{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2024/2134 - 2024/1878<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/2134 <br>KARAR NO\t: 2024/1878<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/196 E.  -  2021/142 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/03/2021 tarih ve 2020/196 E. - 2021/142 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2019/84501 sayılı \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli \".../...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirket adına tescilli markaların herkes tarafından bilinen markalar olduğunu, \"...\" ibareli başvurunun, müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını, müvekkili şirketin tanınmışlığından yararlanacağını ve haksız rekabete yol açacağını, dava konusu markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını ve markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu marka başvurusu için 07, 12 ve 35. sınıflarda tescil talep edildiğini, ancak bu sınıflarda müvekkili şirkete ait markaların tescille koruma altında olduğunu, bu nedenle taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut bulunduğunu, “.../...” ibareli markaların müvekkili şirkete ait seri markalar olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde tüketici nezdinde müvekkili şirketin seri markalarının devamı olduğu yönünde intiba oluşacağını ve müvekkili şirket tarafından yeni bir marka yaratıldığının düşünülebileceğini, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait www.....com.tr ibareli alan adı ile benzer olduğunu, bu hususun Kurum tarafından hatalı değerlendirildiğini, “...” ve “...” ibaresinin müvekkili şirkete ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkili şirkete ait alan adının da esas unsuru olduğunu, “...” ve “...” ibareli markaların sektörünün en prestijli markalarından “...” markası adı altında piyasaya sürüldüğünü, “...” markasının Kurum nezdinde tanınmış marka olarak korunduğunu, “...” markasının tanınmışlığı nedeniyle de tüketici nezdinde esas unsuru “...” ve “...” ibareli markaların bilinir kılındığını, tüketicinin “... ...” markasını butik mağaza zincirleri olarak tanıdığını ve tercih ettiğini, müvekkili şirkete ait tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusuna konu edilmesinin kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-5023 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacıya ait “.../...” ibaresini taşıyan itiraz konusu markaların, ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, davacı markaları ile davaya konu \"...+Şekil\" ibaresinin karıştırılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle davacı markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, markaların hedef kitlelerinin de birbirinden farklı olduğunu, davacının faaliyet alanının müvekkiline ait ürün farklı bulunduğunu, markaların karıştırılması ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarında yer alan \".../ ...\" ibarelerinin tek başlarına ayırt edicilikleri düşük, zayıf ibareler oldukları, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, SMK m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı,  gerek alan adında, gerekse alan adı içeriğinde yer alan \"...\" markası ile dava konusu \"Şekil+...\" markası arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığından, SMK m.6/6 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği,  davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiası yerinde bulunmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.       <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili,  mahkeme kararının aksine davaya konu \"...\" ibareli marka ile müvekkil şirkete ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olduğunu, \"...\" markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, dolayısıyla söz konusu işaretler arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin .../... ibareli seri markalarının  yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış markalar olduğunu, bu nedenle başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, tanınmış markalarda, markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin, bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerekmekte olup, somut olayda, dava konusu karara mesnet markanın seçilmesinin haklı bir nedeninin olmadığını, sadece müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin tescil edilmek istendiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \".../...\" asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira \"...\" ve \"...\" ibarelerinin Türkçe'de \"büyük, geniş\" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, dava konusu başvuruda da \"...\" ibaresinin öne çıkarılmayıp, bir bütün halinde \"...\" ibaresine yer verildiği, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın \"...\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının yerinde olmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 \t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"83aaa26c80267e1a","SID":"e4779f7a9bf734a4"}}