{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: Av. <br>DAVALI\t: 1- <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI\t: 2- <br>VEKİLİ\t: Av. H<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 21.06.2019 günü saat 08:15 sıralarında davalı ... Sigorta A.Ş. Sigortalısı ....plaka sayılı araç sürücü .... idaresinde iken, davalı ... Sigorta A.Ş. Sigortalısı .... plaka sayılı araç sürücü .... yönetiminde iken karşılıklı çarpışmaları sonucu trafik kazası meydana geldiğini, .... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin oğlu ....'in vefat ettiğini, müvekkilinin oğlunun ölümü ile destekten yoksun kaldığını, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas, ... Karar sayılı dosyası ile verilen kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi .... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile uğranılan destekten yoksun kalma zararının tamamen karşılanmadığını, bu nedenle karşılanmamış destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi için ek dava açıldığını, müvekkilinin oğlu ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan .... plakalı araç sürücüsünün müvekkili nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, işbu davaya konu kazaya ilişkin aynı dava hakkında Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosya kapsamında Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin  .... Dosya ... sayılı Kararıyla 06/02/2024 tarihinde kesin olarak hüküm kurulduğunu, bu kapsamda ödeme yapılması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, Adli Tıp Kurumundan kusur durumunun tespiti için rapor alınması gerektiğini, müvekkili aleyhine bir karar verilecek ise hesaplanacak destekten yoksun kalma tazminatı bakımından müvekkili tarafından yapılmış olan ödemenin de dikkate alınarak hesaplanacak olan tazminat miktarından mahsup edilmesi ve poliçe limiti dahilinde bir değerlendirme yapılması gerektiğini, ayrıca müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araçta emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesi akabinde de mütefarik kusur nedeniyle %20 oranında tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ayrıca müteveffanın araçta hatır için taşınıp taşınmadığının tespiti ile %20 oranında hatır taşıması indirimi de yapılması gerektiğini, bu nedenlerle haksız davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi .... E .... K sayılı dava ile destekten yoksun kalma talepli olarak dava açıldığını ve dosyanın davacı tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiğini, kararı müvekkili ve diğer sigorta vekilinin istinaf etmesi sonucunda istinaf taleplerinin kabul edildiğini, kararın kaldırılmasına karar verildiğini, gerek ilk yargılama gerek sonraki yargılama sonucunda verilen kararlarının hiçbirinin davacı tarafından istinafa taşınmadığını, kararların kesinleşerek usuli kazanılmış haklarda korunmak suretiyle kesin karar verilerek ödemenin gerçekleştiğini, davacının yeniden dava açmasının mümkün olmadığını, tarafların kusur durumlarının tespit edilmesini, davacının emniyet kemeri takılı olmaması ayrıca davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün ehliyet ve alkol durumunun tespit edilmesi gerekmekle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasını, işbu davaya ilişkin olarak daha önce verilen kesin hüküm bulunması nedeni ile davanın usulden reddini haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; Yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasına göre müteveffanın davacı ile birlikte yaşadığı, aksini gösterir herhangi bir delilin dosya muhtevası itibariyle bulunmadığı anlaşılmakla, yargılamaya esas alınan kusur ve aktüerya raporları ile birlikte davacı vekilinin 10/07/2024 havale tarihli dava değeri artırım dilekçesi de nazara alınarak, 208.858,39 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den, 88.987,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigorta limitleri dahilinde ve 17/10/2019 ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek;<br>Davanın  KABULÜ İLE;<br>208.858,39 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den, 88.987,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigorta limitleri dahilinde  ve 17/10/2019 ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; destekten yoksun kalma tazminat hesabının güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplatılması gerekirken bu yöndeki talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, eldeki dosyada teselsülün bozulması nedeniyle ili ayrı dava olduğu dikkate alınarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğini, davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat hesap yöntemi ile miktarları açısından istinaf ettiklerini, davalılar yararına maddi tazminat hesap yöntemi ile miktarları yönünden kazanılmış hak oluşmaması için istinaf ettiklerini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.<br>Davalı .... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen ilk kararın  davacı tarafından istinaf edilmediğini ve davacı açısından kesinleştiğini, kararın müvekkili şirketi ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edildiğini ve taleplerinin kabul edilip kararın kaldırıldığını, davacı tarafından kararın istinafa taşınmadığını ve kararların kesinleşerek usulü kazanılmış hakların da korunmak suretiyle kesin karar verilerek ödemenin gerçekleştiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun da sona erdiğini, davayı kabul anmalına gelmeyerek davacının emniyet kemerinin takılı olmaması ve davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün ehliyet ve alkol durumunun tespitinin gerektiğini, ve tazminattan indirim yapılmasını, mahkemece bu hususların incelenmeden hüküm kurulduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, ve müvekkili lehine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmilini dilemiştir.<br>Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davaya ilişkin 06/02/2024 tarihine kesin olarak hüküm kurulduğunu ve bu kapsamda ödeme yapılması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kusura ilişkin ATK raporuna karşı itiraz ettiklerini, yeniden bilirkişiden ek rapor aldırılması taleplerinin göz ardı edildiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu aracın kaza sırasında sigortalı araçta yolcu olduğundan en az %20 hatır taşıması indirimi yapılmasının gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri şeklinde karar verilmesini dilemişlerdir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>1-Kesin hüküm itirazının incelenmesinde :<br>Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.<br>Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde  tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.<br>Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur. <br>          Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır. <br>Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir.  <br>      Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 E. 1980/186 K., 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas 1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas 1988/898 K. Sayılı; 2013/7-1728 E. 2015/1036 K. Sayılı  kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.<br>Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde \"(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga fıkra: 01/04/2015-6644 S.K./4. md) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Buna göre, davacılar vekilinin HMK'nın 109. maddesine göre kısmi dava açtığı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasa dahi, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olmadıkça ek dava olarak geri kalan kısmını da isteyebilecektir. (Aynı yönde Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2019/4268 esas 2020/4300 karar  sayılı ilamı)<br>Somut olaya gelince, her ne kadar dava dilekçesinde bu şekilde nitelendirilmese de dava, tarafları, dava konusu aynı olan, Dairemizin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı  ile kesinleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı davasının ek davası niteliğinde olup,  talep edilen miktarların ise farklı olması nedeni ile derdestlik söz  konusu değildir. <br>Bu itibarla, davacılar tarafından daha önce açılan yukarıda belirtilen, Dairemizin .... Esas,...  Karar sayılı ilamı  ile kesinleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, mahkemenin ilk vermiş olduğu kararın Anayasa Mahkemesi Kararı nedeniyle yeniden PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplanması için mahkemesine gönderildiği, bunun üzerine PMF yaşam tablosunun da esas alındığı, usule uygun  01/02/2023 tarihli aktüer raporu ile 806.358,57  TL  tazminat miktarının belirlenmiş olduğu, ancak Dairemizin .... Esas, .... Karar sayılı ilamı ile ikinci ıslahın geçersiz sayılması nedeniyle ilk ıslah miktarındaki tutarlar dikkate alınarak yeniden hüküm kurulduğu ve bu şekilde kararın kesinleşmiş bulunduğu; dolayasıyla yeniden hüküm kurulan, az yukarıda numarası belirtilen Dairemiz gerekçeli kararında her ne kadar tazminat miktarı tam olarak tespit edilmemiş ise de, ilk kaldırma kararında yapılacak hesaplama biçimi gösterilmiş ve buna göre  01/02/2023  tarihli aktüer raporu ile tazminat miktarı, kaldırma kararına, usul ve yasaya uygun biçimde belirlenmiş ve bu biçimde tazminat alacağı kesinleşmiş olmakla, bu haliyle anılan fazla destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı bilirkişi raporuna göre Dairemizin .... Esas, .... Karar sayılı ilamında hükmedilen miktarlarından yukarıda sözü edilen, kesinleşen  01/02/2023  tarihli aktüer raporundaki miktarların çıkarılması ile bakiye tazminat miktarına 213.107,78 TL  mahsubu  bakiye tazminat hükmedilmesi gerekirken, kesinleşen ve bu şekilde davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil eden tazminat miktarı ve davanın ek dava niteliği göz ardı edilerek, yeniden güncel verilere  göre ilk kesinleşen davadaki miktarlar üzerinden yasal faiz işletilerek güncelleme yapılarak karar verilmesi açıkça usul ve yasaya aykırılık  teşkil edecektir .Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.<br>2-Davacının diğer itirazlarının incelenmesinde :<br>Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.<br>Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil  sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan  doğabilir.<br>Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde \"Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur\"  düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.<br>Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde \"Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır\"  demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.<br>Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. ( YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K )<br>Davacı vekilince 10/07/2024 tarihli dilekçe ile tarafların kusurlarına göre tazminat talep edildiği  MAHKEMECE KUSURA GÖRE KARAR verildiği anlaşılmakla  itirazın reddi  gerekmiştir.<br>3-Davalıların itirazının incelenmesinde :<br>Ankara Adil Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış, 28/03/2022 tarihli, ... sayılı raporda sonuç olarak;  sürücü ....'in %15 oranında, sürücü ....'in %85 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusurlu olduğunun rapor edildiği Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... dosyasında taraflar arasında hatır taşıması olmaması sebebiyle indirim yapılmadığı ve yine herhangi bir müterafik kusur indirimi yapılmadığı, dosya içerisinde yer alan Kaza Tespit Tutanağının incelenmesinde \"Emniyet Kemeri\" durumunun belirsiz olduğu, davalı tarafından hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması yönünde yapılan istinaf itirazının reddine karar verildiği ve kararların bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla Mahkemece de herhangi bir hatır taşıması ya da müterafik kusur indirimi yapılmadan hüküm tesis edilmesi yerindedir.<br> 4- Faiz başlangıcı itirazının incelenmesinde :<br>Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.<br>Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, \"belirsiz alacak\" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından  davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.<br>Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. <br>Bu sebeple, daha önce başvuru ve dava tarihi ve gerekli süre nazara alınarak oluşan temerrüt nedeniyle, faiz başlangıcının asıl davadaki faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmesi yerindedir.<br>Bu karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınması gereken 14.267,11 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 5.086,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.180,64 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf eden davalı ... Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Şti'den alınması gereken 6.078,74 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 1.246,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.831,86 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına,<br>5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı taraflarca yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00  TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.26/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br>         <br>                Başkan                             Üye                              Üye                              Katip<br>                <br>              e-imzalı                          e-imzalı\t                 e-imzalı                          e-imzalı<br> <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6934ea28bdde5d05","SID":"1d564f26ed5329ec"}}