celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının ortak olarak mahkemeye başvurarak, müdür seçimi gündemi de dahil, genel kurula çağrı izni alması imkanı varken, yöneticinin görevlerinin tedbiren durdurulması gibi ağır neticeleri olan tedbir talep etmesi yerinde görülmediğinden, davacının tedbir yoluyla şirkete müdür atanması talebinin reddine,\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hükümlü olarak cezaevinde olduğunu, dava dışı eşi ...'in kendisine vasi olarak atandığı tarafımızca tespit olunmuş olup, yargılama başladıktan sonra davalı şirket müdürüne 1,5 senede yapılan beş celse boyunca tebligat yapılamadığı gibi, ara kararın verildiği sırada da açık ceza evinde olduğunu, Davalı şirket müdürü ...'in şirketi yönetememekte olup, kendisine ve şirkete yapılan tebligatlara 1,5 sene boyunca cevap verilmediğini, hal böyle iken, davalının açık ceza evinde olması ve medeni ehliyetlerini kullanabilmesi tedbir talebinin reddi için yeterli bir gerekçe olmadığını, azli talep edilen şirket müdürü ...'in şirketin mülklerini satıp parasına el koyması hususunun azil için başlı başına yeterli sebep olduğunu, ara kararına itiraz edilen ilk derece mahkemesince de şirketin davalı müdürün atandığı tarih itibariyle genel kurul yapmadığı hususunin tespit olunduğunu, davacının davalı şirketin %50 ortağı olup, tek başına hareket etmesi ya da genel kurulda karar almasının mümkün olmadığını, öncelikle, davalı şirket müdürü ...'in dört yıldır genel kurul yapmaması özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin en önemli göstergesi olduğunu, davacının %50 ortak olması sebebiyle genel kurula çağrı izni alması halinde dahi herhangi bir karar almasının mümkün olmayacağını, şirketin borç batağında olduğunu, şirket yerinde olmadığı gibi davalı şirket müdürü de sürekli cezaevinde olduğu için herhangi bir tebligat yapılamadığını, başka bir yargılama dosyasında davalı şirket müdürünün davacının imzasını taklit ederek karar aldığının tespit olunduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, limited şirket müdürünün müdürlük görevini yerine getirmemesi nedeniyle TTK'nın 630/2. Maddesi uyarınca açılan müdürün azli davasında azli istenen müdürün yönetim ve temsil yetkisinin sınırlandırılması ve yerine müdür atanması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı ve davalı ..., ...Limited Şirketi'nin %50'şer hisse ile ortağı olup, ayrıca davalı ... şirketin münferit imza ile yetkili müdürüdür. İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, davalı şirket müdürünün şirketin araçlarını satarak zimmetine geçirdiği, şirkete karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmediği, şirketin menfaatlerini ağır şekilde ihlal ettiği iddiaları ile açılan yöneticinin azli davasında, davalı şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılması, davalı şirkete, şirket ortağı olan davacı ...in veya dava dışı ...'in müdür olarak atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Limited şirket müdürünün haksı sebeple azli 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte, yöneticinin azli davası açılması halinde alınacak tedbirlere ilişkin TTK'da bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. maddelerinin yöneticinin azli istemli davalarda da uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bunun yanı sıra uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca, asıl uyuşmazlığı çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemez. Yukarıda ifade edildiği üzere, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. TTK'nın 616/1-b maddesi uyarınca, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. TTK'nın 630/1. maddesinde, genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği; maddenin 2. fıkrasında ise, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Yöneticinin mahkeme kararı ile müdürlük görevinden azli için aranan haklı sebep TTK'nın 630/3. Maddesinde, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi  olarak  tanımlanmış olup, bu hususların ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. Ancak dosyaya sunulan deliller yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddialarını yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre şirket müdürünün yetkilerinin kısıtlanması ve yerine müdür atanması talebi yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35ea638d831b3dae","SID":"2b650213bce429a4"}}