{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1817 <br>KARAR NO\t: 2024/2017<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/306 E.  -  2021/309 K.<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLLERİ\t<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2021 tarih ve 2020/306 E. - 2021/309 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  Davacı şirketin uzun yıllardan beri Türkiye çapında yaygın 400 adet bayisi/restorant kanalıyla “...', '... ...”  ibareli 29.,30. ve 43. sınıflarda tescilli markaları ve ticari unvanı ile çiğ köfte restoranları işlettiğini, davaya konu YİDK kararıyla tesciline karar verilen davalının \"... ... ...'' ibareli markasının 43. sınıftaki hizmetleri kapsadığını, esas unsurunun da \"...\" ibaresi olduğunu, tüketici tarafından davalı markasının davacı markası ile SMK 6/1 kapsamında karıştırılacağını, davacı markalarının tanınmış olduğunu, başvurunun davacının tanınmışlığından yararlanmak için kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, 03.09.2020 gün ve 2020-M7210 sayılı YİDK kararının iptali ile 2019/77322 sayılı '... ... ...' markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının  \"Şekil+... ...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"... \"  ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel  ve sesçil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasında \"...\" ibaresinin ön plana çıkarıldığı,  ortalama tüketici kesimince her iki taraf markasındaki ... baskın unsuru nedeniyle  yanılgı yaşayabileceği gibi  başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceği , bu açıdan  SMK 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunduğu, davacı tarafın \"Şekil+... ...\" ibareli  başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği, SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan \" haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği \"  ), SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiaları kanıtlanmasa da bu durumların iltibası ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Türk Patent'in 2020-M-7210 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, \"...\" ibaresinin tescil talep edilen 43.sınıf hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin zayıf bulunduğunu, dava konusu markanın ihtiva ettiği özgün şekil, kullanılan renkler ve işaretin kompozisyonu ile davacı markalarından belirgin şekilde farklılaştığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK m. 6/1 anlamında benzerlik bulunmadığını, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması, karıştırılması ihtimalinin bulunmadığını, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, bilirkişi heyetinde sektör bilirkişi de bulunduğu halde bilirkişi raporunun aksine hüküm kurulduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, 2019/77322 sayılı \"... ... ... \" ibareli markanın 43. sınıf hizmetlerde tescili için davalı ... başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca taraf markalarının benzer görülmediği ve itirazın reddedildiği, davacının bu karara itirazının ise, YİDK'nin 03/09/2020 tarih ve 2020-M-7210 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 04/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 01/10/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 43.sınıf emtia bakımından iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı noktasındadır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>   Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu \"... ... ...\"  ibareli başvuru markasının “Z” ve “D” harflerini içeren bir şekil unsuru, “...” harfleri turuncu renkle yazılmış “...” ibaresi, turuncu zemin üzerine beyaz  harflerle <br>yazılmış “...” ve beyaz harflerle yazılmış “...” kelimelerinin biraraya <br>getirilmesiyle oluşturulmuş bir bileşke/karma marka olduğu, tertip tarzı itibarıyla, ilk kelime bitişik yazılmakla birlikte başlangıcındaki “...” harflerinin daha koyu ve baskın turuncu, “E” ve “T” harflerinin ve takip <br>eden \"...\" kelimesinin de beyaz yazılması suretiyle başvuru <br>markasının ilgili alıcı kitlesi/nihai tüketicilerce “... -...- ...” olarak algılanmasının sağlandığı, markanın ilk kelimesinin, aynı zamanda, uyuşmazlığa konu <br>yiyecek ve içecek sağlama hizmetlerine çağrışım yapan “...” olarak da <br>okunabilmesinin, tek başına, taraf markalarının karıştırılabilecek düzeyde benzer <br>olarak görülmesi için yeterli olmadığı, bu nedenlerle karşılaştırılan markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik <br>bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiş, bu itibarla SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında işaret benzerliği koşulu gerçekleşmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/05/2024 tarih, 2023/696 Esas, 2024/4409 Karar sayılı kararında da \"... ...+şekil\" ibareli başvuru, davacının \"...\" ibareli markaları ile benzer bulunmamıştır.<br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.<br>Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir. Mahkemece YİDK iptali talebinin kabulüne, marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali istemli davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 27/09/2021 gün ve 2020/306 Esas - 2021/309 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,<br>\t3-Dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL’nin düşümü ile kalan 373,20 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t5-Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  \t7-İstinaf aşamasında davalı Kurum tarafından yapılan 48,00-TL posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 268,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Davalı şahıs tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Davalı Kurum  tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9cfdbbecd7f0af7","SID":"386d28d98c26745c"}}