{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/2107 <br>KARAR NO: 2024/2062<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/06/2021<br>NUMARASI: 2018/204 Esas - 2021/507 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı müteveffa ... vekili dava dilekçesi ile; 03.10.2016 tarihinde müvekkilinin karşıdan karşıya yaya olarak geçmek istediği sırada davalı ...'ün sevk ve idaresindeki diğer davalıların maliki ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralandığını, müvekkilinin kaza sonrasında oluşan sol ayağındaki ödem ve ezilme nedeniyle %8 oranında kalıcı maluliyeti oluştuğunu, ceza yargılaması sonucunda davalı sürücünün cezalandırılmasına karar verildiğini, davadan önce başvuru üzerine davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 3.238,20-TL ödemenin yetersiz olduğunu, Yargıtay içtihatları gereğince tazminat hesabının PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak yapılması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tüm davalılardan, 5.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ilk derece mahkemesi karar tarihinden sonra davacı kazazede ...'ün vefat ettiği, mirasçıları adına vekaletname sunulduğu görülmüştür. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesi ile; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıya dava açılmadan önce yapılan ödeme ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, kusur oranının ve maluliyet durumunun ispatı ve davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, faizin ancak dava tarihinden itibaren işletilebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; taleplerin zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafça ileri sürülen %8 oranında maluliyeti kabul etmediklerini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ...davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk derece mahkemesince; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda kazanın meydana gelmesinde davacının %85, davalının ise %15 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu rapordaki tespitlerin, ceza yargılamasındaki maddi vakıanın hukuk mahkemesini bağlayacağı da dikkate alındığında, ceza yargılamasında hazırlanan ve karara esas alınan rapora da uygun olduğunun değerlendirildiği, kaza tarihinde geçerli olan Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı kanaatine varıldığı bildirildiğinden maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü gerektiği kanaati ile; \"1-Davacının daimi sakatlık istemine ilişkin maddi tazminat  davasının ispatlanamadığından REDDİNE 2-Davacın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1000TL manevi tazminatın olay tarihi olan 3.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...’ten alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE\" karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı müteveffa ... mirasçıları vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili müteveffa ...'ün davaya konu trafik kazası neticesinde % 8 oranında malul kaldığını ispatlar İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen rapor yerine gerekçesiz ATK raporunun hükme esas alınarak maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ile karar verildiği, müvekkilinin kaza neticesinde sol ayağında oluşan yaralama nedeni ile malul olmasına rağmen ATK raporunda sol ayağındaki yaralanmanın hiç dikkate alınmadığı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken kaza tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekirken Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu,  müvekkili müteveffada oluşan alzheimer hastalığının kaza nedeniyle müteveffanın başını kaldırıma çarpmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti gerektiği, kusur oranlarına ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, davalı sürücünün yüksek hızla seyrettiği hususunun dikkate alınmayarak tali oranda kusur izafe edilmesinin hatalı olduğu, müteveffanın kaza sonrasında verdiği ifadesinde yeşil ışıkta geçtiğini beyan etmesi karşısında aniden yola çıktığının kabul edilemeyeceği, takdir edilen manevi tazminat tutarının az olduğu hususlarına ilişkindir. Davalı ... vekilinin istinaf nedeni; davacının sürekli maluliyeti bulunmaması nedeniyle manevi tazminat talebinin de dayanağı bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de reddi gerektiği hususuna ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. Maluliyete ilişkin raporun, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Dosya kapsamına yer alan ve hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda; \"Mevcut tıbbi belgelerde 03.10.2016 kaza tarihinde kişide sol omuzda oluşan herhangi bir kırıktan bahsedilmediği, grafi çekilmediği, dosya ekli grafiler incelendiğinde olay tarihinden yaklaşık 2 ay sonra 09.12.2016 tarihli sol omuz MR incelemesinde sol humerus tuberkulum majus lokalizasyonunda nondeplase avülsiyon kırığının bulunduğunun görüldüğü ancak kırık ile kaza arasında illiyet bağı kurulamadığı\" gerekçesine yer verilmek suretiyle davacı müteveffa ...'ün kalıcı maluliyetinin bulunmadığı kanaatine varıldığının bildirildiği, Davacı hakkında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 26.12.2017 tarihli raporda, araç dışı trafik kazası sonrası sol bacak travma, sol bacak ağrılı fleksiyon sonu minimal kısıtlı bağımsız ambule yürüme nedeniyle % 8 oranında engellilik oranı bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.Yine ATK 2. İhtisas Dairesi'nin raporlarında da belirtildiği üzere; kaza sonrasında düzenlenen İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin 03.10.2016 tarihli epikriz raporunda; davacıda, sol tibia medialde 4x10 cm dermabrazyon mevcut olduğu, ortopedi notunda; sol kruris orta 1/3 medialde ekimotik alan, sertlik, ödem ve büllerin mevcut olduğu, sol ayak bileği, diz EHA‘lerinin açık olduğu, parmaklarda pasif hareketlerin ağrısız olduğu hususlarının belirtildiği görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının kalıcı maluliyetinin kaza neticesinde sol bacakta meydana gelen yaralanmadan kaynaklandığının ileri sürülmesine, kazanın akabinde düzenlenen epikriz raporunda sol bacak ve sol ayak bileğinde yaralanmaların mevcut olduğunun, davacı hakkında S.B.Ü. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda sol bacak travmasından kaynaklı olarak %8 oranında maluliyet bulunduğunun belirtilmesine rağmen hükme esas alınan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda sol bacakta meydana gelen yaralanmaya ilişkin herhangi bir değerlendirilmeye yer verilmediği, bu hali ile raporların birbirleri ile çelişkili olduğu görülmüştür. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'na gönderilmesi suretiyle dosya kapsamında yer alan ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlar ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 26.12.2017 tarihli raporun irdelendiği, kazanın akabinde İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin 03.10.2016 tarihli epikriz raporunda belirlenen \"sol tibia medialde 4x10 cm dermabrazyon mevcut olduğu, sol kruris orta 1/3 medialde ekimotik alan, sertlik, ödem ve büllerin mevcut olduğu, sol ayak bileği, diz EHA‘lerinin açık olduğu, parmaklarda ağrısız pasif hareketlere\" ilişkin tespitler nedeniyle kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacı müteveffa ...'ün kalıcı maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli şekilde düzenlenecek rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, davacı vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerindedir. Açıklanan nedenle, davacı müteveffa ... mirasçıları vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının gerekçesi ve şekline göre davacı vekilinin sair, davalı ... vekilinin tüm istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı müteveffa ... mirasçıları vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafça peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendilerine iadesine,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d6f7730297ed861","SID":"2f34e3352e9e478c"}}