{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/2203 <br>KARAR NO\t: 2024/1876<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/68 E.  -  2022/656 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2020/68 E. - 2022/656 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalının Ankara 23. İcra Dairesinin 2019/16528 E. numaralı takip dosyasındaki 11.415,02 TL alacaklarına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkin olduğunu, aralarında bulunan hizmet sözleşmesinden kaynaklı 11.415,02 TL alacakları için icra takibi başlattıklarını, davalı-borçlunun itiraz edip takibi durdurduğunu, bu itirazın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davalının Devlet Malzeme Ofisi, ... Makine A.Ş. ve ... Eğitim Kurumları gibi kuruluşların taşıma işlerini yürüttüğünü, müvekkilinin de bu hizmetin davalı tarafından yürütülmesi için kullanılan araçlardan birinin sahibi olduğunu, bu kurumlar ile yükleniciler arasındaki hak ve yükümlülükleri düzenleyen sözleşmede yüklenicinin servis sahiplerine taşıma ücretini ödemekle yükümlü olduğu hususunda herhangi bir şüphe bulunmadığını, müvekkilinin DMO hattında 1 Aralık 2017-31 Temmuz 2018 tarihleri arasında 210 TL + KDV ile 31.07.2018'den 07.09.2019 tarihine kadar ise 235 TL + KDV ile çalıştığını, yine 3 ... Makine AŞ hattında 1 Aralık 2017 tarihinde 170 TL + KDV ile çalıştığını, Temmuz 2019 tarihinden itibaren 07.09.2019 tarihine kadar ise 180 TL + KDV ile çalıştığını, yine ... Eğitim Kurumları hattında Ocak 2018’den Haziran 2019 tarihine kadar çalıştığını, bu okul için davalı ile günlük 90 TL + KDV anlaşmalarına karşın 80 TL üzerinden ödeme yapıldığını, müvekkilinin verdiği hizmetleri gösterir faturaları düzenlediğini, ancak ... Eğitim Kurumlarının servis hizmetleri için davalının ısrarlı isteği ve emri üzerine fatura kesmediklerini, ancak aracının plakasının söz konusu kurumun kayıtlarında bulunduğunu ve araçtaki takip cihazından bu kurumda çalıştığının görüleceğini, ayrıca fatura kesmemelerine karşın davalı tarafından her ay düzenli olarak banka havalesi şeklinde kısmi ödemeler yapıldığını,  iş bu uyuşmazlığa konu takibin en son 31.08.2019 tarihli A-48 ve 30.09.2019 A 49 numaralı faturalar olduğunu, bu faturalar ödenmeyince müvekkilinin bu hatlardaki servis işini 7 Eylül 2019 tarihinde bıraktığını, müvekkiline yine 7 Eylül 2019 tarihine kadar ki hizmet için kestikleri açık fatura bedellerinin de ödenmediğini ileri sürerek, davalının icra takibine yönelik haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\tDavalı vekili, müvekkili ile davacı arasında 01.10.2018 tarihinden başlayarak 01.10.2019 tarihine kadar geçerli hizmet sözleşmesi bulunduğunu, davacının 31.08.2019 ve 30.09.2019 tarihli fatura bedelleri için ilamsız icra takibi başlattığını, ancak bu faturalardan 31.08.2019 tarihli A-48 nolu faturanın müvekkiline gönderildiğini, 30.09.2019 tarihli A-49 numaralı faturadan ise müvekkilinin haberi bulunmadığını, kesilen faturalar ile yapılan ödemeler karşılaştırıldığında müvekkilinin davacıdan 15.759,10 TL alacaklı olduğunu,  ayrıca, 01.10.2018 tarihli sözleşmesinin 7. maddesine göre; \"Sözleşmede belirtilen haller dışında sözleşmenin yüklenici tarafından tek taraflı feshedilmesi halinde, yüklenici 20.000,00 TL tutarındaki cezai şart bedelini firmaya peşinen öder.\" dendiğini, yine 13. maddesine göre; \"...şartlar oluşmadan işin bırakılması halinde, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen cezai şart tutarı ve işin bırakıldığı güne ve devamına ait taksi, ceza vs. ücretleri yüklenicinin ilk hak edişinden bildirime gerek kalmaksızın kesilir. Hak edişin bulunmaması veya mahsup sonucu kalan bakiye bulunmaması halinde, firmanın talebi üzerine araç sahibi tarafından derhal ödenir.\" hükümlerinin bulunduğunu, davacının 09.09.2019 tarihinde hiçbir önelde bulunmadan sözleşmeyi tek taraflı şifahi olarak feshettiğini, bunun üzerine davacıya gönderdikleri ihtarname ile herhangi bir geçerli sebep ileri sürmeksizin, aniden ve tek taraflı sözleşmeyi feshetmesinden dolayı, derhal göreve başlanmasını, aksi takdirde anılan sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen 20.000,00 TL tutarında cezai şartın müvekkiline ödenmesi gerektiğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, ileride davacının herhangi bir alacağı ortaya çıkarsa cezai şart mahsup ettiklerini savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. <br> \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının icra takibinde 2 adet faturaya dayandığı, bu faturaların 31.08.2019 tarih A-48 no'lu 8.730,90 TL bedelli ve 30.09.2019 tarih A-49 no'lu 2.684,12 TL bedelli faturalar olduğu, dava dilekçesinde, davalıya hizmet verildiği belirtilen 3 adet dava dışı kurum yönünden fesih tarihine kadar olan alacak ile davanın sınırlandırıldığı, her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacının bunun üzerinde alacağının doğabileceği yönünde hesaplama yapılmış ise de davacı yan alacak miktarını bu bedelle sınırlamış olup, davacının davalıdan takip miktarınca alacağının doğduğunun kabulünün gerektiği, davalının ise mahsup talep ettiği ve savunmasını taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye dayandırdığı, bu sözleşmenin 7. maddesinde cezai şartın düzenlendiği, sözleşmede belirtilen haller dışında sözleşmenin feshedilmesi halinde 20.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının sözleşmenin 2. sayfasının sonradan eklendiğini iddia ederek bu maddeyi inkar ettiği ancak sözleşme altındaki imzaya yönelik inkarda bulunmadığı, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre metin, içerik, anlam ve devam eden maddelerin bir bütünlük taşıması kaydıyla birden çok sahifeden oluşan yazılı sözleşmelerin tüm sahifelerinin taraflarca imza edilmesi zorunluluğu bulunmadığı, bu nedenle sözleşmeye yönelik inkarı bulunmayan davacının 2. sayfaya yönelik inkarına sözleşmenin içerik, anlam ve metin yönünden bütünlük taşıması nedeniyle itibar edilmediği, buna göre sözleşmenin kendi kabulleri de olduğu üzere davacı yanca feshedildiği, sözleşmeye göre fesih nedeninin haklı gerekçeye dayanmadığı anlaşılmakla, davalının 20.000,00 TL cezai şart alacağının mahsup talebinin yerinde görüldüğü, davacı alacağının yukarıdaki nedenlerle 11.415,02 TL olduğu, mahsubu talep edilen bedelin ise 20.000,00 TL olması karşısında davacının, davalıdan alacağının kalmadığı, davalı yanca davacıya cezai şart alacağı ihtar edildiğinden davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğuna kanaat getirildiği gerekçesiyle davanın reddine, İİK'nun 67/2.maddesine göre 2.283,TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak, davalıya verilmesine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, takas mahsup talebinin usulüne uygun bir biçimde öne sürülmediğini, bu nedenle huzurda görülen davada takas-mahsup talebinin değerlendirilemeyeceğini, davalının, takas-mahsup savunmasına konu edilen cezai şarta hak kazanmadığını, bu nedenle doğmayan bir alacağın takas-mahsubunun mümkün olmadığını, davalı tarafından mahkeme dosyasına sunulan sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, söz konusu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmayıp, imza incelemesi yapılması gerektiğini, diğer yandan sözleşmenin ikinci sayfasında değişiklik yapılmış olabileceğini mahkemeye bildirmelerine rağmen mahkemece sözleşme aslının getirtilerek bu iddialarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t: Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından, davalının dosyaya sunduğu sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülmüş ise de davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 17.03.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, söz konusu sözleşme altındaki imzaya itiraz edilmediği, yalnızca sözleşmenin ikinci sayfasında imzalarının olmadığın ve bu sayfada tahrifat yapıldığının belirtildiği, ancak cevaba cevap dilekçesinde söz konusu sözleşme altındaki imzaya itiraz edilmemesi, sözleşmenin metin, içerik, anlam ve devam eden maddeleri itibariyle bir bütünlük taşıması karşısında sözleşmenin 2. sayfasında, davacının imzasının olmamasının sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, dolayısıyla bu yöne ilişkin davacı istinaflarının yerinde bulunmadığı, davalının cevap dilekçesinde usulüne uygun olarak takas mahsup savunmasında bulunulduğu, taraflar arasında geçerli olarak yapıldığı kabul edilen 01.10.2018 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde, sözleşmede belirtilen haller dışında sözleşmenin davacı tarafından feshi halinde 20.000,00 TL cezai şartın öngörüldüğü, sözleşmenin 8. maddesinde ise ödeme şartlarının düzenlendiği, buna göre faturaların tanzim edildiği tarihi takip eden ayın 1. gününden  itibaren 60 gün içinde fatura bedelleri ödenmemişse davacının sözleşmeyi fesih hakkının doğacağı, icra takibine konu edilen faturalar yönünden henüz 60 günlük sürenin geçmediği, davacı tarafça bu tarihten önce sözleşme feshedildiğinden, davacının sözleşmeyi feshinin haksız bulunduğu, buna göre cezai şart koşullarının davalı yararına oluştuğu ve davalının 20.000,00 TL cezai şart alacağının olduğu, davalının da bu alacağına dayalı takas savunmasında bulunduğu ve savunmasının yerinde görüldüğü, cezai şart alacağına ilişkin olarak mutlaka ayrı bir dava açılmasına gerek olmadığı, bu alacağın takas savunmasına dayanak yapılabileceği, davacı aleyhine hükmedilen kötü niyet tazminatı yönünden ise davacının bir istinaf itirazının olmadığı, bu hususun kamu düzenine de ilişkin olmaması nedeniyle Dairemizce resen incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Kararın tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,  <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/11/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 \t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"332e9bec9d568006","SID":"5764c8a7aa2374e0"}}