{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1528 Esas<br>KARAR NO: 2024/1954 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI: 2024/266 Esas- 2024/397 Karar<br>TARİH: 10/07/2024<br>DAVA: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ: 05/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurumun sigortalısı ...'ın geçirdiği meslek hastalığı sonucu %23 oranında malul kaldığını ve davalı işverenin 06.11.2017 tarih, 405515/31/IR/31 sayılı İnceleme Raporuna göre davalı işverenlerin meslek hastalığının meydana gelmesinde sorumlu olduğunun tespit edildiği, sigortalının maluliyeti sebebiyle kendisine 11.12.2017  gelir bağlama onay tarihli 23.459,52 TL' lik peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 748,62 TL hastane masrafı ödendiğini, söz konusu kurum zararının tahsili amacıyla ihyası talep edilen davalı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı dava dışı kişilerin kusurlarından da müşterek ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla 24.208,14 TL' nin yüzde ellisi olan 12.104,07 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini teminen İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi 2018/341 Esas sayılı dosyası ile rücuen alacak davası açıldığını, İlgili Mahkemenini 02.04.2024 tarihli duruşmasının ara kararı ile Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi hakkında ihya davası açmak üzere taraflarına süre verildiğini, dava konusu şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından \"Yukarıda bilgileri verilen şirketin ticaret sicil kaydı müdürlüğümüze ibra edilen belgelere istinaden ve Türk Ticaret Kanununa uygun olarak terkin edilmiştir.\" açıklaması ile 14.12.2020 tarihli ve 10223 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yayınlanmak suretiyle genel kurul kararıyla terkin edildiğini, terkin işleminin usulsüz olduğunu, davalı sicil müdürlüğünün kanun kapsamında aranan gerekli araştırmaları yapmadan, şirket hakkında açılmış derdest bir dava/takip ve/veya borcunun olup olmadığı araştırılmadan terkin işlemi yaptığını, yapılan terkin işleminin usulsüz olduğunu, işlem nedeniyle kurumun zarara uğradığını, rücuen alacak davasının konusunu oluşturan meslek hastalığının davalının tescil işleminden önce gerçekleştiğinden, müvekkili kurum alacağının tahsili amacıyla dava konusu Tasfiye Halinde ... San. Tic. Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğinin TTK’nın 547. maddesine göre ihyası gerektiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicilinde kayıtlı Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine Ticaret Sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin (SN: 654244-0) ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, davacının husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ...'e de yöneltilmesi gerektiğini, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının önem arz ettiğini, mahkemenin 17/04/2024 tarihli tensip tutanağının 14 numaralı hükmünün de bu yönde olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Ticaret Siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirip sonuca bağladığı, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, “..sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.M. 32). yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye sürecinin sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabının tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, müvekkili müdürlük yönünden davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya sonradan dahil edilen müvekkili ile Ticaret Sicil Müdürlüğü arasında zorunlu dava arkadaşı olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını, huzurdaki davanın sadece İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü' ne karşı yürütülmesini, müvekkilinin sonradan davaya dahil edilmesinin usul hukukuna aykırı olduğunu, işbu davada taraf sıfatı bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden müvekkilinin sorumlu tutulmamasına karar verilmesini,  Mahkeme aksi kanaatte ise; huzurdaki ihya davasının açılmasının yasal bir zorunluluk olup, İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesinin 2018/341 Esas sayılı davasında Mahkemenin ara kararıyla istenildiği üzere, işbu davanın açılmasına müvekkilinin kusuruyla sebebiyet vermediğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı Kurum üzerine bırakılmasına karar verilmesini,  şirketin ihyası, İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2018/341 Esas sayılı dosyasında, davanın devamı için istenilmiş olduğundan, şirketin tümüyle ihyası yerine İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2018/341 Esas sayılı dosyasıyla sınırlı olmak üzere tüzel kişiliğin ihyasına, tasfiye memuru olarak son tasfiye memuru olan müvekkilini ...'in atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı Kurum üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih 2024/266 Esas- 2024/397 Karar sayılı kararında;\"Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca sicilden tasfiye sonucu terkin edilen dava konusu şirket hakkında halen devam etmekte olan  İstanbul Anadolu 29. İş mahkemesinin 2018/341 Esas sayılı dosyasının yürütülüp sonuçlandırılması, kesinleşmesi ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere  ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir. İhyası istenen şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilmiş 14.12.2020 tarihinde ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edildiği, ortak, yetkili ve tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür. İhya istemine dayanak İş davası celp edilerek incelenmiş davacısının huzurdaki davacı kurum olduğu, davalılarından birinin ihyası istenen şirket olduğu, dava tarihinin 29.08.2018 olduğu , ilgili mahkemece 02.04.2024 tarihli ara karar ile davacıya bu davayı açmak üzere yetki ve süre verildiği görülmüştür. Şirketin tasfiye sonucu terkin edildiği görülmekle tensip zaptı ile davacıya tasfiye memurunu davaya dahil etmek üzere süre verilmiş tasfiye memuru davaya dahil edilmiştir. Davalı tasfiye memuru bu şekilde davaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Ticaret sicilinden tasfiye sonucu terkin edilen şirketler hakkında açılacak ihya davalarında ticaret sicil müdürlüğü ile tasfiye memuru arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. (Bkz. İstanbul BAM 14. HD. 2021/202 E, 2021/761 K. , 2018/460 E, 2018/1172 K. Sayılı ilamları) uygulamada bazı mahkemeler tasfiye memuruna karşı birleştirme istemli dava açmak üzere süre vermekte bazı mahkemeler de mahkememizin yaptığı gibi davaya dahil etmek üzere süre vermektedir. Aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan tasfiye memurunun davaya dahil edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta olup tasfiye memuru vekilinin bu yöndeki beyanları yerinde değildir. Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Şirketin devam eden bir hukuki uyuşmazlığı nedeniyle şirketin ihyasına karar verildiğinde, yapılacak ek tasfiye işlemleri, tasfiye üstlenmiş olduğu görevin devamı niteliğindedir. ( Bkz. İst. BAM 14. HD.  2019/771 E, 2020/880 K. ) TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir.  ( Bkz. İst bam 13. HD. 2020/1769 Esas , 2020/1480 Karar  sayılı ilamı ) İst Bam 12. HD. 2021/251 E,  2021/200 K. Sayılı ilamında \"....TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu , terkin edilen şirketin  davacıya borçlu olup olmadığının bu davanın konusunu teşkil etmediği ,yapılan ilanlara rağmen alacağın bildirilmemesinin  ihya isteminin reddine gerekçe olamayacağı, davacının derdest davanın sonlandırılabilmesi için ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği esasen davalı tasfiye memurunun istinaf sebeblerine konu ettiği hususların esas  davalarda incelenebilecek nitelikte olduğu gözetilerek, mahkemenin dava dosyası  ile sınırlı olarak  tüzel kişiliğin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin hükmüne yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.\" belirtilmiştir. Yapılan yargılamaya göre, her ne kadar dava konusu şirket kendisi tarafından tasfiye sürecine girip tasfiyeyi sonuçlandırmış ve sicilden terkin edilmiş ise de dava konusu terkin edilen şirket hakkında  derdest dava bulunduğu, davanın da 2018 yılında açıldığı ancak tasfiye memuru tarafından usul ve yasaya aykırı şekilde 2020 yılında şirketin sicilden terkininin sağlandığı,  tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince \"Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" hükmü dikkate alındığında davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son tasfiye memuru olan davalı  ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirket hakkında tasfiye tarihinden evvel açılmış derdest dava olması sebebiyle, dava konusu şirketin tasfiyesinin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son tasfiye memuru olan davalı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım olması sebebiyle işbu davalı yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Tasfiye memuru vekili davanın kabulü halinde aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir. HMK'nın 326. maddesi uyarınca, aksine düzenleme bulunmadıkça yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... sicil müdürlüğü yasal hasım olması nedeni ile yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamış, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü tasfiye memuru yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutularak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile;  ''1-DAVANIN KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğünün ... sicil nosuna kayıtlı bulunup 14.12.2020  tarihinde sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ hakkında derdest olan İstanbul Anadolu 29. İş mahkemesinin 2018/341 Esas sayılı dosyasının yürütülüp sonuçlandırılması, kesinleşmesi ve infazı işlemleri  ile sınırlı olmak üzere  sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak en son tasfiye memuru olan ... TC kimlik numaralı ...'in atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tasfiyesinin tamamlandığını ve 14.12.2020 tarihli 10223 yevmiye numaralı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan olunduğu üzere İTO' dan kaydının silindiğini, davacısının SGK, davalısının ise tüzel kişiliği sonlanan şirket olan İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2018/341 Esas sayılı dosyasında ise rücu davası konulu yargılama devam etmekte olup, bahse konu yargılamada mahkemece davacı SGK'ya ihya davası açmak üzere kesin süre verildiğini; Davacı SGK vekilinin, işbu ihya davasını, müvekkili ...'i davalı göstermeden, doğrudan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nü davalı göstererek açtığını, Mahkemenin ise tensip tutağının 14 nolu ara kararı ile; ''ihya davalarında ticaret sicil müdürlüğü ile tasfiye memuru arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı vekiline tasfiye memuru ...'İ ( TC NO: ... )davaya dahil etmek üzere 2 HAFTA KESİN SÜRE verilmesine'' karar verdiğini, bunun üzerine SGK vekilinin, müvekkili ...'in dahili davalı sıfatıyla davaya dahil edilmesi talebinde bulunduğunu ve böylece müvekkilinin sonradan davaya dahili davalı sıfatıyla eklendiğini; Müvekkilinin davaya sonradan dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zorunlu dava arkadaşlığı dışında, bir davada, davalı sıfatı bulunmayan bir kişinin sonradan dahili davalı sıfatıyla davaya dahil edilmesinin usul hukuku açısından mümkün olmadığını, ihya davalarında tasfiye memuru ile Ticaret Sicil Müdürlüğü arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmamasına rağmen, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan bahisle Mahkemece davacı kuruma müvekkilini davaya dahil etmesi için süre verildiğini, davacı kurum vekilinin de müvekkilini davaya dahil ettiğini, usul hukukuna aykırı olması sebebiyle müvekkilinin işbu davaya davalı sıfatıyla dahil edilmesine itiraz ettiklerini, huzurdaki davan müvekkiline karşı açılmadığından yargılamanın sadece davalı ... Sicil Müdürlüğü'ne karşı yürütülmesi gerektiğini, değerlendirmenin de davalı özelinde yapılması gerektiğini, gerekiyorsa husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, işbu davanın müvekkiline karşı yöneltilmediğinin gözetilmesi gerektiğini, taraf sıfatı bulunmayan müvekkilinin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulmaması gerektiğini; Mahkeme aksi kanaatte ise; cevap dilekçesinde davayı kabul beyanlarına rağmen vekalet ücreti ve harçlar yönünden hatalı karar verildiğini, Harçlar Kanunu md 22'de; ''davayı kabul ilk celsede vuku bulursa karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.'' şeklinde hüküm bulunduğunu, 21.09.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesinde; ''davayı kabul ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar gerçekleşirse; tarife  hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına hükmolunur.'' denildiğini; Cevap dilekçesinin ''Esasa İlişkin Cevaplarımız'' kısmında davayı kabul ettiklerini beyan ettiklerini, ön inceleme duruşmasında da ihya talebini kabul ettiklerini açıkça ifade ettiklerini, bu hususun ön inceleme duruşma zaptında bulunduğunu, bu sebeple Harçlar Kanunu md 22 uyarınca karar ve ilam harcının üçte biri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesi uyarınca ise tarife hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına hükmolunması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/266 Esas, 2024/397 Karar sayılı, 10.07.2024 tarihli gerekçeli kararının kaldırılmasını ve talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde \"tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\" denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kaydı 14/12/2020 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2018/341 Esas sayılı dosyası ile rücuan tazminat davası açılmış olup, dava dosyasının derdest olduğu ve Mahkemece davacı vekiline şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği anlaşılmıştır. Buna göre dava konusu şirketin tasfiyesi, hakkında davacı tarafından açılmış ve derdest dava dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığından, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi zorunludur. Bu davada, şirketin sicil kaydını terkin eden ve ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere yeniden sicile tescilini gerçekleştirecek olan Ticaret Sicil Müdürlüğü ile şirketin tasfiye işlemlerini tamamlayarak sicil kaydını terkin ettiren ve ek tasfiye işlemlerini yapacak olan son tasfiye memuruna zorunlu olarak husumet yöneltilmesi gerekir. Bu minvalde Mahkemece dava dilekçesi ile davalı gösterilmeyen tasfiye memurunun davaya dahil edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf sebebi olarak; cevap dilekçesi ile şirketin ihyası talebinin kabul edildiğinden bahisle Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi uyarınca karar ve ilam harcının üçte birine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi uyarınca da tarife hükümleriyle belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; mahiyeti itibariyle iş bu davanın re'sen araştırma ilkesine tabi ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği davalardan olduğu, dolayısıyla Mahkemece salt davalı tarafın kabul beyanı ile davanın kabulüne karar verilemeyeceği gibi, ihyası talep edilen şirketin ek tasfiyesinin zorunlu olduğunun tespiti halinde, aksi yöndeki bir beyanı ile de davanın reddine karar verilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından açılan İstanbul Anadolu 29. İş Mahkemesi'nin 2018/341 Esas sayılı dosyasında tasfiyesi talep edilen şirkete tebligatlar yapılmış, bizzat davalı tasfiye memuru tarafından şirket adına verilen vekaletnameye binaen dava vekil ile takip edilmiştir. Buna göre davalı tasfiye memuru davadan ve alacak iddiasından haberdar olmasına rağmen tasfiye işlemlerini tamamlayarak ek tasfiyeye ve bu davanın açılmasına sebep olduğundan, Mahkemece davalı aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi isabetli olmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d70c934913185452","SID":"5708e9ee412c558e"}}