{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1173 Esas<br>KARAR NO: 2024/2042 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/768 Esas- 2022/749 Karar<br>TARİH: 24/11/2022<br>DAVA: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ... Noterliğinin 17/01/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile davalı şirket ortaklarından ...'den 800 adet hisse, İzmir .... Noterliğinin 17/01/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile yine davalı şirket ortaklarından ...'dan 600 adet hisse devraldığını, müvekkilinin üzerine düşen bütün yasal yükümlülük ve gerekliliklerini tam ve eksiksiz yerine getirmesine karşın aradan geçen zaman içerisinde ortaklar kurulunun toplanmadığını, devir hususuna ilişkin herhangi bir karar vermediğini, devrin pay defterine işlenmediğini, Ticaret Sicilde tescil ve ilan ettirilmediğini, müvekkilinin Bodrum ... Noterliğinin 06/08/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ortaklar kurulu tarafından devrin onaylanarak Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesi isteminde bulunduğunu, söz konusu ihtarnamenin 12/08/2021 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, tebliğ tarihinden bu yana 3 aylık yasal sürenin dolduğunu, bu süre içerisinde başvurunun reddedilmediğini, bu çerçevede müvekkilinin yağmış olduğu başvurunun 3 ay içerisinde reddedilmediği nazara alınarak söz konusu hisse devrinin onaylanmış sayıldığını beyanla dava konusu hisselerin üçüncü kişilere devir, temlik ve rehin verilmesini ve her türlü tasarrufun önlenmesini sağlayacak şekilde davaya konu hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili davacıya ait hisselerin aidiyetinin tespitine, Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın diğer davalı şirketteki hisselerden bir kısmının kendisine devredildiğini ileri sürülerek bu hisselerin kendisine ait olduğunun tespiti ve tescili talebiyle dava açtığını, yapıldığı ileri sürülen devir işlemleri hakkında bilgisi ve rızası olmadığını, verdiği vekaletnamenin şirket müdürü olan babasına verdiği genel bir vekaletname olduğunu, davalı şirket hisselerinin devri için özel bir yetkilendirme yapmadığını, vekil olan babasına verilen vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanılarak ayrı bir vekaletname düzenlendiğini, devir ve diğer işlemlerin bu vekaletname ile yapıldığını, ortaklar kurulu kararının da bu vekaletnameye dayanılarak usulsüz bir şekilde imzalandığını, alınan kararların bu nedenle geçerli olmadığını, ortaklar kurulu defterinin de uzun yıllar önce zayi edildiğini, şirketin İzmir Kemeraltında bulunan ve ...'tan yap işlet devret modeliyle kiralanan iş hanının, işletme hakkının mahkeme kararı ile elde edilmesi üzerine ortaklar arasında çıkan paylaşım ihtilafı nedeniyle bu davanın açıldığını, davalı şirketin %50 hissesinin tarafına ait olduğunu, noterden yapılan devir işlemlerin geçersiz olduğunu, ortaklar kurulu kararının da yok hükmünde olduğunu, karar defterinin zayi nedeniyle iptal edildiğini, talebin 5 yıllık zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle;  ortaklar arasında yapıldığı ileri sürülen hisse devir işlemlerinin şirket kayıtlarında gözükmediğini, bu konuda alınmış ortaklar kurulu kararı da bulunmadığını, karar defterinin yıllar önce zayi edildiğini, iptaline karar verildiğini, yeni bir karar defteri düzenlendiğini, karar defterinde hisse devirlerine ilişkin bir karar bulunmadığını, davacı tarafından davalı şirkete gönderildiği ileri sürülen ihtarnamenin şirkete tebliğ edilmediğini, yapıldığı ileri sürülen tebligatın usulsüz olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle ve usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının davasında haklı olduğunu, diğer davalının yargılamayı uzatmaya yönelik saikle hareket ettiğini, diğer davalının, Mahkememizin tedbir kararının uygulanmasını engelleme amacıyla usul ve yasaya aykırı bir şekilde müvekkilinin haberi dahi olmaksızın sahte imzalarla şirket merkez nakli, bölünmeye ilişkin kararlar aldığını, şirketin işbu usul ve yasaya aykırı kararlarına müvekkilinin iştirak etmediğini,  kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, hatta sanki müvekkili imzalamış gibi sahte imzalarla kararlar alındığını, bu minvalde ilgili şahıslar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/20679 soruşturma no'lu dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunduklarını, diğer davalıların usul ve yasaya aykırı olarak aldıkları kararların iptali için de İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/121 esas sayılı dosyası ile ortaklar kurulu kararlarının iptalinin talep edildiğini beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarih 2022/768 Esas- 2022/749 Karar sayılı kararında; \"Dava, Limited Şirket hisse devrinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının İzmir ... Noterliği’nin 17.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile şirket ortaklarından ...’den 800 adet hisse, İzmir ... Noterliği’nin 17.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile şirket ortaklarından ...’dan 600 adet hisse devraldığını, devirlerin tescil edilmediğini, bunun üzerine Bodrum ... Noterliği'nin 06.08.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devrin onaylanması talep edildiği ancak aradan geçen 3 aydan fazla bir sürede davalılar tarafından herhangi bir karar alınmadığını bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 595/7 maddesi gereğince davacıya ait hisselerin aidiyetinin tespiti ile ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, babası ...'ye vekalet verdiğini, babasının da bu vekaletname ile hisse devri sözleşmesini imzalayan ...'na vekalet verdiğini ancak babasına verdiği vekaletnamede tevkil yetkisinin bulunmadığını bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını savunmuştur. İzmir ... Noterliği’nin 17.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile şirket ortaklarından davalı ... 800 adet hissesini davacıya devretmiştir. Sözleşmeyi davalı ...'ye velayeten ... imzalamıştır. Sözleşmenin incelenmesinde dayanak vekaletnamenin İzmir ... Noterliği 16.01.2014 tarih, ... yevmiye sayılı vekaletname olduğu, bu vekaletnameye dayanak vekaletnamenin ise Kadıköy ... Noterliği 16.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı vekaletname olduğu görülmüştür.  Kadıköy ... Noterliği 16.11.2012 tarih, ... yevmiye numaralı vekaletname celp edilerek incelendiğinde, içeriğinde halen kurulu bulunan veya kurulacak olan şirketlerden dilediği miktar dilediği bedel ve şartlarla hisse devir alma ve devretme yetkilerinin bulunduğu, son sayfasında \"bu vekaletin tamamı veya bir kısmı ile başkalarını dahi tevkil , teşrik ve azlen mezun ve yetkili olmak üzere ...TC Kimlik Nolu ... tarafımdan vekil tayin edildi\" ibarelerinin yer aldığı görülmüştür. Davalı  ... babası ...'ye verdiği vekaletnamede tevkil yetkisi bulanmadığını savunmuş ise de celp edilen vekaletnamede tevkil yetkisinin bulunduğu ve dolayısıyla ... tarafından hisse devir sözleşmesini vekil olarak imzalayan ...' na verilen vekaletnamenin ve yapılan sözleşmenin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan İzmir ... Noterliği’nin 17.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile onaylanan karar defterinin incelenmesinde, 17.01.2014 tarihinde ... oğlu adına vekaleten ..., ... adına vekaleten ..., ... adına vekaleten ..., ... adına vekaleten ... ve ...ın katılımı ile gerçekleştirilen toplantı da davacılara devredilen davaya konu hisselerin devir edilmesine oy birliği ile karar verildiği görülmüştür. İzmir ... Noterliği’nin 17.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşmesi ile şirket ortaklarından davalı ... 600 adet hissesini davacıya devretmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile davayı kabul ettiğini açıklamıştır. Bu kapsamda; 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde limited şirketlerde pay devrinin yazılı şekilde yapılıp noter tarafından onaylanması ve devre ortaklar genel kurulunca da onay verilmesi şartına bağlanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere hisse devri sözleşmesi noterde yapılmış ve 17.01.2014 tarihli toplantıda ortaklarca alınan karar ile devire onay verilmiştir. Hisse devri yasal düzenlemeye uygun gerçekleşmiş olmakla davalı ... hakkındaki davanın kabulüne hükmedilmiştir. Davalı ... hakkındaki davanın hisse devrinin şekil şartlarına uygun olarak gerçekleşmesi ve davalının davayı kabul beyanı uyarınca kabulüne hükmedilmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi ile davayı kabul etmesi, Genel Kurul da hisse devrine onay vermek sureti ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesi, devrin tescil ve ilanı için gerekli yetkiye sahip olmaması nedeniyle iş bu davanın açılmasında kusuru bulunmamaktadır. Davanın açılmasına davalı ... sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Şirketin tüm şartlar sağlanmasına rağmen devri tescil ve ilan etmemesi, davalı ... ise hisselerini devretmesine rağmen bunu inkar ederek davaya sebebiyet vermesi nedeni ile yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur...\"gerekçesi ile, ''1-)Davanın kabulü ile; davalı ...' nin ... nde bulunan 2000 payından, 800 payını davacı ...'a 17.01.2014 tarihinde devrettiğinin TESPİTİNE, 2-)Davalı ...' ın ... nde bulunan 2000 payından, 600 payını davacı ...'a 17.01.2014 tarihinde devrettiğinin TESPİTİNE, 3-)Devir işleminin 17.01.2014 tarihi itibariyle geçerli olacak şekilde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce ticaret siciline tescil ve ilanına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/768 Esas ve 2022/749 Karar numaralı kararıyla dava konusu hisselerin tespitine ve ilan ve tesciline karar verilmiş olup verilen kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu,  Mahkeme tarafından öncelikle yargılama aşamasında öne sürmüş oldukları tescil zamanaşımı itirazı dolayısıyla davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davacının davalı şirkette pay sahibi olmasına dayanak olarak ileri sürdüğü hisse devir sözleşmelerinin zamanaşımına uğradığını, hisse devir sözleşmelerinin düzenlenme tarihinden itibaren 5 yıllık tescil zamanaşımı süresi dolmuş olup hisse devir sözleşmelerinin hukuki bir değerinin bulunmadığını; Dava konusu hisselerin devir işlemleri tescil ve ilan edilmediği gibi, bu konuda alınmış bir ortaklar kurulu kararının da mevcut olmadığını, bu nedenle hukuken geçerli bir hisse devri mevcut olmadığından davacının, davalı şirkette hisse sahibi olmasının mümkün olmadığını, davada dayanılan karar defteri yıllar önce zayi edilmiş olup, iptal edilerek yeni bir karar defteri alındığını, zayi nedeniyle iptal edilen karar defterinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, dava dilekçesinde karar defterine işlenerek alındığı ileri sürülen tüm kararların geçersiz olduğunu, hisse devirleri ve yetkiye ilişkin kararların bu nedenle yürürlüğe girmediğini; Müvekkili her ne kadar şirkette pay sahibi olsa da, bu hisse ve paydan kaynaklı iş, işlem ve yetkilerin kullanılması amacıyla ...'ye vekaletname verdiğini, ...'nin kendisine müvekkili tarafından verilen yetkileri kötüye kullandığını ve ...'nu tevkille yetkilendirdiğini, tevkil vekaletnamesi ile davaya konu pay devir işlemleri yapan ...'nun davalı ...'ın eski eşi olduğunu, bu sebeple yapılan devirlerin hukuka aykırı olarak kötü niyetle ve müvekkilinin rıza ve bilgisi dışında yapıldığını ancak yürürlüğe konmadığını, davalı şirkete ait İzmir'de bulunan işhanının işletme hakkının mahkeme kararı ile elde edilmesi üzerine haksız bir şekilde daha fazla pay alabilmek için geçersiz pay devir işlemlerinin ortaya çıkarıldığını; Pay devir işleminin tespit ve tescil talebinin kabulünün hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, devir sözleşmesinin geçerli bir ortaklar kurulu kararına dayanmadığını, düzenlenme tarihinden itibaren 5 yıldan fazla zaman geçtiğinden zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğrayan bir devir işleminin TTK. nun 595/7. maddesine göre de tescili mümkün olmamasına rağmen mahkemece kabul kararı verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu; Davacı tarafından dava konusu hisselerin daha önce başka bir şirket kurularak taşınmazın devredilmek istendiğini ancak söz konusu iş ve işlemlerinin neticesiz kalmasından sonra dava konusu hisse devir tescil işlemlerinin hukuka aykırı ve kanuni süresinden sonra yapıldığını, bir bütün olarak değerlendirildiğinde yapılan işlemlerin kötü niyetle ve hukuka aykırı olarak yapıldığının görüldüğünü; Öncelikle müvekkilinin rıza ve bilgisi dahilinde yapılmayan devir işlemlerinin kanunda belirtilen tescil zamanaşımı süresinden sonra karar defterine işlendiğini ve diğer pay sahipleri tarafından işlemlerin danışıklı olarak yapıldığını, işbu hukuka aykırı işlemlerin yapılması neticesinde müvekkiline devirler karşılığından herhangi bir ödeme yapılmadığını, Yerel mahkeme kararı hukuka ve yasaya aykırı olup öncelikle ilgili kararın ortadan kaldırılması ve davanın reddi için kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu beyanla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/768 Esas, 2022/749 Karar ve 24.11.2022 tarihli kararının ortadan kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, limited şirket hisse devrinin tespiti ile sicile tescili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalılar ... ile ...'dan diğer davalı şirket ait hisseleri Noter sözleşmesi ile ve bedelini ödemek suretiyle devraldığını ancak davalı şirket ortaklar kurulunca devrin onayına ilişkin karar alınmadığını, devrin sicile tescil edilmediğini, bu nedenle söz konusu işlemlerin yapılması için davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, davalı şirketçe ihtarnameye, tebliğinden itibaren 3 aylık süre içerisinde cevap verilmediğini, bu şekilde devrin davalı şirket tarafından onaylanmış sayıldığını beyan ederek davalılardan devraldığı şirket hisselerinin tespiti ile ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalı şirket ile davalı ..., talebin zamanaşımına uğradığını, devrin pay defterinden anlaşılmadığını, davacının talebinde kötü niyetli olduğunu, davalı ... adına yapılan devrin usulsüz vekaletnameye dayandığını, yine alınan ortaklar kurulu kararının da usulsüz olduğunu, şirket karar defterinin zayi olduğunu, yeniden defter alındığını, zayi olan defterdeki kayıtların hükümsüz olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, davalı ... davayı kabul etmiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından hisselerin devrine dayanak gösterilen devir sözleşmeleri ve talebin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, hisse devir işlemlerinin, tescil ve ilan edilmemesi ve bu konuda ortaklar kurulunca karar alınmamış olmaması sebebiyle geçersiz olduğu, davacının dayandığı şirket karar defterinin zayi olduğu, yerine yenisinin çıkarıldığı, zayi nedeniyle iptal edilen karar defterinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığı, davalının yapılan devir işlemlerinden haberdar olmadığı, kendisi tarafından ...'ye verilen vekaletnamenin kötüye kullanıldığı ve tevkille ...'nun yetkilendirildiği, yapılan işlemlerin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğu, davalıya devir işlemleri nedeniyle herhangi bir bedel ödenmediğine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirket esas sermaye payının devrini düzenleyen 595. maddesi ile; esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onanmasının gerektiği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının gerektiği ve devrin bu onay ile geçerli hale geldiği, şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulunun sebep göstermeksizin onayı reddedebileceği ve esas sözleşme ile sermaye payının devrini yasaklayabileceği, şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurulun şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile onayı reddedebileceği ve başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurulun reddetmediği takdirde devre onay vermiş sayılacağı kabul edilmiştir. TTK'nın açıklanan maddesi ve devamı hükümlerinde şirket esas sermaye payı devrinin onaylanması/tescil edilmesine ilişkin talepler yönünden herhangi bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Somut olayda; davacı tarafından davalılar ... ve ...'dan diğer davalı şirkete ait hisselerin Noterce düzenlenen 17/01/2014 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile devralındığı, davalı şirket ortaklar kurulunun 17/01/2014 tarihli ve 2014/2 sayılı kararı ile devrin onaylandığı, davalı ... adına vekaleten işlem yapan ...'nun davalının şirket hisselerini devretme konusunda özel olarak yetkilendirilen ve yine aynı hususta başkalarını yetkilendirme yetkisine sahip ... tarafından 16/01/2014 tarihli vekaletname ile yetkilendirildiği, gerek hisse devir sözleşmesinin gerekse Mahkemece onaylı sureti noterden celp edilen ortaklar kurulu kararının davalı adına yetkili temsilcisi ... tarafından imzalandığı, davalı tarafından her ne kadar vekalet yetkisinin kötüye kullanıldığı iddia edilmiş ise de, bu konuda ... ve ...'na karşı açılmış bir dava olmadığı gibi anılan kişilerin sayılan yetkilerinin sona erdirildiğine dair bir azilnamenin de sunulmadığı, davalı şirketin ortaklar kurulu karar defterinin zayi nedeniyle iptal edildiğine dair bir Mahkeme kararının bulunmadığı, kaldı ki Noter tarafından onaylanmış bir ortaklar kurulu kararının yalnızca işlendiği defterin zayi olması nedeniyle geçersiz hale gelmeyeceği, davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği hisse devir bedelini almadığına dair, ilk kez istinaf aşamasında ileri sürdüğü iddianın HMK'nın 357. maddesi gereği değerlendirilemeyeceği, aksi halde ise davalının, resmi senet olan Noter sözleşmesinde devir bedelini aldığını kabul ettiği ve aksini aynı nitelikte bir delil ile ispat etmesi gerektiği, sonuç olarak davacı tarafından davalılardan hisselerin devralınmasına dair yapılan işlemler TTK'nın 595. maddesine uygun olduğundan Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ...'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/12//2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdde05ba9adfac51","SID":"f575849adc3f5ecb"}}