{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1207 Esas <br>KARAR NO: 2024/1931 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/686 Esas- 2022/657 Karar<br>TARİH: 24/06/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalılardan alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından icra takibinin başlatıldığı, takibe her iki davalı/borçlu tarafından itiraz edildiği, davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş., itiraz dilekçesinde her ne kadar davacı alacağını diğer davalı/borçluya temlik ettiğini belirterek husumet itirazında bulunmuşsa da taraflar arasında akdedilen temlik sözleşmesinin muvazaaya dayanmakta olduğu, zira bahsi geçen temlik sözleşmesinin bir numaralı firmanın tasfiyesi amaçlanarak yapıldığı, başka bir ifade ile bir numaralı davalı bir an önce tasfiyesini sağlamak amacıyla diğer davalı ... Pazarlama Ticaret A.Ş.’yi paravan şirket olarak kullandığı, bu suretle uhdesinde bulunan bir çok borcunu kağıt üzerinde diğer davalıya temlik etmiş olduğu, her iki davalı/borçlu arasında fiili, hukuki ve organik bağ bulunduğu, her iki davalının eski tarihlerde kullandığı unvanların aynı olduğu, faaliyet adreslerinin bir dönem aynı olduğu, davacının alacağının likit olduğu ve davalıların itirazlarının haksız olduğunu belirterek davanın kabulü ile davalıların icra dosyasına haksız itirazlarının iptaline, davalıların itirazlarının haksız olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görev yönünden reddi gerektiği, huzurdaki davada davacı yanın tacir olmaması uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı, TTK Hükümleri gereğince bir davanın ticari dava sayılarak Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiğinin kabulü için dava konusu tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerektiği ya da TTK’de düzenlenen hususlara ilişkin bir ihtilafa ya da 6102 sayılı yasanın 4. Maddesinde yazılı kanunlardaki zikredilen işlere ilişkin olması gerektiği, ayrıca dava konusu uyuşmazlıkta TTK’de düzenlenen bir hususa ya da 4. maddede yazılı işlere ilişkin olmayıp diğer davalı ... Mal. Paz. Ve Tic. A.Ş. ile davacı arasında yapılan alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı tarafça davanın dayanağı olarak gösterdiği “Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi” incelendiğinde söz konusu sözleşmenin taraflarının “Temlik Alan” sıfatıyla ... Paz. Tic. A.Ş. ile muhatap sıfatıyla davacının olduğu, Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin sözleşmenin tarafı olmadığı, dolayısıyla iş bu sözleşmenin ifa edilmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta, sözleşmenin tarafı olmayan ... şirketine veya şirket yetkililerine husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığı, davacı tarafın sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiasında bulunmuş ise de davacı tarafın muvazaa kapsamındaki iddiasının sözleşmenin imzalanmış tarihinden yaklaşık iki yıl sonra ileri sürdüğü, bir an için bir irade sakatlığı mevcut olduğu kabul edilirse dahi bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin fesih yoluna gidilmediği, davacının davalı şirketteki hesaplarını diğer davalıya temlik ettikten sonra temlik alan ... Paz. Tic.A.Ş. ile temlik edilen alacağın ödenmesi hususunda kendi aralarında “alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat” sözleşmesi yaptıkları, davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığından anılan sözleşmenin ifa edilmesinden yada eksik ifasından kaynaklanacak uyuşmazlıklarda sorumlu tutulmasının hukuki dayanağının olmadığı, davacı tarafın alacağını 3. Kişiye devir ve temlik ederek davalı şirket ...’tan hiçbir alacağının kalmadığını beyan etmiş olduğu, bir an için sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilse dahi, davacının kesinleşmiş muaccel bir alacağı bulunmadığından tasfiye sonuçlanmadan alacak talep edilmesi mümkün olmadığından davanın bu yönden de reddi gerektiği, davalı kurumun tasfiye işlemlerine başladığı, tasfiyenin ilk üç sırasında yer alan Kamu Alacakları, Personel Alacakları ile Cari Hesap Sahiplerinin alacaklarını ödediği, halen tasfiye sıralamasının 4. Sırasında yer alan Kar ve Zarara Katılım Hesabı sahiplerine meblağ itibariyle küçük hesaptan büyük hesaba doğru defaten ödemek suretiyle ödemelerine devam ettiği, bir an için dava konusu işlemin geçersiz olduğu ve davacı tarafından yapılan alacağın devri işleminin hükümsüz olduğu ve hesabın davalı ...ta kalmaya devam ettiğinin kabulü halinde dahi davacının henüz tasfiyesi neticelenmeyen kurum nezdinde kesinleşmiş muaccel, miktarı belirli bir alacağının olmadığı, adı geçene kadar isabet edip etmeyeceği, edecekse miktarının tasfiye sonunda belli olacağı, tasfiye sonuçlanmadan alacak talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın görev yönünden reddine, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun davasının esastan reddine, yargılama giderleri, %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ve vekalet ücretinin de davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Pazarlama A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki ... no’lu hesabındaki 51.745,82 USD bakiyesinin “muvazaalı Temlik Sözleşmesi” ile davalı ... AŞ’ne devredildiğinden bahisle her iki davalı hakkında takip başlatıldığı, devamında itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu, ancak davalı ... Paz. A.Ş. ile davacı taraf arasında imzalanmış/tamamlanmış geçerli bir temlik sözleşmesi ya da başkaca herhangi bir sözleşmenin olmadığı, her ne kadar davacı taraf ile Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki kar ve zarara katılım hesabındaki bakiyesinin davalı ... Paz. A.Ş.’ne temliki hususunda görüşme yapılmışsa da bu görüşme/ler sonucunda sözleşmenin imzalanmadığı, dolayısıyla davalı ... A.Ş. ile davacı arasında TBK 12. Ve devamı maddeleri anlamında kurulmuş geçerli herhangi bir sözleşmenin olmadığı, bu nedenle davacının Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki ... nolu hesabındaki 51.745,82 USD bakiyesini davalı ... Pazarlama A.Ş.’den talep etmesinin hiçbir dayanağının olmadığı, diğer davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin tasfiye sürecinin devam etmesi nedeniyle davacı kar-zarar katılım hesabı sahibinin tasfiye sonucunu beklemeden talepte bulunamayacağı, davacı katılım hesabı sahibinin alacağının henüz muaccel hale gelmediği ve kar ve zarar hesabının sahiplerine tasfiye sürecinde alacak isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarı ancak tasfiye sonucunda belli olacağından dava konusu alacağın hukuken talep edilebilir olmadığı, dava konusu icra takibiyle talep edilen yıllık %9 faiz oranının da yasal dayanağının bulunmadığını belirterek haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın reddine, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/06/2022 tarih ve 2018/686 Esas- 2022/657 Karar sayılı kararında; \"Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava  haline  getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; yapılan araştırmalar neticesinde davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlığı çözmede mahkememiz görevli değildir. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere davacının tacir olmaması ve davalılar ile olan ilişkisinin ticari olmaması ile birlikte uyuşmazlığın  konus alcağın dayanağının mutlak ticari dava olarak da nitelenemeyeceği görülmekle bu konuda emsal yargı kararları da ( Yargıtay 11.HD 2014/5732E., 2014/11490K.;  Yargıtay 19.HD 2002/8347., 2003/11147K.; Adana BAM 5.HD 2019/2265E. 2021/2645K.; İStanbul BAM 44. HD. 2021/1572E. 2021/1639K.; ) dikkate alındığında, ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince  aşağıdaki şekilde  karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, '' '' 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden  REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının eksik incelemeye dayalı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, iş bu davada görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, güncel Yargıtay ve BAM içtihatları uyarınca iş bu davada görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tartışmasız olduğunu, iş bu davanın, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğunu, ihtilaf konusu sözleşme ve iş bu sözleşmenin ifası tacir olan müvekkilin ticari işletmesi ile ilgili olup, ticari iş niteliğinde olduğunu, bu çerçevede; TTK ’nun 19. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan bir iş/sözleşme diğer taraf için de ticari iş sayılacağından, iş bu uyuşmazlığa bakmakla görevli Mahkemenin, TTK ’nun 4. ve 5. maddeleri gereğince ticaret mahkemesi olduğunu, TTK 4/1-f bendinde, “ Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır.” hükmü bulunduğunu, görülmekte olan davada, dava konusu uyuşmazlığın dava dışı Tasfiye Halinde ... A.Ş. nezdindeki davacı hesabının müvekkil şirkete temlikine ilişkin sözleşmeden doğduğunu, dolayısıyla dava konusu işin niteliği itibarıyla TTK ’nun 4/1-f bendi kapsamında kaldığını ve davaya bakmanın Ticaret Mahkemesinin görevi dâhilinde olduğunu, emsal Yargıtay ve Bam kararlarına da atıfta bulunarak; davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğunu ve  uyuşmazlığın, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, Yargıtay’ın  ve BAM 'nin Yargı Yeri Belirlenmesine dair güncel kararlarının da bu yönde olduğunu beyanla, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/686 E., 2022/657 K. sayılı, 24.06.2022 tarihli kararının bozularak kaldırılmasına ve Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi nezdinde bulunan ve diğer davalı ...'ne borcun nakli ile devredilen kar zarar katılım akdi cari hesaptaki alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın mutlak ve nispi ticari dava olmadığı ve iş bu davada Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK. 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olup, bu husus mahkemece davanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalı, dava şartının bulunmaması halinde HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir.TTK'nın 3. maddesinde; \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da  ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir.Yine 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketici; \"ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" olarak 3/1-ı-bendinde ise tüketici işlemi; \"Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem\" olarak tanımlanmıştır. Aynı  Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi nezdinde bulunan  kar zarar katılım akdi cari hesaptaki alacağın muvazaalı olarak diğer davalı ...'ne  temlik sözleşmesi ile devredildiğini, alacağın ödenmemesi sebebiyle başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş ve hem temlik eden hem de temlik alan davalılara husumet yöneltmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme temlik sözleşmesi olarak isimlendirilse de esasında borcun dış üstlenmesi niteliğinde olup, davacı davalı ...'ne bu sözleşmeden kaynaklı olarak, diğer davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'ne karşı ise taraflar arasında akdedilen sözleşmenin muvazaaya dayandığı, aralarında organik bağ olduğu ve her iki davalının da alacaktan sorumlu olduğu gerekçesi ile husumet yöneltmiştir. Davacı ile davalı ... arasındaki uyuşmazlık temlik olarak isimlendirilen sözleşmesinden kaynaklandığından sadece bu davalıya husumet yöneltilmiş olması halinde davanın nispi ticari dava olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi yerinde olurdu. Ancak davacı tarafından diğer davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'ne karşı taraflar arasında akdedilen sözleşmenin muvazaaya dayandığı, aralarında organik bağ olduğu ve her iki davalının da alacaktan sorumlu olduğu gerekçesi ile ve esasında davacı ile davalı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi arasındaki sözleşmeye dayalı olarak husumet yöneltilmiştir. Mahkemece davacı ile Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi arasındaki ilişkiye ilişkin tüm sözleşme, hesap kayıtları, bilgi ve belgeler celbedilmek suretiyle taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğinin ne olduğu, tarafların sıfatı, davacının tüketici olup olmadığı, işlemin tüketici işleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davanın mutlak ticari dava olup olmadığı hususları tespit edilmek suretiyle görevli Mahkemenin belirlenmesi gerekirken davanın sadece borcun üstlenilmesi sözleşmesinin tarafı olan davalı şirkete yöneltilmiş gibi kabul edilerek ve eksik araştırma ile görevsizlik kararı verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca kabule göre de, Mahkemece davacının tacir olup olmadığı yönünde araştırma yaptığına ve tacir olmadığına ilişkin bir bilgi ve belgeye dosyada rastlanmamasına rağmen davacının hangi gerekçe ile tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava olmadığı sonucuna varıldığı da açıklanmamıştır. Bu durumda Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olmamış, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Sonuç olarak; davalı ...nin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK' nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtilen eksik belgeler celbedilmek ve değerlendirilmek suretiyle görevli Mahkemenin tayinine karar verilmesi, Mahkemece görevli olduğunun tespiti halinde ise tüm dosya kapsamı ve icra dosyası incelenerek tarafların iddia, savunma, icra takibine itiraz dilekçeleri, ödeme emri, icra takip dosyası incelenerek dava şartı ve ilk itiraz olarak ileri usuli itirazların ve esasa ilişkin iddia ve savunmaların her biri değerlendirmek ve sonuca göre karar verilmek üzere  dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2022 tarih ve 2018/686 Esas- 2022/657 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/12/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abeab82de14ccec9","SID":"6f2d7ed7e450a400"}}