{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/830 <br>KARAR NO\t\t: 2024/2064<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/01/2024<br>NUMARASI\t\t: 2023/249 Esas - 2024/23 Karar\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ \t: 05/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 05/12/2024<br>                    <br> \tİzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/01/2024 tarih 2023/249 Esas 2024/23 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi Davacı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA : Davacı vekili, davalının müvekkilleri aleyhine İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5939 E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ancak takibe dayanak senetlerdeki imzaların müvekkillerine ait olmadığını, bu konuda İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesince 2009/996 E. sayılı dava açtıklarını, imza itirazının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, müvekkillerinin borçlu olmadıklarını, haksız icra takibi ve haciz nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını iddia ederek, takibin tedbiren durdurulmasına, icra dosyasında takibe konulan her biri 8.000,00 TL bedelli (30.04.2008 tarihli senedin üzerinde yazı ile yazılmış bulunan tutar ile rakamla yazılmış olan tutarın farklı olması nedeniyle yazı ile yazılmış \"sekiz TL\" tutarın kabulü ile) toplam 10 adet senetten ve bu senetlere dayanan takip yönünden müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, bu talebin kabul edilmemesi halinde 30.04.2008 tarihli senedin üzerinde yazı ile yazılmış bulunan tutar ile rakamla yazılmış olan 8.000,00 TL arasındaki 7.992,00 TL fazla kısım yönünden müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili, takip konusu senetlerin davacıların elinden sadır olduğunu, imzaların davacılara ait olmadığına dair imzanın kötü niyetli olduğunu, toplam 80.000,00 TL tutarındaki borcun 10 eşit senede bölünerek ödenmesi konusunda tarafların mutabakata vardıklarını, akabinde de 8.000,00-TL tutarında 10 adet bono düzenlendiğini, tüm senetlerde rakamla 8.000,00-TL ve yazıyla da \"Sekiz Bin\" yazarken, yalnızca 30.04.2008 tarihli senette rakamla 8.000,00 TL yazıyla \"Sekiz\" yazmasından yola çıkarak 8.000,00-TL üzerinden takibe girişilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmenin kötüniyetli bir yaklaşım olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tKALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :  Mahkemece, ATK Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda davacı ... adına atılı üstte yer alan imzaların ...'in eli ürünü olduğu, altta yer alan imzaların ...'in eli ürünü olmadığı, davacı ... adına atılan imzaların ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği; Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesindeki akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 28/09/2016 tarihli raporda, inceleme konusu senet üzerindeki imzaların davacıların eli ürünü olmadığının tespit edildiği belirtilerek davacıların İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2009/5939 (yeni numarası 2015/4711) sayılı takip dosyasında işleme konan her biri 8.000,00 TL bedelli toplam 10 adet senetten ve bu senetlere dayanan takip yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, şartlar oluşmadığından davalı borçlunun haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşılamadığından davacılar lehine kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.  <br>\tBİRİNCİ KALDIRMA KARARI : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1202 E. 2021/916 K. Sayılı ilamı ile, HMK'nun 267. Maddesi gereğince fazla bilirkişi seçilecek olması halinde tek sayıda bilirkişi heyetinin oluşturulması gerektiği, mahkemece usule aykırı olarak iki kişiden oluşan heyetten rapor alınarak sonuca gidildiği, üstelik ATK raporunda davacı ...'nın imzaları konusunda çelişkiler bulunduğu, ATK raporunda, senet üzerindeki üstteki imzaların ...'nın eli ürünü olduğu, alttaki imzaların eli ürünü olmadığının belirtildiği, hükme dayanak yapılan raporda ise, tüm imzaların ...'nın eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden, raporlar arasında kısmen çelişki oluştuğu, mahkemece bu çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu sonucuna varılarak davalı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\t\tBİRİNCİ KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, kaldırma kararın sonrasında alınan 29.03.2022 tarihli rapor doğrultusunda inceleme konusu her biri 04.01.2008 tanzim tarihli, 8.000,00 TL değerinde, 28.02.2008, 30.03.2008, 30.04.2008, 30.05.2008, 30.06.2008, 30.07.2008, 30.08.2008, 30.09.2008, 30.10.2008 ve 30.11.2008 ödeme tarihli senetlerin ön yüzlerinde davacı ...'e atfen sağ bölümlere atılmış imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı ...'in eli ürünü olmadığı; davacı ... yönünden ise bilirkişi raporu da dikkate alınarak 6102 sayılı TTK. 702/2 uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerli olacağından ve 6102 sayılı TTK. 677 (imzaların bağımsızlığı gereğince) uyarınca imza edenlerin sorumluluğu dikkate alındığında \"bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişilere herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez\" ilkesi dikkate alınarak, imzaların bağımsızlığı ilkesine göre davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davacı ... yönünden davanın kabulü ile İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5939 (yeni numarası 2015/4711) sayılı takip dosyasında işleme konan her biri 8.000,00 TL bedelli toplam 10 adet senetten ve bu senetlere dayanan takip yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı, kötü niyetli olmadığından İİK. 72/5-3. maddesi uyarınca davacı lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacı ... yönünden açılan davanın reddine karara verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili ve davalı ... mirasçısı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİKİNCİ KALDIRMA KARARININ ÖZETİ\t: Dairemizin 13.03.2023 tarihli  2022/1918 E. 2023/405 K. Sayılı kararı ile, davalı ...'ın dava açıldıktan sonra ancak karardan önce 20.01.2022 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının usulüne uygun olarak davaya dahil edilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı; davaya konu istemin malvarlığına ilişkin olduğu, mirasçıların mal varlığını etkilediği, ölenin mirasçılarının davaya dahil edilmemelerinin HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da zedelediği, mahkemece davalı ...'ın mirasını reddedip reddetmediği belli olmayan tüm mirasçılarının usule uygun şekilde davaya dahil edilmesi gerekirken, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna varılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>\tİKİNCİ KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı/müteveffa ...'ın mirasçıları davaya dahil edilerek UYAP sistemine kaydedildiği, bu kişilere duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edildiği, mirasçılardan ...'ın da dava devam ederken vefat ettiği, veraset ilamının dosyaya sunulduğu, taraf teşkili konusunda eksiklik bulunmadığından yargılamaya devam olunduğu, ikinci kaldırma kararı öncesinde aldırılan ve çelişkiyi gideren bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz edilmediği, bu konuda yeniden inceleme yapılmadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kabulü ile İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5939 (yeni numarası 2015/4711) sayılı takip dosyasında işleme konulan her biri 80.000,00 TL bedelli toplam 10 adet senetten ve bu senetlere dayanan takip yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklı kötü niyetli olmadığından İİK. 72/5-3. cümle uyarınca davacı lehine kötü niyet tazminat talebinin reddine, davacı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı ... vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu senetlerde müvekkili ... adına üst kısımda atılan imzaların “...’in eli ürünü olduğu” şeklinde bildirilen görüşün hatalı olduğunu, alttaki imzaların müvekkili eli ürünü olmadığı tespit edilmiş yine senetlerde asıl borçlu olan ... adına atılan imzaların da asıl borçlu ...’in eli ürünü olmadığının belirlendiğini, dava konusu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olup olmadığı hususunda ciddi derecede şüpheli bir durum oluştuğunu, hal böyle iken mahkemece sanki senetlerdeki imzalar tereddütsüz müvekkiline aitmiş gibi bu senetlerden dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ...'in dava konusu senetlerde kefil olarak gösterildiğini, kefalet sözleşmesinin feri bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin geçerliliğinin geçerli bir asıl borcun varlığını gerektirdiğini, doğuş ve sona erme bakımından asıl borcun varlığına bağlı olduğunu, kefalet sözleşmesinin fer'iliğin sonucu olarak asıl sözleşmeden etkileneceğini, asıl borcun sona ermesi ve azalmasının kefilin sorumluluğunu etkileyeceğini, dava konusu senetlerde asıl borçlu görünen ...’in borcunun varlığı sabit olmadığından senette kefil görünen müvekkili ...'in de söz konusu senetlerden dolayı borçlu kabul edilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE\t: Dava, davalı alacaklı tarafından davacı borçlular hakkında başlatılan icra takibine konu bonolarda asıl borçlu ve aval veren imzalarının davacılara ait olmadığı ileri sürülerek borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1202 E. 2021/916 K. sayılı kaldırma kararı uyarınca Adli Belge İnceleme ve Sahtecilik Uzmanı Öğretim Üyelerinden oluşan üç kişilik heyetten alınan 29.03.2022 tarihli bilirkişi  raporunda, dava konusu bonoların ön yüzlerinde davacı ...'e atfen sol bölümlere atılmış imzaların üst bölümlerinde yer alan imzaların davacı ...'in eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup, ATK Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 08.11.2016 tarihli rapordaki tespit ile örtüşmektedir. <br>\tAval veren kimsenin temin ettiği borç, kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmayan bir kimse lehine veya uydurma bir kimse lehine ya da imzası tahrif edilmiş veya imzası kendisini ilzam etmeyen bir kimse lehine verilmiş avallerde olduğu gibi şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdü, kambiyo taahhütlerindeki imzaların istiklali prensibi gereğince geçerlidir. (Bkz Prof. Dr. N. Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak Hukuk 1987 baskı sh. 245 vd.; Prof. Dr. Fırat Öztan Kıymetli Evrak Hukuk 2. baskı sh. 394 vd.) <br>\tDava konusu bonolarda davacı ...'in avalist  sıfatını taşıdığı,  6102 sayılı Kanun’un 702. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir” hükmü uyarınca şekle ait noksanlıktan başka sebepten batıl olsa dahi aval verenin taahhüdünün geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiğine göre, ilk derece mahkemesince dava konusu bono üzerindeki keşideci imzasının davacı ...'e ait olmamasının davacı avalistin sorumluluğuna etkisi bulunmayacağı gözetilerek davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 03.05.2023 tarihli 2021/8190 E. 2023/2663 K.) <br><br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı ... yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81ca261f823920c2","SID":"37915f3d0ff9c9c1"}}