{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1590 <br>KARAR NO: 2024/1780<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2020 -  19/08/2024 (Ek Karar)<br>NUMARASI: 2019/302 Esas -  2020/524 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; özetle; müvekkili bankanın Çemberlitaş şubesi ile kredi borçlusu ... San ve Tic AŞ ve borçlular arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi gereğince ... Yapı San ve Tic AŞ lehine nakit döviz kredisi tesis edilerek kredi kullandırıldığını, davalı borçluların iş bu krediyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borçluların borcunu vadesinde ödememesi üzerine hesabı kat ettiklerini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili için İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/489 d.iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak, İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak icra takibini durdurmak ve alacağın tahsilini geciktirmek için borca faize ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, borçluların faize itirazının taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi karşısında yerinde olmadığını, TBK'nun 88 ve 120. Mad yer alan akdi ve temerrüt faizi ile ilgili sınırlamalar ticari işler bakımından uygulanmadığından, borçluların bu yöndeki itirazının de yerinde olmadığını beyan ederek davalı borçluların İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçluların %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının itirazları 13/05/2019 tarihide tebliğ aldığını, tebliğ tarihinden önce 03/04/2019 tarihinde sonlandırılan arabulucuk tutanağının kanuna aykırı yok hükmünde olduğu, kanun ile öngörülen dava şartının yerine getirilmesi işlemi olamayacağını, kanun ile açıkça düzenlenen tebliğ hükmüne aykırı olduğundan dava şartı olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının açtığı iş bu davanın basit bir alacak davası olmadığını, basiretli tacir sıfatı ile hareket etmesi gereken kusursuz sorumluluk ilkesine tabi bankanın açtığı itirazın iptali davası olduğunu, bu nedenle davacı basiretli tacir gibi davranmayarak TTK ve gereksi bankacılık kanununa tabi tüm işlemleri eksiksiz yapmak ve tüm teknik detayları eksiksiz yerine getirmek zorunda olduğunu, davacının borcun kaynağı olarak dava dışı asıl borçlu şirketle imzalanan genel kredi sözleşmesinin bir kısım sayfalarını sunduğunu, kefalet sözleşmesi asıl borç sözleşmesine bağlı feri bir sözleşme olduğunu, doktrin ve içtihatlarda da kabul gördüğü üzere asıl borç ile kefalet sözleşmesi güvence bedeli aynı olması gerektiğini, asıl borcun sözleşmede açıkça tanımlanmış belli edilebilir olması gerektiğini, herhangi bir borç için verilmiş kefaletin geçerli olmadığını, ihtiyati haciz dosyasına sunulan sözleşmede her bir sayfanın imzalı olmadığını, sunulan ihtarname ile GKS sözleşmesini ilişkilendirecek hiçbir emare olmadığını, sözleşmede herhangi bir limit artırımı olmadığı halde asıl borçtan fazla kefalet miktarı olduğunu, sözleşmenin aslı ile feri kefalet ilişkisi birbiriyle çeliştiğinden kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin söz konusu borcun ödendiğini bilerek hesap kat ihtarnamesine itiraz etmemişlerse de hesap katları incelendiğinde belirlilik ilkesine aykırı olduğu gibi davacı bankanın usulsüz işlem yaptığının sabit olduğunu, ihtiyati haciz talebinde icra takibinde ve huzurdaki davada ödeme planı sunulmadığını, acze düşülen taksitler hangi tarihlidir, taksit oranları nedir, belirsiz olduğunu, kredi sözleşmesinin süresi, kredinin toplam tutarı ve varsa tüketiciden talep edilecek ücretler, aylık ve yıllık akdi faiz oranı ve bu oranın uygulanmasına ilişkin şartlar efektif yıllık faiz oranı ve tüketici tarafından ödenecek toplam tutar kefillerin de imzasının yer aldığı kredi gereği ödeme planı konularında bilgilendirildiğiyle alakalı hiçbir belgenin ibraz edilmediğini, müteselsil kefillere ayrı bir ihtarname ile hesap kat edilerek kefalet miktarları faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarının açıkça bildirilmesi gerektiğini, ipotek borçlusuna ise ipotek teminat bedeli faiz, faizin başladığı tarih ve borcun ne kadarının teminat altında olduğu, borç miktarı ve kat edilen tarihteki borç miktarı açıkça bildirilmesi gerektiği gibi ödeme yapılmadığı taktirde ipoteğin paraya çevrileceği ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla özel bir takip prosedürünün başlatılacağı açıkça belirtilmesi gerektiğini, davacı tarafından asıl borçlu ... Ltd Şti olan 27/02/2017 tarihli önceki tüm borçları kapsar mahiyette kredi sözleşmesi sunulduğunu, birikim tarafından asıl borç ödendiğini, müvekkillerinin hiçbir borcu bulunmadığını beyan ederek davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise itirazın iptaline konu alacağın hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispatlayamamasından dolayı davanın reddine, kötü niyetli davacı banka hakkında asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Somut olayda Davacı banka tarafından kredi ödemelerinde aksaklık olması nedeni ile asıl borçlu ve davalı kefillere gönderilen İstanbul ... Noterliğinin 08.12.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname davalılara tebliğ edilmiştir. Dava dışı şirkete gönderilen tebliğ 09.12.2017 günü iade edilmiş ise de sözleşme gereği bu tarihte tebligat yapılmış sayılmıştır. İhtarname ile verilen 1 günlük sürenin bitiminde 13.12.2017 tarihinde temerrüt gerçekleşmiştir. Bu açıklamalar ve tespitler kapsamında: Genel kredi sözleşmesi, kredi kullandırıldığına dair sunulan belgeler, dosya içeriği ve bankaca sunulan belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan inceleme ile kullandırılan kredi miktarı ve davacının alacaklı olduğu miktar ayrı ayrı tespit edilmiştir. Bundan sonra kullanılan kredinin ödendiğinin ispat yükü davalılar üzerindedir. Davalı kefiller ödenmemiş kredi borcunu ödendiğine dair delil sözleşmeleri ve HMK hükümleri uyarınca ödemeye dair herhangi bir yazılı (makbuz ve dekont örnekleri vb) delil sunamamıştır. Davalılar sözleşmeyi kefil olarak imzaladıklarından 575.000.00 Euro kefalet limiti kapsamında ödenmeyen 1.746.636,40 TL kredi borcundan sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle davanın kabulü ile davalıların icra takibine haksız yere itirazda bulunmaları, alacağın likit olması nedeni ile toplam  alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı borçlularla müvekkili banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizi başlıklı 10. maddesinde “bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanan oranda temerrüt faizi alınacağı” yazdığını, bu oranın icra talebindeki gibi %48 olmalıyken, bilirkişi raporundaki gibi %33,12 oranının kabul edilerek hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi temerrüt faizinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili ...'ın tüm mal varlığı davalının ipotek dosyasında ipotekli müvekkili ...nın maaşı İstanbul ... İcra ... nolu dosyadan hacizli olduğunu, şuan harç ödemede acze düştüklerinden harçtan muaf tutulmalarını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve kararın bozulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalılar vekili ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; dosyada görüldüğü üzere müvekkili karşısında güçlü bir banka bulunmakla ve genelde yargı harçlarından muaf tutulmakta olduğunu, hal böyleyken müvekkilinin her türlü mal varlığına el koyulmuş durumunda olduğu değerlendirmeden verilen ek kararın hatalı olduğunu, davacı bankanın borçlarına istinaden birçok ipotek aldığını ve ipoteklerin paraya çevrilmesine ilişkin takip de başlattığını, huzurda görülmekte olan dosyanın sırf borcu ipotek bedellerinden karşılanamayacak zannıyla hareketle açılmış bir dosya olduğunu, bu nedenle kararın haksız olduğunu, davacı bankanın müvekkilinin borçlarına istinaden ipotek sahiplerinden oldukça yüklü tahsilatlar yaptığını ve bu tahsilatları dosyaya da bildirmediğini, dolayısıyla dava konusu edilen borç iddiasının ödemeyle de sakıt hale gelmiş olabileceğini, bu nedenle de kararın kaldırılması gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen ek kararın kaldırılmasını ve itirazları yönünden bozulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi borcuna uygulanan temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olup olmadığı ve ek kararının usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır. Dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalanmış, davalılar ise bu sözleşmeye müteselsil kefil olmuşlardır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"genel kredi sözleşmesi, ihtarname\" sebebine dayalı olarak toplam 1.858,199,75 TL alacağın tahsili istemiyle 04/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince verilen nihai karara karşı davacı vekili ile davalılar vekilince ayrı ayrı istinaf dilekçesi sunulmuştur.  Ancak davalılar vekilince istinaf başvuru harcı ile maktu istinaf karar harcı yatırılarak harçtan muaf tutulmaları talep edilmiştir. Davalıların bu talebi adli yardım talebi olarak değerlendirilmiş ve yapılan inceleme sonucu Dairemizce 29/02/2014 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karar 19/03/2024 tarihinde davalılar vekiline tebliğ edilmiş ve karara süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine eksik istinaf karar harcının tamamlanması için dosya ilk derece mahkemesine geri çevrilmiştir.  Bunun üzerine ilk derece mahkemesince davallar vekiline 1 haftalık kesin süre içerisinde istinaf karar harcının nispi tarife üzerinden tamamlanması için meşruhatlı tebligat gönderilmiş ve bu tebligat davalılar vekiline 12/06/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. İlk derece mahkemesince 19/08/2024 tarihli ek karar ile eksik istinaf karar harcının verilen kesin süreye rağmen yatırılmaması nedeniyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davalılar vekili bu kez ek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Ek kararın istinafı sırasında kanun yoluna başvuru harcı ve maktu istinaf karar harcı yatırılmıştır.  6100 sayılı HMK'nın 344. Maddesine göre, istinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. İlk derece mahkemesinin, istinaf karar harcının yatırılmaması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 19/08/2024 tarihli ek kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de, bu başvuruya ilişkin istinaf karar harcı istinaf başvurusu sırasında yatırılmadığı gibi mahkemece harç ikmali için gönderilen muhtırada HMK'nın 344. Maddesinde düzenlenen hususlar usulüne uygun olarak şerh edilmiş olmasına ve muhtıranın davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen eksik harç verilen kanuni süre içerisinde de ikmal edilmemiştir. Davalı tarafça muhtıraya rağmen istinaf karar harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle mahkemece, istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 19/08/2024 tarihli ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı taraf da uygulanan temerrüt faizi yönünden nihai karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında  2006/1 sayılı Tebliğin 4/1. Maddesinde Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile üye işyeri komisyonu hariç faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. Ayrıca Tebliğin 6/1. Maddesinde, Bankalarca serbestçe belirlenen mevduat ve kredi işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranları ile katılma hesaplarında uygulanacak kâr ve zarara katılma azami oranlarının uygulamaya konulmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İdare Merkezince tespit edilecek esaslar çerçevesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin I.10  maddesinde, bankaca tespit edilmiş olan en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeneceği düzenlenmiştir. Ayrıca davacı Banka tarafından ticari kredilere uygulanacak faiz oranının %32 olarak Merkez Bankasına bildirildiğine dair kayıtlar dosyaya sunulmuştur.Taraflar arasındaki ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinde temerrüt faizinin ne şekilde hesap edileceği açıkça gösterilmiştir. Temerrüt faizi yönünden davacı bankanın T.C. Merkez Bankası'na bildirdiği kredi faizi oranı üzerinden değil, dava konusu krediler için bankanın temerrüt tarihindeki emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek faiz oranına  %50 ilave edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşmede uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanarak buna göre temerrüt faizi uygulanması gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 16.03.2021 tarihli 2020/5441-2021/2467  E.-K. Sayılı kararı, Yargıtay 19.HD'nin 30/10/2017 tarihli ve 2016/13171-2017/7393 E.-K. sayılı ve 11/06/2012 tarihli ve 2012/2383-2012/9839 E.-K. sayılı kararları). Davacı taraf, emsal kredilere fiilen uyguladığı faiz oranına ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Bu haliyle, davacı bankanın Merkez Bankasına bildirdiği faiz oranının, emsal kredilere fiilen uyguladığı en yüksek faiz olduğunu da ispatlayamamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemenin, nihai kararı ile istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 19/08/2024 tarihli ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin nihai karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun, davalılar vekilinin ise istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin nihai karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun, davalılar vekilinin ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı ayrı ayrı ve peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  05/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8dcffde8f1bd229","SID":"a9b4ff11f3f0dff6"}}