{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/10/2024<br>NUMARASI\t:  Esas  Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVALI\t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVA\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 26/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Sürücü ... sevk ve idaresindeki elektrikli bisikleti ile Yolçatı Caddesi istikametinden Odabaşı Sokağı takiben Adanır Sokak kavşağına doğru giriş yaptığı sırada aracının ön kısımları ile sağından Adanır Sokağı takiben seyredip kavşaktan Odabaşı Sokağa sola dönüş yapan sürücü .... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sol ön köşe kısımları ile çarpışması sonucu kaza meydana gelmiş olduğunu, bu kazanın oluşumunda müvekkil şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada ...'un yaralanmış olduğunu, ...'un müvekkili aracılığıyla müvekkil sigorta şirketine başvurmuş olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin ...'a sürekli iş görmezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gider tazminatı ve kaçınılmaz tedavi gideri olmak üzere 170.000,00 TL tazminat ödemesi yapmış olduğunu, kaza tutanakları incelendiğinde, kazanın trafik kuralına uymama sebebiyle gerçekleştiğinin ortada olduğunu, sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu, ZMSS Genel Şartları B.4.b \"Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına yada ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise\" maddesi gereği müvekkil şirketin rücu hakkı doğmuş olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin kanundan doğan haklı alacağını alabilmek adına davalı tarafla bir çok kez iletişime geçmesine rağmen bu tavrı davalı taraf nezdinde karşılık bulamamış olduğunu, son çare olarak favalı tarafa karşı Konya .. İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyayla ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, asıl alacak olarak da 170.000,00 TL ödeme (14.02.2022) tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık işletilen yasal faiz sonucu 5.868,49 TL işlemiş faizi ile birlikte 175.868,49takip çıkışı olduğunu, müvekkil şirketin kanundan doğan haklı alacağını geciktirmek amacı ile işbu takibe itiraz etmiş olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda davalı ile hiçbir anlaşma sağlanamamış işbu sebeple haklı takiplerine yapmış olduğu kötü niyetli haksız itirazının iptalini isteme zaruretiyle bu davayı açmalarının hasıl olmuş olduğunu, davalı-borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, söz konusu alacağın kanundan kaynaklanmakta olup borçlunun itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu sebeple haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline; takibin devamına ve davalı aleyhine % 20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, arz ve izah olunan ve resen gözetilecek sebepler ile; haksız itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine % 20den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın sürücüsünün kusursuz olduğunu, davacı tarafın, sürücü ....'ün kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenle Karayolları Trafik Heyeti'nden veya İTÜ öğretim üyelerinden oluşacak heyetten kusur raporu alınması gerekmekte olduğunu, zarar görür malul kaldığı iddia olunan 3. kişi konumundaki ...'un, kazaya bağlı bir maluliyetinin olmadığını, ispatı için Adli Tıp Kurumu'na sevki ile varsa maluliyet oranının, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tespit ettirilmesinin gerektiğini, 26.01.2022 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı'nda görüleceği gibi ... ile davacı ...Ş. arasında varılan anlaşma gereğince davacı tarafın sadece sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmiş olduğunu, tutanakta görüleceği üzere taraflar arasında geçici iş göremezlik, geçici bakıcı giderleri ve tedavi gideri zararının tazmini yönünden anlaşma sağlanamamış olduğunu, ...'un maluliyeti bulunduğunun tespit edilmesi halinde sürekli iş göremezlik zarar hesabının, P.M.F Yaşama Tablosuna Göre Muhtelif Yaşlarda Ortalama Ömür Cetveli'nde bakiye ömrü belirlenmek sureti ile yapılması gerektiğini, izah olunan ve resen gözetilecek nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, dava şartı arabuluculuk faaliyeti için yapılan giderler ile sarfına mecbur kalınacak yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, davanın reddi nedeni ile taraflarına vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; \"Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve somut olayımız bir bütün olarak değerlendirildiğinde 28/10/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde dava dışı ...'un yaralandığı, yaralanması neticesinde davacı tarafından dava dışı şahsa 170.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi zararı ödemesi yapıldığı, davacının, davalıya ait aracın ZMM sigortacısı olduğu, kaza tarihinde davalıya ait aracı kullanan .... isimli şahsın sürücü belgesinin mevcut olmadığı, kazanın meydana gelmesinde .... plakalı araç sürücüsünün % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, dava dışı bisiklet sürücüsü ...'a atfı mümkün herhangi bir kusur olmadığı, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden 17/05/2024 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirmede kaza sebebiyle davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik maluliyet oranının %10 olduğu, aktüerya bilirkişisinden alınan 22/07/2024 Tarihli bilirkişi raporunda davacı ... şirketinin ödeme yapmış olduğu 14/02/2022 tarihi itibariyle TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan değerlendirmede dava dışı ...'un sürekli iş göremezlik maddi zararının 219.716,08 TL olduğu, bir başka ifade ile sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin gerçek zarar sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile T.C. Konya .. İcra Dairesinin... Esas sayılı icra dosyasında davalı(borçlu) tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden aynen devamına karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. <br>(11) İCRA-İNKAR TAZMİNATI TALEBİ AÇISINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE: Her ne kadar davacı tarafından icra-inkar tazminatı talep edilmiş ise de T.C: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/09/2017 Tarih ve 2016/1720 Esas-2017/4335 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında davacının talebi uğranılan zararın rücuen tahsiline ilişkin olup alacak likid olmadığından yasal şartları oluşmadığından davacının icra-inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak;<br>Davanın KABULÜNE, <br>(a) T.C. Konya .. İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasında davalı(borçlu) tarafından yapılan itirazın İPTALİNE, takibin kaldığı yerden AYNEN DEVAMINA, <br>(b) Yasal şartları oluşmadığından davacının icra-inkar tazminatı talebinin REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ATK 2. Veya 3. İhtisas Kurulundan yeniden maluliyet raporu alınması taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, alınan raporlar  arasında çelişki olduğunu, bu nedenle ATK ilgili ihtisas dairesinden yeniden rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranlarının yanlış yönetmelik hükümlerine göre belirlendiğini, hesaplanan maddi tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, elektrikli bisiklet sürücüsü ...un kazanın oluşumunda veya yaralanmasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilerek hesaplanan maddi tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava, dava dışı 3. kişiye ödeme yapan trafik sigortacısının ödediği bedelin, KTK'nun 95. maddesi ile ZMSS poliçesi ve ZMSS Genel Şartları gereği davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin itirazın iptali takibin devamı istemidir.<br>Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Genel Şartlarının (tazminatın azaltılması ve kaldırılması sonucunu doğuran haller) başlıklı B.4.b maddesinde tazminatı gerektiren olayın aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, sigortacının bu hususu zarar görenlere karşı ileri süremeyeceği ve fakat ödemede bulunduktan sonra tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Poliçede yer alan bu şart esasen Karayolları Trafik Kanunu'nun 95. maddesi düzenlemesinin poliçeye aksettirilmiş bir hükmüdür. Sigorta şirketinin rücu edebileceği tazminat tutarı, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına ve zarar görenlerin gerçek zararına göre belirlenir.(Yargıtay 17. H.D'nin  1102.2020 tarih 2019/711E, 2020/1195K sayılı kararı).<br> Somut olayda, davacı ... vekili, zarar gören üçüncü kişiye yapılan ödemenin sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz olması nedeniyle akidi olan sigorta ettirenden rücuen tahsili için eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.<br> Davacının  B.4.b maddesine göre rücü imkanı açık olmakla diğer rücu sebeplerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca değerlendirmesine  gerek görülmemiştir.<br> Ne varki Zorunlu trafik sigorta şirketi ehliyetsiz araç kullanılması sebebine dayanarak kendi sigortalısına onun veya sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında rücu edebilir. Zira araç sahibinin sorumluluğu diğer bir deyişle karşı araç malikine tazminat ödeme yükümlülüğü aracı kullanan sürücü ehliyetsiz olsa dahi kusur esasına dayalıdır.<br>Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. <br>Somut olayda,   dava konusu trafik kazasına sebebiyet veren davalıya ait aracın kaza sırasında sürücüsünün ehliyetsiz olduğu trafik kaza tespit tutanağından anlaşılmakla sigortacının davalı ... ettirene rücu imkanı bulunmaktadır. <br>Zorunlu trafik sigorta şirketi ehliyetsiz araç kullanılması sebebine dayanarak kendi sigortalısına onun veya sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında rücu edebilir. Zira araç sahibinin sorumluluğu diğer bir deyişle karşı araç malikine tazminat ödeme yükümlülüğü aracı kullanan sürücü ehliyetsiz olsa dahi kusur esasına dayalıdır.<br>Kazaya ilişkin tutulan kaza tespit tutanağında CEZA DOSYASI raporu ve mahkemece alınan raporun birbiri ile ve olayla uyumlu olduğu  dava dışı sürücü ....'in %100 kusurlu olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir. <br>Hesap raporu itirazının incelenmesinde :<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>           Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>          Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>           Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>            Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>           Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>          Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>               Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>              Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>       Somut olayda: Maluliyetin  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen kısmı dikkate alınarak  (PMF 1931) Tablosuna göe belirlenmesi gerektiğinden itirazın kabulü gerekmiştir.<br>Müterafik kusur itirazının incelenmesinde:<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır. <br>Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde \"üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur\" düzenlemesine yer verilmiştir.(YARGITAY4. HUKUK DAİRESİ 2021/5029  E 2021/6489 K ) <br>Somut olayda davacının desteğinin kullandığı bisiklet Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde belirtilen koruma başlığı takma zorunluluğu olan araçlardan olmadığından, müterafik kusur indirimi yapılmaksızın tazminatın hesaplanması yerindedir .<br>Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, <br>HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle) <br>1-Davanın KISMEN  KABULÜNE, <br>(a) T.C. Konya .. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında 103.254,11 TL ANA PARA 3.589,85 TL FAİZ OLMAK ÜZERE TOPLAM;106.843,96-tl ÜZERİNDEN  takibin kaldığı yerden AYNEN DEVAMINA, Bu kısma yönelik davalı(borçlu) tarafından yapılan itirazın İPTALİNE,Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE<br>(b) Yasal şartları oluşmadığından davacının icra-inkar tazminatı talebinin REDDİNE,<br>İlk Derece Yargılaması Yönünden;<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.298,51 karar ve ilam harcından peşin alınan 2.124,06TL harcın ve 879,34TL icra harcının mahsubu ile 4.295,11 harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>-Harçlar Kanunun 29. maddesi gereğince davacı alacaklının icra müdürlüğüne yatırdığı binde beş tahsil harcı mahkeme harçlarına mahsup edildiğinden bu hususun icra müdürlüğünce resen dikkate alınmasına, <br>3-Davacı tarafça yatırılan 2.124,06 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-Hazine tarafından karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk giderinin 946,92 TL'sinin  davalıdan, kalanı miktarın davacıdan tahsil edilerek  hazineye gelir kaydına,<br>5-Davacı tarafından karşılanan 269,85TL başvuru harcı, 879,34TL icra harcı, 38,40TL vekalet suret harcı, 949,50TL posta ve tebligat gideri, 3.900,00TL bilirkişi ücreti gideri, 5.402,13TL hastane gideri olmak üzere toplam ‬11.439,22 TL'nin 6.943,60 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Davacı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>7-Davalı vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>8-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,<br>İstinaf Yargılaması Yönünden;<br>9-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine,<br>10-Davalı tarafça yapılan 1.169,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>11-İStinaf aşamasında davacı tarafça yapılan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>13-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br> Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince;  (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.26/12/2024<br><br><br>         ...          ...          ...             ...<br>                Başkan                             Üye                              Üye                              Katip<br>                 ...                            ...                        ...                           ...<br>              e-imzalı                          e-imzalı\t                 e-imzalı                          e-imzalı<br> <br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d52af61cfc80ed60","SID":"b341e4063bfa6e2d"}}