{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/890 <br>KARAR NO: 2024/1776<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/02/2024<br>NUMARASI: 2023/716 E. -  2024/147 K. <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı şirket temsilcisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı TMSF vekillerinin talepleri üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında (yenilenen ... Esas nolu) 09.10.2023 tarihli icra emrinin 17.10.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, haczin durdurulması için 19.10.2023 tarihinde 11 sayfa ve 15 adet somut delilin icra dairesine sunulduğunu, ... Dış Ticaret Limited Şirketinin, batık ...bank AŞ ve TMSF'ye borçlu olmayıp, şirketin 12.05.1997 tarihinde 9. 667.000.000 TL, 27.08.1997 tarihinde 18.600.000.000 TL, 12.09.1997 tarihinde 1.000.000.000TL 01.10.1997 tarihinde 6.835.000.000 TL, 30.03.1998 tarihinde ise 5.400.000.000 TL olmak üzere toplam 41.502.000.000.TL parasının banka hesabından haksız şekilde alındığının somut delillerle tespit edildiğini, bu durumun ... bank A.Ş. Yetkililerince kabul edildiğini ve itiraz edilmediğini, müvekkilinin davalıya borçlu olmayıp alacaklı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının ve alacaklı tespitine, takibin ve hacizlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesi hakkında HMK'nın 119. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğini, davanın konusunun belli olmadığını, davacının iddiasının ne olduğu, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin açık ve net olarak açıklanmadığını, davanın dayandığı hukuki sebeplerin ve talep sonucunun belli olmadığını, takibin iptalinin  mi menfi tespit mi talep edildiğinin anlaşılmadığını, dava dilekçesinde davanın konusunun hem takibin iptali olarak hem de menfi tespit olarak açıklandığını, dava konusu kredi ilişkisinin ... bank A.Ş.'nin ... Tekstil ve Legend Tekstil firmalarına kullandırdığı kredilerden kaynaklandığını, buna ilişkin olarak açılan tüm davaların müvekkilince kazanıldığını, davacının daha önce açılan ve mahkemelerce ret edilen davaların Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, dava konusu İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas (yenileme ile ... Esas) sayılı dosyadaki itirazın iptali için müvekkilince İstanbul 1. ATM'nin 2014/1718 Esas sayılı dosyasında açtığı davada itirazın iptaline karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/17801 Esas ve 2017/1393 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, aynı konuda yeniden derdest bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (yenileme sonrası ... takip sayılı dosya) sayılı dosyasına ilişkin olarak takip borçlusu tarafından borcunun bulunmadığı vakıasına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1718 esas sayılı dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... (yenileme sonrası... takip sayılı dosya) esas sayılı dosyası delil olarak değerlendirilmiştir. Davacı tarafça dosyanın 5411 sayılı Yasanın 142. Maddesi uyarınca İstanbul 1 ve 2 numaralı Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine yönelik itirazların ilgili düzenlemede TMSF tarafından açılan davalara İstanbul 1 ve 2 numaralı Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereğine yer verildiği işbu davada ise davanın TMSF'ye karşı açıldığı anlaşılmakla reddine, karar verilmiştir. HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116.  maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142.  maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...(yenileme sonrası ... takip sayılı dosya) sayılı dosyasına ilişkin takip alacaklısı tarafından takip dosyasına vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilerek takibin devamına karar verilmesi istemiyle İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1718 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, ilgili dosyada 06/06/2016 tarihinde davanın kabulü ile takip dosyası yönünden itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği, karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23/02/2017 tarih 2016/17801 Esas ve 2017/1393 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne daire kararının onanmasına karar verildiği, mezkur karara karşı ise karar düzeltme kanun yoluna başvurulması sonrasında Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15/05/2019 tarih 2017/4788 Esas ve 2019/3224 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilerek hükmün 15/05/2019 tarihinde kesinleştiği, huzurdaki dava dosyasında ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...(yenileme sonrası ... takip sayılı dosya) sayılı dosyasına ilişkin olarak takip borçlusu tarafından borcunun bulunmadığı vakıasına dayanılarak menfi tespit talebinde bulunulduğu, daha önce itirazın iptali davasına konu edilen takip dosyası ile işbu dava dosyasındaki takip dosyasının aynı olduğu, itirazın iptali istemli davada hüküm kurulduğu ve kurulan hükmün yasa yollarından geçerek kesinleştiği, menfi tespit davasına konu itiraz ve def'ilerin açılan itirazın iptali davasında dile getirilmesi mümkün olduğu, bu durumda itirazın iptali davasından sonra aynı hususta menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı kanaatiyle HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen hukuki yarar dava şartının dava dosyamız açısından sübut bulmadığının tespiti ile dava şartı yokluğundan davanın usulünden reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. (Emsal nitelikte Yargıtay ilamları: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/7982 Esas, 2023/1943 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/5507 Esas, 2019/4600 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/9824 Esas, 2016/3214 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2002/10019 Esas, 2003/6865 Karar sayılı ilamı)..\" gerekçesiyle HMK'nın 114 ve 115/2 maddeleri gereğince, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı şirket temsilcisi tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı şirket temsilcisi, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli ve 2019/1091 Esas ve 2019/1056 Karar sayılı ilamında, yargılama sırasında TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince sicilden terkin edilen şirketin ihya edilerek karar verilmesi gerektiğinin belirlendiğini,Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.03.2020 tarih ve 20207154 Esas, 2020/373 Karar sayılı ilamı ile ... Tekstil Sanayi ve Mümessillik Dış Ticaret Limited Şirketinin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verildiğini, anılan kararın sicile tescil edilerek kendisinin şirkete tasfiye memuru olarak atandığını ve kararın 01.07. 2021 tarihli sicil gazetesinde yayımlandığını, Şirket hakkında sahte resmi belgelere dayalı sahte borç oluşturmak amacıyla, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde, 2023/8011 Esas sayılı davanın açıldığını, 1998 yılı itibariyle dava değeri 66.509.717.026 TL olduğunu, bunun 41.522.153. 582 TL kısmının resmi kayıtlardan silindiğini, kalan kısmı için zamanaşımına uğradığı halde yasal dayanaksız olarak şirketin kaydının  gizlice silinmişken iki ayrı dava açılarak şirketin gıyabında yürütüldüğünü,Herkesçe bilinen olayların kanıtlanmasına gerek olmadığını, kamuoyuna yansıdığına göre 02.12.2001 tarihinde ...bank AŞ'ye el konularak yönetiminin  TMSF'ye verildiğini, banka yöneticilerinin büyük miktarda usulsüz kredi kullandırdıklarının basına yansıdığını, ... Tekstil Sanayi ve Mümessillik Dış Ticaret Ltd. Şti'nin 1998 yılı itibariyle ... bank A.Ş'den toplam 66.509,717.026 TL alacaklı olduğunun belgelendiğini, batık ... bank AŞ. yetkililerinin de borcu kabul edip ödeyeceklerini beyan ettiklerini, buna ilişkin somut delillerin bir çok kez TMSF Başkanlığına sunulduğunu, el koyma kararından sonra ... bank yetkililerinin TMSF yetkilileri ile borç anlaşması yaptıklarını, hukuk devletlerinde geçmişe etkili kanun çıkarılamayacağını, ... Dış Ticaret Ltd. Şti. ile ... bank A.Ş. arasındaki bankacılık işlemlerinin 12.05.1997 ile 31.05.1998 tarihleri arasında sürdüğünü, bu dönemdeki yasa hükümlerine göre 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 5 yıllık, bankacılık işlemleri yönünde ise 10 yıllık zamanaşımı bulunduğunu, ancak yeni TMSF zamanında kanunların değiştirilerek TMSF yetkilileri ve vekilleri aracılığıyla geriye uygulanmaya başladığını, batık ... bank A.Ş. yetkilileri tarafından kabul edilerek ödenmesi gereken şirket alacağının yeni TMSF yetkilileri tarafından kayıtlarından silinerek idari yolsuzluk yapıldığını, Anayasa Mahkemesinin 04.06.2014 tarih ve 2014/85 Esas 2014/13 Karar sayılı kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun zamanaşımı süresini geriye dönük olarak on yıllık süreyi 2005 yılında, yirmi yıla çıkaran hükmünün iptal edildiğini,  kurum yetkililerinin usulsüz işlemleri ile alacağı gizlediklerin, TMSF yetkilileri ve vekillerinin tevzi ve mahkeme nezdindeki etkileri ile kamu görevlerini kötüye kullanma suçlarının deşifre olmaması amacıyla İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde adaletin tecelli etmesini engellemeye çalıştıklarını, AİHM ve  Anayasa Mahkemesi nezdinde işleme konulmasını geciktirmek için vekalet ücretleri ödetmek amaçıyla yasal olmayan engellemelerin kaldırılması için gereğinin yapılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak yargılama yapılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı şirketin davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve takip dosyasında 2022/120 Esas ile yapılan yenileme üzerine gönderilen ödeme emri ve konulan hacizlerin iptaline karar verilmesi isemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı,  davacı şirket yetkilisi tarafnıdan, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı şirket yetkilisi, dava dilekçesinde, esas olarak İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yenileme sonucu gönderilen icra emrinin iptali ve hacizlerin kaldırılması ile şirketin borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı vekili ise talebin açık olmadığını, dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesine aykırı düzenlendiğini, talep sonucunun açık olmadığını, ileri sürülen icra dosyasında yapılan itirazın iptali amacıyla açılan dava sonucu mahkemece itirazın iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini savunmuştur. Bunun üzerine sunulan cevaba cevap dilekçesinde ise istinaf başvurusunda özetlendiği üzere; davacı şirketin, BDDK tarafından yönetimine el konularak yönetimi TMSF'ye devir edilen ... bank AŞ'den kredi kullanıldığını, ancak gıyaplarında sahte belgeler düzenlenerek takibe konularak alacak oluşturulduğunu, bankadan alacaklı olduklarını, banka ve Fon çalışanlarının usulsüz işlemler yaptığını, borçlarının olmadığını beyan etmiştir. Hukuk davalarının taraflarca hazırlanma ilkesi geçerlidir. Bir davada vakıaların ileri sürülmesi taraflara ait olup, bu vakıalara göre hukuki nitelendirme yapma, hâkimin görevidir (HMK m.33). Dava dilekçesindeki açıklamalar esas itibariyle İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Anılan dosyada davalı BDDK'nın ... bank AŞ'den temlik aldığı alacaklar nedeniyle takip başlatılmış, bu takibe yönelik itiraz üzerine davalı TMSF tarafından ... San.Tic.Ltd.Şti, ... ve ... Tekstil aleyhine İstanbul 1. ATM'nin 2013/175 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Bu davada, davalılar vekili cevap dilekçesi sunmuştur. Mahkemece banka kayıtları esaslı şekilde incelenerek itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş ise de bu karar, TMSF vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 21.05.2014 tarih ve 2014/6821 Esas ve 9604 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına göre verilen 06.06.2016 tarih ve 2014/1718 Esas,2016/432 Karar sayılı ilamı ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.02.2017 tarih ve 2016/17801 Esas, 2017/1393 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Böylece davacının, anılan takip yönünden borçlu olduğu, kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit hâle gelmiştir.İtirazın iptali davası, genel hükümlere göre tabi bir dava olup, hukuken ileri sürülmesi gereken her türlü delil değerlendirilerek borç ve alacak miktarı belirlenmektedir. Nitekim yukarıda belirtilen dava 16.02.1998 tarihinde açılmış ve 2017 yılında kesinleşmiştir. Bu süre içinde, davacı şirketin ve şirket temsilcisinin savunmalarını ileri sürdüğü, davalıların sundukları dilillerin toplanarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava tarihinde şirketin tüzel kişiliğinin bulunduğu ve şirketin yargılamada temsil edildiği anlaşılmıştır. İstinaf başvurusunda sözü edilen Ankara BAM 11.HD'nin ilamının somut olay ile ilgisinin bulunmadığı ve ilamın ihya davasında ve taraf teşkiline ilişkin genel tespitler içerdiği görülmüştür. İstinafta sözü edilen Bakırköy 1.ATM'nin ihya davasının da itirazın iptali ve eldeki menfi tespit davası yönünden bir etkisi bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda, talep konusu menfi tespit isteminden ziyade, yönetimi Fon'a devir edilen Toprakban AŞ'deki devir öncesi bir kısım usulsüzlükler ve şirktin aslında alacaklı olmasına rağmen, bir kısım kamu görevlileri ve banka çalışanlarının sahte belgelerle şirketi borçlu çıkarmaya çalışıldığına ilişkindir. Bu tür iddialar dava dilekçesinde ileri sürülmemiştir. İddiaların bir kısmı idari işlemlere ilişkin görülen zararlara ilişkin olup, bir kısmı ise yasama faaliyetine ilişkindir. Bu iddiaların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün menfi tespite konu ... Esas sayılı dosyası ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Aynı konuda açılan bir itirazın iptali davasında ileri sürülen veya ileri sürülmesi gereken savunma sebeplerinin, yeniden aynı konuda açılacak bir menfi tespit davasında ileri sürülemesi hâlinde, önceki ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Davanın açıldığı tarihte, derdest bir itirazın iptali davası bulunmamaktadır. Yukarıda sözü edilen itirazın iptali davası bu davadan önce kesinleştiğinden, artık davacının iddialarını o davada ileri sürmesine imkân bulunmamaktadır. Nitekim ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında yer verdiği Yargıtay kararlarında da derdest bir itirazın iptali davası bulunması hâlinde, yeniden menfi tespit davası açmak yerine, menfi tespit davasındaki iddiaların itirazın iptali davasında savunma olarak ileri sürülmesi gerektiğine işaret edilmiştir.  Derdest bir itirazın iptali davası bulunmadığından hukuki yarar dava şartının değerlendirilmesi mümkün değildir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1718 Esas, 2016/432 Karar sayılı ilamı itirazın iptaline ilişkin olup eldeki davanın menfi tespit davası olması nedeniyle, HMK'nın 303. maddesi anlamında kesin hüküm bulunduğundan söz edilemez ise de anılan karar, eldeki dava bakımından kesin delil etkisi taşır. Zira anılan kesinleşmiş mahkeme ilamında, davacının davalıya borçlu olduğu hususu kesinleşmiştir. HMK'nın 204/1 maddesi uyarınca, usulen kesinleşmiş mahkeme ilamları, kesin delil niteliğindedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın, davacının borçlu olduğuna dair kesinleşmiş ilam esas alınarak ve kesin delil etkisi gözetilerek davanın esas bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarara ilişkin dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu nedenle, davacı tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesini istinaf akonu kararının resen düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle;  HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacının ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, ilk derece mahkemesince verilen kararın resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce  yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte,  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine,2-Karar tarihinde yürürlükte olan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 481,07 TL harçtan mahsubu ile artan 53,47 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Artan gider avansının, hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;  a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; başka harç alınmasına yer olmadığına, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fed296ba2984134e","SID":"c5bd31adacf98b4a"}}