{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1895 - 2024/1970<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1895 <br>KARAR NO\t: 2024/1970<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/382 E.  -  2022/186 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 tarih ve 2021/382 E. - 2022/186 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:  Davacı vekili, müvekkilinin 2010/14808 sayılı ve \"... a.ş.\" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/76178 sayılı ve  \"...\" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, başvuru kapsamından 35. sınıf bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu  YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa başvuru kapsamında bırakılan hizmetler yönünden de tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, <br><br><br><br> dava konusu başvurunun,  müvekkiline ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ile de benzer olduğundan SMK'nın 6/6 maddesi gereğince tescil edilemeyeceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, ayrıca dava konusu başvurunun ayırt ediciliği bulunmadığından marka vasfını haiz olmadığını, bu nedenle  mutlak red nedenleri kapsamında da reddinin gerektiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2020-M-11093 sayılı kararının iptali ile dava konusu  markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı  ... vekili, müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili,  davacının markasını kullandığını ispatlaması gerektiğini,  tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markanın belirli bir fikri yaratım kapsamında oluşturulduğu görülmekle SMK 5/1-c maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” hizmetlerinin, davacının itirazına mesnet markası kapsamında da yer adlığı, tarafların marka işaretleri arasında da SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğu, ancak davacının markasının kullandığını ispatlayamadığını, bu nedenle SMK m. 6/1 kapsamında ileri sürülen itirazlarda da dikkate alınması mümkün olmayacağından, verilen YİDK kararının yerinde olduğu, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluşmadığı hükümsüzlük talebi açısından,  taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili,  mahkemece denetime elverişli bulunmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markası arasında iltibas  koşullarının oluştuğunu, bu hususun mahkemecede kabul edildiğini, ancak mahkemece itirazlarına mesnet markanın kullanımının ispatlanması için sunulan delillerin markasal kullanım olarak kabul edilmediğini, ancak mesnet markalarının aynı zamanda ticaret unvanlarını da oluşturduğunu, buna dayalı itirazlarının mahkemece hiç değerlendirilmediğini, mahkemenin dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında tescili engeli bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların bulunmadığı ve kötü niyetin ispatlanamadığına ilişkin değerlendirmelerinin de yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını  ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerektiği gibi gerekçenin de kendi içinde tutarlı olması zorunludur. Zira, gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olması halinde hükmün denetlenmesi mümkün olmayacaktır. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Öte yandan, kararın gerekçesi ile hüküm arasındaki ya da gerekçenin kendi içindeki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir.  <br>Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, gerekçeli kararın 8, sayfasının üçüncü paragrafında ve 9. sayfasının altıncı paragraflarında, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğu açıklanmasına rağmen, 10. sayfanın ikinci paragrafında,  tarafların markalarının benzer olmadığı belirtilerek, gerekçe içinde çelişkiye yol açılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olmamasına ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, gerekçeli kararda yaratılan çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.<br>Kabule göre de; davacı tarafça, dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanı ile de benzer olduğundan, başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi gereğince de tescili engeli bulunduğu ileri sürülmesine rağmen, ilk derece mahkemesince bu iddia üzerinde durulmamış ve herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. Oysa, davacının bu iddiası üzerinde durularak, davacının delillerinin toplanması ve somut olay bakımından SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.  <br>Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkeme kararının gerekçesi kendi içinde çelişkili olduğu gibi davacı vekilinin SMK'nın 6/6 maddesine dayalı iddiası da hiç değerlendirilmediğinden, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle Dairemizce davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2022 gün ve 2021/382 E. - 2022/186 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br><br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/12/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025   <br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c32491fc4aef2d1","SID":"6e010337e554dc1b"}}